KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, teşekkür ediyorum ben de.

Şimdi, burada, Gelir Vergisi Kanunu'nun esnaf muafiyetiyle ilgili 9'uncu maddesine yerleştirilmiş bir bent var. Yalnız, buradaki vergileme işini "esnaf muafiyeti" kavramıyla ifade edebilir miyiz? Önce, teknik olarak burada bir esnaf muafiyeti yoktur, sadece gerçek usulde vergilendirilmeyen bir kazanç var, hasılat üzerinden alınan bir vergi var. Dolayısıyla, siz, hasılat üzerinden aldığınız verginin olduğu bir olayı "Esnaf muafiyeti" diye değerlendirdiğiniz zaman yanlış bir isimlendirme olur diye düşünüyorum. Aslında, gerek Gelir Vergisi Kanunu gerek Kurumlar Vergisi Kanunu gerekse Vergi Usul Kanunu vaktiyle yazılırken iyi düzenlenmiş, maddeler doğru tasnif edilmiş, kavramlaştırmalar mükemmel bir şekilde oluşturulmuş, tutarlı ve gerçekten "Kanun dediğiniz böyle olur." dedirtecek niteliktedir. Bizim burada birkaç senedir görüştüğümüz torba yasalara benzemeyen, gerçekten oturmuş sağlam metinler görüyoruz.

Şimdi, torba yasa geleneğiyle sistemi çökerten bu yasalaştırma faaliyetlerimiz oturmuş, yıllardır çok sağlıklı bir şekilde kullanılan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nu da çürütmeye yönelmişe benziyor. Esnaf muafiyeti nasıl bir muafiyetmiş, üzerinden vergi alıyorsun? Hasılat üzerinden aldığın yüzde 4'lük vergiyi hesapladığın takdirde, bu mükellefin eğer giderleri fazlaysa, defter tutsa belki daha az vergi ödeyecek. "Yüzde 2 öder, yüzde 4 öder; aman, bu vergiden muaftır, az vergi aldık." diyeceğiniz bir durum yok burada. Belki adam zarar edecek. Siz, zarar edenden, net gelir üzerinden değil, safi gelir üzerinden değil, hasılat üzerinden; zarar eden bir mükellefiyet kaydını yapacaksınız bu şahsa ve net geliri olmadığı hâlde, safi geliri olmadığı hâlde, hatta zararı olduğu hâlde "Şu kadar hasılat yapmışsınız." diye yüzde 4 vergi alacaksınız ve sonra da buna "Vergi muafiyeti." diyeceksiniz. Burada bir terslik var. Bence, üzerinde çok daha iyi düşünülmesi lazım. Yani, bir kere Vergi Kanunu'nun sistematiğini de bozan bir niteliğe sahip bu. Ama bunu pratik nasıl vergilendirelim, vatandaşı defter tutma, tasdik ettirme yükümlülüğünden, muhasebeciye para ödeme külfetinden nasıl kurtaralım derken ortaya başka problemin çıktığı görülmektedir.

İkincisi, burada mükellef bankaya hesap açacak, bütün hasılatı bankadan geçecek ve tahakkuk işlemini vergi dairesi değil, banka yapacak. Burada da mevcut vergi sisteminde bir değişiklik meydana getirmiş oluyorsunuz yani sistemi bozucu bir etki yapacak bir nitelikte bu. Bir gelir vergisi mükellefinin vergi yükümlülüğünü, tarh, tahakkuk, hatta tahsil yükümlülüğünü bir bankaya veriyorsunuz. Burada, bankanın yükü ve angaryası artabilir, banka bu işten usanabilir, bankalar ile Maliye Bakanlığı arasında problemler, sorunlar her zaman çıkabilir, bunun bilinmesi lazım.

Başka bir nokta daha vardı ama noktanın ne olduğunu tekrar hatırlayınca...

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Evet, hatırlarsanız daha sonra söz vereceğim Sayın Şener.

Teşekkür ediyorum.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) - İndirim nasıl olacak? Banka nasıl takip edecek?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Banka otomatikman mükellefin şeyi diye gönderecek, onu muhtemelen tebliğlerle falan Maliye halledebilir.