| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi ile Türkiye Varlık Fonunun 2019 Yılı Mali Tabloları ve Faaliyetleriyle İlgili Denetim Raporlarının Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi (3/1510) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 27 .01.2021 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Sayın Genel Müdür, sevgili bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, açık söyleyeyim, Türkiye Varlık Fonu bir varlık fonu değildir. Neden mi? Varlık fonları bütçe ya da dış ticaret fazlalarının değerlendirilmesi için kurulan fonlardır. Bunların temel iki amacı vardır. Bir, eldeki fazla kaynağı gelecek nesillerin de faydasına sunmak için bir fonda tutmak; iki, fazla kaynak yüzünden yerel paranın ihracatçı aleyhine aşırı değerlendirilmesini engellemek. Türkiye Varlık Fonu bu ikisine de uymamaktadır çünkü elimizde ne gelecek nesiller için kullanılabilecek bir bütçe fazlası var ne de dış ticaret fazlası veriyoruz. Hatta bırakın fazlayı mevcut rezervi dahi son bir yılda yok ettik. O zaman şunu söylemek yanlış olmayacaktır: Türkiye Varlık Fonu paralel denetimsiz bir bütçedir. Bu mantıkla çalışan dünyadaki tek Varlık Fonu, yolsuzluklarla anılan Malezya Varlık Fonudur. Hatırlayalım, Malezya Varlık Fonunun yurt dışında ne olduğu belli olmayan şirketlere yatırım yaptığı ve içinin boşaltıldığı tespit edilmişti. Bu skandalın ortaya çıkmasından sonra Malezya Başbakanı istifa etmişti.
Şunu da vurgulamalıyız ki: Türkiye Varlık Fonu, bütçe açığı için bir perdeleme işlevi görmektedir. Örneğin, Türkiye Varlık Fonunun yaptığı borçlanmalar merkezî bütçe tablolarında gözükmüyor. Bu da yetmiyor, yeterli denetim yapılmıyor. Bu fona ister "Varlık Fonu" ister "Kalkınma Fonu" denilsin bir farkı yok. Buradaki temel sorun şu: Varlık Fonu ve bağlı şirketler Sayıştay, Kamu İhale Kurumu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi denetiminin dışında.
Varlık Fonu Başkanı hem hâkim hem savcı. Dünyada örneği yok; Cumhurbaşkanı hem Varlık Fonu Başkanı hem de Cumhurbaşkanı. Bu durum "Acaba güveneceği bir başkan bulamadı mı?" sorusunu da akla getirmektedir.
Cumhurbaşkanlığının kendi yönettiği Varlık Fonunu yine kendi bünyesindeki bir kurula denetlettirmesi de doğru değildir.
Bir başka örnek daha vermek istiyorum: Varlık Fonunu denetlemesi gereken Devlet Denetleme Kurulunun Başkanı aynı zamanda Varlık Fonu bünyesindeki Borsa İstanbulun Yönetim Kurulu üyesidir. Yani DDK Başkanı kendi yönettiği denetleme birimine Yönetim Kurulunda olduğu şirketi denetletmektedir. Bu, nasıl bir çıkar ağıdır, buradan bir denetim çıkar mı; bunları sormak lazım. Üstüne üstlük, kanundaki denetim kapsamı denetim elemanları tarafından daraltılmıştır. 6741 sayılı Kanun'da "Varlık Fonunun bağımsız denetimden geçmiş mali tabloları ve faaliyetleri en az 3 merkezî denetim elemanı tarafından bağımsız denetim standartları çerçevesinde denetlenir." denilmektedir. Merkezî denetim elemanları ise denetim kapsamının sadece bağımsız denetim raporlarının denetimi olduğunu savunarak hukuksuz ve dayanaksız bir şekilde denetim kapsamını kendi yorumlarına göre daraltmışlardır. Denetim elemanlarından bu konuda bir açıklama bekliyoruz. Bu görüşe dayanak teşkil eden bir karar, mevzuat veya hukuki görüş var mıdır?
Değerli arkadaşlar, Varlık Fonuna geçen kârlı şirketlerde ciddi bir kâr erimesi görülmekte ya da çoğu zarar etmeye başlamış durumda. Varlık Fonunun bugün toplam borcu 1 trilyon 200 milyar lira. Kaynağı belirsiz 1 milyar 600 milyon borç var. Varlık Fonunun saydamlık ve şeffaflık ilkesi gereği bir kuruş bile kaynağı belirsiz bir borcu olamaz. Karşımızda bir özel şirket olsa Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) hemen üzerine gider ve vergi denetim elamanlarıyla bu durumu inceler. Bunun hesabı TBMM'ye verilmeyecek de nereye verilecek? Alınan borçlar nereye kullanıldı; bilinmiyor. Özel şirketler satın alınmış ya da onlara ortak olunmuş; akla "Varlık Fonu şirket kurtarma faaliyetleri için mi kuruldu?" sorusu geliyor. "Bu fon, kamu bankalarının şirketlere ve şahıslara verilen ucuz krediler sonucu oluşan görev zararlarını karşılamak için mi kuruldu?" diye sormadan edemiyoruz. Diğer bir soru şu: Fonun bünyesindeki araziler uluslararası kuruluşlara ve bankalara ipotek ve teminat olarak verildi mi? Bu konulara doyurucu cevaplar bekliyoruz. Esasen, bu fon muhalefet partilerinin kuracağı bir komisyon tarafından denetlenmeliydi ancak tek adam rejiminde bunun mümkün olmadığını biliyoruz.
Değerli arkadaşlar, tutarlı, doyurucu, kapsamlı bir denetim yapılmadığı için şirketlerin Varlık Fonuna geçtikten sonra neden zarar ettiklerini de görmek çok mümkün olmuyor. ÇAYKUR'u ele alalım. 2015'te 22 milyon, 2016'da 82 milyon TL kâr eden ÇAYKUR, 2017 yılında Varlık Fonuna geçti. Şirket 2017 yılında 267 milyon, 2018'de 657 milyon, 2019'da ise 635 milyon lira zarar etmiştir; buradaki grafikten de net olarak görebiliriz arkadaşlar. Bu durum hakkında detaylı bir değerlendirme yapılması gerekmiyor mu? Elimizdeki raporda bu konuda neden doyurucu bir açıklama yok?
Sadece ÇAYKUR örneği değil, gelelim BOTAŞ'a: BOTAŞ, 2017 yılında 3,3 milyar TL kâr ederken 2018 yılında 2,5 milyar, 2019 yılında ise 5,6 milyar lira zarar etmiştir. Bağımsız denetim yapan özel firma, fona bağlı bazı şirketlerle ilgili bir kısım bilgiye ulaşamadığını söylemiştir; BOTAŞ bu şirketlerden biri. Bu konuda merkezî denetim elemanları herhangi bir girişimde bulundu mu? BOTAŞ'ın Yönetim Kurulu kararlarına ulaşılamıyor, yurt dışı iştirakinin finansal tabloları için mutabakat alınamıyor, BOTAŞ aleyhine açılan davaların durumu belli değil, bu konuda BOTAŞ bilgi vermiyor, BOTAŞ'ın şüpheli alacaklarına ilişkin şirketten bilgi alınamıyor. Hadi özel bir firmaya BOTAŞ gibi bir şirketin stratejik olabilecek gizli bilgileri verilmedi, iyi de bu bilgiler Devlet Denetleme Kuruluna neden verilmedi? Bunu anlamakta zorlanıyoruz. Merkezî denetim elemanlarının yasadan aldıkları güçle bu bilgileri temin edip incelemeleri gerekirdi.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına bakalım. TPAO 2018 yılında 5,7 milyar lira kâr ederken bu rakam 2019 yılında neden 1,2 milyara düşmüştür?
Yine Eti Madenin kârı bir yılda 3,3 milyardan 2,7 milyara düşmüştür. Bunun sebebi nedir? Eti Madenin fiziki stok sayımlarına ulaşamadıklarını söylüyor denetçiler. PTT; 2017 yılında 641 milyon TL, 2018 yılında 215 milyon TL kâr ederken 2019 yılında neden 1,2 milyar TL zarar etmiştir?
Değerli arkadaşlar, raporlarda kamu bankalarının kârının azaldığı ya da zarar ettiği görülmekte. Ziraat Bankası vergi cennetinde kurulu bir şirkete 1,6 milyar dolar kredi veriyor, müteahhitler 16 milyar TL ödeme alıyor, diğer yandan, bu ay, Ziraat Bankası sübvansiyonlu tarımsal kredi faiz oranlarını yüzde 9'dan yüzde 17'ye çıkarıyor. Bir avuç şirketin borçlarını defalarca silen iktidar, çiftçilerin faiz borçlarını silmeyi bırakın, yapılandırmıyor bile.
Kamu bankalarından devam edersek; kamu bankaları 2020 yılı içinde zarar etmek pahasına Merkez Bankasından aldığı dövizi piyasaya sattı mı? Kamu bankaları döviz açık pozisyonlarını neden yasal sınırın üzerine çıkardılar? Bir kamu bankasına, yönetim kuruluna lise diploması bile şaibeli bankacılık ve ekonomiyle ilgisi olmayan bir güreşçi neden atandı? Ekonomi, finans ve bankacılık tecrübesi olmayan RTÜK Başkanının bir kamu bankasının yönetim kurulunda ne işi var? Kamu bankalarının döviz açık pozisyonları, Merkez Bankası rezervlerini arka kapı stratejisiyle birilerine ucuza satmaları ve liyakatsiz atamalar yapmaları hakkında merkezî denetim elemanları neden bir şey söylemiyor? Basındaki iddialara göre Varlık Fonu 2020 yılı sonunda uluslararası piyasalardan borçlanmak istemesine rağmen borç alamadı. Bunun sebebi nedir? Bu konunun fonun şeffaflığı ve denetim kriterleriyle bir ilgisi var mıdır?
Değerli arkadaşlar, iktidarın kullandığı 3 tane bütçe var:
1) Merkezi yönetim bütçesi
2) KÖİ yatırımları, sözleşmeleri bütçesi
3) Varlık Fonu bütçesi
Tabii, bunlara ek olarak bir de İşsizlik Fonu bütçesi var. Aralarındaki ilişki şöyle: Salgında genel bütçeden sadece 7 milyar civarında harcama yapılmış. Salgın harcamalarının büyük kısmı İşsizlik Fonu'yla yapılırken borçlanmaların bir kısmı Varlık Fonuyla yapılıyor, bütçenin kaymağını ise kamu-özel iş birliği müteahhitleri yiyor. Bu fonlar bütçe dışı, denetimi ise sadece kâğıt üzerinde.
Sayın Sönmez konuşmasında söyledi; "Varlık Fonu bütçeyi ya da hazineyi fonlamak için kurulmadı." dediniz; doğru, paralel bütçe oluşturmak için, hazinenin ve bütçenin rakamlarını makyajlamak için kuruldu. Yine, Sayın Sönmez "Hiçbir şirketi satmadık, rehin vermedik, böyle bir amaç yok." dedi.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süleyman Bey, ek süre veriyorum, toparlayabilirseniz...
Buyurun.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Başkanım.
Ancak Varlık Fonu uluslararası piyasalardan borçlanmak istediğinde borç verenler Varlık Fonundaki şirketleri görerek borç veriyorlar yani bir anlamda kamunun değerli şirketleri borç verenler için teminat oluyor. Yine "Hiçbir şirketi satmadık." dediniz ama Millî Piyangoyu geçen sene Demirören'e sattınız ve Demirören, Varlık Fonu bünyesindeki Ziraat Bankasından kredi kullandı, Borsa İstanbul'daki yüzde 10 hisseyi de Katarlılara sattınız.
Değerli arkadaşlar, Varlık Fonundaki kurumların zarar etmelerinden bahsettik; gerçi bu kadar keyfî yönetilen kurumların zarar etmesi kadar doğal bir şey de yok. Neden mi böyle diyorum? Bakın, şarkıcı Serdar Ortaç, Posta'ya verdiği röportajda son aldığı krediyi ödeyemediğini belirterek "Vallaha, en son aldığım krediyi ödeyemediğim için koskoca devlet bankası 'Sen Serdar Ortaç'sın, seni mahkemeye verir miyiz evlat?' dedi ve borcumu sekiz ay erteledi." dedi. Bu haberi şununla karşılaştıralım: Ziraat Bankasının internet sitesindeki ilanlarda yüzlerce adet satılık tarla, bağ ve bahçe bulunmakta. Çiftçiler borçlarını ödeyemedikçe geçim kaynağı olan tarlalar Ziraat Bankasının eline geçiyor, ilanlarda 1 milyon liralık bahçeler de var, 15 bin liralık buğday tarlaları da var. Serdar Ortaç'a gelince ertele; esnafa, çiftçiye, KYK'li öğrenciye gelince haczi bas.
Son olarak üç sorum olacak Sayın Genel Müdürüm. Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi inşaatını üstlenen Ağaoğlu, YDA ve İNTAŞ'a 1,67 milyar TL'lik ödeme yaptı. Yandaş şirketleri kurtarmak için 1,7 milyar TL nakit çıkışı yapan Varlık Fonunun Millî Piyangodan gelen 75 milyon TL'ye çok mu ihtiyacı var? Bu para, kamuoyunun yoğun talebine rağmen, neden ısrarla SMA'lı çocuklara verilmedi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Hızlıca toparlarsanız, ek süreniz de bitti.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son iki sorum Başkanım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Buyurun.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Vergi ve kara para cenneti olarak bilinen, Fransa'nın kuzeyindeki Jersey Adaları'nda "BOTAŞ International" isimli bir şirket kurulmuş. Bir kamu şirketi neden vergi ve kara para cenneti olarak bilinen yerde şirket kurar?
Son sorum: Eti Madenin yurt dışı iştiraklerini Sayıştayın denetleyemediği ortaya çıktı, Devlet Denetleme Kurulu da denetleyemiyor. Böyle bir şey olur mu?
Bu sorulara da cevabınızı rica ediyorum.
Teşekkür ediyorum.