| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin (2/3740) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 12 .07.2021 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ben konuşmama öncelikle Somalı maden işçilerinin hak arama mücadelesinden dönerken geçirdikleri trafik kazası sonucu vefat eden BAĞIMSIZ MADEN-İŞ Sendikası Başkanı Tahir Çetin ve BAĞIMSIZ MADEN-İŞ Sendikası üyesi Ali Faik İnter'i saygıyla anarak başlamak istiyorum. Bu büyük kayıp nedeniyle bağımsız MADEN-İŞ Sendikasına ve maden emekçilerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Bilindiği gibi, Uyar Madencilik tarafından yıllardır tazminatları ödenmeyen Somalı madenciler belirli aralıklarla yollara düşmüş, yaptıkları eylemler sonucunda iktidardan tazminatlarının ödenmesi konusunda sözler almışlardı. Madenciler, bu sözler tutulmayınca 4 Temmuz günü yeniden Ankara'ya yürüyüş başlatmış ancak kolluk kuvvetleri tarafından Ankara'ya sokulmamışlardı. 9 Temmuz günü dönüş yolunda son derece üzücü bu kaza yaşanmıştır. Tekrar ediyoruz, bu ülkede hakkını arayan madencilerin önünü değil, hırsızlık yapanların önünü kesin, yolsuzluk yapanların önünü kesin. Maden işçilerinin bu büyük kaybının sorumlusu, bütün bu süreç boyunca madencilerin haklarını alması konusunda elini kıpırdatmayan, madencileri tekrar tekrar yollara düşüren AKP iktidarıdır. İktidarı bu sorumsuz tutumundan dolayı kınıyorum ve tekrar ediyorum: Madenciye verilen sözler tutulsun ve mağduriyetleri giderilsin.
Yine, madenciler ilgili şu hususu vurgulamak istiyorum: Geçen hafta Zonguldak'taydık 23 milletvekilimizle birlikte. Orada gördüğümüz konulardan birisi şu, zaten Zonguldak milletvekillerimiz sürekli olarak dile getiriyor, bir kez daha bunu burada vurgulamak istiyorum: Maden şehitleri eşitlik istiyor arkadaşlar. 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma'da yaşanan maden katliamı nedeniyle 301 madencimiz, 28 Ekim 2014 tarihinde ise Ermenek'te 18 madencimiz yaşamlarını yitirmişlerdi. Çıkarılan torba yasayla 13 Mayıs ile 28 Ekim 2014 tarihleri arasında yaşanan maden kazalarında yaşamlarını yitiren madencilerimizin yakınlarına SGK'ye olan borçlarının silinmesi, hak sahiplerine aylık bağlanması ve kamuda istihdam hakkı sağlanmıştır. 13 Mayıs 2014 tarihinden bir gün önce veya 28 Ekim 2014 tarihinden bir gün sonra yaşanan maden kazası sonucu yaşamını yitiren madenci yakınları ise bu haklardan kapsam dışı bırakılmıştı. Bu durum Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Devlet, vatandaşları arasında ayrım yapmış, kişiye ve olaylara özel hak vererek madenci ailelerini mağdur etmiştir. Acı aynı, çekilen sıkıntı aynı; o zaman niye bu ayrım? Bu konu da acilen çözülmelidir.
Değerli arkadaşlar, pandemi döneminde burada birçok yasa çıkardık. İktidar vekillerinin çoğunlukla torba yasa biçiminde karşımıza getirdiği tekliflerle ilgili hep şu vurguyu öne çıkardık: Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, halkımızın ekonomik ve sosyal ihtiyaçları bu dönemde yeniden şekilleniyor. Örnek vermek gerekirse, eğer pandemi olmasa esnafın kira ödeme zorluğunu bu sıklıkta burada belki de konuşmayacaktık, keza kısa çalışma ödeneğini de bu kadar konu etmeyecektik. Bildiğiniz gibi, kısa çalışma ödeneği sona erdi, insanlar kısa çalışma ödeneği bittiği için işsiz kalıyor ama herhangi bir düzenleme yapılmadı acilen bu konuda da bir düzenleme yapılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütünün "Pandemi bitti." açıklamasına kadar kısa çalışma desteğinin devam ettirilmesi gerekmektedir, en azından yıl sonuna kadar uzatılması gerekmektedir. Kısa çalışma ödeneğinin hiçbir şarta tabi tutulmadan, alınma şartları kolaylaştırılarak devam etmesi gerekir, ayrıca miktar da en az asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.
Diğer bir konu, Adıyaman'da tütün üreticilerinin günlerdir süren direnişi. Arkadaşlar, sarmalık tütün meselesi, sadece Adıyaman'ın meselesi değil, Türkiye'nin meselesidir. Sarmalık tütün meselesi bir ekmek mücadelesidir, bir onur mücadelesidir. Adıyaman'da, tütün ticaretine hapis cezası getiren yasanın yürürlüğüne tepki gösteren, anayasal haklarını kullanan 10 tütün üreticisi Anayasa'ya ve kanuna aykırı olarak keyfî bir kararla tutuklandılar. Tarım tekellerini zengin etmek için tarımı ithalata bağımlı kıl, kendi çiftçini tutukla; bu mudur adalet?
Şimdi karşımıza gelen teklifler bu sorunları yok sayıyorsa, Parlamentoyu halkımızın ihtiyaçlarının çözüm kürsüsü olarak gören bizler için bu konuları her fırsatta konuşmak bizim de boynumuzun borcudur arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, bu torba kanunda örtülü biçimde olağanüstü hâli üç yıl daha uzatma anlamına gelen maddeler var. Bu bir günlük komisyon görüşmesiyle alınabilecek bir karar mıdır? Ülkede zaten fiilen olağanüstü hâl uygulanmakta. Ülkemizin en önemli üniversitelerinden birinin kapısına kelepçeler asılıyor, rektör kendisine bir hapishane inşa etti. Basın özgürlüğü açısından dünyada en geri noktada olan ülkelerden biriyiz. Emekçiler en ufak bir hak talebi için barışçıl biçimde sokağa çıktığında copla, gazla karşılaşıyor. İnsanlar "tweet" attı diye içeri giriyor. Adıyaman'da 10 tütün üreticisi hakkını aradığı için tutuklu. Çevresini korumak isteyen İkizdereli gözaltılarla yıldırılmak isteniyor ve bu gerçekler ortadayken dört başı mamur bir gerekçe ortaya koymadan bir torba içine sıkıştırılmış yasalarla OHAL'i nasıl uzatmak istersiniz? Bu, ciddiyetle ne kadar bağdaşıyor? Bunu maalesef ki aklımız almıyor. Ben, size bu gerekçede yazılmayan tarafını söyleyeyim, iktidar siyasi ömrünü tamamlamış, uzatmalara oynamaktadır. Uzatmalarda ayakta kalabilmenin tek yolu baskıdan geçmektedir çünkü tek adam rejiminin artık toplum nezdinde inandırıcılığı da kalmamıştır.
Genel olarak maddelere baktığımızda, 4'üncü madde, bu hâliyle ormanlarda tahribat yaratma riski taşımaktadır. Ormanlara yönelik anayasal mevzuata terstir. Anayasa'mıza göre, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilmez. Şu soruya da mutlaka yanıt verilmelidir: Bu hava ayrıştırma tesisleri hangi il ve ormanlık alanlar için öncelik taşımaktadır?
Diğer madde, 16'ncı maddede engellilerin erişilebilirliğini sağlayacak yükümlülüklerinin ertelenmesi öngörülüyor. Bu, engellilerimizin mağduriyetini devam ettirecek bir ertelemedir. Madde görüşülürken 16'ncı maddeyle ilgili görüşlerimi detaylı olarak da anlatacağım. Ancak şunu vurgulamak istiyorum: Engellilerin ve ailelerin çok önemli bir bölümü yoksulluk, işsizlik ve çaresizlik koşullarında yaşamlarını sürdürmektedir. Engellilerin insan ve yurttaş onuruna yakışır bir yaşam kurmasının ön koşulları; erişilebilir kentler, erişilebilir kamu hizmetleri, çalışma ve istihdam hakkının tanınması ve uygulanmasıdır. Engelliler için de engelsiz ve bağımsız yaşamın en önemli şartlarından biri çalışma ve istihdam hakkıdır. Bu iki hakkın hayata geçirilmesinde iktidarın sınıfta kaldığı ortadadır.
Diğer madde, 13'üncü maddede Rekabet Kurulu üyelerinin yaptıkları işle ilgili işlerde ve sektörlerde çalışmasının iki yıllık süreyle ertelenmesinin tarafsızlık ilkesi gereği beş yıla çıkarılması şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir.
Bitirirken şunu tekrar etmek istiyorum: Biz güçlendirilmiş parlamenter demokrasiye geçişten bahsederken Türkiye Büyük Millet Meclisinin itibarının iadesini de vurgulamak istiyoruz. Bunun en hakiki ölçüsü, Parlamentoyu halkımızın ihtiyaçlarının çözüm kürsüsü hâline getirmektir, torba yasalara Anayasa'ya aykırılığı açık olan maddeleri doldurmak değildir.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.