KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli hazırun, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gelir düzeyi düşük, sermayeleri yetersiz insanların bir araya gelip ekonomik güç sağlamasına imkân sunan kooperatifçiliğin yaygınlaştırılması Türkiye için vazgeçilmez bir öneme sahip elbette. Bireylerin kendi işinin sahibi olma duygusunu hissettiren, istikrar ve kazanmayı aşılayan kooperatiflerin şeffaflığı, gerek ortaklar arasında gerek kamuoyu nezdinde güvenin sağlanması açısından önem arz etmektedir.

Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin geneli incelendiğinde, bazı maddelerin sorunlu, bazı maddelerin de tartışmalı olduğu görülecektir. Bu maddelere ilişkin; madde 9, madde 10, 13, 20 gibi maddelerde düzeltilmesi gereken birtakım noktalar var, zaten bunları grup olarak önergelerimizle ileteceğiz.

Değerli milletvekilleri, tabii, tarım kredi ve satış kooperatifleriyle ilgili düzenlemeler daha çok yönetim, denetim, kurumsal usul ve esaslara, cezai müeyyidelere dayanmakta. Oysaki bizim burada, bu Meclis çatısı altındaki asli görevimiz, kooperatifçiliğin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve en önemlisi, dürüstlük ve samimiyet ilkesiyle yurdun dört bir tarafında hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruma esaslı yeni kooperatiflerin kurulmasını sağlamak olmalı. Çiftçi üretiyor ancak ürettiğini pazarlayamama sorunu var. Girdi maliyetlerinin yüksekliği, kâr marjının düşük olması özellikle tarım topraklarının terk edilmesine, birinci sınıf tarım arazilerinin beton bloklara teslim edilmesine neden oluyor.

Anadolu'da yüz binlerce ailenin ekmek yediği, üretim gerçekleştirdiği, gönül rahatlığıyla ürünlerini teslim edip alın terlerinin karşılığını alabildiği kooperatiflerin bir kısmından maalesef artık eser yok. Örnek verecek olursam; Adana merkezli, sadece merkezî entegre tesislerinde 10 bine yakın işçiyi barındıran, Türkiye'nin her tarafına yayılmış tesisleri ve kooperatifleriyle yüz binlerce insanın iş, aş, ekmek kapısı ve umudu olan ÇUKOBİRLİK'i maalesef kaybettik. Bakın, ÇUKOBİRLİK, hepinizin bildiği gibi, pamukla birlikte soya, kanola, ayçiçeği üreticisini serbest piyasa koşullarına ezdirmeyip, üreticiye gübre, tohumluk ilaç, küspe desteğinde de bulunmaktaydı. Yaklaşık 50 bin üretici ortağına hizmet eden, iplikten boya basmaya, sıvı yağdan sabuna, biyodizelden dokumaya kadar pek çok alanda Türk ekonomisine büyük katkı sunan, özellikle, pamuk üreticisine ekmek kapısı niteliğinde bir kurumu yeniden ayağa kaldırma gibi bir dertle neden dertlenmiyoruz acaba? Neden hâlâ kurumun elindeki son varlıkları alelacele satmayla ilgileniyoruz? Bu, bir çelişki değil mi arkadaşlar? Bir taraftan kooperatiflerin iyileştirilmesi için kanun teklifleriyle uğraşırken diğer taraftan da -yani bu taslaklarla uğraşırken- elimizde var olan ve gerçekten bu ülkenin ekonomisine ciddi katma değer üreten ÇUKOBİRLİK gibi Anadolu'da pek çok kooperatif maalesef kapanıyor ve mal varlıkları bir mezatta satılır gibi satışa çıkarılıyor.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de ne yazık ki tarım satış kooperatifleri, amacına uygun da çalışmıyor. Hayat pahalılığının olabildiğince arttığı bir dönemde "tarım satış kooperatifi" ismini ancak Cumhurbaşkanının işte, birkaç tane gofret, birkaç tane bisküvi, abur cubur yiyecekler satın aldığı bir görüntüyle duyduk ne yazık ki. Sayın Erdoğan fiyatların makul ve ucuz olduğunu söylese de tam tersine, bazı ürünlerin daha pahalı olduğu aşikârdı. Ayçiçeği yağının -kamuoyuna mal oldu biliyorsunuz- daha yüksek fiyatlı olduğu açığa çıktı.

Yeni düzenlemeyle kooperatiflere bir düzenleme getirilmek isteniyor ama satış kooperatif marketlerinin 2019 yılında 46 milyon 5 bin 231 lira olan zararının 2020 yılında 12 milyon 248 bin 330 lira artarak 58 milyon 253 bin 561 lira olduğu anlaşıldı. Ayrıca, Cumhurbaşkanının bir sözüyle bin yeni market açılışı nasıl ve hangi tarihler arasında gerçekleşecek? Hükûmet bu konuda nasıl bir süreç yürütmeyi planlıyor? Marketlerin neden zarar ettiğine yönelik bir çalışma, bir araştırma yapılmış mıdır? Yeni açılacak marketlerde vatandaşa piyasa fiyatının altında ürün tedariki, bunlar belki uzun vadede tartışmamız gereken şeyler. Yine, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürünün almış olduğu maaş tartışma konusudur, başka kurumlardan huzur hakkı aldığına ilişkin tabii söylentiler dolaşmaktadır; bu, doğru mudur? Önümüzde zarar eden bir kurum dururken hani hangi başarıdan dolayı bu huzur hakkı ve maaş alınmaktadır? Kurumu zarara uğrattıkları hâlde çift maaş alan bu müdürlerin mutlaka açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Önce var olan kooperatif varlığımızı korumak, onları zarar ettirmemek öncelikli görevimiz olmalı diye düşünüyorum.

Maddelerle ilgili görüşlerimizi daha sonra sunacağız.

Teşekkür ediyorum.