KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, ülkemizde bir tıbbi ürünün kullanılabilmesi için belirli kriterlerin yerin getirilmiş olması gerekir. Bunlardan biri Sağlık Bakanlığı ruhsatıdır. Yine, aynı şekilde, o ürün için İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan onay almak gerekir. Yine, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ÜTS kaydına kayıtlı olması ve onun takibinin yapılması beklenir. Yine, CE Belgesi'nin olması beklenir. Bakın, elimde bir ürün var, bunların hepsi var, olması gereken böyle bir üründür. Şimdi, her nasılsa Silahlı Kuvvetlere bunların hiçbirinin olmadığı bir ürün alınmış. Bu bir gözden kaçma mı acaba, yoksa bir rüşvet ilişkisi mi var, bir göz yumma mı var, bir kayırmacılık mı var diye biz bir araştırma yaptık ve üzülerek ifade ediyorum ki bulduğumuz sonuçlar, bir çürümüşlüğü ve ucu çok derinlere giden bir şebeke yapısını ortaya koyuyor Sayın Bakan. Özellikle bütçede de bu konuyu gündeme getirip hem cevabınızı almak hem de sonrasındaki süreçte takibinizi talep etmek üzere söz aldım. Çünkü sizin böyle bir şeye izin vermeyeceğinizi elbette biliyoruz; bu konuda ne yaptığınızı, ne yapacağınızı takip edeceğiz ve bu süreç aslında başka malzemelerle de devam edecek; takip edeceğiz.

Şimdi, bu malzemeyle ilgili hiçbir çalışma yok, hiçbir bakanlığın yaptığı bir ruhsatlandırma yok ve Sağlık Bakanlığının -üstüne üstlük Millî Savunma Bakanlığının yazısına karşı- "Bunu kullanmayın, yararsızdır." hatta "Kullanılırsa olumsuz sonuçlar doğurur." yazısı var. Şimdi, soruluyor Millî Savunma Bakanlığına "Bu malzemeyi nasıl alabildiniz, bunu hangi gerekçeyle alabildiniz?" dendiği zaman "Uzman teyidiyle aldık." diyor. Ne bilim dünyasında ne Türkiye'de ne Sağlık Bakanlığı ilaçlandırma prosedüründe uzman teyidi diye bir şey yok. Dolayısıyla, burada ağır bir suistimal var, büyük bir yanlış var Sayın Bakan.

Şimdi, devam edelim, bu malzeme yani şu resmini gösterdiğim malzeme Sayın Bakan. Biz dedik ki: "Bu nasıl bir malzeme? Kim üretmiş bunu?" Sayın Bakan, bu önemli, bunu üreten firma sadece bunu üretmiş yani bir firma düşünün, bunu kuruyor, bu ilacı üretiyor, Silahlı Kuvvetlere 15 bin tane satıyor, bütün faaliyeti de bu. Peki, uluslararası bir çalışma var mı bu konuda? Burası çok önemli Sayın Bakan, Google'dan aradık -ben tıp doktoruyum, medikal arama motorlarından da aradım- bakın, dünyada 2 tane akademik yayın var -biraz da aslında garip yani- bu malzemeyle ilgili, 2'si de Türkiye'de, 2'si de aynı yazar grubundan, 2'sinin de ilk yazarı Ahmet Midi isimli şahıs. Yapılan da sınırlı sayıda, 5 veya 7 sıçanın bir kısmının karaciğerine kesi yapıp koyuyorlar, bir kısmının böbreğine kesi yapıp koyuyorlar; 2 tane yayın çıkarıyorlar buradan ve yayının sonunda da diyorlar ki: "Bu yazarların bu ilaçla hiçbir ticari bağı yok." Zaten bunu deklare etmek zorundalar yayınlatmak için. Öyle mi diye bakıyorsunuz şirkete; aa, bu "Ahmet Midi" isimli şahıs bu şirketin ortağı. Aslında Sayın Bakan, bu şirket İstanbul'daki bir cemaatle, ticaretle uğraştığı bilinen bir cemaatle yakın ilişkisi var. Bunu ben ortaya koyamamam, ben biliyorum, herkes biliyor ama ben ortaya koyamam; bu, sizin işiniz. Biz sizden bu sorunun üzerine eğilmenizi ve bunlar kimden cesaret alıyorlarsa bunun gereğini yapmanızı bekliyoruz.

Bakın, eminim siz de bu konuda çok duyarlısınız, burada çok önemli bir hazıruna karşı konuştuğum farkındayım; Mehmetçik'in mübarek kanına bunları sürdürtmeyin, dokundurtmayın; kim bu ihaneti yaptıysa da bunun gereğini yapmanızı bekliyoruz.

OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Vekilim, tamamlayalım lütfen.

MURAT EMİR (Ankara) - Tamam.

Sayın Bakan, yine, önemli bir konuyu gündeme getireceğim izninizle. Sancaktepe'de 4'üncü Kara Havacılık Alay Komutanlığı var. Burada geçen yıl iki üç ay içerisinde 2 kaza oldu ve 9 askerimiz maalesef şehit oldu. Buradaki temel sorunun etrafının yapılaşması olduğu, acil inişleri müsait olmadığı tarafınızdan ifade edildi. "Tekirdağ'a taşınacak." dendi ama hiçbir çalışma yapılmadığını görüyoruz ve deniyor ki bize: "Bunun taşıma işlerini o arsa üzerine şehir hastanesi inşa edecek olan şirket üstlenecek." ve hatta aynı yerde tekrar eğitim uçuşlarına başladığına dönük bilgiler alıyoruz. Bu konu niye bu kadar uzuyor? Niye Silahlı Kuvvetler bir okulunu Tekirdağ'a taşımıyor? Ve bu konuda ne durumdayız?

Teşekkür ederim.