| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve 43 Milletvekilinin; Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/3261) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 18 .12.2020 |
ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii, öncelikle, bu kanun teklifi alelacele geldiği için, bir taraftan da bütçe görüşmeleri devam ettiği için biz son dakika katıldık, biraz değerlendirmemiz geniş olabilir, bunu ifade edeyim.
BAŞKAN YILMAZ TUNÇ - Maddelere geçtik.
ERKAN AYDIN (Bursa) - Tamam, maddelerden konuşacağız işte, hepsini genel olarak konuşacağız.
Şimdi, burada biraz önce bahsettiğimizde "Alelacele yapmamız gerekiyordu, biz de önümüzde bulduk." dedi Sayın Ali Özkaya. Yine bir yerden geldi "uyum yasası" adı altında, günü gününe yetişmesi gerekiyor sanırım.
Neyse... Kanun teklifi, Kitle İmha Silahlarının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi. Öncelikle, bu kanun teklifinde, kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesi mi var yoksa kaç tane kanunu ilgilendiren maddeler var, ona bir bakmak lazım. 27'nci Yasama Döneminde bu kanun teklifi 33'üncü torba teklif, Adalet Komisyonunun da 6'ncı torbası olarak gündeme gelmiş. 27'nci Dönemde de toplam 1.200 madde değişmiş, yürürlüğe girmiş. Toplam 1.780 maddenin üçte 2'si de torba kanun olarak görüşülmüş. Meclis faaliyetlerinin nitel ve nicel önemini de ne yazık ki paralel yasama oluşturulan sarayın inisiyatifine bu ihtisas komisyonlarının özensiz çalışmalarından dolayı da terk edilmiş bulunuyor.
Şimdi, Adalet Komisyonuna getirilmiş bu teklif 43 maddeden oluşuyor, 7 kanunda da değişiklik yapılıyor; 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu, 5253 sayılı Dernekler Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun yani 7 kanunda değişiklik yapılıyor. Bu 7 kanundan Dernekler Kanunu'nda 3 kez, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda 5 kez, Türk Ticaret Kanunu'nda 3 kez, Kabahatler Kanunu'nda 3 kez, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'da 1'er kez olmak üzere daha önceden değişikliklere gidilmiş ama yetmemiş, şimdi burada bir kez daha değişikliklere gidiliyor.
Anayasa'ya aykırılık yönünden bakıldığı zaman da... Tabii, buna da biraz şöyle geniş bakmak lazım, neden bunların öyle olduğuna. 2013 yılında yaşanan Gezi sahiplenmesi ve sonrasında Türkiye'de "dış güçler ve onların finanse ettiği iş birlikçiler" gibi söylemler yaygın bir hâl aldı. 7 Haziran seçimleri sonrası kasım seçimlerine giden yolda ortaya çıkan çatışma iklimiyle de bu baskıya meşruiyet zemini sağlanmaya çalışıldı. Sivil toplum ve muhalefet üstünde artan baskılar 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında da OHAL'le sistematik bir kıyıma dönüştü. "FETÖ'yle mücadele" adı altında ilan edilen OHAL'de toplumsal muhalefetin kamudan tasfiyesi ve birçok uygulama için de araçsallaştırılmış oldu. OHAL KHK'leriyle on binlerce kişi işlerinden edildi, KHK'lerle farklı illerdeki 375 dernek hakkında da kapatma kararı alındı. Örneğin Soma'daki maden faciası, Afrin'deki hidroelektrik santral projeleri gibi pek çok olayda mağdurlar adına avukatlık hizmetleri sunan Çağdaş Hukukçular Derneği de kapatıldı. ÇHD'nin internet sitesi de yasaklı site hâline getirildi, avukatlar da cezaevlerine gönderildi. Türkiye genelinde çocuk hakları hakkında çalışma yürüten, UNICEF'le ortak projeler yapan Gündem Çocuk Derneği kapatıldı fakat çocukların sistematik bir şekilde yurtlarda istismar edildiği ortaya çıkan Ensar Vakfına bir yaptırım yapılmadı, hatta devlet destekleriyle ödüllendirildiğine de şahit olduk.
Bu yasa teklifiyle de yargı kararı olmaksızın terör faaliyetleriyle suçlanacak her derneğin faaliyetlerini durdurup dernek yöneticilerini görevden alıp derneklere kayyum atanabilecek. İktidarın yanında olmayan herkes terörist ilan edilebilir, en ufak eleştiri ya da fikir beyanında bulunana "terör propagandası" denebilir, aslına bakarsanız on sekiz yıllık iktidarın bir fotoğrafı olarak da görülebilir. Bu kanun teklifi bu işleri daha da meşru kılmanın aslında bir kılıfı olarak da yansıyabilir.
7226 sayılı Kanun'la derneklerin üyelerinin dahi İçişleri Bakanlığına bildirilmesi, sivil toplum ve Anayasa'da düzenlenen örgütlenme özgürlüğü üzerinde bir baskıyken bu yasayla dernek kurma hürriyeti tamamen ortadan kaldırılmaktadır. İçişleri Bakanlığı ise yaptığı iş ve işlemlerle Anayasa'yı tanımaz bir kurum olarak da karşımıza çıkmaktadır.
Bu kanun teklifiyle yine Anayasa'nın birçok maddesi de ihlal edilmekte. 2'nci maddesi, hukuk devleti ilkesi; 5'inci maddesi "...kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya..." 9'uncu maddesi, "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır." maddesi; 10'uncu madde, kanun önünde eşitlik; 11'inci madde, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü; 13'üncü madde, hakkın özüne dokunmama, kanunla sınırlama ve ölçülü olma; 20'nci maddesi, kişisel verilerin korunma hakkı; 30'uncu madde, dernek kurma hürriyeti; 35'inci madde, mülkiyet hakkı; 36'ncı madde, hak arama hürriyeti; 38'inci madde, suçta kanunilik, masumiyet karinesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği; 40'ncı madde, temel hak ve hürriyetlerin korunması; 123'üncü madde, idarenin kanuniliği; 124'üncü madde, yönetmeliğin kanunu uygulamak için çıkarılması maddelerine de aykırıdır.
Son olarak da sizin dediğiniz gibi, maddeye gelirsek, 7'nci madde de... Maddeyle, Yardım Toplama Kanunu'nun izin alma zorunluluğunu düzenleyen 6'ncı maddesine, izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin internet ortamına yapılmasına ilişkin yeni bir fıkra ekleniyor. Buna göre izinsiz yardım toplama faaliyetlerinin internet ortamında yapıldığı tespit edilirse valilik veya İçişleri Bakanlığı e-posta veya diğer iletişim araçlarıyla bildirimde bulunacak. Aksi takdirde içerik veya yer sağlayıcı içeriği yirmi dört saat içinde çıkarmazsa, onlar hakkında bilgi edinemezse, onlara teknik nedenlerle bildirim yapılamazsa ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı sulh ceza hâkimliğine internet ortamındaki bu içeriğe ilişkin erişimin engellenmesine karar vermesi için başvuracak. Hâkim en geç yirmi dört saat içinde de duruşmasız karar verecek ve gereğinin yapılması için kararı doğrudan BTK'ye gönderecek. Sulh ceza hâkiminin kararına ilişkin ilgili Ceza Muhakemeleri Kanunu'na göre de itiraz edilebilecek. Terörizmin finansmanını engellemek amaçlandığı iddiasına gerekçede yer verilse de ülkedeki terör tanımı ve kullanımı düşünüldüğünde sivil toplum başka bir cenderenin içine sokulacaktır. Erişimin engellenmesi kararının sadece talep edenin sunduğu evrakları üzerinden duruşmasız ve en geç yirmi dört saat içinde verilmesi sebebiyle Anayasa'nın 36'ncı maddesinde öngörülen adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği ilkesi, hukuki dinlenilme hakkı açıkça ihlal edilmektedir. Biraz önce grup sözcümüzün de söylediği gibi, bu kararın, en son bu pandemi dolayısıyla İstanbul, Ankara ve diğer CHP'li büyükşehir belediyelerinin yardımları toplayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak amacıyla bir hesapta bulundurup ve daha sonra bunları nakdi ve ayni yardım üzere yapmak isteğinin İçişleri Bakanının bir genelgesiyle engellemesinden sonra çıktığı da açıkça görülmektedir. Daha önceki konuşmacılar da söyledi, bugün bizde olur, yarın yine bizde olur ama belki bir gün sizde olduğunda da buna ihtiyaç duyabilirsiniz. O yüzden bugün iktidarın anlık ve o yapılan yardımları engellemek üzerine çıkaracağı bir kanunun yarın bütün Türkiye'nin, bütün toplumun karşısında bir sıkıntı olarak doğabileceğini ifade ederek aslında bu düzenlemenin de tekliften çıkarılması gerektiğini arz ediyor, teşekkür ediyorum.