KOMİSYON KONUŞMASI

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Şimdi, 90'lı yıllar ile bu yılları karşılaştıran arkadaşlarımız oldu. Bu yılların daha kötü olduğunu hiç kimse söyleyemez. Hele 90'lı yıllarda Diyarbakır'da yaşamış biri olarak beyaz Torosların ne anlama geldiğini hepimiz biliyorsak bugün...

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Şimdi de siyah...

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Ya, ben sizin sözünüzü kestim mi Sezgin Bey, kestim mi sizin sözünüzü? Lütfen dinleyeniz, Allah Allah!

BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Sezgin Bey, "Kendine Müslüman." derler ya, kendinize saygılısınız ama karşıya hiç saygınız yok! Bunu söylemem lazım, biraz evvelki hareketiniz de hoş değildi, davranış şekliniz de hoş değildi.

Buyurun Sayın Vekilim.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum.

Yani kalkıp da "90'lı yıllarda işkence aletlerini tespit edebiliyorduk." diyorsanız, demek ki o yıllarda işkenceler vardı fakat biz iktidar olarak işkenceye sıfır toleransla yola çıktık, pembe karakolları oluşturduk. Cezaevi Alt Komisyonunda olan bir insanım, cezaevlerine gidiyoruz, burada gerek muhalefet olsun gerek iktidardaki arkadaşlarımız olsun, sistemli bir işkenceden hiç kimse bahsedemez. Bireysel kaba kuvvet olabilir, bazı insanların psikolojik sorunlarıyla mahkûmlar üzerinde bireysel hatalar olabilir -ki bunlar da soruşturulmalıdır- Adalet Bakanlığına bunlar da bildirilmiştir, bunlar not alınmıştır ve raporlarımızda eksiksiz yer almıştır. Hem iktidara ait milletvekilleri hem muhalefete ait milletvekilleri bunları da dile getirmiştik ve bizzat dile getirenlerden biri de benim.

"Belli gazetelerde işkenceler verilmiyor." Ya, ben, şimdi, burada o gazeteleri sayıp da reklamlarını yapmak istemiyorum ama Türkiye'de her gün çıkan belli gazeteler var, bu gazeteler olmayan işkenceleri bile köpürte köpürte veriyor. "Yandaş medya" diyorsanız, evet, muhalefete çok yandaş ve her gün yalan haber yapan bir medya var.

Teşekkür ediyorum.