KOMİSYON KONUŞMASI

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sayın Başkan, Değerli Komisyon üyeleri; öncelikle Sayın Bakan Yardımcımızın biraz önce ifade ettiklerinde "Biz Bodrum'a yatırım yaptık, Muğla'ya yaptık, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı da bunu istedi." Tabii ki isteyecek Büyükşehir Belediye Başkanı. Kim iline yatırım yapılmasına engel olur? Tabii ki gelsin. Ama şunu unuttular: Bakanlık orayı yapıp, yirmi yedi yıl işletip ondan sonra devrediyor yani yapıp da Büyükşehire vermiyor, bunu atlıyorlar. Yani yap-işlet-devret yöntemiyle Bakanlık kendi ihale ettiği şekli kendi işletiyor, bunun bilinmesi lazım. Bakanlığın ayrıca...

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Zaten öyle ya.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Tamam ama yani Büyükşehre bir yardımda bulunmuyor, sadece altyapı sorununu gideriyor, o da kendi otelleriyle ilgili olan kısımda. Muğla'nın diğer taraflarına ne zaman yatırım yapılacak? O 250 milyona bir 250 milyon daha ekleyerek isterse gitsin, Turgutreis tarafına da yatırım yapsın, biz bunu destekliyoruz.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Ya, Mürsel Bey...

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - İkincisi...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Sözünüzü kesmeyeyim, sürenizden şey yapmıyorum yani ilave ederiz de...

Büyükşehir belediye başkanlığından geliyoruz, yapılamayan altyapı yatırımlarının bu dakikaya kadar sorumlusu belediyedir.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Tabii.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Bunu unutmayalım yani.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Hayır, hayır yani yapıyoruz diye sanki...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Söyledik ağabey ya, biliyorsun sen bu işi...

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Tabii ki, turizm bölgesi orası.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Kanalizasyon yapılmadan şehircilik olur mu ya? Arıtma yapılmadan şehircilik olur mu ya?

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Muğla...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hepimiz biliyoruz bu işi ama Türkiye'de bu konuda çok eksiğimiz var.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sayın Başkanım, Muğla 2014 yılında Büyükşehir oldu...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Osman Bey'le Türkiye Belediyeler Birliğinde birlikte çalıştık.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Özel idarelerin, belde belediyelerinin...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Ben başkanken encümen üyesiydi, konuşuyorduk zaten.

Yani o bölgenin sorunlarını biliyorum, Belediyeler Birliğinde birlikte çalıştık Osman Bey'le de.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Hayır, hayır, Başkanımız çok önemli şey yapmış, iline yatırım getirmiş. Ben yatırımı getirtene de yatırımı yapana da teşekkür ediyorum.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Bu Turizm Bakanlığının bu şeyinden istifade etsin belediyeler, onu demek istiyorum.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Tabii, tabii. Ama yapıp işletip devrediyorlar, oradaki altyapı bedelini alacaklar yani.

Sayın Başkanım -Turizm Bakanımız- turizmi bu maddeyle geliştirdiğini iddia ediyor teklif sahibi. Turizm, evet, geliştiriliyor, her şeye para gözüyle bakılıyor bu kanun teklifinde. Kültür neresinde bu işin? Yani kültüre para ayrılıyor mu? Kültüre bakılıyor mu? Kaç tane kültürle ilgili müze veya gün görmemiş arkeolojik alanları, tarihî değerlerimizi gün yüzüne çıkarttınız? Bunları da Sayın Bakan Yardımcısının açıklamasını istiyorum. Turizmde para olduğu için oraya, kültüre para gittiği için dosya alta atılıyor.

Değerli arkadaşlar, turizmde 2020 yılında 16 milyon turist geldi ülkemize, 12 milyon dolar da döviz girdisi elde edildi.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Milyar.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Milyar dolar döviz girdisi elde edildi.

Şimdi, 2020 yılında Covid, pandemide vaka sayılarına baktığınız zaman Sağlık Bakanlığının verdiği veriler 2 bin; 2021 yılı, arkadaşlar, pandemide günlük Covid vakası 41 bin bugün. Nasıl önüne geçeceksiniz, hangi güvenle turisti getireceksiniz buraya?

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Önceki hasta sayısı...

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Evet, önceki de hasta değildi. "Bizi aldatmayın, doğruları verin." dedik her zaman ama her zaman aldatmaya, aldattıklarını da sonradan "Bizim tarafta aldandık." demeye devam ediyorlar.

Değerli arkadaşlar, öncelikle siz turizmde, turizmi bu pandemi sürecinde "50 milyon, 70 milyon turist getireceğiz." derken siz turizmciyi aşıladınız mı? Aşı takvimini belirlediniz mi? Üç beş gün kaldı turizmcinin turizm sezonunun açılmasına, attınız haziran ayına. Kim, ne zaman, nasıl aşılanacak, hangi turist güvenip de gelecek onun bir çalışmasının yapılması lazım.

Sayın Başkan, Değerli Komisyon üyeleri; bakıldığında bu yerlerde, bu kanun teklifinde ölçü sınırlaması sınırsızlaştırılıyor, yetki Cumhurbaşkanlığına devrediliyor. Yerel yönetimler ve ilgili bakanlıklarca sınırlama belirlenir, kamu alanlarının sınırlamasını Cumhurbaşkanlığı belirliyor. Yine danışman firmalarca işletme belgesi verilen yerlerde aylık olarak da konaklamada yatak başı 10 ila 15 lira yatak bedeli alıyorsunuz. Hizmet bedeli bakın bu. Nedir? Biz size turizm işletme belgesi verdik. Ya, turizmci zaten batakta. Ya, zaten iki ay ya işletecek ya işletemeyecek. Bir de o turizmciyi sömürmenin ne anlamı var? Turizm Ajansı adı altında kurulup ve o ajansın yetkilendirdiği danışman firmaları, bugün turizmciyi sömürüyor bakın. Yatak başı 10 lira, 15 lira arası bir ücret alarak danışmanlık hizmeti veriyor ve Turizm İşletme Belgesi veriyor.

Deniz turizmi araçları tanıtılırken de "iç sular" ibaresi eklenerek kapsam genişletilmiş. Bu durumda da göl, baraj, dere ve iç suların turizm taşımacılıklarında da Bakanlık etkin kılınmıştır. Yani sadece denize kıyısı olan ilçeler değil, artık derelerde kano, sandal ve efendim ne bileyim en ufak bir yarışma düzenlenen yerler bile Turizm Bakanlığından izin alacak. Göller de bunun içerisinde, nehirler bunun içerisinde.

Arkadaşlar, Turizm Bakanlığı bu sektörde tek olma yoluna gidiyor. Yani her şeyi kendine bağlayıp yetkiyi de kendi verecek, ruhsatı da kendi verecek, yerleri de kendi belirleyecek. Bu çok tehlikeli bir maddedir. 1'inci maddenin çekilmesi gerekir. "Bütün turizmciler kuracağı birliklere üye edilecektir." deniyor maddenin birinde. Ya, birlikleri kuracak da turizm zaten zor geçiniyor. Siz, zaten Turizm Ajansına binde 7,5 vergi alacaksınız. Bir de birlik kuracaksınız. Bir de turizmci o birliğe üye olacak, o birliğe aidat verecek. Yahu turizmci aç aç. Esnaf kepengini indirmiş, otelini kapatmış ama siz hâlâ onu da birliğe üye edip bir şeyler alma peşindesiniz. Merak ediyorum, bu birlikler Turizm Bakanının arka bahçesi mi olacak? Buna dikkat çekmek istiyorum.

Bakanlığın, devletin hükmü, tasarrufu altında bulunan yerlere de iyi bakmak lazım. Bu kamuya ait hüküm tasarruflarını da... Bakanlık burada eline alıyor. Adı işletme belgesi, adı izin belgesi, adı ruhsat verme. Bunda Turizm Bakanlığının bu görevi, yetkiyi ilgili bakanlıklara ve yerel yönetimlere mevcut yasada olduğu gibi tekrar bırakması lazım. Merak ediyorum, TÜRSAB'ın temsilcisi burada, TÜRSAB'ı davet ettiniz mi, kendiliğinden mi geldi? Davet edildi mi Sayın Bakan Yardımcısı, sayın teklif sahibi?

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Buraya davetsiz, kendiliğinden kimse giremez ki.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Davet edildi mi TÜRSAB? Türkiye'nin en büyük tur operatörlerinden bir tanesi.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Mürsel Bey, müsaade etmeden girilmez ki zaten.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Siz buraya turizmcinin turisti taşıma yolunu kapatıp yerel yönetimleri unutup Büyükşehir Yasası'nın, UKOME kararlarının verdiği, İçişleri Bakanlığının tanıdığı kanunları yok sayıp siz buralara -bunu da "Hummer Hummer" ben söylüyorum- Hummer cipleri getirip amacınız zengin turisti getirip nerelerde misafir edeceksiniz, nerelerde? Sadece beş yıldızlı tatil köylerinde, beş yıldızlı otellerde. Ne yapacak o tur operatörleri? On dört aydır aç aç, evine ekmek götürememiş, bir gün kapısını açamamış. TÜRSAB'ı, TÜRSAB'ın durumunda olan taşımacıları nasıl yok saydınız? Bu zengin turist size, Türkiye'ye ne kazandıracak? Turistin girdisi, bence, bu lüks araçlarla, beş yıldızlı tatil otelleriyle -bakıldığı zaman- Sayın Bakanın otellerine bir avantaj sağlayacak. Neden, neden? Bu otellerin çoğu Sayın Bakanın şirketlerine ait. Onun için tur operatörlerine veya turizm acenteleriyle bağlantı kuran turistlere diyor ki: "Siz bu tur operatörleriyle anlaşırsanız böyle beş yıldızlı tatil köylerine, otellere biraz sıkıntılı girersiniz ama gelin doğrudan bizimle anlaşın. Bizimle anlaşın ki biz, sizi Hummer ciplerle, 2.900 cc'lik araçlarla taşıyalım." Siz artık rahat edin, zenginleşin ve zengin turist gelsin.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Türkiye'nin en büyük acentesi Sayın Bakanımızın acentesi.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Değerli Başkan ve Komisyon üyeleri; "Meraların, yaylakların, kışlakların tahsis amacıyla değerlendirilmesi." demişsiniz. Ve bunu Sayın Bakan Yardımcısı "Oraları biz alıyoruz, işte, efendim, otunu da şeye verdik." Ya, ot turizmi mi yapacağız biz burada? Ot turizmi mi yapacağız buralarda?

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Öyle mi anlaşıldı Sayın Vekilim?

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Bir dakika Sayın Bakan, sözümü kesmeyin, sözünüzü hep keserim valla konuşurken.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Seve seve konuşuruz.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Burada tırpanla ot biçme turizmi mi yapacağız? Bunu merak ediyorum. Orakla ot biçme turizmi mi yapacağız? Siz burada yaylakları, kışlakları, meraları turizme açacaksınız ve orada otlayacak, ülkenin gelirine katkıda bulunacak hayvancılığın önünü kesiyorsunuz. Örnek vereyim size bir tane: Bodrum'da bizim Konacık'ın hemen altında Bitez'in yanındaki koyda 1.100 dönümlük alan mera, kışlak ama burayı Turizm Bakanlığının, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının planlamasıyla imara açtınız. Bunun benzerlerini yapacaksınız. Onun için siz bu sevdadan vazgeçin. Bakın, meralar, kışlaklar, yaylaklar, bu ülkenin öz ve öz gelir elde edilen ve geçim kaynağı olan, sizin iktidarınızın bitirdiği hayvancılığa, hayvanını otlatan köylüye aittir. Bunun hesabını iyi yapın. Mera, kışlak, yaylak; bunlar açıkça kanunda belirtilmiş, koruma altına alınmıştır ama siz ne yapıyorsunuz? Sizin gözünüzde şu var: Mera bizim için önemli değil, kışlak da yayla da önemli değil, bizim için en önemlisi para, para. Başka hiçbir şey yok ya. Turizm Bakanına bugün ne sorsanız para; ne deseniz para, başka hiçbir şey yok ya. Ya, Turizm Bakanı yanlış bir sektör seçmiş, yanlış bir bölümün Bakanı; bence gitsin Hazine Bakanı olsun, para orada. Gitsin oraya ya.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Dur kardeşim, ilk defa bir bakanlık aldık, elimizden alma.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Ya, siz aldınız mı diyorum? Ama gitsin oraya, para orada, paranın kaynağı orada.

Yani burada, Sayın Başkan, Sayın Bakan Yardımcısı, Sayın Teklif Sahibi; bu maddenin hükümlerine bakıldığı zaman da Sayın Bakanı ilgilendiren bir konuyu daha anlatayım size. Yerel yönetimlerin elindeki "Ruhsat tarihinin kısıtlanması on beş gün içerisinde verilir." de bir mana var. Bakın, not alın söylüyorum, takip edin. İktidarın ve iktidarın ortağı Komisyonun değerli üyeleri; "ÇED raporu gerekli değildir, ben bunu bildirdim, on beş gün içerisinde buna ruhsat vereceksin." diyor, bakın 6'ncı maddede. "Vermezse ben veririm" diyor. Ben size şunu söyleyeyim: Bodrum Adalı Yalı'da 90 dönüm Sayın Bakanın yeri var. Arkeolojik sit altı, 25 dönüm de ormandan tahsis yaptırdı kırk dokuz yıllığına kendisine. Şimdi, bu tahsis olan yerlere sürekli çevreciler, bizim örgütlerimiz, bizler müdahale ediyoruz, dava açıyoruz. ÇED raporunu bir türlü alamadık. ÇED gerekli değildir raporunu almaya çalışıyor. Bu maddeyle Adalı Yalı'ya yolu olmayan... Bakın, yolu yok, karada yolu yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Sayın Vekilim, bu otelle ilgili değil, çadırla ilgili bir madde, otel falan yok orada, çadır tesisleriyle ilgili bir şey.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - ÇED, ÇED var Sayın Bakan Yardımcısı.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Çadırla ilgili ÇED.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Ben anlatıyorum Sayın Bakan Yardımcısı.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Lütfen çarpıtmayın ama rica ediyorum, rica ediyorum Sayın Vekilim. Çadırla ilgili sınırlı. Özel bir istisnai madde orada.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sayın Bakan, sözlerime on dakika ilave istiyorum.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Üçüncü defa uzattım ağabey.

Bitirelim, toparlayalım artık.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Şimdi "ÇED gerekli değildir." raporu alarak Adalı Yalı'yı da ruhsatlandırıp Bakan oraya, 115 dönüme otel yapacak turizm adı altında ve bu alanları bu belirleyecek.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Sayın Vekilim, maddeyi okuyalım.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - E, oku maddeyi, bak. Sayın Bakan, zaten kendinizden haberiniz yok, maddeyi okumadan geldiyseniz ne diyeyim ben size? Ben maddeyi okudum, maddeden çıkardım ama bunu.

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Ya, madde çok açık Sayın Vekilim, bu madde diyor ki: "Lüks çadırlarla ilgili..."

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Onu da söyleyeyim size. Lüks çadırlar nereden çıktı?

CAVİT ARI (Antalya) - Ne demek bu lüks çadırlar?

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Denize kıyısı olan, bakın...

KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Dünyada turizmde bir segment var, böyle bir talep var. Mevcut mevzuatımıza...

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sayın Başkan, ben konuşayım mı?

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Konuşmacının...

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Bir saniye, ben konuşmamın baştan alınmasını rica ediyorum.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Bu yaptığınız doğru değil ama Sayın Başkan. Sayın Bakan en son cevap verebilir ama.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sayın Bakan Yardımcımız, siz, bence notlarınızı alın, bize konuşmaların sonunda cevap verin. Biz ikna olursak oy veririz, ikna olmazsak muhalefet şerhimizi koyarız.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Devam edelim.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Tek tek bunlara cevap verirseniz, bu, aynı Kars ile Erzurum'un âşıkları gibi atışmaya döner, o zaman... Sayın Bakanım, bakın, görevinizi bilin ve siz, bize sonra cevap verin.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hadi Mürsel Bey, devam edelim.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Şimdi, çadırdan bahsedildi. Bakın, bu çadırlarla ilgili diyor ki: "Denize kıyısı olan ilçelerin herhangi bir yeri Turizm Bakanlığınca turizm alanı olarak belirlenir ve oralarda lüks çadırlar kurulabilir." Lüks çadır nedir ya? Ya, bizim ülkemizin... Ben Ege'nin milletvekiliyim, Muğla'nın milletvekiliyim, bizim orada Yörük çadırlarımız vardır, kıl çadırdır; yazın çok serin, kışın da çok sıcaktır. Burada Yörük köyleri vardır. Bakın, şimdi, bu çadırlarla ne elde ediliyor? Akbük ile Menteşe'yi örnek veriyorum size; bütün alanı dağlık, ormanlık bir yer, Menteşe ilçesinin 1 kilometre kıyısı var. O alanların 1.500-1.700 metre rakımına kadar çıktıkları var. Buralara lüks çadır turizmini getirerek, lüks çadır kurdurarak, siz, Katar Araplarını serinde mi yaşatacaksınız? Araplar çadırda yaşamayı, serin serin yaşamayı çok severler. Buraların, ormanların talan edilmesi, yağmalanması ve ağaçların kesilmesi oradaki ekolojinin bozulması demektir.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Ya, hayal gücünüzü tebrik ediyorum.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Hayal gücü değil, biz geleceği görüyoruz, geleceği.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Konuşmacının insicamını bozmayalım.

CAVİT ARI (Antalya) - Bu hayallere siz mecbur bıraktınız.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Bunlar gerçekler Mustafa Bey. Yarın karşılaştığınız zaman gelir, özür dilersiniz umarım.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Ağabey, toparlayalım isterseniz.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Değerli arkadaşlar, bakın, siz, denizcilikle ilgili yat, liman, rıhtım, marina bunları da Turizm Bakanlığına getirdiniz. Ya, arkadaşlar, bakın, Büyükşehir Yasası var. Oradaki limanların işletmeleri, marinaların işletmeleri... Büyükşehir yasalarına, bütünşehir yasalarına bakın. Ya, en önemlisi dönün, Anayasa'ya, Kabotaj Kanunu'na bakın. Kabotaj Kanunu var. Siz, Kabotaj Kanunu'nu da yok sayarak bunları, Turizm Bakanlığının verdiği, belirlediği bir danışman firmanın düzenleyeceği iki satırlık yazıyla işletme belgesi verip onları da kendinize alacaksınız. Ya, bu nasıl bir yasadır, nasıl bir düzenlemedir?

Kısacası, buradaki işletmenin yine yerel yönetimlerde deniz Kabotaj Kanunu'na uygun, 815 sayılı Kanun'a uygun olarak büyükşehirlerde kalması veya o ilçelerde kalması gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, 27'nci maddede Yunus Emre Vakfıyla ilgili bir düzenleme getirmişsiniz. Evet, eskiden müsteşar vardı; müsteşarlar değişti, bakan yardımcısı oldu. Şimdi müsteşarlık yok, güzel, tamam. Bakan yardımcıları, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Turizm Bakanı, diğer Bakanları da temsil eder, katılır, vakfın da doğal mütevelli heyeti olur, Bakan da vakfın doğal mütevelli heyetidir. Şimdi, burada, bu mütevelli heyetleri Bakanlıkların temsilcileri...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Başkanım, sözüm kesildi.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Toparlıyoruz değil mi?

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Toparlayacağım, evet, tamam. Yani anlatacağım çok şey var ama.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Mutlaka.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Buralardaki bakanlıkların orada mütevelli heyetinde görev alanlar Yunus Emre Vakfının ücretli, önceki yasada "ücretsiz" yazan kısmını değiştirerek ücretli yönetici görevine alıyorsunuz. Alışmışsınız iktidarınızda çift maaş, üç maaş, beş maaş alacak kuruluşlarda görev almaya.

İkincisi, burada, Yunus Emre Vakfında dış görevle görevlendirilen yönetim kurulu veya görevlilerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası'yla bakmakla yükümlü olduğu kişiler dâhil bunların tamamının sağlık giderleri, efendim, vakıf tarafından karşılanır. Değerli arkadaşlar, şimdi, burada, görevlinin bir yakını, bakmakla yükümlü olduğu kişi veya kendisi gider Amerika'da veya Çin'de veya Küba'da, istediği yerde istediği ameliyatı, tedaviyi görür. O zaman şunu öneriyoruz: Eğer bu maddeyi getirdiyseniz yurt dışına çıkacak bu görevliler oraya gitmeden önce tam teşekküllü hastanede heyet raporu, sağlamdır raporu almalı, gelmeli, öyle vermeli. Anlaşılan o ki Yunus Emre Vakfında para var. Bu yöntemle, tedavi yöntemiyle, görevlendirme yöntemiyle Bakanlığın eliyle harcayacaksınız. Lütfen Yunus Emre'nin adı tertemiz, güzel bir ad, bu ada saygı duyun. O vakfı yaşatın, Yunus Emre Vakfını geliştirin, çoğaltın, ülke geneline tanıtın. Yunus Emre Vakfıyla ilgili bir tanıtım yok ama para harcama yeri var. Burada, biraz arka bahçe önerisi oldu.

Sayın Başkan, sözlerimi toparlıyorum, bir dakika içinde tamamlıyorum, herkes yüzüme bakıyor.

Arkadaşlar, 30 madde geldiyse her maddede beş dakika konuşup maddeleri tartışmak lazım. Çünkü önemli bir yasayı tartışıyoruz, bitmekte, batmakta olan turizmciyi konuşuyoruz. Bu turizmcilere teşvik vermediniz ama turizmciden "sertifika" adı altında para aldınız. Şimdi, üç yıl içerisinde bu turizmciler de Turizm Bakanlığının işletme belgesinde öngördüğü şartlara gelecek. Ya, küçük bir pansiyon işletmesi olan var, 10 odası olan var, 5 odası olan var, onunla geçiniyor, vergisini de dürüstçe götürüp devlete veriyor. Ya, siz üç yıl sonra bu pansiyonu da o kapsama alırsanız; o, yanmaz kapı takacak, menteşe koyacak, kolu koyacak, en az 1 milyon lira o 10 yataklı yere masraf edecek. Siz, kısacası, turizmciye burada faydalı bir yasa, teşvik yasası getirmiyorsunuz; turizmciyi sömürme, turizmcinin cebine giren üç beş kuruşa da göz dikiyorsunuz. Bu turizmcinin de dün tarihli, biten 31/12/2020 tarihli zamanın pandemi sonuna kadar vergilerini vermelerini... Pandemi sonu, iki yıl daha uzat. Pandemiye eğer bitti gözüyle bakıyorsanız o zaman herkes vergi versin, her yeri serbest edin, eğer bitmedi gözüyle bakıyorsanız bu süreyi uzatın, bu süre iki yıl daha uzasın, iki yıl sonra zaten baktığınızda pandemi yoksa o vergiler o zaman ödenmeye başlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Kısacası, Turizm Bakanlığı, turizme para olarak değil, içinde zengin turistin değil, dışında, yanında, etrafında halkın olduğu, halkın, halkın olduğu turizmi getirsin. Siz, halkı yok sayıp sadece zenginleri turist sayarak, zenginleri turizmci sayarak bu kanunu getirdiniz. Siz, yabancı çalıştırma sınırlamasıyla bu ülkenin evlatlarının önünü kestiniz, sınırsızlaştırdınız bu yasayı. Eğer bu ülkenin evlatları işsiz kalırsa o zaman işsizliği nasıl önleyeceksiniz, bunu anlatın. Eğer o insanlar işsiz kalırsa bunların vebali Antalya Milletvekilinin boynunadır çünkü bu yasayı, bu tasarıyı umuyorum siz yazdınız, siz getirdiniz. Antalya'ya nasıl gideceksiniz? Oradaki aşçı, komi, şoför, servisçi, çalışanın nasıl yüzüne bakacaksınız? O insanlar sizden bunun hesabını sormayacak mı? Kısacası, burada Suriyelilerin önü mü açılıyor? Nitelikli turizmci, nitelikli çalışan, yabancı çalışan mı getireceksiniz yoksa Suriyelileri yığıp seçmen mi yapacaksınız? Bunun cevabını rica ediyorum Sayın Bakan Yardımcısı, sayın kanun teklifi sahibi.

Şimdi, eğer bunlara cevap veremeyecekseniz demin İbrahim Hocanın da Anayasa'nın ilgili maddelerine atıfta bulunduğunda siz hemen orada açtınız, kanunun maddelerine baktınız, acaba Anayasa'ya aykırı mı değil mi? Hepsi Anayasa'ya aykırı, inanın Anayasa'nın ilgili maddelerine baksaydınız bu kanun teklifini bugün bu Komisyona, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmazdınız.

Ben, turizmde her şeyin para olmadığı, halkın özgürce dolaşacağı plajlarda dedelerin, ebelerin, ninelerin, torunlarının elinden tutup o halk plajlarına girdiği günlerin çok yakında olduğunu söylüyorum. Çünkü neden yakında? Sizin burada getirdiğiniz yasa teklifinin ömrü en yakın sandıktır, en yakın erken seçimdir, buraya kadardır ömrü. Halktan aldıklarınızı halka vermezseniz, bu kanun teklifinin yanında halk yoksa zenginlik vardır. Şunu unutmayın: Zenginler kimi desteklemişse o iktidar her zaman yıkılmıştır, yok olmuştur. Sizin iktidarınız da zenginleşme sürecinde, paylaşımı bilemediğiniz, paylaşımı birbirinizle hep kendi ceplerinize dolduran bir yönetim şeklisiniz çünkü halktan aldığınızı halka vermediniz. Bu halk size en yakın, en kısa, en ilk fırsatta bunun hesabını soracaktır diyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Mürsel Bey, bir şey dikkatimi çekti, mikrofon açık ya da kapalı hiç fark etmedi ya, maşallah yani.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Sesim çok gürdür.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hakikaten, yumurta falan içiyor musunuz, onu neye borçlusunuz? Böyle sabahları aç karnına...

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Söyleyeyim neye borçlu olduğumu; ben Anadolu'da doğmuş, Ege'nin serin sularında, yüksek yaylalarında, Erzurum coğrafyasında, Erzincan'da, Dersim'de, buralarda çok çok güzel türkü söyledim.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Güzel, güzel.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Onun için sesim gürdür, siyasetin içinde büyüdüm.

Ben umarım incitmeden, kırmadan gerçekleri anlattım ve bu yasa teklifinin bir an evvel geri çekilmesini sizlere öneriyorum.

Teşekkür ediyorum.