| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281 ) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a) İçişleri Bakanlığı b) Emniyet Genel Müdürlüğü c)Jandarma Genel Komutanlığı ç) Sahil Güvenlik Komutanlığı d)Göç İdaresi Genel Müdürlüğü e)Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .11.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, eski bir maden işçisi ve sendika yöneticisi olarak maden işçilerinin durumuyla sözlerime başlamak istiyorum. Soma'daki Uyar Madencilik İşletmesi 2011 yılında kapandığında 748 işçi kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeden işten çıkarıldı, bazılarının ödenmemiş ücretleri, yaralanma tazminatları şirkette kaldı. İşçiler her kapıyı çaldı, dava yoluna da gitti, en son 12 Ekimde Ankara yürüyüşünü başlattılar, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaştılar; sizden 15 Ocak tarihine kadar sorunun çözüleceğine ilişkin söz alınca eylemler sonlandı. Sayın Bakan, söz verildikten sonraki gelişmeler hakkında bilgi verir misiniz.
Diğer bir konu şu: Benzer durumda olan Ermenek maden işçileri de dün Ankara'ya yürümek istediler ama polis müdahalesiyle karşılaştılar ve gözaltına alındılar, şu anda da mahkemedeler.
İki gün önce de sendikalı oldukları için işten atılan 99 metal işçisi, örgütlü oldukları Birleşik Metal-İş Sendikası Başkanıyla birlikte Gebze'de gözaltına alındı. Örgütlenme özgürlüğü en temel haklardan biri, hem ILO Sözleşmeleri hem Anayasa ve kanunlarla garanti altında. Kimse sendikalı olduğu için baskı görmemeli, işten atılma korkusu yaşamamalı.
Sayın Bakan, bakın, burada, Anayasa Mahkemesinin 10 Eylül 2020 tarihli kararı. Ne diyor bu kararda? "Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifade özgürlüğüyle birlikte demokratik toplumun temelini oluşturmaktadır." Devamında da "Demokratik bir toplumda zorlayıcı bir neden bulunmadıkça kişilerin gösteri yürüyüşünü düzenleyecekleri mekânı seçebilmeleri gerekir." Bakın, yine Anayasa Mahkemesi kararı bugünkü Resmî Gazete'de yayımlandı. Ne diyor bu mahkeme kararında da? "Demokratik bir toplumda olağanüstü hâl döneminde dahi günlük yaşama, trafiğe veya kamu hizmetlerinin sunumuna engel oluşturmayan barışçıl nitelikteki eylemlere katlanılmalıdır." Arkadaşlar, zaten, AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin de şöyle demedi mi? "Soma ve Ermenekli maden işçileri sürekli polis ve jandarma ablukasında, sanki topluma bir tehdit içeren grupmuş gibi lanse edildiklerini görüyoruz, oysa insanlar haklarını arıyorlar."
Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan; bir soru sormak istiyorum: Direniş kötü müdür? Direniş kötü ise Soma'da direnen maden işçilerine neden söz verdiniz? Siz de biliyorsunuz ki direniş kötü değildir, direniş aynı zamanda kolay da değildir. Bunu, özelleştirmeye karşı mücadele eden, dört yüz elli yedi gün sokakta direnen, özelleştirmeye karşı Yatağan direnişinin bir neferi olarak söylüyorum. Bu insanlar, devletin varlığını sadece bu tür eylemlerde hisseder oldular, o da polis şiddeti olarak.
Sayın Bakan, sadece işçilerimiz değil, konfederasyon başkanları da milletvekilleri de hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde polis müdahalesiyle karşılaştılar. Geçen günlerde -sonradan geri çekilen- kıdem ve esnek çalışma düzenlemelerine karşı basın açıklaması yapmak isteyen DİSK Genel Başkanı ve ona destek veren yöneticiler ve biz milletvekilleri Meclis kapısında polis şiddetine maruz kaldık. Böyle olunca, devlet hakkı, hukuku kuran bir güvenceden çıkıp bir sopaya dönüşüyor. Buna fırsat vermemelisiniz.
Sayın Bakan, bazı resimler göstermek istiyorum, örneğin şu: Soma'da hakkını aramak için yola düşen işçilere polis engeli. Şu: Ermenek'te biber gazı, plastik mermi ve gözaltı; hakkını aramak isteyen maden işçileri ve eşleri. Şu: Birleşik Metal-İş Sendikasının -sendikalı olduğu için- Ankara'ya yürüyüşü gerçekleştirenlerin karşılaştıkları tablo; yine polis engeli. Şu: Meclisin önünde DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu'na, yöneticilerine ve milletvekillerine karşı yine, polis engeli. Şuna da özellikle dikkat çekmek istiyorum Sayın Bakan: Şu elimde görmüş olduğunuz da biraz önce bahsettiğim olayla ilgili, Anayasa Mahkemesinin resmî hesabından atılan "tweet" diyor ki orada: "Şehirler arası kara yollarında gösteri yürüyüşü düzenlenemeyeceğini öngören kuralın iptali..." Ama burada dikkat çeken şu: Anayasa Mahkemesi "tweet"in altına, Soma'da engellenen maden işçilerinin resmini buraya bırakmış.
Değerli Bakan, bu resimlere dikkatinizi özellikle çekmek istiyorum. Başlangıçta bir saati aşkın sunum yaptınız, sunumuzu dinledik, sunumunuzda bu bahsettiklerimden hiçbirine değinmediniz. Demokratik yollardan hak arama mücadelesi yürüten yurttaşlarımıza yönelik polis müdahalelerine dair bir cümle duymadık. Oysa yürüyüşler, protestolar şiddet içermediği müddetçe siyasete meşru demokratik katılım yollarından biridir.
Sayın Bakan, dünyada protesto eden yurttaşları gözaltına alarak sorunlarını çözen başarılı bir örnek var mıdır? İstisnasız her eyleme ve toplantıya polis müdahalesi yapmanın yasal temeli nedir? İşçilerin hak arama mücadelesinde şiddet içermeyen her türlü demokratik eyleme polislerin müdahalesini engelleyen kesin bir talimatı ne zaman vereceksiniz? Sizi, anayasal haklarını kullanmaya çalışan ve bu haklarını kullandığı için engel olan tutumunuzdan vazgeçmeye çağırıyorum.
Sayın Bakan, diğer başlıklarda bazı sorunları dile getirmek istiyorum. Ülkemizde yaklaşık 360 bin güvenlik işçisi var. Güvenlik işçileri iş kolu tespitinde sorunlar yaşıyor. Güvenlik iş kolları dışında genel hizmet işçisi, büro elemanı gibi başka iş kollarında tescilleniyorlar. Bu durum, işçilerimizi sendikal güvenceden ve toplu sözleşme haklardan mahrum bırakıyor. Bu adaletsizliği giderecek adımlar atacak mısınız? Güvenlik işçilerinin maaşlarındaki farkları kaldırarak gelir adaletsizliğini giderecek misiniz? Pandemi koşullarında görev yapan özel güvenlik işçilerine yönelik bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz? Toplum yararına çalışan güvenlik işçileri de daimî işçi olarak çalışmak istiyor. TYP'lileri daimî işçi statüsüne alacak mısınız? Özel güvenlik işçilerinin grev hakkının uluslararası sözleşmelerde çizilen çerçeveye uygun şekilde düzenlenmesini düşünüyor musunuz? Özel güvenlik işçilerine yönelik yeni bir işçi sağlığı ve iş güvenliği düzenlemesi yapmayı düşünüyor musunuz?
Sayın Bakan, yürüttükleri kamu hizmeti sırasında doğa için, vatandaşın canı ve malı için canını ortaya koyan itfaiyecilerimizin önemli sorunları bulunmaktadır. Olaylara müdahale sırasında, ülkemizde her yıl onlarca itfaiyeci yaşamını yitirmekte ya da sakatlanmaktadır. İtfaiye çalışanlarının hak etmiş olduğu iş riski ve güçlüğü tazminatını artırmayı düşünüyor musunuz? Sağlık Bakanlığında, Diyanet İşleri Başkanlığında, Millî Savunma Bakanlığındaki personel meslekleriyle ilgili özel tazminat alırken itfaiye çalışanları meslekleriyle ilgili hiçbir tazminat alamamaktadırlar. İtfaiye çalışanlarına meslekleriyle ilgili özel bir tazminat -acil durum önleme, müdahale tazminatı, itfaiye tazminatı, yangın tazminatı gibi- verilmesi hususunda düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?
Sayın Bakan, itfaiye çalışanlarının yaptıkları işin niteliğine uygun olarak genel idare hizmetleri sınıfından teknik hizmetler sınıfına geçirilmesi, "itfaiye hizmetleri sınıfı" adında yeni bir hizmet sınıfının oluşturulması konusunda bir çalışmanız var mı?
Diğer yandan, Sayın Bakan, içinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisi döneminde zabıta emekçilerimiz 7/24 vatandaşlarımızın sağlığı, güvenliği ve huzuru için canla başla çalışmaktadırlar. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi görev yapan zabıta memurları, yaptıkları görev ve çalıştıkları süre göz önüne alındığında, genel idare hizmetleri sınıfında bulunmaktadırlar. Ayrı bir zabıta hizmetleri sınıfı oluşturmayı düşünüyor musunuz? Zabıta hizmetleri kanunu hazırlamayı düşünüyor musunuz? Zabıta emekçilerine fiilî hizmet zammı, yıpranma payı vermeyi ve zabıtaları riskli meslek grupları içine almayı düşünüyor musunuz? Zabıta memurlarına 3600 ek gösterge, yevmiye ve 1'inci dereceli kadrolara yükselme imkânı tanımayı düşünüyor musunuz? Zabıta birimlerinde, hâlihazırda keyfiyete bırakılmış olan görevde yükselme sınavlarını merkezîleştirmeyi ve belirli aralıklarla, mülakat olmadan, isteyen her personelin katılımını sağlayacak şekilde ÖSYM tarafından yapılması konusunda bir çalışmanız var mı?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Girgin, normal süreniz tamamlanmıştır. Bir dakika ek süre veriyorum.
Buyurun lütfen.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Başkanım.
Sayın Bakan, Bodrum Turgutreis'e askerî sahil güvenlik limanı inşa edilmesine karar verilmiştir. Bu limanın Turgutreis merkezine değil, dışarıda kalan bir alana yapılması daha uygun olacaktır. Bu proje, Turgutreis'e sosyal, kültürel, doğal yaşam ve turizm açısından hiçbir değer kazandırmayacak, ayrıca sahil şeridini yok edecektir. Bodrum halkı ve Bodrum Belediyemizin, böyle bir limanın yapılması durumunda deniz ve doğadaki ekosistemi yok edeceği, denizdeki birçok canlıya ev sahipliği yapan poseidon çayırlarının yok olacağı, Caretta Caretta üreme alanlarının yok olacağı, balık ve diğer canlıların üreme alanlarının yok olacağı, deniz kirliliği olacağı, deniz canlılarının öleceği, Sabancı yürüyüş ve bisiklet yolunun halka kapatılacağı, turizme dayalı oteller bölgesinde yer alacağı, Turgutreis halk plajının içerisine yapılacağı ve bu plajın yok olacağı gibi sebeplerden dolayı bu limanın başka bir yere yapılması noktasında talepleri vardır.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Girgin, ek süreniz de tamamlanmıştır.
Lütfen hızlıca toparlayalım.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Toparlıyorum Başkanım.
Uzmanların bölge halkının ve belediyemizin uyarıları ve çekinceleri doğrultusunda Askeri Sahil Güvenlik Limanı Planı'nın bütünüyle gözden geçirilerek Turgutreis'in merkezi yerine, alternatif bir yer bulunarak şehir merkezlerinin dışına çıkarılması yönünde bir çalışmanız var mıdır?
Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum.