KOMİSYON KONUŞMASI

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; basının özgür olmadığı, basın emekçilerinin özgürlüğünü yaşayamadığı bir ülkede adaletten bahsetmek mümkün değildir. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün 2020 yılı dünya basın özgürlüğü endeksinde 182 ülke arasında ülkemiz ne yazık ki 154'üncü sırada. Nasıl 154'üncü sırada olmasın ki? Tam yirmi yedi saat, bir Bakan istifa ediyor ve bu Bakanın istifasını görmeyen, duymayan bir havuz medyasının olduğu bir ülkedeyiz.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 2020 Ocak ayında keyfî olarak toplu basın kartları iptalini gerçekleştiriyor, tepkilerin yoğunlaşması üzerine bu uygulamayı geri alıyor ama Demokles'in kılıcı gibi basın mensuplarının tepesinde sallanıp duruyor. İnternet Yasası'nda yapılan düzenlemeyle sansür daha kolay ve yaygın hâle getirildi; artık muhalif internet siteleri daha hızlı kapatılıyor, Adalet ve Kalkınma Partisinin hoşuna gitmeyen haberler anında sansürleniyor, yargı kararına ihtiyaç duyulmuyor. Bugün bir uygulama gerçekleşti: "Kendine Muhabir" diye bir muhabirin sokakta yaptığı bir haberden dolayı, hoşuna gidilmediği için, bu muhabir şu anda gözaltında, akıbeti belli değil.

Cumhurbaşkanlığına da yayın yasağı getirme yetkisi veriliyor, tek başına. Cumhurbaşkanının tek başına yayın yasağı getirme yetkisi var. Twitter'da Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın kızına yapılan hakareti hepimiz kınadık, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilleri, il örgütleri, ilçe örgütleri, belediye başkanları; hepimiz gerçekten kınadık ve anında bu saygısızlığı yapan gözaltına alındı, gerekli işlemler yapıldı ama milletvekillerine yapılan hakarete ne yazık ki hiçbir işlem yapılmıyor. Benim şahsıma, ölmüş anneme küfredene suç duyurusunda bulunmama rağmen, şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmadı.

İş cinayetleri, yolsuzluk iddiaları, kadına şiddet, tecavüz davalarında gerçekten yayın yasağı getiriliyor; bu yayın yasağı kimi koruyor? Tecavüzcü ve tacizcileri koruyor. En önemli mesele şu: OHAL Komisyonu var, OHAL Komisyonu oyalama komisyonuna döndü. OHAL Komisyonunun görev süresi bir yıl daha uzatıldı ama şu ana kadar "UYAP'tan beraat etmiş ve takipsizlik kararı almış tüm kişilerin dosyasını öne alacağız ve bir an önce karara bağlayacağız." demelerine rağmen şu anda OHAL Komisyonunun insanları oyalayarak mağdur ettiği çok açık ve nettir. Burada mağduriyetin en önemli kaynağı KESK ve KESK'e bağlı sendikalar ve barış akademisyenlerinin akıbetidir. Barış akademisyenlerini bir rehine gibi görmek ve böyle tutmak gerçekten kabul edilebilir değildir.

Savunmanın bağımsızlığı, dokunulmazlığı ve hukukun üstünlüğünü gerçekten savunuyorsak barolar yasasında yaptığınız değişiklik.... Alternatif barolar kurulamadı ama alternatif baroların kurulmasını sağlamak ve baro genel kuruluna yetiştirmek için keyfî bir uygulamayla karşı karşıyayız.

Enis Berberoğlu kararı, Türkiye açısından, hukukumuz açısından, adalet açısından utanç vesikasıdır.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Kaya, lütfen tamamlar mısınız.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Eğer siz Anayasa Mahkemesinin kararını tanımayan mahkemelere sözünüzü söylemezseniz gerçekten "Kral çıplak." demeye herkes devam eder.

Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminin bu adaletsizliklere artık "Dur." demesi lazım ya da partisinin başındaki "adalet" sözcüğünü çıkarması lazım.

2021 bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Umarım, adaletli günlerde hep beraber, birlikte oluruz diyor, saygılar sunuyorum.