| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 96 Milletvekilinin; Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun Teklifi (2/3677) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 28 .06.2021 |
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri, kıymetli bürokratlar, sendika temsilcileri, değerli basın emekçileri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkanım, perşembe günkü oturumumuzda 7'nci madde dâhil bitirmiştik, bugün 8'den itibaren başladık. Tabii, birçok konuyu konuştuk ama burada bulunan arkadaşların zamanını da çok fazla almadan Makine ve Kimyanın önemiyle ilgili birkaç şey daha söyleyip sorularımı yönetmek istiyorum.
Tabii, Makine Kimya fabrikalarının kökeninin 15'inci yüzyıla kadar dayandığını, Fatih Sultan Mehmet Han döneminde bu Kurumun ilk temellerinin atıldığını; daha sonra, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1923 yılında birçok atölyenin, tesisin birleştirildiğini; Kurumun 1950 yılından itibaren de Makine ve Kimya Endüstrisi ismini aldığını daha önce söylemiştik.
Tabii, Kurumun -kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ve Emniyet teşkilatımızın- gerekli askerî mühimmat, malzemeler, patlayıcı, mermi, obüs dâhil birçok malzeme ürettiğini; bu anlamda Kurumun, üzerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirmeye çalıştığını daha önce söylemiştik.
Tabii, Makine Kimya fabrikalarının Kırıkkale için önemini de sizlere anlatmıştık. Bu anlamda, 1920'li yıllarda bir köy olan Kırıkkale'nin Makine Kimya fabrikalarının kurulmasıyla birlikte önce kasaba, sonra ilçe, daha sonra il olduğunu da söylemiştik. Kırıkkale'de yaşayan üç kuşağın Makine Kimyanın ekmeğiyle karnını doyurduğunu, daha önce dedelerin, geçmişte babaların, bugün de çok kıymetli işçi kardeşlerimizin Makine Kimya fabrikalarından elde ettiği gelirle hayatını idame ettirdiğinden bahsetmiştik. Bu anlamda, Kırıkkale'de yaşayan herkesin MKE'ye çok şey borçlu olduğunu da söylemiştik.
Yine Kurumun en parlak günlerinin 1980'lerde ve 1990'larda yaşandığını, o dönemde çalışan işçi sayısının 20 binleri bulduğunu, bunun da şehrin istihdamı ve ekonomisi anlamında çok kıymetli katkılarının olduğunu söylemiştik. Tabii, Kurumun küçülmesiyle beraber de çalışan işçi sayısının azalmasının Kırıkkale'ye çok ciddi anlamda zarar verdiğini, 2000 yılı nüfus sayımında 380 bin olan Kırıkkale nüfusunun yirmi yıllık AK PARTİ iktidarı sonunda -Makine Kimyaya yeteri kadar değer verilmediği için- 100 bin azaldığını ve bugün Kırıkkale nüfusunun 278 binlere kadar düştüğünü söylemiştik.
Yine Kurumun Kırıkkale'de mühimmat fabrikasından barut fabrikasına, ağır silah fabrikasına, çelik fabrikasına, pirinç fabrikasına, silah fabrikasına, Hurda Müdürlüğüne kadar birçok tesis ve iştirakinin bulunduğundan bahsettik. Yine, Kurumun Ankara'da ve Çankırı'da birçok işletmesinin ve iştirakinin bulunduğundan bahsettik. Bugün gerçekten, Makine Kimya fabrikalarında üretilen mühimmatla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tarih yazdığından da bahsetmiştik. FIRTINA, PANZER, YAVUZ, BORAN obüsleri, ana muharebe tankı ALTAY'ın ağır silah sisteminin, MPT-76, MPT-55 gibi silahların yine Kırıkkale'mizde, Kırıkkale Silah Fabrikalarında işçi arkadaşlarımızın alın teriyle üretildiğinden bahsetmiştik.
Değerli arkadaşlar, Makine Kimya fabrikaları askerî üretimin yanında, bakın, Türkiye'de tek motorlu uçak, tekstil makineleri, bakım tezgahları, pile kadar, elektrik sayacına kadar, çelik çekme boru imalatı, demir yolu rayına kadar, son pandemi döneminde maskeye kadar üretim yapmış bir Kurumdur. Bakın bugün, yine Mehmetçik'imizin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı gibi birçok yurt dışı -Suriye'de, Irak'ta gerçekleştirdiği- operasyonda kullandığı mühimmatı da Makine Kimyanın ürettiğini söyledik. Bunun yanında, Makine Kimya fabrikalarının birçok ilde de arazileri ve arsaları var. Bunlardan bazıları Antalya'da, bazıları Kırıkkale'de, Çankırı'da, Ankara'da, bazılarının da Balıkesir'de olduğunu biliyorum. Yine geçtiğimiz yıl Kırıkkale'de yüzlerce konut yapıldı Makine Kimya personeline tahsis edilmek için, burada oturan işçi kardeşlerimiz var.
Tabii, MKE'nin değerini anlamak için tüm bunları anlatmak lazım, bunları anlatmak gerekiyor. Bu anlamda, bir Kırıkkaleli olarak da Makine Kimya Fabrikalarının bizde de önemini biliyoruz, bunu da anlatmak istiyoruz.
Yine Kurum 2019 ve 2020 yılında ciddi anlamda kâr elde etti. Kârlılığı son dönemlerde bu kadar artan bir kurumun bir oldubittiyle yapı ve statüsünün değiştirilme girişimlerinin arkasında çok da iyi niyet aramadığımızı da anlatmak istiyorum. Aynı zamanda Kurumun en büyük müşterisi kamudur. Kâr elde eden bir kurumun KİT statüsünden çıkarılması için de herhangi bir gerekçe bulmakta zorlandığınızın da farkındayım. Her ne kadar "Yok." dense de "Kanun maddesine koyduk." dense de bizim özelleştirme konusundaki kaygılarımızı defalarca hem bugün hem daha önce de anlatma fırsatı bulduk. Bunu anlatırken de şu örneği verdik: Kurumun göz bebeği olan, dikişsiz boru üreten, ülkede 1 numara, dünyada da marka olan ÇELBOR'un daha önce "AŞ" yapıldığını, hisselerinin ERDEMİR'e devredildiğini, en sonunda da kapatıldığını, yok edildiğini gördük.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ahmet Bey, kararın hangi dönemde alındığı biliyor musunuz?
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Bir önemi var mı Ramazan Bey, bir önemi var mı?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Var, onu da orada izah ederseniz.
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - ÇELBOR'un başına gelenlerin Makine Kimyanın diğer fabrikalarının da başına gelmesinden tedirgin olduğumuzu, bunun rahatsızlığını anlatmak istiyoruz.
MKE'yle ilgili -daha önce de bahsettik- işte hantal bir yapının olduğu, verimli olmadığıyla ilgili birtakım iddialar hep iktidar partisince bugüne kadar dillendirildi. Yirmi yıldır bu ülkeyi tek başınıza yönetiyorsunuz ama bu Kurumun bahsettiğiniz yapısının sıkıntılarının giderilmesi için kapsamlı bir değişiklik yapmamış olmanızın da yine bizim açımızdan çok manidar olduğunu söylemek istiyorum.
Bakın yine -bunlar çok yakın tarihlerde, sizin döneminizde yaşandı Ramazan Bey, bu söyleyeceklerim- uzun süre Kuruma genel müdür atanmadı mesela, çok uzun süre Kurumun herhangi bir genel müdürü yoktu, bir atama yapılmamıştı. Yaklaşık bir yıllık bir süre boyunca kurumun genel müdürü yoktu arkadaşlar. Bunun yanında, kurumun genel müdürü yoktu, kurumda birçok yönetim kurulu üyeliği kadrosu da boştu. Peki, kurumu yönetecek, idare edecek kadroları kurmakta bile bu kadar yavaş davranırken bugün kurumla ilgili yapmak istediğiniz değişiklikleri gerçekten çok iyi niyetli görmüyoruz. Bakın, kuruma atanan yönetim kurulu üyeleri var, hepsi çok kıymetli tabii ki de ama bunların kaçı Makine ve Kimya Endüstrisi kökenli acaba ya da kaçının millî savunma sanayisinde daha önce çok benzer çalışmaları, projeleri olmuş? Bunu çok merak ediyoruz. Millî savunmayla çok fazla ilgisi olmayan arkadaşlarımızın Makine Kimyada üst düzey yönetici yapılmasının gerekçesini de doğrusu merak ediyoruz. Bu sorulara cevap vermenizi istiyoruz.
Bakın, arkadaşlar, gerçekten bu atamaları bu yöntemlerle yapan arkadaşların Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumuna çağ atlatacakları iddialarını da çok doğru bulmuyoruz. Bu konuda kaygılarımızın olduğunu da söylemek istiyoruz.
Yine, çok fazla girmeyeceğim, Türkiye'de özelleştirilen kurumlardan daha önce de bahsettik. Bu konuda sizlerin zamanını çok fazla almak istemem ama PETKİM'de, TÜPRAŞ'ta, SEKA'da, şeker fabrikalarında, hatta araç muayene istasyonlarında, limanlarda, TÜRK TELEKOM'da yaşanan süreçleri hep birlikte hatırlıyoruz. Bu anlamda, üretim ekonomisinden vazgeçen Türkiye'nin de ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu söylemek istiyoruz.
Değerli arkadaşlar, Makine Kimya fabrikalarının yurt güvenliğindeki stratejik önemi, savunma sanayimizin ana omurgasını oluşturması ve yarınlarımızın teminatı olması gerekçesiyle kamuda olma özelliğinin korunmasının hayati olduğundan da bahsettik. Bu anlamda, yurt güvenliğinin özel sektörün inisiyatifine bırakılamayacak kadar kıymetli ve değerli olduğunu tekrar söylüyoruz, yurt güvenliğinin özel sektörün inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini söylüyoruz. Bu anlamda, daha önce yapmış olduğumuz, perşembe günü yapmış olduğumuz toplantıda dile getirdiğimiz iddialarımızın, itirazlarımızın çok da fazla giderilmediğini, sorduğumuz sorulara da çok fazla yanıt alamadığımızı söylemek istiyorum.
Personelle ilgili de konuşma yapacağım ama Sayın Başkanım, ilerleyen maddelerde yapacağım.
Teşekkür ediyorum.