| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi (1/280) ve Sayıştay tezkereleri a) Türkiye Büyük Millet Meclisi b) Sayıştay Başkanlığı c) Kamu Denetçiliği Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 28 .10.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, değerli milletvekilleri, sevgili bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, doksan yedi yıl önce bugün Mustafa Kemal Atatürk "Efendiler, yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz." demişti. Cumhuriyetimizin kurucusu, antiemperyalist kurtuluş mücadelemizin yürütücüsü, özgürlük ve bağımsızlığı karakteri kabul eden Mustafa Kemal Atatürk'ün "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." ilkesiyle perçinlediği, kimsesizlerin kimsesi Türkiye Cumhuriyetinin 97'nci yılını bütün vatandaşlarımıza eşitlik, özgürlük ve adalet getiren yıl olması nedeniyle kutluyoruz.
Değerli arkadaşlar, bir tarafta bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur; yalnız bir kuvvet vardır, o da millî egemenlik diyen bir anlayış, bir tarafta da ben ne dersem o diyen anlayış.
Değerli arkadaşlar, burada pazartesi gününden itibaren bakanlık görüşmeleri yapılacak, bakanlık bütçelerini görüşeceğiz. Sayın bakanlar gelecek burada bütçe sunumlarını yapacak, bütçe sunumunu yaptıktan sonra da maalesef sunumu yapan sayın bakan, sunumunu yaptığı bütçe için oy kullanamayacak. Bu mudur Meclisin iradesi, bu mudur halkın Meclisteki yansıması? Diğer yandan, biraz önce değinildi, bakanlara yanıtlamaları için soru önergeleri veriyoruz. Son zamanlarda âdet oldu, Hazine ve Maliye Bakanlığı başlattı arkasından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da benzer şeyi yapmaya başladı artık sorularımıza linkle cevap veriyorlar "Sorduğunuz soruyu internetten, şuradaki linkten öğrenebilirsiniz." diyorlar. Bu mudur Meclisin itibarı? Buna mutlaka müdahale edilmelidir Sevgili Başkan.
Değerli arkadaşlar, yıkılmış ve iflas etmiş bir imparatorluğun yıkıntıları üzerine yeniden inşa edilen cumhuriyetimiz, parlamenter demokrasi ve liyakati öne çıkaran yeni kurumlarıyla tüm ülke sathında yurttaş temelli bir kalkınma dönüşümünü gerçekleştirmiştir. Saray rejimi, yüz yıla yakın cumhuriyet deneyimimizin ardından adına Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi denilen bir sistem ile Türkiye'nin dinamik toplumunu, ekonomik kapasitesini ve kurumsal birikimini kendi kategorisindeki ülkelerin bile gerisine düşürmüştür. Ancak, saray rejiminin anayasasız, hukuksuz, kurumsuz, bürokrasisiz ve liyakatsiz yönetimi neticesinde Türkiye, önce yerinde sayan bir ülkeye, ardında neredeyse bütün endekslerde gerileyen bir ülkeye dönüşmüştür. Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminde, kurumsal çöküşün ve toplumsal buhranın eşiğine gelen ülkemiz, teknoloji üretiminde ve AR-GE'de geri kalmış, hazinesi, KOBİ'leri ve hane halkı borç batağına saplanmış, yüksek teknolojide ve ham maddede dışa bağımlı, hukuksuzluğun ve keyfîliğin hüküm sürdüğü otoriter ve itibarsız ülkelerden biri olma konumuna hızla sürüklenmiştir. AKP yönetiminde Türkiye, demokrasi, ekonomi, eğitim ve diplomasi alanlarında krizlere ve çözümsüzlüğe savrulmuş, kurumlara güvenin azaldığı ve toplumsal huzurun kaybolduğu bir ülke konumuna getirilmiştir. AKP'nin üretimden, kalkınmadan ve planlamadan uzak ekonomi politikaları sonucu Türkiye'de vasıflı iş gücüne istihdam yaratamayan, katma değer üretemeyen, teknoloji ihraç edemeyen ve her şeyden önemlisi bölgesel ve sınıfsal sosyal adaletsizlikleri gideremeyen bir kara düzen oluşmuştur. Ülkemiz, ekonomiden özgürlüğe, eğitimden toplumsal barışa, kadın haklarından liyakate, yüksek teknoloji üretiminden çevre krizine kadar birçok alanda tüm kazanımlarını ve birikimlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Tek adam rejimi Türkiye'yi demokratik değer ve hedeflerinden uzaklaştırmaktadır. Farklı görüşlere tahammül edemeyen AKP, güçler ayrılığı ilkesini yok sayarak yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmış, Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkisini azaltmış ve Türkiye'yi büyük bir demokratik gerilemenin içerisine sürüklemiştir. Vatandaşlarımız ilk fırsatta, Türkiye'yi demokrasi krizine sokan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini kaldıracak, Türkiye Büyük Millet Meclisini güçlendirerek egemenliği saraydan alıp yeniden kayıtsız şartsız millete verecektir, buna inancımız tamdır. Katılımcı yöntemlerle hazırlanacak olan demokratik bir anayasayla hem 12 Eylül hem de Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin baskıcı ve otoriter tüm izleri silinecek, Türkiye, özgür yurttaşlar cumhuriyeti olacaktır. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olarak hukukun üstünlüğü tesis edilecek, yürütmenin yargıya müdahale etmesi önlenecektir.
Değerli arkadaşlar, bütçe görüşmeleriyle ilgili bir tespitle devam etmek istiyorum. Şu çok açık ki Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı 2019 kesin hesabının ve 2021 bütçe teklifinin görüşülme sürecindeki usulsüzlüklere göz yummuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Şentop'un kati suretle bütçeyi iade etmesi gerekiyordu fakat bu yapılmadı ve bütçe görüşmelerine başladık. Her şeyden önce şunu hatırlatmak isterim: Osmanlı-Türkiye hukuk tarihinin önemli isimlerinden Cevdet Paşa diyor ki: "Usul, esasa mukaddemdir." Yani usul, esastan önce gelir. Bu ilke mevcut düzenlemelerimizde de sürdürülüyor ancak 2021 bütçesinin sunuluşunda ve hazırlanışında hiçbir usul esası dikkate alınmamıştır. Eğer Meclis iradesine sahip çıkarak 2021 bütçesini reddederse ne olur? Bütçenin anayasası olarak değerlendirilen 5018 sayılı Kanun'un 19'uncu maddesinde şöyle bir hüküm var arkadaşlar: "Merkezî yönetim bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe ödenekleri, bir önceki yıl bütçe başlangıç ödeneklerinin belirli bir oranı esas alınarak belirlenir." Yine "Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır." deniyor. Yani eğer Meclis 2021 bütçesini reddederse Cumhurbaşkanı geçici teklif sunar ve başlangıç ödeneklerini esas alır. Geçici teklifin de reddedilmesi durumunda geçmiş yılın bütçesi yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.
Peki, neden bütçe iade edilmeli? Neden bütçenin sunuluşunun ve hazırlanışının Anayasa'ya aykırı olarak yürütüldüğünü düşünüyoruz ve neden bu bütçeyi usulen reddetmemiz gerektiğini düşünüyoruz, onu açıklamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, 5018 sayılı Kanun'un 15'inci maddesine göre orta vadeli program eylülün ilk haftası yayımlanır. Ne zaman yayımlandı? 28 Eylülde. Aynı kanuna göre orta vadeli mali plan en geç 15 Eylülde yayımlanmalıydı. Ne zaman yayımlandı? İşte burada, 8 Ekimde yayımlandı. Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan neden önemli? Çünkü 5018 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesi şöyle diyor: "Kamu idareleri bütçelerini, Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanlığı Programı, Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan, Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Cumhurbaşkanlığı Stratejik Planları ile program yapısına uyumlu şekilde ve performans esasına dayalı olarak hazırlar." Yani bütçe bunlara dayanmak zorunda.
Bir de, Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı var, o da daha iki gün önce dağıtıldı arkadaşlar. Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı hazırlanmadan, kamu idarelerine bütçe hazırlama çağrısı yapılması kanunsuz emir değil midir? 8 Ekimde Resmî Gazete'de, Orta Vadeli Mali Plan'la birlikte bütçe çağrısı yayımlandı. Bu çağrıda şöyle bir cümle yer alıyor: "2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi bu rehberde yer alan performans esaslı program bütçe sistemine uygun olarak hazırlanacaktır." Peki, biz performans esaslı program bütçe sistemine ne zaman geçtik? 16 Ekimde. Bütçe çağrısını kim yapıyor? Sayın Cumhurbaşkanı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Lütfen tamamlayalım efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Cumhurbaşkanlığı, 8 Ekimde Meclisin henüz kanunlaştırmadığı bir şekilde çağrı yapıyor arkadaşlar. Altını çizerek tekrar söylüyorum: Cumhurbaşkanlığı, 8 Ekimde Meclisin henüz kanunlaştırmadığı bir şekilde çağrı yapıyor. En az bunun kadar vahim olan durum da, gelen bütçenin yeni sisteme göre 17 Ekimde teklife ekli olması gereken belgeler olmadan teslim edilmiş olması. Şu çok açık: Cumhurbaşkanlığı, Meclis iradesini yok sayıyor. 29 Ekimin 97'nci yılının arifesinde bunları konuşmak ne kadar acı. Yani Cumhurbaşkanlığı diyor ki: "Ey Türkiye Büyük Millet Meclisi, sen kimsin? Ben istediğimi yaparım, benim dediğim olur." Bunlara bir cevabınız var mı Sayın Meclis Başkanımız? Vereceğiniz en iyi cevap, bu bütçeyi usul yönünden iade etmektir diyorum, saygılar sunuyorum.