KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Şimdi, teşekkür ederiz Deniz Hanım, yaptığınız sunum için.

TEMA, tabii, hepimizin yüz akı bir kuruluş, Türkiye'nin yüz akı bir kuruluş. Dolayısıyla, benim de hem TEMA Vakfından hem kurucularından her ikisinden de çok etkilendiğim bir kurum.

Bugüne kadar ülkemize yaptığınız katkılar için erozyonla, çölleşmeyle, doğa hakları için verdiğiniz mücadele için teşekkür ediyoruz.

TEMA VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI DENİZ ATAÇ - Çok teşekkürler.

MURAT BAKAN (İzmir) - Birkaç sorum var. Birincisi, Türkiye'nin ne kadarlık alanı oransal olarak çölleşme tehdidi altında? Böyle bir elinizde çalışma var mı? Orman Genel Müdürlüğünün bu çölleşme tehdidi olan alanlarda bir çalışması, uygulaması var mı, bununla ilgili bir bilginiz var mı?

İkinci sorum, 2011 öncesi Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü vardı. Daha sonra bu Orman Genel Müdürlüğüne bağlandı. Şimdi, benim konuştuğum ormancı arkadaşlarımız, orman mühendislerimiz, bu alanda çalışan arkadaşların hepsi diyor ki: "Orman Genel Müdürlüğüne devredildikten sonra erozyonla mücadele ve ağaçlandırma ikinci planda kaldı. Odun üretimi ya da işte, sanayi için, endüstri için işte, bu kağıt sanayisi olabilir, ahşap sanayisi olabilir, buna yönelik çalışmalar arttı. İkinci, üçüncü planda erozyonla mücadele ve ağaçlandırma." Sizin bu konudaki TEMA olarak fikriniz nedir?

Bir de şeyden bahsettiniz termik santrallerle ilgili. Şimdi, son zamanda yapılan bir çalışma var. Bu Marmara'yı etkileyen müsilajla ilgili termik santrallerin etkisi olduğuna ilişkin iddialar var. Bu termik santrallerin aldığı suyu, soğutma için aldığı suyu ısıtıp vermesi bir. İkincisi, o boruların içinde midye vesaire, birtakım oluşan şeyleri temizlemek için kullandıkları kimyasalların müsilaja sebep olduğu iddiaları var. Sadece termik santrallerin bildiğimiz, çok bilinen zararları; hava kirliliği işte, sera gazı etkisi, fosil yakıt kullanmasının dışında, böyle bir etkisinin olduğu söyleniyor. Bu müsilajla ilgili de bir hidrobiyoloğun sözü "Cesedin çürümesi." diyor, gördüğümüz bir cesedin çürümesi yani Marmara Denizi öldü, çürüyor iddiası var. Bunu da paylaşmak istedim.

Son olarak, madencilik faaliyetleri. Madencilik doğaya düşman bir faaliyettir. Madencilik yapılmamalı mı? Öyle bir şey söylemiyorum, kılı kırk yararak yapılmalı. Vatan sevgisi bu ülkenin doğasını, dağını, ormanını, gölünü, tüm varlıkların doğasını koruyarak olur, onları severek, börtüsünü böceğini severek olur. Dolayısıyla, madencilik yaparken kılı kırk yararak, "Doğaya en az zararla nasıl madencilik yapabiliriz?" diyerek olmalı. Bu fikrimi de paylaşmış olayım, tutanaklara geçsin.

Teşekkür ederim.