| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç ve 21 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3427) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .03.2021 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bakanlıklarımızın değerli temsilcileri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bugün, Komisyonunuzda görüşülmekte olan bu torba yasanın içerisinde çok olumlu algıladığımız maddeler var ama çok çok olumsuz olarak gördüğümüz maddeler de vardır. Onun için, olumlu gördüğüm bir konudan başlayayım. Biraz önce Orhan Bey ifade ettiler, milletvekili olduğum 2018'den bugüne kadar Konya'da en fazla şikâyet dinlediğimiz konulardan biri Akşehir Gölü'nün kıyı şeridinin değişmesiyle ortaya çıkan sorunlardı. Bir taraftan malikler, bir taraftan malik olmadığı hâlde zilyetleri ve kullanıcıları tarafından sürekli olarak şikâyet edilen, düzeltilmesi istenilen bir konuydu. Bu konunun burada düzeltilme iradesinin ortaya çıkmış olmasından dolayı memnuniyetimi ifade etmek istiyorum, bu sürece katkısı olan bütün milletvekillerimize de teşekkür ediyorum.
Burada, tabii, bir taraftan yeni kıyı-kenar şeridinin içeride kalması nedeniyle bu bölgede tapulu mülkü bulunan vatandaşlarımızın rahatsızlıkları var. Tek tek, cümleler hâlinde -her ne kadar bent hâlinde düzenlenmemiş olsa da madde- aşama aşama bu sorunların giderilmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Yani mahkeme safhasında değilse ne olacak, yargı safhasındaysa ne olacak? Yargı karar verdiyse ne olacak, yargı karar verdi ve tescil edilmediyse ne olacak, tescil edildiyse ne olacak? Bunlar etraflı bir şekilde düzenlenmiş. Bu zilyetler ve kullanıcılarla ilgili sorunun da nasıl giderileceği düşünülerek, pratik görülerek, bilinerek düzenlenmiş; büyük ölçüde bu yasal düzenlemenin sorunu ortadan kaldıracağını düşünüyorum ama burada sanki 2 nokta var. Bir, bu ceza alanlarla ilgili; en azından bunların adli sicil kayıtlarının düzeltilmesi lazım, herhâlde buraya bir cümle ilave etmek suretiyle, bent ilave etmek suretiyle halledilebilir gibi geliyor. Ertelenirse ne zaman tekrar yasalaşma sürecine girer?
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Şöyle bir tereddüt oldu Sayın Bakanım: Yani bir af kanununa benziyor, yargı süreci tamamlananlar... Onu Adalet Bakanlığıyla görüşüyor arkadaşlar. O, gündemde tutulacak, inşallah o çözülecek.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet.
İkincisi de daha küçük bir konu; belki, burada tarlasını sürdüğü için, eski mülkiyet ilişkisi nedeniyle yeni düzenlemeye istinaden tarlasını sürüdüğü için, kullandığı için... İşte ecrimisil falan istenilenler olabilir, onlar henüz tahsil edilmemiş olabilir. Onların da belki silinmesi gerekebilir diye düşünüyorum. Bir de bazı durumlarda yargı giderleri devlet tarafından, idare tarafından üstleniliyor ama bazı durumlarda da ilgili mülk veya kullanıcı sahibi üzerinde kalıyor. "Bunların ikisinin de konumu aynı, dava kapandığı için, ödediği için tekrar tahsille uğraşmayalım, zaten mülkiyet sorununu çözmüş olmak bunlar için yeterlidir." diye düşünülmüş olabilir ama eşitlik açısından burada da bir sorun var gibi geldi bana ama faydalı bir düzenleme, yasalaşacağı anlaşılıyor. Hayırlı olsun diyorum ve arkadaşlara da teşekkür ediyorum tekrar.
Şimdi, bu 2'nci maddeyle ilgili -arkadaşlar her ne kadar bazı şeyler söyledilerse de- bu madde aslında Plan ve Bütçe Komisyonunun maddesi, buranın maddesi değil ama kanun teklifini yapan arkadaşımız da üyemiz olduğu hâlde nedense buraya gelmiş. "Ben ille de Plan ve Bütçe Komisyonunu isterim." diyebilirdiniz Ahmet Bey. Şimdi, çok önemli bir madde bu, gerçekten.
Şimdi, cümleye baktığınız zaman, uzun metni sadeleştirerek, kısaltarak okuyacak olursam, şöyle diyor: "Yurt dışından finanse edilmesi planlanan -yani yurt dışı kredilerle ilgili bu, iç kredilerle ilgili değil- yap-işlet-devret projeleri kapsamında -isme çeviriyorum- Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından imzalanacak borç üstlenim anlaşmalarına..." Yani bu projeler için, parayı başkası kazanacak, niye Karayolları Genel Müdürlüğü borç üstleniyor? Yani borç üstleniminin Karayollarının üzerinde kalması bana ters geliyor ve yanlış. Madem o işi siz yapacaksınız, kamunun kullanım hakkını siz devralmış olacaksınız ve oradan fahiş paralar kazanacaksınız, paranızı da bulun, bulamıyorsanız kredinizi de kendiniz alın, teminatını da kendiniz gösterin... Niye Karayolları borcu üstleniyor? Bu da yetmiyor, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı da bu borca taraf oluyor yani kefil oluyor. Çifte kavrulmalı. Basında şöyle haberler geçti: "Yabancı finansman kuruluşları Karayollarının borç üstlenimini yeterli görmüyorlarmış." Yani Karayollarını güvenilir görmüyorlar borçlarının tahsili açısından. "Biz buna para vermeyiz, Karayolları üstlenirse de bu bizim için yeterli değildir, illa Bakanlığın kendisi kefil olacak." diyormuş. Burada itibar meselesi var. İtibarımızı niye on paralık ettiriyoruz ya? Ne demek Karayollarının borç üstlenmesi yeterli değil? Yani bu, devlet ciddiyetine yakışır bir madde gibi bir madde gelmiyor bana.
Sonra, ikincisi, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi gerçekten idare karşısında bağımsız, güçlü, ayrı bir erk olsaydı bu Meclise böyle bir madde gelmezdi. Bu madde yerine "Önce şeffaf olun." derdi, şeffaflığı sağlayacak maddeleri getirirdi. "Şimdiye kadar yap-işlet-devret veya kamu-özel iş birliği projeleri nedeniyle nereden ne kadar kredi aldınız ve bu kredilerin kefili kimdir, teminatı nedir? Bunları bildirin." derdi idareye, Hükûmete. Niye istemiyoruz? Şu ana kadarki kredilerin teminatı nereden kaynaklanıyor, niye istemiyoruz ve niye bilmiyoruz? Bunları öğrenmeden buraya bir de yasal bir kolaylık getirmek için, şeffaf olmayan bir yönetime yasal bir kolaylık getirmek için iş yapılır mı Allah aşkına? Buradan korkunç kâr elde ediyorlar, korkunç. "Sözleşmeler gizlidir, bilmem, krediler gizlidir, teminatlar gizlidir." Piyasaya sızan, zaman zaman yapılan açıklamalardan kurduğumuz senaryoların hepsi bu konu çerçevesinde, kamu-özel iş birliği projeleri kapsamında olup bitenleri anlamamıza bile yeterli değil. Onların kat kat üzerinde fahiş marjlar olan işler bunlar. Ama şimdiye kadar çözümlediğim kadarıyla nasıl olduğunu ben size söyleyeyim: İhaleyi verecek makam çağırıyor bildiği, güvendiği veya önceden iş yaptığı iş adamlarını, "Şu yolu size verelim. Bu işi siz yapın, sonra biz ödeme garantisi getirelim, buradan para kazanın." diyor. Onlar da diyorlar ki: "Efendim, bizim paramız yok." Bu sefer ilgili makam diyor ki: "Para önemli değil, parayı biz buluruz, söyleriz, alırsınız bir yerden." "Ama bizim teminatımız yok." diyorlar. Bu sefer yine ilgili makam diyor ki: "Teminat da sorun değil, biz teminatı sağlarız." Sonra gidiyorlar, parayı alıyorlar. Bu iş artık özel bir iş oluyor. Düzgün denetlenmiyor, maliyetin ne olduğu düzgün takip edilmiyor, oranın gerçek maliyeti de bilinmiyor. İşi alanlar hayali bir maliyet çıkarıyorlar, çıkardıkları maliyetten daha fazla da kredi alıyorlar. Yapacakları işten daha fazla kredi aldıkları için bu fazlalığı zaten peşin peşin ceplerine atıyorlar, daha başlarken kâr ediyorlar. Daha sonra, iş bitiyor, sözleşme gereği geçiş garantisidir, uçuş garantisidir, bilmem, hasta garantisidir diye -değişik iş kollarına göre- dünyanın parasını kazanıyorlar.
Bakın, basit bir hesap yapalım: Osmangazi Köprüsü yirmi iki yıl işletilmek üzere alınmış, yirmi iki yıllık garanti verilmiş, bazı bölümleri erken bittiği için o yirmi iki yıla erken biten süre de eklenmiş. Kendilerinin şişirme maliyetine göre 1,2 milyar dolar Osmangazi Köprüsü. Bu 1 milyar 200 milyon dolar paranın 2 katını ilk dört yılda çıkardılar, ilk dört yılda maliyetin 2 katı para kazandılar. Geride daha on sekiz yirmi yıl var ve bu garantilerin dönem sonunda bunlara 13 milyar dolar kazandıracağı şu ilk verilere göre hesap ediliyor. Bunun da çok üzerinde olduğu kanaatindeyim. 13'ü doğru saysanız bile aşağı yukarı 12 milyar dolar Osmangazi Köprüsü'nü alan firma para kazanıyor. Ya, böyle bir para kazanma yöntemi olur mu arkadaşlar? Nasıl bir iştir bu ya. Şimdi biz bunlara "Şeffaf ol, sözleşmelerini çıkar. Krediyi nereden aldın, parayı nereden buldun, teminatın nedir? Bunların gerçek maliyeti nedir? Bunları nasıl denetlediniz? Maliyet hesaplarının üzerinde hiçbir denetim yaptınız mı? Bunları getir." diyeceğimiz yerde tutuyoruz diyoruz ki: "Bu işinizi kolaylaştıralım, biz bir yasal kolaylık sağlayalım size. Şeffaflıktan uzaklaşmaya devam edelim." Bu olmaz arkadaşlar.
Üçüncü konuşmak istediğim konu, vaktim varsa bu, şeylerle ilgili.
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Yalnız, Sayın Bakanım, herhâlde bu, Osmangazi Köprüsü sadece köprüden ibaret değil. Yani Bakan Yardımcımız herhâlde cevaplandırır sonra bunları ama...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O kalan kısmının hesapları ayrı zaten, ben sadece o köprü kısmının hesaplarını söyledim. O kalan kısmı İzmir'e kadar gidiyor zaten.
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Buyurun, toparlayalım Sayın Bakanım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, yumuşak konuyla bitireyim; bu, buzağı, oğlak, kuzu, gebe hayvanların kesimiyle ilgili. Bu maddenin düzenlenme amacı ne? Yani bunlar küçük yaşta kesilirse... Büyüyecekler, işte havyan sayımızın azalmasına yol açacak maksadıyla mıdır yoksa hayvan haklarını koruma sadedinde bir düzenleme midir? Ama öyle zannediyorum ki birincisi doğru. Yani "gebe hayvanlarda" dediğine göre Türkiye'deki hayvan varlığını korumaya yönelik bir düzenleme. Yani bir bakış açısı değişikliğine ihtiyaç var bana kalırsa.
Sayın Cumhurbaşkanının dünkü yapmış olduğu açıklamada, eylem planında beğendiğim bir cümle vardı yani güzel bir cümle, tam doğru bir şey tespit edilmiş. Diyor ki orada: "Hayvana mal, meta olarak bakmayacağız, canlı olarak bakacağız." Ya, öyle bir zulüm var ki bugün dünyada, Türkiye'de değil yalnız, öyle bir zulüm var ki buzağı doğar doğmaz ne annesi onu yalayabiliyor, ne emzirebiliyor, ne dağda bayırda beraber koşabiliyor; doğar doğmaz buzağıyı alıyorlar, 2 metre uzunluğundaki bir kutunun içerisine koyuyorlar, kesilinceye kadar hareket etmeksizin orada tutuyorlar. On sekiz ayı geçerse de artık kilo almadığından on dokuz aya çıktı mıydı maliyetler arttı diye hesap ediyoruz. Allah aşkına, şu mera alanlarını -sürekli meralıktan çıkıyor- koruyalım, hayvanlar da mutlu yaşasınlar yaşadıkları süre içerisinde. Meralara yönelik hayvan popülasyonuna doğru kaydırmaya başlayalım. Onun için yani bu, hayvana canlı olarak bakmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sayın Genel Başkanınızın da talimatına uygun olarak bu konuda çalışmaya yapmaya başlarsanız ben de memnun olurum.
Saygılar sunarım.