| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı b) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu c) Nükleer Düzenleme Kurumu ç) Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü d) Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü e) Türkiye Enerji Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu f) Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü g) Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü ğ) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .11.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, sayın bürokratlar, basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, doğal gaz rezerv keşfiyle birlikte enerjide yerli ve millî politikalar daha fazla gündeme gelmeye başladı ancak AKP, on sekiz yıllık iktidarında enerjide ne yerli ne de millî politikalar üretebildi. Şöyle bir bakalım: Doğal gaz rezervi keşfini Türkiye'nin kamu petrol şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı yaptı. Bu, kamu kuruluşumuzun önemini gösteren bir gelişme. Ancak Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı yıllardır çeşitli politikalarla zayıflatıldı. Bazı kabiliyetleri AKP'nin imza attığı karar ve düzenlemelerle ortadan kaldırıldı hatta kolsuz, kanatsız bırakıldı.
Sayın Bakan, bazı sorular sorarak ilerlemek istiyorum.
Sayın Bakan, 2013 yılında yasalaştırdığınız Türk Petrol Kanunu'yla Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının devlet adına kullandığı imtiyazları neden kaldırdınız?
Yerli ve millî enerji politikalarından bahsediyorsunuz; aynı kanunla petrolde arama ve üretim başvurularının değerlendirilmesinde millî menfaatlere uygunluk kriteri neden kaldırıldı?
TPAO'nun yıllar içerisinde entegre yapısı dağıtılmış, zayıflatılmış, âdeta özelleştirmeye hazırlanmıştı. Son olarak 2017 yılında, sizin de Bakanlıkta görev yaptığınız bir dönemde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının kurulduğu 1954 yılından bu yana bünyesinde yürüttüğü ve içerisinde sondaj, kuyu tamamlama gibi işler olan saha hizmetleri faaliyetlerini niye tasfiye ettiniz? TPAO niye bu işleri hizmet alımı yoluyla yapar hâle geldi? Bu işleri yapan deneyimli Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı personelini neden atıl hâle getirdiniz? Yine, geçtiğimiz dönemde birçok deneyimli personel emekli olmaya zorlandı mı Sayın Bakan? Sayın Bakan, bu rezervin çıkartılmasında yabancı sermayeye de iş birliği için yatırım çağrısı yaptınız, rezervi neden tamamen yerli ve millî olanaklarla ve kamu kuruluşumuz Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı eliyle çıkartmıyorsunuz? Bu durum, TPAO'yu zayıflatmış olmanızın açık bir göstergesi değil midir?
Değerli arkadaşlar, doğal gaz rezerv keşfinden sonra istifa etmiş olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, iki enerji KİT'imiz olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve BOTAŞ'ın halka arz edileceğini açıkladı. Bu halka arzın rezervin çıkartılması için gerek duyulan finansmanı sağlamak için yapılacağı iddia edildi. Açıklamayı yapan Sayın Bakan istifa etti gerçi ama stratejik kamu kuruluşlarımız TPAO ve BOTAŞ, halka arz edilecek mi Sayın Bakan? Halka arz, bir özelleştirme yöntemi değil midir? Halka arzla bu iki kuruluşumuzun hisselerinin yabancı yatırımcıların eline geçme durumu olmayacak mıdır? Doğu Akdeniz'de görüldüğü üzere, bu stratejik kuruluşlarımızı özelleştirmek ciddi bir millî güvenlik riski oluşturmaz mı? Petrol fiyatları son dönemde düşük seyrediyor; varil başına fiyatlar 40, 45 dolar düzeylerine indi, petrol fiyatları bu düşük bantta seyrederken, petrol fiyatlarının bu şirketlerin piyasa değerinde önemli bir faktör olduğu da ortada iken, halka arzda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve BOTAŞ'ın hisseleri ucuza satılmış olmayacak mıdır? Halka arzla murat edilen finansmanın piyasanın bu şartları nedeniyle sağlanamayacağı açık değil midir?
Değerli arkadaşlar, iktidar sürekli, enerjide yerli ve millî politikalardan bahsediyor, bununla beraber yeni rezerv keşifleri için özellikle denizlerde arama faaliyetleri hızla sürdürülüyor. Türkiye'nin ve millî şirketimiz TPAO'nun petrol sektöründe önemli bir oyuncu olacağını belirtiyorsunuz; Sayın Bakan, dünyada büyük petrol şirketleri ve İtalyan Eni gibi devlet petrol şirketleri dikey entegre yapısına sahip değil mi? TPAO'yu petrol sektöründe rekabet edebilmek için arama üretimden rafinaja, petrokimyadan akaryakıt dağıtımına kadar tüm alanlarda faaliyet gösteren entegre bir yapıya kavuşturmayı düşünüyor musunuz, böyle düşünüyorsanız TPAO'yu zayıflatan politikaları niye izliyorsunuz? Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ve BOTAŞ'ı birleştirip entegre bir hâle getirmek gibi bir hedefiniz var mı? Sektörün doğasının gerektirdiği bu entegrasyonu yapmak için yeni yatırımlarla TPAO'yu desteklemek için bir plan ve programınız bulunuyor mu? Bu kadar kritik önem atfettiğiniz TPAO ve BOTAŞ'ı niçin Türkiye Varlık Fonuna devrettiniz? Varlık Fonuna devir nedeniyle TPAO ve BOTAŞ'ın bir avantajı oldu mu, yoksa bu iki kuruluşumuz ekonomiye kaynak yaratmak için oluşturulan Varlık Fonunda ipotek altında mı tutuluyor? TPAO ve BOTAŞ'ı Varlık Fonundan neden çıkarmıyorsunuz?
Sayın Bakan, değerli arkadaşlar; şu soruyla devam etmek istiyorum: Ülkemizde 1935 yılında kurulmuş ve Maden Kanunu'yla ayrıcalık tanınmış Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, şu anda işletilmesi ekonomik olmayan kömür rezervlerini bir tarafa bıraktığımızda son yirmi yıldır arama adına ne yapmış, hangi madeni bulmuştur? 2016'da yapılan düzenlemeyle Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne Bakanlık onayıyla yurt dışında arama, araştırma ve işletme faaliyetleri yapma izni verildi. Bildiğim kadarıyla 2019 yılından beri Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Sudan ve Özbekistan'da maden arama faaliyetleri sürdürmekte; oysa, yerli ve yabancı sermayeli madencilik şirketlerinin son on beş yıl içinde ruhsat alıp özellikle altın madeni bularak işletmeye başlaması düşündürücüdür. Ülkemizde son yıllarda maden sektörüne çok sayıda yabancı sermayeli şirket gelmiştir. Bunların neredeyse tamamı kendi ülkelerindeki borsalarda işlem görmektedir yani bu şirketler, kendi ülke borsalarında hisse satmakta, bu hisselerden elde ettikleri parayla bizim gibi ülkelerde arama yapıp maden işletmekte, kendi ülkelerinde vergi vermekte, elde ettikleri kârı alıp kendi ülkelerinde hissedarlarıyla paylaşmakta, bize de kiri, cürufu kalmaktadır.
Sayın Bakan, işletilmesi kamu yararı oluşturan madenlerin devlet tarafından araştırılması, işletilmesi sağlanmalıdır. Madencilik sektöründe birer okul gibi nitelikli eleman yetiştiren kurumlar Etibank ve Türkiye Kömür İşletmeleri gibi, özelleştirme sonucu iyice küçültülmüş, bu kurumlardan eleman yetişmez olmuştur. Bugün pek çok özel maden şirketlerinin üst düzeyinde bu tür kurumlardan yetişmiş elemanlar bulunmaktadır. Kamu kurumları özelleştirmeler nedeniyle bu misyonunu kaybetmiş, kalifiye eleman bulunamaz olmuştur. Enerji sektöründeki termik santrallerde özelleştirmeler tamamen hüsranla sonuçlanmıştır. Santrali alan firmalar borcunu ödeyememektedirler. Kredi borçları yapılandırılıyor, bu borçlar devlet tarafından sübvanse edilerek karşılanmaya çalışılıyor. Devlet kendisi bu santralleri işletseydi bankalara boşuna faiz ödemek zorunda kalmayacaktı Sayın Bakan.
Maden sahalarının denetimi, MAPEG'de yeterli eleman olmaması sebebiyle gerektiği gibi yapılamamaktadır. Bu nedenle firmalar işçi sağlığı, iş güvenliği, çevre, mevzuat hükümlerini göz ardı ederek faaliyetlerini sürdürmektedirler. Denetimler için yeterli bütçe ayrılarak gereken eleman istihdamının sağlanması gerekmekte, aksi takdirde çevre katliamları, iş cinayetleri devam edecektir Sayın Bakan. Devlet, potansiyel kömür sahalarını ihale ederek termik santral kurulması şartıyla satışa çıkarmaktadır ancak bugüne kadar bazı ihalelere hiç giren olmamış, ihaleye girip de alan firmalar da yatırım yapmaktan vazgeçmişlerdir. Bu tür sahalar hem yatırım tutarı yüksek hem de kârlılık bakımından risk taşımaktadır. Özel sektör bu tür riskleri göze almaktan kaçınmaktadır. Bu nedenle bu tür sahaların atıl kalmaması için yatırım bütçeleri ayrılmalıdır; böylelikle hem üretim hem istihdam da artacaktır.
Hazine garantili yol, inşaat, köprülerle kaynaklarımız çarçur edileceğine üretime katkı sağlayacak, istihdam sağlayacak yatırımlar için bütçe oluşturulmalı, madencilik kamu eliyle yapılmalı ve ulusal bir maden politikası oluşturularak mutlaka bir maden bakanlığı kurulmalıdır.
Sayın Bakan, Soma havzası içerisinde 2013 yılında 12 işçinin ölümü neticesinde kapatılan Uyar Madencilik AŞ çalışanları mağdur durumdadırlar. Uyar Madencilik AŞ ile TKİ Genel Müdürlüğü arasında redevans ilişkisi bulunduğundan çalışanların ne TKİ ne de işverenden alacaklarını tahsil kabiliyeti yoktur. Türkiye Kömür İşletmeleriyle redevans ilişkisi içerisinde olan Soma havzası içerisinde yer alan Soma Kömürleri AŞ için Meclisimiz kanuni bir düzenleme yaparak tazminatları ödemiş ise de anılan yasal düzenlemede Uyar Madencilik AŞ çalışanları bulunmadığından TKİ bünyesinden tazminat almaları hukuken mümkün bulunmamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Girgin...
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım.
Aynı bölgede ve Soma Kömürleri AŞ'nin iş yerlerinde çalışanlara ödeme yapıp aynı havzada yer alan bu işçiler tazminat sorunu yaşamaya devam etmektedirler. Bu işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarının TKİ tarafından ödenmesi sağlanmalıdır.
Son olarak, seçim bölgem Muğla'yı ilgilendiren ama esasen bütün büyükşehir belediyelerinin sorunu olan bir konuya değinmek istiyorum. İlimiz sınırları dâhilinde faaliyet gösteren maden ve mermer işletmeleri özellikle kırsal alanlarda tamamen büyükşehir belediyemizin yapım ve bakım sorumluluğunda olan mahalle yollarını kullanmaktadırlar. Bu durum sürekli bakım ve onarım maliyeti oluşturmakta ve bu maliyetler tamamen büyükşehir belediyesine kalmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 14'üncü maddesi gereği alınan devlet hakkı ve özel idare payı kısmında özel idarelere verilen yüzde 4 devlet hakkının yarısının, yüzde 50'sinin belediyelere aktarılması sağlanmalıdır.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Girgin, teşekkür ediyorum.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım.
Maden faaliyeti gösteren firmalara Bakanlık tarafından mahalle yolları haricinde başka güzergâhlar açılmalıdır. Belediyenin mahalle yolları kullanılacak ise maden firmalarının kullanacağı mahalle yollarındaki altyapı ve kaplama çeşitlerinin ağır tonaja uygun dizayn edilmesi gerekmektedir. Konu sadece Muğla'yı değil, bütün büyükşehir belediyelerini ilgilendirmektedir.
Teşekkür ediyorum.
Hayırlı olsun.