| Komisyon Adı | : | Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon |
| Konu | : | Kamu Denetçiliği Kurumu 2020 Yıllık Raporu'na ilişkin görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .02.2021 |
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Sayın Başkanlar, değerli arkadaşlar, Sayın Başdenetçi ve denetçi arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum ben de.
Şunu ifade edeceğim genel olarak: 80'li, 90'lı yıllardan şimdiye kadar insan hakları ortamı içerisindeyim, şimdi de Mecliste İnsan Hakları Komisyonundayım iki dönemdir. 80'li, 90'lı yılları bu yıllarla karşılaştırdığımda çok daha sistematik ve yaygın insan hakları ihlalleri var Türkiye'de. Türkiye bütün endekslerde insan hakları ihlalleri bakımından daha da geriye düşmüş durumda.
Şimdi, ombudsmanlık kurumu da sonuçta Türkiye Büyük Millet Meclisi adına yürütmedeki bizim uzantımız ve insan hakları ihlallerinin önlenmesinde ve bu kültürün yaygınlaşmasında çok daha etkin olması lazım.
Şimdi, 90'lı yıllar ile bu yılları karşılaştırdığımızda insan hakları ihlallerinin önlenmesinde çeşitli mekanizmalar var. Mesela, sivil toplum, yargı, medya, Türkiye Büyük Millet Meclisi, üniversiteler, akademi ve uluslararası mekanizmalar var. Bunlar insan hakları ihlallerinin önlenmesinde ve bu kültürün topluma yayılmasında önemli mekanizmalardır. 90'lı yıllar ile bu yılları karşılaştırdığımızda bu mekanizmalar bakımından yani sivil toplumun çok daha geriye düştüğünü görüyoruz insan hakları ihlallerininin önlenmesinde özellikle son dört yılda, beş yılda, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra.
Yargı, tamamen yürütmenin etkisine girmiş durumda ve bağımsızlığını ve tarafsızlığını kaybetmiş durumda. 90'lı yıllarda kapısını çalabileceğimiz başsavcılar vardı, savcılar vardı, hâkimler vardı, avukatlar bakımından böyleydi en azından, sivil toplum bakımından da böyleydi ama şimdi savcıların bütün kapıları kapalı yani ama bakanın dediği gibi "Türkiye Avrupa'ya açılıyor." ama koridorlar avukatlara açılmıyor, bütün adliyelerde neredeyse böyle. Ben kendim Balıkesir'deki bir duruşmada Başkana "İnsan Hakları Komisyon Başkan Vekili olarak bu duruşmayı izleyeceğim." diyemedim yani Başkanın koruması -mübaşir de değil- beni duruşma salonuna almadı milletvekili olduğum hâlde. Bu, sadece bir örnek ama bütün Türkiye'de böyle yargıyla olan mesele bakımından. Sonuçta, yargılama faaliyeti de bir insan hakları ihlalinin olduğu faaliyettir adil yargılama bakımından. Böyle bir ortam var.
Medya, tamamen tek eksenli hâle gelmiş durumda. Yaygın medyada bir işkence haberi göremezsiniz oysa -siz de çok iyi hatırlarsınız- 80'li, 90'lı yıllarda Cizre'de dışkı yedirilen bir köylünün haberi bütün merkez medyada manşet olabiliyordu ama şimdi ölüm haberi bile manşet olamıyor. Bakın Sultangazi'de 2017 yılında öldürülen 2 genç vardı, bir trafik kontrolünden kaçtıkları için 40 tane kurşun sıkılmıştı, birisinin üzerinde 10 tane kurşun var yani yakalamak için değil, öldürmek için sıkmışlar. Geçtiğimiz hafta cuma günü onların duruşması için oradaydık yani 24 bin lira para cezası aldılar, 24 bin lira da 24 takside bölündü. Yani yargı da 90'lı yıllardan farklı olarak sonuçta insan hakları ihlallerine cezasızlık kültürü bakımından büyük katkı sunuyor, büyük katkı sunuyor.
Dördüncü olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin çoğulcu bir yapısı vardı, şimdi de çok parti var ama çoğulcu değil, tek eksenli. İnsan Hakları Komisyonu 90'lı yıllarda -hatırlayın- karakollara gidip işkence aletlerini bulabiliyordu ama şimdi ben İnsan Hakları Komisyonunun üyesi olarak bir karakola gidemiyorum. Bakandan izin almadan cezaevlerine gidemiyoruz, Bakandan izin almadan, o iznin ne zaman çıkacağı da belli olmuyor. Yani gerçekten...
BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Sayın Vekilim, sorunuza geçersek...
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Bitiriyorum.
BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Evet, lütfen...
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Genel değerlendirme yapıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Ama genel değerlendirmeyi yapmayın, burada Komisyonumuzun...
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Bir saniye ama bakın, lütfen...
BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Değerli Vekilim, lütfen dinler misiniz.
Genel değerlendirme yeri değil burası, aşağıda basın toplantısı yaparsınız, orada değerlendirmenizi yaparsınız.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Raporu değerlendiriyorum.
BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Bu, raporla ilgili değil. Bir an evvel, lütfen, sorunuzu sorun; biz de bitirelim.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Gerçekten ya, neyse...
BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Hareketleriniz hiç hoş değil. Sözde saygılı, özde hiç...
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - 90'lı yıllarda üniversitelerde, akademide insan hakları kültürünün yaygınlaşması bakımından gerçekten çok önemli çalışmalar yapılırdı, yüksek lisans tezleri yazılırdı ama şimdi üniversitelerde o ortam yok, kimse insan hakları ihlalleriyle ilgili olarak bir rapor yazma cesaretini ortaya koyamıyor, yüksek lisans tezleri, doktora tezleri yazılamıyor bu ortamda.
Ve son olarak da uluslararası mekanizmalar... Uluslararası mekanizmaların raporlarını dikkate alan hükûmetler vardı, onlarla doğru ilişki kuran hükûmetler vardı ama şimdi o raporları elinin tersiyle iten hükûmetler var. Dolayısıyla yani sizin çok daha etkin bir biçimde çalışmanız lazım. Neden? Türkiye'nin bu endekslerde daha geriye düşmemesi için, bütün endekslerde; bunun yapılması lazım.
Ben tekrar teşekkür ediyorum çalışmalarınız için.