KOMİSYON KONUŞMASI

BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sizi ve tüm arkadaşları saygıyla selamlıyorum.

Devletin işleyişiyle ilgili önemli bir faaliyet yürütüyoruz, yasama faaliyetini yürütüyoruz; alt komisyonlarda çalışmalar yapıp yürümesi zor olan, organize edilmesi zor olan bu sisteme katkı vermeye çalışıyoruz elimizden geldiğince. Tabii ki de hepimizin ortak talebi bu devletin ilelebet yaşaması. Yaşaması konusunda birikimlerimizi, yaşadıklarımızı paylaşıyoruz. Bunun yasama faaliyeti çerçevesinde doğru şekilde hayata geçmesiyle ilgili bir mücadele veriyoruz. Ancak 100'üncü yılına doğru giden cumhuriyetin geldiği noktaya baktığımızda, aslında çok daha güçlü bir yapı hâline gelebilmesi gerekirken son günlerdeki, son yıllardaki yaşadığımız olaylara baktığımızda olması gereken şekilde olmadığını görüyoruz. Yani bunu bir bina gibi düşündüğümüzde ana kolonların çok sağlam tutulması gerekirken ana kolonlarda çok ciddi tahribatların olduğunu maalesef görüyoruz, somut olaylarla da yaşıyoruz. Bu da gerçekten kaygı verici. Bu konuda da aslında geçmişe doğru, yakın tarihe de döndüğümüzde uyarılar hep yapılmış ama maalesef yeteri kadar dikkate alınmadığını, sonucunda da bu tahribatların oluştuğunu görüyoruz. O yüzden de bunları hatırlatarak geleceğe bu anlamda böyle daha pozitif bakıp bu yaşanmışlıklardan ders alarak geleceği doğru planlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Bunu somutlaştıracak olursak da işte yakın zamanda birtakım dinî argümanları kullanan bir yapının kalkıp devletin içerisine sızdığını görüyoruz. Bu konuda da döndüğümüzde -işte en basitinden- çok değerli, rahmetli Milletvekilimiz Kamer Genç'in uyarılar yaparken ona yapılan saldırıları hatırlıyoruz veya bu konuda işte bir savcının, Sabih Kanadoğlu'nun hazırladığı iddianamelerin dikkate alınmayıp daha sonra bu yapının nasıl devlete karşı bir tehlike olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde, yine yakın zamanda geçmişe döndüğümüzde bu ülkede bir mafya tehlikesinin -her zaman olmuştu da- arttığını, zaman zaman da devlet tarafından korunduğu, desteklendiği dile getirilmesine rağmen dikkate alınmadığını görüyoruz. İşte gelinen nokta ortada maalesef. Bu konu da defalarca dile getirildi ama gerekli tedbirler alınmadı.

Ben on beş yıl avukatlık yaptım. Gelin, İstanbul'da gezelim. O yapının devletin birtakım yapılarıyla böyle bağlantılı olarak- işte illegal yapıların- hâlâ nasıl etkin olduğunu çok net bir şekilde maalesef biliyoruz, görüyoruz. Buradan da kayıtlara geçmesi açısından, bu tedbirlerin çok şiddetli alınması lazım. Dediğim gibi, bu devletin ilelebet yaşaması, bu sütunların çok daha sağlamlaştırılması açısından bunların önemli olduğunu düşünüyorum.

Şimdi bunları hatırlatarak da... Komisyonumuzla ilgili de... Müthiş bir şekilde akan dijital ortamda bir dünya var. Maalesef bu Komisyonu kurmakta da geç kalmışız, takip etmekte de. Burada da nerede gördük bunu, gene geç kaldığımızı, yakalayamadığımızı? İşte bu paralarda, "sanal para" denen birtakım sistemlerin yürümesinde ve orada oluşan ciddi mağduriyetlerde ve ülkenin ve vatandaşların kaybettiği maddi kayıplarda gördük. Zaman zaman Deniz Vekilimizin de gündeme getirdiği iddialarla; iddia bayilikleri, işte o yaşanan sıkıntılar. Sonunda ne oldu? Birtakım insanların devleti resmen dolandırarak, vatandaşı dolandırarak kaçıp gittiğini gördük yani geç kalıyoruz birçok şeyde. Tabii ki iyi niyetle yapılan çalışmalara teşekkür ediyoruz, yapılan çalışmalar her zaman iyidir ama o ortamda da müthiş bir hızlı akış var. Bu noktada, evet, araya pandemi girdi vesaire ama bu anlamda bu devletin daha sağlam kalabilmesi, kolonların daha sağlamlaşması için daha yoğun bir şekilde, en azından bu baktığımız, çalıştığımız mecradan katkı sunmak için daha hızlı hareket etmemiz lazım, daha geniş bakabilmemiz lazım. Yani gerçekten ben de takip etmekte zorlanıyorum, işte ara ara giriyoruz, çıkıyoruz. Mesela, bu sanal para konusu müthiş uzmanlık gerektiren bir konu.

Başkanım, bir an önce, geç kalmadan Hazine ve Maliye Bakanlığından belki uzmanları davet etmemiz lazım. Ne aşamada bu dosyalar, onun yargı boyutu ne aşamada, ne gibi tedbirler alınmasıyla ilgili çok ciddi çalışmalar yapmamız gerekiyor, o gözüküyor o durumla ilgili. Onun ötesinde, işte bir sosyal medya ortamı var. Yani çıkıp insanlar tabii ki demokratik ortamda düşüncelerini ifade ediyor, yaşam devam ediyor. Mesela YouTube'de bir Türk genci, Enes Batur diye bir kişi var -biliyorsunuz belki Başkanım- bu kişinin 15 milyon takipçisi var.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Dünya biliyor ya.

BURAK ERBAY (Muğla) - Evet, dünyanın bildiği bir kişi.

Onu muhatap alıp buraya belki davet etmemiz gerektiğini düşünüyorum yani dinlememiz lazım. Yani nasıl bakıyor, nedir, ne düşünüyor, o listeye eklememiz gerek diye düşüyorum, bilemiyorum, böyle aklıma geliyor. Çünkü milyonlarca genci etkiliyor, bizim çocuk, herkes oturup 5 yaşında, 6 yaşında çocuklarımız deli gibi onu izliyorlar. Yani bizim onu izlediğimizi, onun farkında olduğumuzu ona hissettirmemiz lazım belki de. Devlet organizasyonu diyorum ya yani çekinmememiz lazım çünkü bir realite, bir gerçek, böyle birisi var. Onun bakış açısını yakalayabilmek açısından, işte bu gidişatı, hayatı yakalamaktan kastım bu.

"Twitch" diye bir ortam var, yine milyonlarca insan, gençlerimiz orada, yaşıyorlar, gerçekten sağlıksız boyutu da var belki bir açıdan, kendi açımızdan baktığımızda ama orayı da iyi izlememiz lazım, ne oluyor, ne düşünüyorlar, orasının da önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda çalışan ciddi hukuk büroları var. Burada yapılması gereken düzenlemelerle ilgili oradaki avukat arkadaşların muhakkak davet edilmesi gerektiğini düşünüyorum, hem dünyadaki örnekleri doğru tespit edip tedbirlerin alınmasıyla ilgili, bu listenin hemen somut olarak olgunlaşması çünkü Komisyon toplantılarımıza çağrıldığımızda o gündemlerin orada olması, belki işte, alt komisyonlarla da bu olgunlaştırılıp orada bir an önce davet edilecek kurumlar -eğer uygun görülürse- dediğim gibi o mecralarda yol almış, belki bizim bilemediğimiz -yani bizim bilmemiz gerçekten de mümkün değil- o bakış açılarını anlayıp devlet olarak da gerekli düzenlemeleri yapacak şekilde tedbirlerimizi almamız gerekiyor diye düşünüyorum. Yoksa gerçekten işte, son zamanlarda gene öngörülemezlikten midir bilmiyorum, Şampiyonlar Ligi finali Türkiye'de oynanacakken gitti, Formula 1 gitti. Yani bunun gibi, böyle, ülkeye çok daha zarar verecek sakıncaların ortaya çıkmadan tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.