| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a) Dışişleri Bakanlığı b) Avrupa Birliği Başkanlığı c) Türk Akreditasyon Kurumu ç) Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı d) Türkiye Ulusal Ajansı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .11.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, Dışişleri Bakanlığımızın değerli bürokratları, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Uzun yıllardır gerek Parlamento gerekse Parlamento dışında Arap Baharı'ndan beri tekrarladığım bir cümle vardı, sürekli diyordum ki Sayın Erdoğan hükûmetlerinin izlediği bu dış politika insani değildir, İslami değildir, millî değildir. Bunu defalarca hem Parlamentoda hem Parlamento dışında tekrar ettim durdum ama sonunda 2021 yılı bütçe görüşmeleri sadedinde Sayın Dışişleri Bakanımız Türkiye'nin dış politikasının insani bir politika olduğunu vurgulamıştır. Bu, en azından kavramsal bazda ileri bir gelişmedir ancak ben bu politikanın hâlâ insani boyutlara ulaşabilmesi için, yerleşebilmesi için alacağı çok mesafe olduğu kanaatindeyim. Çünkü Türkiye'nin ilk baştan itibaren emperyalist ülkelerle kurduğu ilişkiler sonucunda daldığı Arap Baharı sürecinde -ki bu süreç Arap kara kışına dönmüştür- izlediği politikayı insani kavramla izah etmenin zor olduğu kanaatindeyim.
Bakın, İslam tarihine baktığımız zaman, İslam dünyasının en fazla mağdur olduğu 2 olaydan bahsedilir. Birincisi, Moğol istilalarıdır. İkincisi, Haçlı saldırılarıdır. Bu Arap Baharı'yla İslam dünyasının çektiği acılar, Moğol istilalarından da fazladır, Haçlı Seferlerinden de fazladır. Yani tüm İslam dünyasının tarih boyunca çektiği acılardan çok daha fazlasını bu coğrafyaya çektirmiş olan bir iktidardan, iktidar yapısından ve onun yanlış iş birlikçi politikasından bahsediyorum. O günleri hatırlıyorum, sürekli olarak Batı ülkelerine Suriye'yi niye vurmadıklarını burada petrol yok diye mi vurmuyorsunuz, burada şu yok mu diye vurmuyorsunuz? diye daha ileri saldırılara teşvik eden bir iktidar yapısı vardı ve bugün geldik aradan yıllar geçti, ortaya ne çıktı diye bakıyoruz? Her şeyden önce diplomasi, sonuç alma işidir. Bugün, bu politikanın sonucunda Erdoğan hükümetlerinin dış politikaları sonunda, bölgemiz ve Türkiye ne kazandı ne kaybetti? Kazanç hanesine yazacağımız hiçbir şey yoktur ama kayıplar hanesine yazacağımız çok şey vardır.
Bakın, şöyle kısaca hatırlayacak olursak: Filistin-İsrail ilişkilerinde Filistin, tarihinin en zor dönemlerini yaşamaya başlamıştır. Bir kere Trump yönetimiyle birlikte Kudüs'ün İsrail'in başkenti hâline dönüştürülmesi çok önemli bir mesafe almıştır. Bazı büyük elçilikler Kudüs'e taşınmıştır ama bence bunun baş sorumlusu Sayın Erdoğan'dır. Daha 1 Mayıs 2005 tarihinde İsrail'e yaptığı ziyarette Tel Aviv'e gitmek yerine Ariel Şaron tarafından Kudüs'te kabul edilmiştir. Bu kabul sırasında Ariel Şaron çok net bir şekilde "Yahudi milletinin ve İsrail başkenti Kudüs'e hoş geldiniz." demiştir. Sayın Başbakanımız da o dönemde bu ifadeyi benimsercesine, kabul edercesine hiçbir itiraz yapmadan sıkı sıkı dakikalarca tokalaşmıştır.
Olay sadece bundan da ibaret değildir. Arap Baharı süreci zaten İsrail'in yayılmacı politikalarını destekler nitelikteydi, o günden bugüne kadar da bu gerçekleşmiştir ve Arap Baharı politikaları başladığında 2012 yılında bir televizyon programında aynen şu ifadelere yer vermiştim: "Bu politikalar sonunda, İsrail'in Kudüs'ü başkent yapmasına yol açacaktır. Ama bu politikaların sahibi Erdoğan ve Hükûmeti o gün geldiğinde İsrail'e bağıracaktır, kızacaktır. 'Bunu kabul edemiyoruz.' diyecektir ama 'İzlediği politika oraya doğru gitmektedir.'" demiştim. Olay sadece öyle değil, o kadarla kalmıyor. Bakın, Orta Doğu'da Türkiye'nin de izlediği, Erdoğan hükûmetlerinin de izlediği bu politikalar sonucunda ne çıktı derseniz? Bakın...
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Sizin o dönemde AK PARTİ'deki görevinizi merak ediyorum yani. 2007 yılında siz bakan değil miydiniz?
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kudüs'e ben gitmedim.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Karşılıklı konuşmayalım Sayın Çelebi. Öyle bir usulümüz yok.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ben dış politikadan da sorumlu değildim ben.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - O tarihte, yanlışsa niye Sayın Başbakana karşı kalkıp da bir şey söylemediniz?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Çelebi, karşılıklı konuşmayalım lütfen.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Siz o dönemde görevdeydiniz.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Siz devam edin Sayın Şener.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kardeşim, Bakanlık yapmadığın için bilmiyorsun, hükûmette farklı kulvarlar vardır. Ben Dışişleri Bakanı değildim, ekonomiden sorumluydum, içerideki ekonomiyle uğraşıyordum, mücadeleyi onunla veriyordum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sırası geldiğinde görüşlerimizi ifade edelim arkadaşlar, karşılıklı konuşmayalım lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Başbakanın İsrail programından dahi haberim yoktu.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Politika yürütmenizi doğru bulmuyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Doğru buluyorsun.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Doğru bulmuyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kalbinden doğru buluyorsun, konuşma!
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Kalbimden neden doğru bulacağım yahu! Olur mu öyle şey?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Lütfen Sayın Çelebi...
EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Sayın Çelebi, yanlış buluyor ki bugün burada oturuyor Sayın Bakan yani.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - İsrail'e gidip Kudüs'te Şaron'u ziyaret edip -başkent ilanı üzerine- dakikalarca tokalaşan ve elini sallayan -gir YouTube'a bir bak- Erdoğan'ı eleştireceğin yere beni niye eleştirmeye kalkıyorsun sen?
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Ben size şunu söylüyorum bakın...
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - "One minute"...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - "One minute"ten sonra ticaret...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, böyle bir usulümüz yok, karşılıklı konuşma usulümüz yok; burası sohbet ortamı değil. Lütfen... Herkes sırasıyla konuşacak, görüşlerini ifade edecek, katılırsınız katılmazsınız, sıra size geldiğinde siz de görüşlerinizi ifade edeceksiniz.
Buyurun lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Çelebi'nin gasbettiği dakikalarımın tamamını istiyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Olur olur.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kudüs'ün arkasından Golan Tepeleri'ni -zaten Putin onayladı- yutma çabasında, mesafe aldı. Bunun ötesinde, Türkiye Suriye'yle, Libya'yla, Mısır'la uğraşırken dünya Akdeniz'de hidrokarbon kaynaklarını bölüşüm peşine düşmüş. Yıllarca ihmal etti; sonra, birkaç sene önce bir uyandı ki Sayın Erdoğan Doğu Akdeniz gitmiş. Ondan sonra toparlamaya çalışıyor.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Nereye gitmiş?
EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) - Gitmiş işte, yok.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu kaybedilen yılların hesabını nasıl verecek bu Hükûmet? İsrail, Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi aralarında deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşmalar yapmak suretiyle münhasır ekonomik bölgeler oluşturmuşlar ve Türkiye'nin ittifak kuracağı, deniz yetki alanlarının paylaşımıyla ilgili anlaşma yapacağı tek bir ülke kalmamış bölgede; ne Lübnan var ne Suriye var ne Mısır var ne İsrail var ne Libya var.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Sizin düşünceniz o. Hâlen daha...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Lütfen değerli arkadaşlar, rica ediyorum. Lütfen...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hepsini kaybetmiş.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Türkiye ilk kez...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Lütfen değerli arkadaşlar, sohbet ortamında değiliz. Lütfen...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Aradan yıllar geçtikten sonra bir uyandı ki... Libya'nın ikiye bölünmesinde en büyük dahli olan liderlerden biridir Sayın Erdoğan.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, sürenizi bir dakika uzatıyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bir dakika olur mu? Beş dakikamı yedi.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Peki, iki dakika uzatıyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Libya parçalanırken NATO'nun deniz üssünü, komuta merkezini İzmir'e taşıyan da Sayın Erdoğan'dı.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Ama oradaki...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Çelebi, lütfen artık, yeter; rica ediyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Libya'yla yapacağınız yetki anlaşmasıyla...
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Böyle bir şey olabilir mi?
KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Her şeye cevap vermek zorunda mısınız?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Çelebi, rica ediyorum. Lütfen... Artık bu kadarı fazla Sayın Çelebi, yeter.
KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Ya, her şeye konuşmak zorunda mısınız? Yeter artık, yeter!
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Anlıyorum, Sayın Çelebi'nin sıkıntısını anlıyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, siz de lütfen Sayın Çelebi'yle diyaloğa girmezseniz memnun olurum, konuşmanıza devam edin lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Çelebi'nin sıkıntısını anlıyorum, çok zorda kaldığı için sözümü kesme ihtiyacı hissediyor ama benim sözümü ne kadar çok kesersen Erdoğan hükûmetlerinin o kadar büyük sorumlu ve suçlu olduğuna sen de imza atmış oluyorsun. Onun için sessiz sessiz, kuzu gibi dinle, hiç değilse pek rahatsız olmadığın anlaşılsın.
Bütünleşmiş bir Libya varken NATO müdahalesiyle Libya parçalanmıştır, bugünkü durumuna gelmiştir ve komuta merkezini İzmir'e taşıyan Sayın Erdoğan'dır; bunu da bilmek lazım. E şimdi, Doğu Akdeniz'de zor bir duruma girmişsiniz, Yunanistan'ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, İsrail'in önünü açmışsınız, aralarında sürekli anlaşmalar yapmışlar. Türkiye'nin Suriye'yle, Lübnan'la, Mısır'la, Libya'yla sorunu olmasaydı, bu Serrac tarafından yapılan anlaşmayı bir tarafa bırakın...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, ek süreniz dolmuştur; Sayın Cavit Arı'nın süresinden beş dakika ilave ediyorum.
Buyurun.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bugün, Doğu Akdeniz'in hâkimi Türkiye olacaktı, Doğu Akdeniz'de en önemli anlaşmaları, hâkim anlaşmaları Türkiye yapacaktı ve bugün bu sıkıntıyı çekmeyecektik. Bakın, bu Erdoğan hükûmetlerinin şöyle bir huyu var: Önce bozuyor, düğmeyi yanlış bağlıyor ondan sonra, iş işten geçtikten sonra toparlamaya çalışıyor. Bütün politikalar öyle, ekonomisi öyle, iç politikası öyle, dış politikası öyle.
NİLGÜN ÖK (Denizli) - Sizin zamanınızda da öyleydi.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Siyasetin temel bir kuralı vardır, siyaset yanılma kabul etmez, hata kabul etmez, ihmalkârlık kabul etmez. Bir hata büyük sıkıntılara yol açar, tek bir ihmalle, tek bir yanlış adımla ülkenin çıkarlarını ortadan kaldırırsınız, yok edersiniz ama öyle bir alışkanlık var ki "Bir başlayalım hele, kervan yolda düzülür." diyor. Yani, diplomasiye, dış politikaya diyeyim, daha doğrusu diplomasi de değil "Kervan yolda düzülür" kavramına uygun bir yöntem oluşturan belki dünyada tek isim Sayın Erdoğan'dır; başlıyor yanlış bir yerden, sonra bozuldukça toparlamaya çalışıyor. Değerli arkadaşlar, böyle dış politika olmaz. Dış politika ciddi iştir, diplomasi önemli bir hadisedir ama geldiğimiz nokta... Türkiye açısından şu Suriye politikası ne getirdi Allah aşkına, Türkiye'ye ne kazandırdı? Başladığı günlerde bar bar bağırdı bu ülkenin duyarlı insanları "Türkiye'yi terör örgütleriyle komşu yapacaksınız." "Dünyanın en azılı teröristleri sınırımıza gelip yerleşecek." "Bölge silah kaçakçılığının merkezi olacak." "Bölge kara paranın merkezi olacak." "Suriye'deki istikrarsızlık Türkiye'yi tehdit edecek." "Türkiye'de terör örgütlerinin eylemlerine yol açacak." diye -ben biliyorum- 2011, 2012, 2013 yıllarında bu ülkenin sağduyulu insanları Hükûmeti sürekli uyardılar. Sonunda ne oldu, sonunda olanı hepiniz biliyorsunuz. Tarihimizin en büyük terör eylemleri Türkiye'de meydana geldi. Hatay'da, Reyhanlı'da, Antep'te, Suruç'ta, Ankara'da, İstanbul'da, Türkiye'nin değişik yerlerinde IŞİD'in, oradaki terör örgütlerinin, bilmem neyin üst üste bombaları patladı, yüzlerce insanımız hayatını kaybetti, hayatını.
KEMAL ÇELİK (Antalya) - Şimdi var mı?
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şu utanmazca lafa bak! "Şimdi var mı?" diyor ya! Siz nasıl valilik yaptınız Allah aşkına? Bu terörden ölenlerin, sakat kalanların geri getirilmesi mümkün mü? Bir tanesinin acısını geri getirebilir misin?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, lütfen, birbirimize karşı kırıcı dil bir kullanmayalım, lütfen... Birbirimize karşı kırıcı dil kullanmayalım değerli arkadaşlar, hepimiz aynı Komisyonun üyesiyiz.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu acıları çekmek Türkiye'nin hakkı mıydı? Bu acıları görmesi gerekiyor muydu? Sınırına sahip çıksan, komşunda istikrarsızlık meydana getirmeyi bir politika edinmesen o bombalar patlamazdı...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar hem siz hem Sayın Bakan cevap verecektir mutlaka.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - ...yavrular anasız babasız kalmazdı, sakat kalmazdı.
KEMAL ÇELİK (Antalya) - Onlar demagoji, şu ana bakacaksın. Şu anda terör var mı?
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Allah sana akıllar versin!
Şu sığınmacılar... Gâh 4 milyon sığınmacıdan gâh 5 milyon sığınmacıdan bahsediliyor. İşte, bu yanlış Suriye politikasının önümüze getirdiği hadise, 4-5 milyon sığınmacı.
Bakın, daha 14 Kasımda, bir hafta önce Şam'da önemli bir konferans var; Uluslararası Sığınmacılar Konferansı, 27 ülke katılıyor, Batılı ülkeler katılıyor; başta komşular olmak üzere, dünyaya dağılmış Suriyeli sığınmacıların tekrar ülkelerine nasıl dönecekleriyle ilgili stratejiler, programlar tartışılıyor. 27 ülke var, en çok sığınmacının bulunduğu Türkiye'yi temsilen orada kimse yok. Niye yok? Çünkü hâlâ Şam'da bir büyükelçiliğimiz yok da onun için.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, süreniz dolmuştur.
Teşekkür ediyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu politikalar Akdeniz'i böyle zora sokmuştur, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon yataklarıyla ilgili, bağlantılı Türkiye'nin haklarını...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, lütfen... Süreniz dolmuştur.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - ...hem de Türkiye'nin sırtına onlarca kambur yüklemiştir, bunun da ötesinde, on beş asırlık İslam tarihinin en büyük acılarını bu Müslüman topluluklara çektirmiştir.