KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Başkan.

Çok değerli çalışmalarınız için öncelikle gönül dolusu teşekkürler.

1993 yılında kurulmuş Vakfınız, çok önemli çalışmalara imza atmış, baktım. 635 vatandaşımızı kaybettiğimiz 1992 Erzincan depremi sonrası kurulmuş ve Türkiye'ye dair kafa yorulmuş bu konuda, hakikaten, özellikle güçlendirme konusunda yeni bir yapının yüzde 25 maliyetine kadar olduğunu ifade ettiniz. Bence bu çok önemli bir saptama ve çalışma.

Şunu sormak istiyorum ben: Bir simülasyon gösterdiniz. Güçlendirme yaptıktan sonra bir simülasyonunuz oldu mu? Gerçekten yapılan güçlendirme sonrası hakikaten, işte, kaç büyüklüğünde depreme kadar dayanıyor? Buna ilişkin hani İTÜ olarak böyle bir çalışmanız ya da Vakıf olarak böyle bir çalışmanız var mı? Onu merak ettim; bir.

Bir de yapı denetimini yeterli buluyor musunuz Türkiye'de? Hani 2000 sonrası, evet, teknoloji gelişti nervürlü demir, hazır beton vesaire falan ama yapı denetimini bu hâliyle doğru buluyor musunuz?

İkinci sorum: Zeminden ayrı düşünülebilir mi yapı? Yapı denetiminde neden zemin denetlenmiyor? Bunun yasal platforma taşındığını da biliyoruz ama gereken şeylerin yapılmadığını biliyoruz bu konuda. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek isterim.

Üçüncü sorum: Deprem sigortasını bu hâliyle doğru buluyor musunuz? Dünyadaki örnekleri konusunda bir örnekleme yapabilir misiniz? Nedir bu konudaki düşünceleriniz?

Teşekkür ediyorum sunumuz için tekrar.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Ben teşekkür ediyorum güzel sorular için. Heyecandan unutursam bana hatırlatırsınız, ben 4 saydım çünkü.

Biri bina aslında, ben gene telaştan ve heyecandan güzel anlatamadım onu çünkü.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Estağfurullah, gayet güzel anlattınız.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - O 2 binadan 1'i güçlendirilmişti, 1'i mevcuttu. Yani 2 bina bizim için çok zor, dünyada belki de ilk kez yapılan bir şey. Bir kere, bu kadar büyük ölçekte test dünyada yok gibi bir şey. Biz, laboratuvarda çok tecrübeliyiz ama bir tane kolon test ediyoruz.

Şimdi, burada, 1 bina hatta 2 bina, aynı andaydı o testler. İşin daha da esprili yanı var, onu da size söyleyeyim: Biz, tabii, böyle 25-30 kişi, benim öğrencilerim, hepsi orada, bir sene orada yattılar, kalktılar. En son biz deney yapacağız, çok heyecanlıyız falan, dediler ki: "Yalnız, Vali Hanım da görmek istiyor ve on beş dakikası var." Şimdi, laboratuvarda bir deney yapmamız bizim, işte, böyle bir hafta falan sürüyor çünkü depremi biz, bizim uygulamamızda düşündüğünüz gibi bir anda uygulamıyoruz. Onu yavaş yavaş iterek ve çekerek uyguluyoruz deprem etkisini. Yani on beş dakikada 2 binayı test etmemiz, 1'ini yıkmamız bekleniyor. Tabii, cesaret edemeyeceğimiz bir şey. Önce birinci gün biz, işte, ittik çektik, ki depremin o küçük dalgalarını kendimizce uyguladık. İkinci gün biraz daha devam ettik, bayağı artık hasar oldu. Yani Vali gelince, artık, son dokunacağız, bina gidecek, o noktaya getirdik. Tabii, o akşam bütün ekip dua ediyor, hani, şiddetli bir rüzgâr olmasın, küçük bir deprem olmasın falan, olursa bizim bina gidecek çünkü bütün çalışma suya gidecek; neyse, olmadı. Vali gelince hakikaten ittik, 1 tanesi gitti, o gördüğünüz gitti. Diğeri ise ne yaptı? Onun çok üzerinde durmadım, çok haklısınız. Bir daha göstermek istiyorum: Size göre sağdaki güçlendirilmiş. Tamamen iki aynı bina, soldaki 1 bina, sağdaki 1 bina. Yapılan güçlendirme, alt 2 kat kolanlarının sargılanması. Evet, tam onlar lifli polimer kompozitlerle -yani kumaş bu duvar kağıdı gibi bir şey ama dayanımı çok yüksek- sargılandı. Binaya ağırlık getirmeyen bir yöntem bu. Bu nasıldı? Bir şey daha, bu "DowAksa" diye bir firma var. Aksayı duymuşsunuzdur, o da gurur verici bir şey. Yani ticari olacak belki ama ister istemez gurur duyarsak çünkü dünyadaki çok az ülke karbon lif yapabiliyor. Yani Japonya, İsviçre, Amerika falan; Çin yapamıyor mesela, yapmaya çok uğraşıyorlar, yapamıyorlar. Bunlar uçaklarda falan kullanılan malzemeler. Bunların en büyük müşterisi Boeing, işte, Airbus falan. O, Türkiye'de yapılan bir teknoloji, bir malzeme. O da işin ayrı bir yanı.

Şimdi, şu anda, yer değiştirmeler çok küçük olduğu için görmüyorsunuz. 2 bina arasında kırmızı bir çelik sistem var ya, o çelik sisteme bağlı pistonlar var.

ULAŞ KARASU (Sivas) - İkisine de aynı anda uygulanıyor.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - İkisine de aynı anda, aynı yük uygulanıyor. Ortadaki çelik sistem çok güçlü, ikisini de aynı anda itiyoruz, aynı anda çekiyoruz ve tamamen aynı, milimi milimine yer değiştirmeler. Burada, işte, görüyorsunuz biraz yakın çekimde hareketi, böyle itiliyor, çekiliyor bina. Dediğim gibi, soldaki 3 santim yer göçme yapıp yıkılırken ki bakın, şunu ağır göstermeye çalışacağım, bakın, kolon dışarı doğru genişliyor, görüyor musunuz? Gözüküyor mu bilmiyorum oradan?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, görünüyor.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - İşte, etriye olsa, onu yapamayacak bir kere. Yani doğru düzgün etriyeyi koysaydı o genişleme olmayacaktı, bu kadar basit yani o etriye. Tabii, o gidince diğer bütün kolonlar da gidiyor, bakın, öbürüne alttan aynı şey oluyor; gene etriye olsa öyle genişleyemeyecek. Şimdi, öbür taraftaki yakın çekime... İsterseniz bunda da görebilirsiniz. Bakın, işte o çapraz çatlak oldu en soldakinde "kesme çatlağı" deriz biz buna. Tamamen etriyeyle alakalıdır yani kesme hasarı etriye eksikliğinde olur, tabii, beton da devrede ama özellikle çatlak olduktan sonra sadece etriye çalışıyor. Bakın, kesti, tam biz buna "kesme hasarı" diyoruz. Öbür sağdakini de görüyorsunuz yani ezileni, yukarıda ezileni de görüyorsunuz burada, biraz daha gideyim.

KOMİSYON ALAN UZMANI DR. ABDULLAH DİLSİZ - Hocam, bu kesme ikinci gün mü oluştu, Vali Bey'den önce?

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Yok, çok kılcal bir çatlak vardı sadece, orada durdu. O karar da çok kritikti, nerede duracağımız.

ULAŞ KARASU (Sivas) - Kaç şiddetinde bir deprem..

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Şimdi, tabii, bakın, bizim literatürümüzde, bizim terminolojimizde şiddet bizim tasarımda ve değerlendirmede kullandırdığımız bir büyüklük değil -ona da "büyüklük" diyoruz ayrıca, sizin "şiddet" dediğinize biz "büyüklük" diyoruz- çünkü mesela büyüklük depremin Ricther ölçeğine göre 7,4; bu büyüklük; şiddet, o 7,4 depremin Balıkesir'de, İstanbul'da, Bursa'da yarattığı etki. Şiddet o, büyüklük öbürü ama hiçbirini kullanmıyoruz biz tasarımda. Bizim için ivmeler önemli çünkü bazen 7,4'lük bir deprem mesela 6,9'luk bir depremden daha küçük ivme oluşturabilir, o yüzden hiçbir zaman büyüklükten gitmeyiz. Dikkat edin, bakın, Adapazarı depremi 7,4'tü, maksimum ivme 0,45'ti ama çok yerde hissedildi. Kaynaşlı depremi 7,2'ydi, maksimum ivme yüzde 85'ti ama küçük bir yerde hissedildi, yani daha küçük olan ikinci deprem Kaynaşlı'da çok daha büyük ivmeler oluşturdu, o yüzden Kaynaşlı yıkıldı ama az bir bölgeyi etkiledi. O yüzden büyüklükten konuşmuyoruz ama belli kabullerle gittiğiniz zaman, bunu yıkan deprem -pek çok kabul yapmanız gerekiyor orada- aşağı yukarı 6,3 büyüklüğünde bir depremdi. Burada şunu söylemeli: O bölgedeki yani Yalova'daki fayın çatlaması sonucu üretilecek deprem 6,3 büyüklüğünde olursa, bu binanın göreceği hasardı. Bunun pek çok mevcut yapıdan daha iyi bir yapı olduğunu söylemem lazım bu arada. "Mevcut yapıları temsil ediyor." dedim ama betonu mesela 8 değil, 9 değil, 15 falan; etriyesi 50 santim, 60 santim değil, işte, 30 santim. Çok daha kötüleri var yani gerçek hayatta. Bu böyle.

Öbürü, esas sizin sorunuz "Diğer yapı ne oldu?" Diğer yapı şöyle oldu: Bütün herkesin video kameralarının şarjı bitti çünkü biz yıkılacağını beklerken, hatta çocuklar bana "Hocam, ya yıkamazsak?" falan dediler. "Ya, olur mu çocuklar, 45 santim pistonumuz var." dedim, 45 santim, bakın, diğeri 3 santim.

BAŞKAN RECEP UNCUOĞLU - 45 santim öteleme yaptı.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - 45 santim ötelemede yıkılmadı. Bunu ben gözümle görmesem inanmam.

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) - 45 santim.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Bir kat, sadece bir kat 45 santim... Şu anda görüyorsunuz. Biz buna "yüzde 15 öteleme oranı" diyoruz, 3 metre yüksekli bir kat için. Yani bunu duysam inanmazdım. Demin Van'da bir resim gösterdim size, hatırlıyor musunuz? Van DSİ binası, onda yüzde 10'du. Biz, böyle Japonlar falan nasıl şaşırdık, ettik, fotoğraflar çektirdik, mucize falan diye. O da yıkılmamıştı yüzde 10 ötelemeden sonra. Bu, tabii, yıkılmadı böyle kaldı. Bu arada, bu iki bina şu anda hâlâ orada. Arama kurtarma birlikleri derneği veya dernekleri birliği gibi bir kurum eğitim için kullanıyor bunları. İşte, maket yerleştiriyorlar, onu arıyorlar, kurtarıyorlar, buluyor falan. Yalova'dan Çınarcık'a sapınca sağda hemen, AFAD'ın arazisinde olan bir şey.

Kısacası, inanılmaz işe yaradı. "Bu neye karşı geliyor, bu 45 santimlik yer değiştirme?" derseniz, bunu isteyecek bir deprem yok bu yapıda. Yani 7,3'lük falan bir deprem olsa mesela 8 santim yer değiştirme yapacak. Dolayısıyla, onu ayakta rahat rahat atlatmış olacak. Bunun için hani, olabilecek bir deprem yok bunu gerçekte bu hâle getirecek.

Şimdi, bu soru bir. Diğerlerini hatırlatır mısınız?

Denetim...

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yapı denetimini yeterli buluyor musunuz?

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Bulmuyorum. Yani yapı denetimle benim bir işim yok normalde, sadece annemler binasını bir müteahhide vermişti işte, on sene kadar evvel. Denetim firması vardı ama ben hiç görmedim, ben denetim yapıyordum yani ben kendim gidiyordum sabahın altısında beton dökümüne. Her şey hatalı, her şey hatalı. Her etriye kırılıyor. Şimdi, o etriyeleri 135 derece bükmeleri lazım ama o sert çelikten yapıldığı zaman bükülürken "çıt" ediyor, orada bırakıyor usta onu, atmıyor o demiri, onu kullanıyor. Siz ona elinizle bakmazsanız, o kanca tak diye gidiyor ve ben, o müteahhide o şeyi söktürene kadar akla karayı seçtim. Denetim filan yok bu arada, denetim imzalamış gitmiş. Beton meton yok, adam kendisi alıyor, veriyor, test ediyor, etmiyor ama tabii, ben kendim aldım test ettim laboratuvarda falan. Yani yanlış anlamayın, denetim firmalarını kötülemek için söylemiyorum, muhakkak istisnadır, iyi yapanlar vardır. Ama tam çalışıyor mu? İşte bu etik bir sorun yani buna bir şey diyemiyorum. O, benim slaytlarda vardı, gene heyecandan atladım; yeni yapılar için bence en önemli önlem, denetimin denetimini daha iyi yapmak, denetimi daha ağır cezalandırmak çünkü bu büyük bir sorumluluk yani oradan o numuneyi almıyorsa adam -işi o- projeyi doğru kontrol etmiyorsa, işi o. Siz "Zemine karışıyor mu?" dediniz, denetim firması zeminden de sorumlu. Orada doğru zemin etüdü yapılıp doğru zemin değerlendirmesi yapılması da...

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yani adrese teslim zemin etütleri yapıldığını biliyoruz, statik betonarme hesapları doğrultusunda zemin etütleri yapılıp verildiğini biliyoruz. Bu anlamda denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum ben zeminlerin.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Bu kurtarmadı, bunu ZET'çe yap denildiği oluyor, o da ZET'çe yapıyor. Bunun bir kısmı mühendislik içinde olabilir yani marjini biraz fazla kullanmıştır, ucu ucunadır, şey yapabilir. Hepsi kötü niyetli olmayabilir, bazıları teknik anlamda doğru olabilir. Ama sorularınızın cevabı, denetimin aksayan yanları var, yeni sistemde daha iyiye gitmiş olabilir çünkü artık müteahhit kendi seçmiyor, yeni bir değişiklik oldu, bu önemli bir adım. Öbür sorunuz, zemin güvenliği de zaten denetim firmasının bakması gereken konulardan biri.

Bir sorunuz daha vardı galiba.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Deprem sigortası sisteminin dünyada uygulamaları nedir? Bizimki doğru mudur?

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Bana sorarsanız dünyadaki en iyi uygulamalardan biridir. Yani ben yakın zamandır YÖK'ü temsilen DASK Yönetim Kurulu üyesiyim ama çok önceden beri DASK'la bir şekilde çalışıyorum, hasar tespit sistemleri vesaire. Bir kere dünyanın en ucuz sigortasıdır; arabamı sigortalamak için, çok daha düşük miktardaki bir değeri sigortalamak için işte 1.000 lira, 500 lira, 700 lira veriyoruz. Evimiz çok daha pahalı, DASK'a 150 lira veriyoruz, birincisi bu. İkincisi, DASK ödüyor hakikaten. Üçüncüsü, şu soru hep akla geliyor: DASK ödüyor da İstanbul depremi olursa, büyük deprem olursa ödeyebilir mi? Öder çünkü DASK riski satmış durumda. Sayıları şey yapmayın, yaklaşık konuşuyorum, riskin yüzde 15'i falan DASK'ta, yüzde 15'i Munich RE'de, yüzde 15'i bilmem Swees Re'de, yüzde bilmem kaçı Tokyo'da yani İstanbul'da Allah korusun büyük bir deprem olursa İsviçre, Japonya, Almanya bizim kadar üzülecek çünkü aynı riski hemen hemen almış durumdalar. Küçük depremlerde bu devreye girmiyor, belli bir limiti var onun. DASK kendi başına karşılayabiliyorsa bu hasarı ki şu ana kadar karşıladı. Büyük bir deprem olmaması sebebiyle de bayağı bir birikti, DASK ekonomik açıdan da güçlü bir durumda şu anda. Ama gene de belli bir büyüklükten daha büyük bir hasar olursa dünyadaki bütün sigorta şirketleri buraya gelecek. DASK şu anda dünyadaki en büyük sigorta havuzu benim bildiğim kadarıyla, DASK portföyü. Bu riskin küçük bir bölümü DASK'ta, geri kalanı dünyanın her yerinde. Bu yüzden bence başarılı bir sistem. Para yokken bu güvenceyi nasıl alacaksınız? Riskinizi satarak alacaksınız, bunu yapıyorlar. İyi niyetli olduklarını biliyorum, vatandaş lehineler hep yani diyelim ki bu işte orta hasar ile hafif hasar arasındaysa orta hasar olarak değerlendirip primi öyle veriyorlar. Tabii, bunu da dikkatli yapmaya çalışıyorlar çünkü sonuçta bizim paramız yani DASK dediğiniz devletin bir kurumu, hepimizin parası. Bol keseden de herkese de ağır hasar vermek istemiyor. Bazen Bakanlık, AFAD çok iyimser tahminler yapabiliyor veya bina sorunlu, bunu ağır hasar gibi değerlendirebiliyor, binada hasar yok aslında.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Esas şuna getirmeye çalıştım Hocam: Bilmiyorum, bu binanın yapımı aşamasında bunu denetleyip eğer siz DASK olarak bunu ödeyeceğinizi bilirseniz, zeminden binanın yapımına, kalitesine, inşaat malzemesinin kalitesine kadar kontrolünün yapıldığı bir sistem olabilir mi? Sadece bir öneri olarak hani. Vakıf olarak bunu araştırdınız mı ya da hoca olarak bunu araştırdınız mı? Bunu duymak istiyorum, esas sormak istediğim budur.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Araştırdık. Çok akıllı bir öneri.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Depremden sonra ben hayatta kalırım, kalmam, bana ödeyecek; bu değil. Önemli olan deprem oluşmadan o binanın doğru zeminde ve doğru tasarımla yapılıp yapılmadığının kontrolü ve bunu sigorta yaparsa, hasarı ben ödeyeceksem doğru kontrol ederim doğru yapılıp yapılmadığını; bu anlamda sormuştum sorumu.

TÜRKİYE DEPREM VAKFI YÖNETİM KURULU ÜYESİ PROF. DR. ALPER İLKİ - Soru çok güzel. Biz de aynı önerileri yaptık. Sonra işin içine girdikçe şunu gördük, bunu yapmak için o binayı incelemeniz için çok ciddi bir mühendislik gücünüz olması lazım, bunu idare edecek çok ciddi bir yapınız, lojistiğiniz olması lazım. Yani, bir binayı incelemek 20-30 bin lira. Şimdi, DASK primi 150 lira. Adam oraya gidip arabası park edip 2 kez telefon etse zaten 150 lira gidiyor o yüzden teorik olarak çok güzel gözükmekle beraber, biz şu an 150 liraya sigortayı yaptıramıyoruz. O incelemeyi yapacak olsak bu sigortanın bedeli işte iyice ödenmez bir hâl alacak, o yüzden maalesef o olamadı. Teorik olarak güzel ama uygulamada sıkıntı var.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Anladım, teşekkür ederim.