| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281 ) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a)Tarım ve Orman Bakanlığı b)Orman Genel Müdürlüğü c)Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ç)Meteoroloji Genel Müdürlüğü d)Türkiye Su Enstitüsü e)Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 05 .11.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, sevgili basın emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, maalesef iktidar olarak uyguladığınız politikalarla ülkemizi net ithalatçı bir ülke durumuna getirdiniz. Bunun sonucunda çiftçi tarımdan uzaklaştı, gençler köylerden gitti, kırsal tamamen boşaldı ve dışa bağımlı bir tarımsal yapı ortaya çıktı. Çiftçinin derdi çok ama Sayın Bakan, seçim bölgem Muğla'da ve diğer yerlerde de şu anda en fazla yaşanan sıkıntılardan birisi şu elimde görmüş olduğunuz süt ve yem fiyatları. Sayın Bakan, bunun içerisinde 1 kilo süt yemi var, 110 lira, 50 kiloluk süt yemi, kilosu 2 lira 10 kuruş. Şurada da 1 litre süt var, 1 litre süt ile 1 kilo yemin fiyatı aynı.
Şimdi, süt yeminin fiyatı yüzde 63 artmış ama sekiz aydan bu yana süt fiyatı değişmemiş yem fiyatının yüzde 63 artmasına rağmen. Çiftçi süt ineklerini kesime gönderiyor, bu şartlarda, siz üretici olsanız süt üretir misiniz, öncelikle bunun cevabını vermemiz lazım.
Tabii, uzmanı değilim ancak uzmanların dediğine ve çiftçilerimizin dediğine göre, bunun paritesi esasında en az 1 litre sütle 1,5 kilo veya 2 kilo yem alınması ama geldiğimiz noktada bundan uzaklaşmış durumdayız ve maalesef inekler kesimhaneye gidiyor. Ama aynı dönemde market raflarında süt fiyatı yüzde 13,4 artmış, yoğurt yüzde 11,2 artmış, beyaz peynir yüzde 13 artmış, tereyağı yüzde 10,2 artmış yani sonuç üreten zararda, pazarlayan kârda. Çiftçi diyor ki: "Al-sat daha kârlı, üretmek hamalın işi." Durum bu Sayın Bakan.
Tabii, böyle denildiği zaman açıklamalarınıza da baktık, süte zam isteyen çiftçiye "Ucuz arpa vereceğiz." demişsiniz, açıkladığınız 100 bin ton arpa satışıyla yem fiyatlarının düşmesi, piyasanın düzenlenmesi mümkün gözükmüyor, bu önlem yaraya pansuman yapmaya bile yetmez.
Sayın Bakan, yine sütle bağlantılı olarak, diğer yandan, süt tozu ithalatı 40 tondan 3.911 tona çıkmış. Bir kez daha ülkenin kaynakları üreten çiftçiye değil, ithalatla başka ülkelerin çiftçilerine gitmiş.
Diğer yandan, tarım desteklerine gelelim, 2020'de olduğu gibi, 2021'de de 22 milyar lira olarak tarımsal destek açıklandı, destekleme bütçesinde toplamda hiçbir artış yapılmadı. En dikkat çekeni ise mazot, gübre ve hayvancılık desteklerinde 787 milyon lira kesinti olması. Mazot ve gübre desteği 229 milyon azalacak 2021'de. Çiftçi, 2021'de 177 milyon lira daha az mazot desteği alacak, mazot fiyatı artarken destek azalacak. E, şimdi çiftçi olarak şunu sormak hakkı: Hani, mazotun yarısı sizdendi? 2021'de destekleme bütçesinde hayvancılık desteklemelerinde yüzde 9,6 oranında kesinti yapılacak. Destekleme bütçesinde hayvancılığın payı yüzde 28,6'ya düşecek. Sayın Bakan, Türkiye topraklarında -diğer bir konu- ne yazık ki 1950'li yıllardan bu yana zeytinyağına hor bakılmaktadır. Hatta zeytinyağının yenmesinin önüne geçilmesi bakımından, sağlıksız margarin yağlarının kullanılmasını teşvik amacıyla dönemde "Zeytin yağlı yiyemem aman, basmada fistan giyemem aman" şeklinde geçmişte türküler yaktırmışız ama bu ülkede yerli ve millîlikten bahsediyorsak zeytinyağı da üretmemiz lazım basma da giymemiz lazım Sayın Bakan.
Türkiye, dünyanın en önemli zeytinyağı üreticilerinden biridir ancak Türkiye'nin ithalat kalemleri arasında en çok ithal edilen ürünler arasında yemeklik yağlar vardır. Bugün, Resmî Gazete'de yayımlanmış yağlık ayçiçeği için yüzde 30'luk bir vergi hazirana kadar sıfırlanmış, ithalatının önü tekrar açılmış. İç tüketimin artırılması için mutlaka bir politika oluşturulmalıdır zeytinyağda. Bakanlık tarafından zeytin üreticisine ücretsiz plastik kasa dağıtımı yapılmalı, sertifikalı depoculuk teşvik edilmeli ve bu alandaki sorunlar mutlaka giderilmelidir.
Sayın Bakan, dünkü yürürlüğe giren kanuna göre Türkiye'de üretilmekte olan sigaralarda yüzde 30 oranında Türk tütünü kullanılması zorunlu hâle getirilirken Cumhurbaşkanı tarafından bu oran yüzde 45'e kadar çıkarılabilecek. Türkiye sömürge ülkesi midir ki kendi tütününü yüzde 30, ithal tütünü yüzde 70 kullanacak diye bir yasa çıkartıyor. Bunun tam tersi olması gerekmiyor mu?
Diğer yandan, Sayın Bakan, 2020 yılı ülkemiz için orman yangınları açısından son derece kara bir yıl olmuştur. İş akdi askıda olan mevsimlik işçileri kadrolu olarak istihdam etmeyi düşünüyor musunuz? Bu, işçi arkadaşlarımızın talebidir. Mevsimlik işçiler için 2021 yılında süre uzatılmasına dair bir çalışmanız var mıdır? 2021 yılında, sıfırdan mevsimlik işçi ve kadrolu işçi alımı yapılacak mıdır? Yangına ilk müdahaleyi yangın yerine en yakın olan yapar, bu da orman köylüsüdür. AKP öncesi, işçisinden orman muhafaza memuruna kadar işe alımlarda orman köylüsü olma koşulu vardı. Ayrıca, ormanda üretim, bakım ve fidanlama gibi işleri orman köylüleri yapardı. Şimdiyse, bu işler tüccarlara veriliyor. Üretim işinin tüccara verilmiş olması, ormanların aşırı tahribatına yol açtığı gibi usulsüzlüklerin de önünü açtı maalesef. Ayrıca, köylüyü işsiz bıraktı, bu uygulamadan vazgeçmeyi düşünüyor musunuz?
Diğer bir husus, yanan alanlar için gerçek ölçekte kayda alınma durumu nedir? Yangınların gerçek anlamda kayda geçirilmediğine yönelik iddialara cevabınız nedir? Yasa gereği, yanan alanın bir yıl içinde ağaçlandırılması gerekirken çok azı ağaçlandırılıyor. Sayın yetkililer yanan alanların tümünü ağaçlandırdıklarını söylüyor. Ben burada bir örnek vermek istiyorum: Sayın Bakan, şu tablo Bodrum'a giderken Güvercinlik'te Pina'da çıkan bir yangın, 2007 yılıydı. Dönemin bakanı "Kesinlikle ağaçlandıracağız." dedi. Kültür ve Turizm Bakanı da "Asla herhangi bir yapılaşmaya izin vermeyeceğiz." dedi. Sonuç ne oldu? Sonuçta Orman Genel Müdürlüğünün "Fidan dikilecek." dediği, Bakanın "Fidan dikilecek." dediği yerde, evet, fidanlar o zaman dikilmiş, büyümüş, otel olmuş; o yerler otel oldu Sayın Bakan.
2018 yılında, 50 bin hektar alanda ağaçlandırma çalışması, 2019 yılında ise 14 bin hektar alanda çalışma yapıldı. Bu yıl ne kadar alanda ağaçlandırma yapıldı? Yoksa giderek ağaçlandırmadan vaz mı geçiyorsunuz?
Sayın Bakan ormanda üretimin planlamayla yapıldığını biliyorum. Lise döneminde amenajman heyetinde çalıştım 2 dönem. Amenajman planlarına göre 2020 yılında 10 milyon metreküp olan ağaç kesiminin 40 milyon metreküpe çıkarılmış olması, 2050 yılında alınması gereken ağaçların şimdiden kesilmesi bir cinayet değil midir? Son yıllarda endüstriyel plantasyon adı altında yapılan traşlama kesimleri ne maksatla yapılmaktadır? Traşlama kesimlerinde, çok uluslu şirketlerin yonga levha üreten çıkarları mı düşünülüyor?
Seçim bölgem Muğla için bazı talepleri de iletmek istiyorum Sayın Bakan: 2013 yılında temeli atılan ve 2016'da bitirilmesi hesaplanan ve hâlâ bitirilemeyen Boğalar Seki barajı için 2021 yılında ne kadar ödenek ayrılmıştır?
Dalaman, Ortaca, Köyceğiz ilçelerinde 135 bin hektarlık narenciye aşırı sıcaklardan zarar gördü ve yüzde 80 ürün kaybı yaşandı, Milas'ta da zeytinin yüzde 50'si yandı. Narenciye için verdiğiniz cevapta "Gelecek yıl itibarıyla sıcaklıktan dolayı TARSİM kapsamına alınacak." dediniz. Seydikemer'de meydana gelen fırtınada zarar gören seraları, narenciyeyi ve Milas'ta zeytin üreticilerinin zararlarını afet fonundan karşılamak için bir çalışmanız var mıdır?
Pamuk ekim alanı olan Milas bölgesinde 52 bin dekardan 4 bin dekara kadar düşmüştür pamuk ekimi. Bunun sebebi pamuğun maliyetini karşılayamamasıdır. Pamuk üreticisi ülkemizi, tekstilde ihracatçı durumundan kurtarmak için ne yapıyorsunuz?
Muğla ilindeki başlamış olan tüm baraj ve göletlerin bitirilme tarihleri nelerdir?
Ülkemizin çam balı üretiminde büyük pay sahibi olan Muğla'da arıcılık ve bal üretimi sektörüne katkı sağlamak üzere arı yetiştiriciliği ve balcılık araştırma ve geliştirme enstitüsü kurulması yerinde olacaktır bunu değerlendirmenizi öneriyoruz.
Son olarak 19 ilde kenevir yetiştiriciliğine izin verildi ancak Muğla kapsam dışı bırakıldı. Verdiğiniz cevapta "Muğlalıların bu konuda bir tecrübeye sahip olmadığını, geçmişte böyle bir deneyiminin olmadığını" belirtmişsiniz ancak Muğlalılar daha önce kültür balıkçılığını bilmiyordu, şu anda ülkemizin kültür balıkçılığının yüzde 50'sini karşılamaktadırlar, kiraz yetiştirmektedirler, silaj yapmaktalar, onları nasıl öğrendilerse elbette kenevir yetiştiriciliğini mutlaka öğreneceklerdir. En az su isteyen bu tarımsal bitkinin yüzde 55'i kırsalda yaşayan Muğla açısından önemi büyüktür. Bunu da değerlendirmenizi istiyorum.
Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum.