KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Merkez Bankamızın Değerli Başkanı, değerli bürokratlar, sayın basın mensupları; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Başkanın göreve atanmasından kısa bir süre sonra Komisyonumuza gelip ekibiyle birlikte bu sunumu yapmış olması her şeyden önce değerlidir. Merkez Bankasının ekonominin içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendirdiğini bilmek, bu bütçe görüşmeleri öncesinde Komisyonumuzun da ihtiyaç duyduğu bir husustur. Bu bakımdan Başkanın yapmış olduğu bu organizasyon ve Merkez Bankamızın katılımı nedeniyle teşekkür ediyorum; zamanlaması da iyi olmuştur.

Tabii, burada, biz Merkez Bankası dediğimiz zaman hemen para politikasını hatırlıyoruz. Bir iktidar, bürokrasisiyle birlikte o ülkedeki ekonominin gelişmesinden sorumludur çünkü bir ülkede ekonominin genelini etkileyebilecek politikaları ortaya koyabilecek, uygulayabilecek tek güç devlettir. Eğer devlet, siyasi iktidarıyla, kurumlarıyla birlikte gerekli politikaları uygulayamıyorsa, ekonominin içinde bulunduğu durumu iyi yorumlayamıyorsa, geçmişten tevarüs eden şeyleri iyi değerlendiremiyor ve geleceğe bakışında sakatlıklar varsa o ülkede ekonomik sorunlar bitmez, ortadan kalkmaz. Onun için ekonomi politikalarının en önemli ayaklarından biri olan para politikasını Merkez Bankasının uyguluyor olması nedeniyle de Merkez Bankamızın ekonomiye bakışını ve yaptıklarını bilmek elbette Komisyon üyelerinin ve Meclisin hakkıdır. Ancak bu sunumda gördüğüm tablo, kafamdaki hiçbir soruyu cevaplandıracak nitelikte değil. Aslında bu sunumda Merkez Bankasının politikalarını göremedim. Bakın, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 4'üncü maddesi açıktır. Bu 4'üncü maddede Merkez Bankasının amacı ve görevleri sıralanmıştır. Onlarca görev vardır ama bu görevlerden son sıralarda yer alan, müşavirlikle ilgili görevlerinden önceki son görevi yani bir bent, sadece bugünkü sunum onu içeriyor, onun dışında hiçbir şeyi içermiyor. Nedir bu sunumun içerdiği bent, Merkez Bankamızın görevi olarak? "Banka -yani Merkez Bankası diyor kanun- piyasaları izlemek amacıyla bankalar ve diğer mali kurumlardan gerekli bilgileri istemeye ve istatistiki bilgi toplamaya yetkilidir." diyor. Bugünkü sunum, sadece ve sadece bu bendi karşılıyor. Merkez Bankamız sürekli olarak istatistik derleyen, ekonomik göstergeleri yayınlayan kurumların bilgilerine ulaşıyor ve ulaşmış olduğu bu bilgileri burada sıraladı. Hâlbuki, benim merak ettiğim konu bu değil, bu değil yani önce, önemli sorunlar var; bu sorunlara bakış tarzı ne Merkez Bankamızın, geleceğe bakışı ne, uygulamak istediği veya uyguladığı politikalar nedir ve bu politikalar hangi değişkeni, nasıl etkileyecektir? Ekonominin içinde bulunduğu durumdan da Türkiye bu politikalarla nasıl çıkacaktır? Yani sunumda, Merkez Bankasının ekonomiyi etkileme gücünün ve araçları kullanma biçiminin ne olduğunu görmek isterim ben. Yoksa buradaki istatistiki bilgilerin tamamını Merkez Bankamız sunmamış olsaydı dahi her bir milletvekilimiz internete girmek suretiyle yarım saat içinde zaten derlerdi. Ben yeni bir şey görmedim.

Üstelik, acaba Merkez Bankası diğer kurumların verilerine ne kadar güvenmelidir? Politika uygulayacak yer burası olduğuna göre resmî kurumlar, resmî rakamlar mı önemlidir yoksa gerçek gerçek rakamlar mı önemlidir? Eğer, resmî rakamları gerçek rakamlar zannedip de politikayı onun üzerine kurarsak zaten kurduğumuz politika baştan çöker. Gerçek rakamlara ulaşmamız lazım yani gerçek enflasyon ne, gerçek büyüme ne? Ama gördüğüm kadarıyla, bu sunumda verilen rakamların tamamı, TÜİK ve diğer kurumların ilan etmiş olduğu ve kamuoyunda çok tartışılan rakamlardan ve verilerden ibarettir. Bu da sağlıklı bir sonuç almaya, Merkez Bankasının sağlıklı bir politika uygulamasına yeterli nitelikte değildir.

Diğer taraftan, veriler verilirken burada, sunumda sıralanırken tabii, her veriyi farklı bir açıdan görebilirsiniz, işinize geldiği gibi yansıtabilirsiniz. Burada da yine aynı şekilde yani işimize geldiği gibi yansıtmışız. Acaba öyle mi yansıtmalıyız? "Türkiye'nin borç yükü" dediğimizde acaba sadece Hazinenin rakamlarına mı bakmalıyız? Yoksa, Merkez Bankası bunun ayrıntısına girmek suretiyle bu döviz yükümlülüklerine de mi bakmalı? Bunu bir bütüncül açıdan görmediği takdirde politikalarda sağlıklı sonuçlar almak mümkün değildir.

Veya işte, Covid'le ilgili, aşılanmayla ilgili rakamlar herhâlde Sağlık Bakanlığından alınmış. Acaba Sinovac aşılarını saymak mı lazım, saymamak mı lazım? Çünkü dünya saymıyor, Avrupa Birliği kabul etmiyor. Sadece BioNTech aşısına baktığımız zaman, acaba Türkiye'deki aşılanma oranı ne kadar gibi, önüne gelen verileri de analiz etmesine ihtiyacı vardır politika uygulayan bütün kurumlarımızın.

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI BAŞKANI ŞAHAP KAVCIOĞLU - Sayın Bakanım, haziran ayındaki sunumda bir oranımız var, sadece BioNTech'i gösteriyor.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Buradaki BioNTech. O zaman...

TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI BAŞKANI ŞAHAP KAVCIOĞLU - Yüzde 16'dan sonra çok hızlı bir şekilde yüzde 63'e gelmiştir.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, anladım.

Teşekkür ederim, sağ olun.

Şimdi, Merkez Bankası görevlerine baktığımızda, amaçlarına baktığımızda net bir şey söylüyor: "Temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır." Ben, bu sunumda, fiyat istikrarını sağlamak için neler yaptığını da göremedim yani en azından bunu görmeliyiz biz.

Veya "Banka, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla çelişmemek kaydıyla, hükûmetin büyüme ve istihdam politikasını da destekler." diyor. Burada, tabii, hükûmetle koordineli olarak yürütülecek bir iş olduğu için bu büyüme politikalarıyla ilgili fiyat istikrarıyla çelişmeden nasıl bir yol tutturmuş, nasıl bir politik zemin bulmuş Merkez Bankası, bunu da doğrusu bilmek isterim, öğrenmek isterim. Bunların ötesinde, bu istatistiki verileri burada tekrar etmek yerine tüm bu politik amaçlara ulaşmak için Merkez Bankası Kanunu'nun 4'üncü maddesinde verilen görevleri nasıl kullandı ve gelecekte nasıl kullanmayı planlıyor? "Gelecekte nasıl kullanmayı planlıyor?" dediğim zaman bürokratlar bu konuda çekingen olurlar, "Gelecekle ilgili şu hedefe ulaşmak için şu politikamızla, şu görevimizi şöyle yapacağız." demekte biraz zorlanabilirler ama ben, Türkiye'de şu anda içinde bulunduğumuz durumun belirlenmesi için en azından şu son 2018 Ağustosundan bugüne kadar Merkez Bankasının izlemiş olduğu politikalardaki çelişkilerin ve zikzakların nedenlerini ve ne anlam ifade ettiğini şu andaki Merkez Bankamızdan dinlemek isterdim. Yani farklı farklı tavırlar sergilenmiştir. Ben uzaktan baktığımda ne görüyorum? Sayın Cumhurbaşkanı hemen müdahil oluyor. Nasıl müdahil oluyor? Siyasetçilerin refleksidir, ani ortaya çıkan olaylar karşısında hemen o kısa dönemi atlatmak için "Bu niye öyle değil, bu niye böyle?" diye müdahil olurlar yani siyasetin refleksi budur, kısa dönem algıları daha güçlüdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, toparlarsanız.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) - Geniş tutalım şunu.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kurumlarımızın bu siyasetin kısa dönem algılarından da öte uzun dönem planlamaları lazım, uzun dönem planlamaları yapmaları lazım. Uzun dönem değil, 2018'den bugüne, işte, üç sene geçmiş, 2018 Ağustosundan beri Türkiye krizde, önemli ekonomik sorunlar var, ekonomik buhran dönemi yaşıyoruz ve biz bu dönem içerisinde, üç yılda üç dört farklı Merkez Bankası manzarası gördük. Bunu niye gördük? Sonra, döviz rezervleri sürekli azalmış -net döviz rezervleri olarak söylüyorum- ve kamuoyunda aylarca "Nerede bu 128 milyar dolar?" diye tartışılmış. Bu önemli bir konu artık. Bu 128 milyar doların hangi usulle, nasıl ve nereye eritildiğini, bir Merkez Bankası sunumunda kendi perspektiflerinden dinleme ihtiyacı içerisindeyim ben. Bu anlatılmalı yani burada. Nedir bu, ne oldu? Yani bu Hazineyle yapılan anlaşmalar neyin nesi? Merkez Bankasının kasasını Hazine nasıl boşaltıyor? Burada bir yanlışlık var galiba veya o anlaşmalar bizim hukuk düzenimize uygun mu? Yürürlükten kaldırılan bir maddeye istinaden yapılmış bir anlaşma olduğundan bile bahsediliyor ve üstelik de hiç tolere edilmeyecek, Merkez Bankasının inisiyatifi elinden kaçırmaması kadar önemli ve büyük miktarda bir para bu arada Hazine vasıtasıyla eritiliyor; eğer doğruysa. Bunu net ve açık bir şekilde görmek isteriz ve bunun da ötesinde, Merkez Bankasının son yirmi yıldaki politikaları da gözden geçirmesi lazım. Yani bu mutlak suretle yapılması gereken bir şey. Yirmi dönem, yirmi yıl demek bir uzun dönem demektir. Bu uzun dönemde iktidarlar her zaman kendi dönemleriyle ilgili sorgulanırlar. Genellikle kısa dönemdir bir iktidar dönemi ama mevcut iktidar uzun dönem politikalarıyla da sorgulanmayı hak eden bir iktidardır. Yirmi yıl ne yaptınız, Ne yaptınız? Yirmi yılda ülkenin ekonomik performansına katkınız ne? Yoksa ülkenin ekonomik performansını mı mahvettiniz yanlış politikalarla, zikzaklarla, istikrarlı bir politika tutturmayarak?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, toparlayabilirsek artık.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O bakımdan, para politikası açısından da bu yirmi yılın bir analizinin yapılması lazım bence. Yani hem 2018 sonrasının hem 2002 sonrasının bir analizi, değerlendirmesi, en azından Merkez Bankası ve para politikaları açısından değerlendirilmesi buradaki sunumda olmalıydı diye bakıyorum.

Teşekkür ediyorum.