KOMİSYON KONUŞMASI

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli katılımcılar, değerli misafirler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Ben, burada bir ayrım yapılması gerektiğini düşünüyorum. Buradaki birçok arkadaşımız, Sanayi Komisyonundaki arkadaşlarımızın birçoğu aynı zamanda sanayici, aynı zamanda ihracatçı. Şimdi, üretir ve ihraç eder. Ürettiği ürünleri ihraç edenin aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine üye olması, aynı zamanda Türkiye İhracatçılar Meclisine üye olması ve aynı zamanda da her iki taraftan aidat alınması, munzam aidat alınması, yok, ihracat kesintisi... Binde 5 gibi bir oran var. Zaten ihracatçılar kıt kârlarla, kıt kanaat yaptığı ihracatlarla ülke ekonomisine çok ciddi katkı sağlarlar. Bu kesintilerin çok ciddi anlamda... Yani neredeyse yüzde yarımdan bahsediyoruz şimdi gelen kanun teklifiyle, daha önce binde 3'tü...

ŞAHİN TİN (Denizli) - Pardon, Başkanım, bir düzeltme yapabilir miyim?

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Müsaade et, bitirsin, ondan sonra.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bitince yap.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Hayır, oran konusunda...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Bir bitirsin. Buyurun.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Binde 5 oranında.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - On binde...

ŞAHİN TİN (Denizli) - On binde 3...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Doğru, on binde. Tamam, on binde 5... Hayır, 3 olmasını da eleştiriyorum ben, anlamadınız, 3 olmasını da eleştiriyorum.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Tamam, o zaman ayrı mesele...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - İhracatı zaten zar zor... Diyoruz ya işte, "Anadolu kaplanları gittiler, koltuklarına katalogları aldılar, Afrika'yı gezdiler, Asya'yı gezdiler, ihracatı yaptılar; aslanlar, kaplanlar..." Fakat bir de kesinti yapıyoruz. Ha, oradaki biriken fonu, İhracatçılar Meclisindeki biriken fonu bugün ihracatçılara kredi olarak...

ŞAHİN TİN (Denizli) - Kefalet. Para vermiyor, kefalet olarak...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Kefalet olarak. Ama kesmezseniz, zaten ben onları söyleyeceğim. Kredi Garanti Fonu vardı -madem öyle dediniz, Kredi Garanti Fonu var- 2019 yılında stok affıyla ilgili, kredi kullandırımıyla ilgili ihracatçılara böyle bir kaynak sundu; 2020 yılında pandemiyle ilgili bir kaynak sundu. EXIMBANK da buradan, sanıyorum, yanlış hatırlamıyorsam, teminat mektubu alarak bu kredileri vermek istediği için -yanlıştır, düzeltirsiniz- burada çok ciddi bir kullanım olmadı. Şimdi, Kredi Garanti Fonu varken böyle bir kefalet kurumunun kurulmasının bir açıklaması vardır, onun açıklanmasını bekliyorum.

Aynı zamanda, ihracatla ilgili birkaç şey söyleyeceğim. Türkiye ihracatı, 2010 yılında -grafiklere bakıldığı zaman- kilogram bazında 1,20 dolar gibi bir değerden 2014 yılında 1,59 dolara çıkmış. Fakat 2020 yılındaki ihracatın kilogram değerine baktığınız zaman da 1,09 dolara düşmüş. Biraz önce bir arkadaşımız söyledi; Türkiye'deki kur artışlarının, aslında Türkiye'de yapılan ihracatın birim değerlerinin karşı taraftaki alıcı tarafından iyi takip edilmesinden ve fiyat pazarlıklarına girilmesinden, sonuç itibarıyla da fiyatın düşürüldüğünden bahsetti; katılıyorum. Fakat asıl mesele, Türkiye'de 2018 yılından itibaren bu sert düşüş yaşanıyor, ihracatın kilogram fiyatındaki sert düşüş 2018 yılından itibaren gelişiyor. 2018 yılında, biliyorsunuz, iki gün içinde yüzde 10 artı yüzde 10... Bu Rahip Brunson meselesinde ciddi anlamda paramız devalüe oldu ve fiyatlar oradan itibaren aşağı doğru geriledi. Tamam, düşük teknoloji ürünler ihraç ediyoruz, eyvallah ama bir başka sebebi de... Türkiye'de "Döviz yükseldiği zaman ihracat rakamlarımız artar." tezini çürüten bir şey bu. Fiziki olarak belki artıyor olabilir, miktarsal olarak artıyor olabilir, parasal olarak da artıyor olabilir ama bakıyorsunuz, gelir olarak inanılmaz bir şekilde düşmüş; bu yoksullaştırıyor. Yani, bir şekilde büyümeye katkısı var ihracatın ama ülkeyi yoksullaştıran bir büyüme noktasına getiriyor.

Şimdi, bu kesintilerle ilgili biraz önce fikrimi söyledim. Tabii, sizlerden de kanun teklifini veren arkadaşlarımızın bununla ilgili mutlaka bir açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum.

Aidatlarla ilgili biraz önce bir itiraz geldi, "Orada bir düzeltme yapacağız." dediniz, onun da bir düzeltmesini ayrıca rica ediyorum. Bir arkadaşımız, mesela Şahin Tin arkadaşımız, aynı zamanda üretici, aynı zamanda ihracatçı, aynı zamanda sanayi odasına üye, aynı zamanda Türkiye İhracatçılar Meclisine aidat ödüyor; aynı zamanda kesintiler var, onları ödüyor; aynı zamanda da munzam aidatı ödüyor. Eğer bir de gıda işi yapıyorsanız ayrıca Ticaret Borsasına da böyle bir aidat ödüyorsunuz. Yani, burada bir adaletsizlik söz konusu, bunu Komisyon Başkanımız gayet iyi bilir. Burada bir adaletsizlik söz konusu, bunun düzeltilmesi lazım. Bu aidat meselesi, asgari ücretin 10 katı, 20 katı, 50 katı gibi... Biraz önce İYİ Parti vekilimiz söyledi, aynı görüşleri ben de paylaşıyorum.

"Yoksullaştıran büyüme" dedim. Bir ülkenin daha fazla üretip, daha yüksek hacimde ihracat gerçekleştirdiği, ancak dış ticaret hadleri bozulduğu için ihraç ürünü fiyatlarının azalması durumudur; bu da teknik anlamda izah etmem gereken bir şey.

Bir de burada, asgari ücretle ilgili -biraz önce vekillerimiz de söyledi- sadece kur artışının geniş kesimlere etkisini düşünerek yaklaşmak zorundayız. Yüksek kur ve fiyat artışları beklentileri bozar, belirsizlik ve istikrarsızlık artar, tahmin yapmak zorlaşır, büyük bir kesim fiyat artışlarına karşı gelirini korumayı başaramaz; asgari ücrette de gene aynı şekilde. Dolar bazında dünyanın neredeyse en düşük asgari ücretini veren ülkelerden bir tanesi durumuna geldik. Hatırlarsanız, 2000'li yılların başında "1 adam 1 dolar" sloganıyla Çin dünya pazarlarına çıktı. Yani "Bir adamın aylık geliri 30 dolar." dedi ve sanayisini bu düşük işçilikle çok ciddi büyütmeye çalıştı. Şimdi, bizim durumumuz oraya doğru gidiyor arkadaşlar; bu, bir uyarı, bu şekilde algılayın. Bizim durumumuz oraya gidiyor. Şimdi, bugün Çin'de asgari ücret 2.200 yuanmış, dolar olarak bunun karşılığı 342 dolar. Türkiye'deki asgari ücret bugün, hesaplandığı zaman 304 dolara düşmüş. Ayrıca, bir de Suriyeli kayıt dışı çalıştırılanları bu hesabın içinde tutmuyorum; kayıt dışı çalışıyor, asgari ücretin yarısına çalışıyor, bu hesabın içinde yok. Sadece yuanla karşılaştırıldığı zaman, bizim asgari ücretimiz 304 dolar; Çin'de 342 dolar, bizde 304 dolar. Yani şimdi, ihracatı değerlendirirken, sanayi büyümemizi ve kendi büyümemizi değerlendirirken bunları göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Ayrıca, önümüzdeki günlerde Asgari Ücret Tespit Komisyonu bir araya gelecek. Orada, inşallah, o Asgari Ücret Tespit Komisyonundaki iktidar tarafındaki temsilciler bu gerçeği, Türkiye'deki bu gerçekliği de göz ardı etmezler.

Benim şimdilik söyleyeceklerim bunlar.

Elinize sağlık, teşekkür ediyoruz Şahin Bey.

İhracatımızın artması tabii ki hepimizin arzusu fakat bu söylediklerim de göz ardı edilmemeli.

Teşekkür ediyorum