| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3727) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .07.2021 |
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Önümüzde bulunan teklife baktığımızda öncelikle gördüğümüz bu teklifin eksik olduğu yönündedir. En başta 5199 sayılı Kanun'un "Hayvanları Koruma Kanunu" olan adını hayvan hakları kanunu şeklinde bile değiştirememiş. Tabii gönül isterdi ki "hayvan hakları kanunu" adı altında baştan, sıfırdan, görüş birliğiyle, el birliğiyle bir kanun yapılmasıydı ancak bu yapılamıyor görüldüğü üzere. En azından adını bari değiştirseydik belki bir aşama olurdu.
İkinci bir eksik olarak da şunu söyleyebiliriz: Mecliste kurulmuş olan Hayvanların Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelenin Önlenmesi İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunda belirlenen esasların da birçoğunun bu teklife giremediğini görüyoruz. Yine teklif, hayvanları mal, eşya statüsünden çıkarmak gibi bir iddiaya sahipken "süs" kelimesi kanundan çıkarılıyor ancak pet shoplar, ondan sonra su sirkleri, hayvanat bahçeleriyle ilgili düzenlemelere bakıldığında aslında hayvanların yine mal ve eşya gibi görüldüğü de maalesef dikkatimizi çekiyor.
Yine yerel yönetimlere bazı sorumluluklar getiriliyor, artırılıyor görev kapsamı belirleniyor ve bununla ilgili de bütçelerinden bir kaynak ayırmaları öngörülüyor ancak işte, hep bahsedilen ve işlerin kilitlendiği nokta kaynak meselesi. Belediyelere işte "Gerçekleşmiş bütçelerinizden şu kadar miktarı ayırın." demek bu işe kaynak ayırmak değildir maalesef. Esas olması gereken merkezî bütçeden sırf bu işe özgülenmiş bir ödeneğin, bir tahsisatın yapılarak belediyelerin de yerel yönetimlerin de bunlara katkı vermesini sağlayarak sadece bu işe özgü olarak kullanılabileceği noktasında bir hüküm getirilmesi, belirlemeyi bu şekilde yapmak bence daha uygun olurdu diye düşünüyorum.
Yine bu kanunda çokça değinildi, ben de değinmek istiyorum; "hayvanlarla cinsel ilişkiye girmek" tabiri tabii ki evlere şenlik. Hem kavramsal hem de hukuk tekniği açısından bu ifade çok sorunlu. Birincisi, ilişki iletişimi kapsar. Bu kanun teklifini getiren arkadaşların bunu düşünmemiş olmaları gerçekten büyük bir eksiklik. İlişki iletişimi kapsar, dolayısıyla hayvanla bir insanın iletişim içerisinde bir ilişkiye girmesi, bu manada düşünülmesi kavramsal olarak doğru değil. İkinci anlamda hukuk tekniği açısından da bu ilişkiyi değerlendirmek lazım. Türk Ceza Kanunu'muzda ilişki kavramı cezalandırılmamaktadır, saldırı ve istismar gibi kavramlar cinsel suçlar açısından cezalandırılmaktadır. Bu manada eğer önergeyle bu kavramı değiştirirsek, bu ifadeyi değiştirirsek Türk Ceza Kanunu'yla da cinsel suçlar açısından bir uyum sağlanmış olur. Bu konuda bir adım atılacağını umuyorum.
Yine bu teklifte belirtilen suçlarla ilgili olarak muhakeme şartı öngörülmüş ve bu muhakeme şartı da Tarım ve Orman Bakanlığının il ve ilçe müdürlüklerinin yazılı bildirimine bağlanmış. Tabii, burada Tarım ve Orman Bakanlığının il ve ilçe müdürlüklerinin bu konuda bir yükümlülük altına sokulması yine, hak arama, suçların cezalandırılması, Ceza Muhakemesi Kanunu gibi kanunun temel esaslarına aykırılık oluşturmaktadır. Böyle bir suçu öğrenen il ve ilçe müdürlüklerine bu konu hakkında savcılığa yazılı bildirimde bulunmak veya bulunmamak diye bir tercih yapabilme imkânı tanınmaktadır. Bu doğru değil, eğer bir suç varsa arada bir basamak olmadan direkt soruşturma makamları tarafından bu suç soruşturulmalıdır. Bu muhakeme şartı olarak böyle bir şartın öngörülmesi bence hukuken doğru değildir.
Yine, tarım ve orman il ve ilçe müdürlüklerinin Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında bazı yükümlülükler altına -özellikle az önce belirttiğim gibi bir yükümlülük altına- sokulması doğru olmamıştır. Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü ve ona bağlı bölge müdürlükleri ile il şube müdürlüklerinin bu görevi yapmasının daha uygun olacağı kanaatindeyim. Zira tarım ve orman il ve ilçe müdürlükleri çiftlik hayvanları, hayvan sağlığı gibi çiftlik hayvanlarıyla ilgili bir sorumluluğa sahip. Burada bir görev kargaşası yaratabilir bu düzenleme. Bu düzenleme özellikle Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü ve teşkilatının varsa istihdam açığının, personel açığının tamamlanmasına da olanak sağlayacak şekilde değerlendirilmeli ve yetkiler Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü ile yerel yönetimler arasında paylaştırılmalı, Tarım ve Orman Bakanlığının il ve ilçe müdürlükleri daha çok çiftlik hayvanlarıyla ilgili olan kısımda görevli kılınmalıdır.
Bu hususların değerlendirilmesini tüm Komisyon üyelerimizden ve milletvekillerimizden istirham ediyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.