KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri, değerli milletvekillerimiz, kıymetli misafirler; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Vekilim, konuşmam içerisinde sizi de mutlu edecek, dünyadaki örneğiyle de aslında kanun teklifine destek olma anlamında güzel bir teklifimiz var; onu da göreceğiz. Zaten bizler muhalefet olarak en başta dedik ki: Kanun tekliflerini birleştirelim; güzelini yapalım, doğruyu yapalım, iyiyi yapalım diye bakıyoruz.

Bakınız, geçen yıldan bir örnek vererek aslında konuya girmek istiyorum. Yine, bu dönemlerde alkolle ilgili Tarım Komisyonunda bir görüşmemiz vardı, kanun çıkardık; 7255 sayılı Kanun. 4 Kasım 2020'de Resmî Gazete'de çıkan kanuna göre görüşmelerde dile getirdik, dedik ki: "Bu vergileri bu kadar yükseltmeyin. Bu vergileri yükselttiğinizde merdiven altının ve kaçakçılığın önünü açarsınız." Benim ve Sayın Yel'in de seçim bölgesinde, kendi bölgemde 12 canımızı biz kaçak alkolden kaybettik, kontrolsüzlükten kaybettik ama o gün dedik ki: "Gelin, bu kanun maddesinde şu vergiyi aşağıya çekelim." ama kimse dinlemedi. Çünkü saraydan gelen bir yazı var, kanun teklifi var; ona göre her şey devam ediyor, virgül değiştiremiyoruz.

Şimdi, sözün başında da Sayın Gülizar Hanım ve Orhan Bey ne kadar güzel dedi: "Gelin arkadaşlar, doğruyu yapalım." Biz ne için varız burada, doğruyu yapmak için varız.

Şimdi imzacı vekilimiz, İstanbul Vekilimiz Serap Yaşar Hanımefendi bana Osmanlı tarihini anlattı ama en güzel şeyi kaçırdı aslında, bu ülkenin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hayvanlara verdiği değeri atladı. Tarih bilgisi mükemmel ama ülkesinin kurucusunu, kurtarıcısını ise görmezlikten geliyor, Osmanlı'dan bu tarafa doğru geldi.

Sayın Vekilim, Mustafa Kemal Atatürk'ün köpeklerinin ismini bilir misiniz? Alp ve Alber'i vardı. Atının ismini bilir miydiniz? Sakarya'ydı ve en son köpeğinin ismi de Fox'tu. İşte bu ülkenin kurucusunun hayvanlara vermiş olduğu değer ortada iken siz gittiniz eski Osmanlı'yı bana anlattınız. Teşekkür ediyorum.

HAYVANLARIN YAŞAM HAKLARI KONFEDERASYONU BAŞKANI NESRİN ÇITIRIK - Siyaset yapmıyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ben lütfen devam edeyim. Ben sizi dinledim.

HAYVANLARIN YAŞAM HAKLARI KONFEDERASYONU BAŞKANI NESRİN ÇITIRIK - Osmanlıya biz de değer veriyoruz, Anadolu geleneğine biz de değer veriyoruz; siyaset yapmayalım.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Siyaset yapmıyorum, dinlerseniz sevinirim.

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Dinleyelim İlhami Bey'i, lütfen hatibi dinleyelim arkadaşlar.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu'nda değişiklik yapan teklif pek çok açıdan beklentileri karşılamıyor. "Süs hayvanı" ibaresinin çıkarılması, bireylere hayvan bakımından sorumluluk verilmesi, sahipli hayvanları bırakanlara cezalar verilmesi olumlu tarafları. Ancak, hayvanların kendi doğal ortamlarında yaşam haklarının korunması, hayvana işkencede alt ceza sınırının çok alt seviyede tutulması ise yasa teklifinin olumsuz tarafıdır. Bir canlıya işkence eden kişi, bir hayvana işkence eden kişi, bundan keyif alan kişi insan olma vasfını yitirmiştir bana göre. Bunu yapan kişinin, işkenceye olanak bulduğunda değil ki hayvana insana da neler yapacağı aşikârdır. O yüzden, hayvana işkencede alt sınırın düşük tutulmasını ben doğru bulmuyorum. Teklifte diyor ki: "Bir ev hayvanına veya evcil hayvana işkence eden veya acımasız bir şekilde, zalimce muamelede bulunan kişiye altı aydan üç yıla kadar ceza verilir." Ama sizler de biliyorsunuz, genelde en alt sınırdan ceza verilir, ondan sonra da paraya çevrilir, arkadaşımız elini kolunu sallayarak yine toplum içerisinde rahat bir şekilde gezer.

Türkiye'de hayvan barınaklarının da durumları çok kötü, bunları düzeltmemiz gerektiğini hepimiz zaten biliyoruz. Ayrıca, hayvana karşı suçlarda suçüstü hâlinin ya da hayvan sahibinin şikâyetinin de aranması bana göre doğru değil Sayın Vekilim.

Türkiye'de hayvanat bahçeleri konusunda da bir boşluk var, yasa teklifi bunu da düzenlemiyor. Amerika'da, Avrupa'da canlıların doğal ortamına yakın alanlarda barındırıldığını hep beraber biliyoruz. Yeni Zelanda'ya gidiyorsunuz, Avustralya'ya gidiyorsunuz, İngiltere Hyde Park'a gidiyorsunuz, oradaki doğal yaşamı hep beraber görüyoruz. Sincaplarla, kuşlarla, geldiğim noktada, beraber yaşadığını görüyoruz ama bizde ise maalesef hayvanat bahçeleri ve hayvan hakları ihlal edilmektedir. Ayrıca Türkiye'de soyu tükenmekte olan pek çok hayvan nesli var; "caretta caretta"lar, alageyik, kelaynak kuşları, bozkır kartalı, Akdeniz foku gibi. Bu hayvanları yeterince koruyamıyoruz. Bu özgün hayvanlar kaçak avlanma ya da doğal ortamlarının bozulması gibi sebeplerle de yok olmaya yüz tutmuştur. Bir sürü göçmen kuşun konakladığı sulak alanları da yok ettik. Yaban hayatını koruyacak önlemler Türkiye'de yetersizdir. Müsilaj sorunu, biliyorsunuz, Marmara'da hepimizin başını ağrıtan ve göz göre göre gelen, yıllardan beri bilim adamlarının anlattığı ama maalesef görmezlikten geldiğimiz ve şu anda Marmara'yı, getirilen konuyu görüyoruz ve buradaki balık ürünlerinin ve denizin altındaki canlıların ölümünü hep beraber yaşıyoruz.

Bakınız, yine, Kırklareli Vekilimiz kürsüde, onun da seçim bölgesi bizlerin de seçim bölgesi, Ergene Nehri'nde geçmişte 22 tür balık tutulurken şu anda kanserden birçok vatandaşımızı kaybediyoruz yani doğayı bir türlü koruyamıyoruz. Gelin, hep beraber bu doğayı koruyacak ve onların içerisinde denizlerde, nehirlerdeki canlıları koruyacak o fanusu hep beraber yaratalım diyorum.

Tehlike arz eden hayvanlarla ilgili de Bakanlık hiçbir karar almamış. "Bu hayvanları sahiplenmek, beslemek, barındırmak, izne tabi olacak." diyor. Takdir yetkisinin Bakanlığa verilmesi çok yanlış ve bu hayvanları dövüştürenlerin engellenmemesi, ticaretinin yasaklanmaması gibi konular da başlı başına anılan sorunlar. Geçici hayvan bakımevinde bulunan ve uygulamada dövüştürülen bu hayvanları tutan insanları engellemek gerektiğinde de zaten hep beraber hemfikiriz. Türkiye'de ırk tespiti eğitimi veren... Bakın, bu çok daha önemli bir konu. Türkiye'de -Sayın Hocamız da bilir- Kinoloji Bölümü yok üniversitelerde. Evet, ırkların belirlenmesiyle ilgili maalesef dünyada olan ama Türkiye'de olmayan üniversiteleri açıyoruz, çok güzel üniversiteler açıyoruz, bas bas bağırıyoruz, alkışlıyoruz, Kırklareli Tıp Fakültesi açıyoruz ama öğretim görevlisi yok; Bursa'ya Tıp Fakültesi açıyoruz, öğretim görevlisi yok. İşte, beklenen fakülteleri açıyoruz her tarafa ama ırkları belirleyici Kinoloji Bölümünü açmıyoruz. Sadece ve sadece ülkemizde kinoloji yani köpek ırkları ve köpek bilimlerini ilgilendiren bir federasyon var, Kinoloji Federasyonu var onun dışında hiçbir şey yok. Bunun da bir an evvel veteriner fakültelerinin gündemine alınması gerektiğini önemsiyorum.

Yine, yerel yönetimlere hayvan hastanesi kurma yetkisi veriliyor ama en büyük sorun da -sizler de biliyorsunuz, pandemi yaşadık- zaten belediyelerin bütçelerinide de, sağ olsun, merkezî hükümet kestikçe kesiyor. Ben, bu konuda da belediyelerin yüzüstü kalacağına inanıyorum. Öyle binde 3'lerle, binde 5'lerle bu iş yürümez ve gelinen noktada belediyeler bu işte çok sıkıntı yaşayacaktır.

HAYVANLARIN YAŞAM HAKLARI KONFEDERASYONU BAŞKANI NESRİN ÇITIRIK - Belediyeler saçıp savurmazlarsa para bulur.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yine, "pet shop"larda kedi, köpek satışı yasaklanırken internetten satışların devam etmesini de ayrıca bir çelişki olarak görüyoruz. Hayvan bakımı için yerel yönetimler ve bakanlıklara nakdî bağış imkânı tanınıyor, bu olumludur ancak bu paranın başka alanlara kullandırılmayacağı da aşikârdır. Biliyorsunuz, 15 Temmuz şehitlerimiz vardı, yine, Beşiktaş'taki polislerimiz, şehitlerimiz vardı. O paralar nerede, ben merak ediyorum; kül oldu gitti. Burada da aynı şekilde, o bağışların bir şekilde fona bağlanması sadece ve sadece burada kullanmasıyla ilgili teklifin belirleyici olması gerekiyor.

Yine, burada, Sayın Komisyon Başkanımızı da ben eleştirmek istiyorum. Kendi veteriner hekim ama Türk Veteriner Hekimler Birliğinin temsilcisi burada var mı arkadaşlar, çağrıldı mı?

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - İşte, bak, utanırsın çıkarsa ortaya.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Daha önceki Komisyon çalışmalarında ve bu teklifle ilgili çalışmalarda var mıydınız?

TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ TEMSİLCİSİ HÜSEYİN HALUK AŞKAROĞLU - Vardım ve strateji raporuna dönük bir rapor sundum.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - İş kale alındı mı, görüşleriniz?

TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ TEMSİLCİSİ HÜSEYİN HALUK AŞKAROĞLU - Tutanaklarda...

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - İlhamiciğim zorlama.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ama maalesef, Veteriner Hekimler Birliğinden Başkandan aldığım bilgi içeriye girerken maalesef dinlendik ama sonuçta gelinen şey yine aynı tas, aynı devam ediyor.

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Rahmetli Demirel'in güzel bir lafı var, diyor ki: "Ben varım ya"

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Meclis İdare Amirimizin de burada, laf atma konusunda güzel bir fikri var aslında. Ya Amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek yok, dünyada, şu anda, Google amcaya girdiğiniz zaman her şeyi görebiliyorsunuz. Dünyadaki bu "tehlikeli ırklar" dediğimiz hayvanlarla ilgili uygulamalar var. Neden biz bu uygulamaları kendimize almadık? Alabiliriz aslında. Bunları nasıl alırdık? (STK temsilcilerinden gürültüler) Bakınız, psikoteknik belgelerin verilmesi hâlinde... Avrupa'da yasaklı ırklar yok. Bakınız petler... (STK temsilcilerinden laf atmalar, gürültüler)

Bakınız hanımefendi, bitireyim hanımefendi isterseniz. Bir dakika bitireyim.

Bu ırk köpeklere sahip olmak için psikoteknik belge verilmesi gerekiyor. Avrupa'da yasaklı ırk yok, pet ödeme sistemi kuruluyor, köpekler mikroçiple takip ediliyor, eğer bir suç işlediyse de oradan sahibine giderek, oradan cezalandırma konusu bulunabilir. Yani tamamen çiplerle, o "tehlikeli ırklar" diyorlar arkadaşlarımız, bende de vallahi 7 tane köpek var. Sibirya kurdu da şimdi büyük problem, ben de merak ediyorum ne olacak?

HAYVANLARIN YAŞAM HAKLARI KONFEDERASYONU BAŞKANI NESRİN ÇITIRIK - Alıkoyacaklar.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bu bağlamda, teklifin tekrar maddelerine geçildiğinde, değişiklik yapılması konusunda muhalefete ve diğer siyasi partilerin görüşlerinin de alınması ve verilecek tekliflere de olumlu olarak bakılması tarafındayız çünkü biliyorsunuz, diyorlar ki: "İşte, şey yolda düzülürmüş." Arkadaşlar, kanun çıkması hiçbir şey değil, asıl olan doğru ve düzgün bir kanunu, yapıcı bir kanunu çıkarmamız gerekiyor. Burada hep beraber ortak akılda buluşursak tekrar o kanunu yenileme şansımız olmaz. Bakınız, ben geldim, bu dönem ilk dönemim. Valla maden kanununu her gün değiştiriyoruz, devamlı yenileme var. İşte, şu anda fırsat, hayvan haklarıyla ilgili olan teklifi hep beraber doğru bir şekilde yapalım ve yapılacak olan o önergelere de iktidar partisinin temsilcilerini de ve imzacı vekillerin de önünü açarak, destek olarak doğruyu bulma konusunda hep beraber hemfikir olalım ve güzel bir kanun çıksın diyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.