KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, Sayın Başkan...

Sayın Bakan, her şeyden önce bütçenizin hem Bakanlığa hem de ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Aslında, bugün konuşmayı düşünmüyordum ama tartışmalar derinleşmeye başlayınca ister istemez dedim ki: "Birkaç kelam da ben edeyim."

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz milletvekiliyiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesiyiz. Söylediğimiz sözler, karşılıklı tartıştığımız kavramlar, cümleler bile sadece bu salonu etkilemiyor, tüm Türkiye'yi etkiliyor; Edirne'den Hakkâri'ye, Sinop'tan Hatay'a, ülkemizin her tarafını belirliyor, şekillendiriyor çünkü siyasetin en temel etkisi toplumsal kültür oluşturmasıdır. Siyaset konuştukça, toplumda insanlarımız üzerinde bir algı, bir düşünce biçimi, bir davranış biçimi oluşturmaktadır, en doğrudan etkisi ve en güçlü etkisi budur. O hâlde bu etkiyi kullanan insanlar olarak çok dikkat etmemiz gereken konular var. Ben zaman zaman bu "Kürt" "Türk" gibi kelimelerin özensiz kullanıldığını görüyorum burada, sadece sizin için söylemiyorum.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Ben zaten çok özenli kullanıyorum. Çok özenli kullanıyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bak, deminki konuşman çok özensizdi.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Nasıl?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Çok özensizdi deminki konuşman.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Niye?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bazen çok özen göstererek konuşuyorsun, katılıyorum da bunlar yani ayrışma oluşturacak konular, kavramlar, cümleler öyle sonuçlar ortaya çıkarır ki bunun ağırlığı bizi aşar. Yeri gelecek, duygularımızı içimize mezar yapacağız ama kendimizi tatmin için bir şey söylemeyeceğiz.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Hayır, ne kullandım? Ne dedim ben ya?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, değerli arkadaşlar...

Ne dediniz? Sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi davranmayan, sizin gibi refleks göstermeyen koca bir kitleye "Bunlar Türk değil, Türk ismini taşımasınlar." diyorsun.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Demedim ben öyle bir şey kardeşim. Türk milletinin parçası onlar.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - "Haram olsun." dedi.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Dedin.

CAVİT ARI (Antalya) - Dedin.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Dedin kardeşim.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - "Haram olsun." Dedi, kayıtlara bakalım.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bir bakalım.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Lütfen karşılıklı konuşmayalım.

Evet, buyurun.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Bölücülerin yanında olanlara zıkkım olsun.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Vatan hainleri için söylüyor.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - "Türk ismi haram olsun." diyor.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya, şunun yanında, bunun yanında olduğu için de bu sözler söylenmez.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Niye?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Niye mi söylenmez? Ya, yıllardır... Bak, bir şey söyleyeyim: Kimin Türk, kimin Türk olmadığını biz ölçemeyiz, tarih ölçer onu. Nasıl ölçer biliyor musun? Bakın, nasıl ölçer? Vaktiyle bu ülkede Nazım Hikmet linç edilmiştir. Şimdi, Türkçeye, Türk edebiyatına en büyük katkı sağlayanlardan birinin Nazım Hikmet olduğunu herkes kabul ediyor. Ben Meclisteydim, Sayın Alpaslan Türkeş de Meclisteydi. O dönem de Nazım Hikmet'ten dizeler okudu.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Ben kabul ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bak, sen hâlâ kabul etmiyorsun. Kardeşim, Nazım'ın nesini kabul etmiyorsun? Bak, ben sana bir dizesini okuyayım: "Onlar ki toprakta karınca, suda balık/ Havada kuş kadar çokturlar/Korkak, cahil, cesur, hâkim ve çocukturlar/Ve kahreden yaratan ki onlardır/Destanımızda yalnız onların maceraları vardır" diyor. Şu cümlelerin güzelliğine bak ya. Şunu Türk edebiyatına yerleştirmeyeceksin, "Bu beni temsil ediyor." demeyeceksin, neyi söyleyeceksin?

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Sayın Bakanım, Allah aşkına...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Lütfen karşılıklı konuşmayalım arkadaşlar, hatibi dinleyelim lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Onun için yani biraz nezih olmakta, kapsayıcı olmakta, herkesi kucaklayıcı olmakta fayda vardır diye düşünüyorum.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - CHP'nin "Türk" tarifini öğrenmek istiyorum. "Türk milleti"nden ne anlıyorsunuz?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Anayasa'da ne yazıyorsa onu anlıyoruz kardeşim, o kadar. Aç, oku, Anayasa'da var zaten.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Ben Anayasa'ya göre konuştum zaten.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Tamam, o tarafına itiraz etmiyorum da Anayasa'yı yanlış yorumladın sen.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Hayır ya...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - İbrahim Bey, karşılıklı konuşmayalım lütfen, dinleyelim hatibi.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - HDP hakkında ne düşünüyorsunuz?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - HDP hakkında ne düşünüyorum, söyleyeyim mi?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, lütfen karşılıklı konuşmayalım, dinleyelim hatibi.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu konuda da kolektif bir düşünceye ihtiyacımız var. Nedir o? Türkiye bir hukuk devletidir, bu ülkede Anayasa vardır, bu ülkede kanunlar vardır, bu ülkede Siyasi Partiler Kanunu vardır, Mecliste HDP'nin milletvekilleri vardır, Meclis başkan vekili vardır. Meclis başkan vekili Meclisi idare ediyor, onun idaresinde çıkan kanunların hepsi geçerli oluyor, onun yönetiminde AK PARTİ'li bir arkadaşımız söz istiyor, HDP'nin Meclis başkan vekili diyor ki: "Hayır, konuşturmuyorum, otur yerine." AK PARTİ milletvekilimiz güzel güzel yerine oturuyor ve dinliyor. Ya, kardeşim, bazen görüyorum, grup başkan vekilleri aralarında ittifak yapmak için, mesai saatini belirlemek için geliyor, fıs fıs fıs CHP grup başkan vekilleriyle de konuşuyor, gidiyor HDP grup başkan vekilleriyle de fıs fıs konuşuyor. Kardeşim, şimdi, ne farkı var, Adalet ve Kalkınma Partisinden HDP'nin ne farkı var? Burada yasama organının üyesi. Şimdi bunu niye tartışıyorsunuz ya? Bunu tartışmaya gerek yok ki. Bu çatı altında...

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Sayın Bakanım, üç dakikanız kaldı.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, biliyorum üç dakikam kaldığını.

Yani zihnimizin arkasında bazı ön kabuller olmadan... O zaman söz vermeyin HDP'lilere, "Size söz vermiyoruz." deyin.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Öyle bir şey yok ya.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yoksa "HDP hakkında ne düşünüyorsun?" ne demek o zaman?

SALİH CORA (Trabzon) - Yanlış anladınız.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Sayın Bakanım...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, bir usulümüz var, burası bir sohbet ortamı değil, lütfen ikili konuşmayalım, hatibi dinleyelim.

Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu Meclis çatısı altında bulunan bütün siyasi partiler, milletvekilleri Anayasa'da, Siyasi Partiler Kanunu'nda nasıl tanımlıyorsa ben öylece bakarım, bir.

İkincisi, bazı kavramlar, hatta buradaki bazı kavramlar üzerindeki ayrışmalar bu ülkenin bütünlüğüne zarar verir, sadece ona dikkat çekmek istedim.

Sayın Bakan, her şeyden önce bütçeniz hayırlı olsun, sözümün başında söylemiştim. Sizin burada hazır olmadığınız bir başka bakanlığın bütçesinde Kamu Başdenetçisine sizinle ilgili bir vekâlet vermiştim, belki kulağınıza gelmiştir, gelmemiştir. Meclis tutanaklarına geçtiği için o vekâletimi ilgili Ombudsman arkadaştan geri alıyorum bu grip aşılarıyla ilgili olarak, onu söylenmemiş söz olarak sayın diye ifade etmek istiyorum, bu mesainin de faydalı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.