KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

32'nci maddeyle 25 yaşın altındaki genç işçilerin bir ay içerisinde on günden az çalışmaları durumunda bu işçiler adına malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları priminin kesilmemesine yönelik bir düzenleme getirilmektedir. İşçilerin yaşlılık aylığına ve emekliliğine hak kazanabilmeleri onlar adına işverenlerin ve kendilerinin bu sigorta kollarına prim yatırmalarıyla mümkündür. Bu düzenlemenin yasalaşması durumunda -sendikalar da söyledi- 25 yaşın altındaki gençlerin bu biçimdeki çalışmaları onların emekliliğe hak kazanmada gerekli olan yaş koşulu ve prim ödeme koşulu açısından yok sayılacaktır. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında işveren hissesi yüzde 11, işçi hissesi yüzde 9 olmak üzere işçi ücretinin toplam yüzde 20'sidir. Yasa teklifi ancak işçinin kendisinin yüzde 20'lik primi ödemesi durumunda bu sürelerin emeklilik açısından sayılabilmesine imkân tanımaktadır. Bu da işverenin yükümlülüğünün işçinin sırtına yüklenmesi anlamına gelmektedir.

Değerli arkadaşlar, yaşlılık, bireyi gelirsiz bırakan sosyal bir risktir. Bu nedenle sosyal güvenlik sistemleri yaşlılık sigortası aracılığıyla bu riskin doğurduğu gelir kaybına karşı bireyi güvence altına alır. Yaşlılık sigortasının güvencesi ise emekli olma hakkı ve emeklilik aylığıdır. Primli sistemde her sosyal risk için ayrı ayrı prim alınır. Genel sağlık sigortası, hastalık sigortası, işsizlik sigortası, iş kazası, meslek hastalığı sigortası, ölüm, yaşlılık ve maluliyet sigortası primlerinin her biri ayrı ayrı oranlarda kuruma işverence işçinin ücretinden kesilerek yatırılır. Prim oranlarının bir kısmı işçi, bir kısmı ise işveren payı olarak adlandırılır. Sosyal güvenlik hakkının öznesi, Anayasa ve sosyal güvenlik hakkını düzenleyen, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere göre ayrımsız herkestir. Kanun teklifi sosyal güvenliğin öznesini ayrımsız herkes olmaktan çıkarmakta, 32'nci maddesinde yapmış olduğu düzenlemeyle işe girdiği tarihte 25 yaşından küçük olup hizmet akdine tabi olarak bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma sayısı on günden az olanlar için yaşlılık aylığı primi ödeme zorunluluğu kaldırılmaktadır. Bu hükme göre hizmet akdiyle yani işçi olarak çalışmaya başlayan bir kişiye, 25 yaş altında ve ay içerisinde çalıştığı saatler toplamı on günden az ise bu işçinin işvereni yaşlılık aylığı primi ödemek zorunda değildir. Bu işçi, ayda 1'den fazla işverenin yanında onar günün altında ama toplamda otuz gün de çalışsa her bir işveren için on gün koşulu ayrı ayrı aranacağı için on günü doldurmayan her bir işveren yine yaşlılık aylığı primi yatırma yükümlülüğünden kurtulmuş olacaktır. İşe girdiği tarihten önceki son bir yıl içerisinde prim ödeme gün sayısı yüz yirmi günden fazla olan, 25 yaşını dolduran sigortalılar hakkındaysa bu hükümler uygulanmayacaktır. Örneğin, 25 yaşın altındaki bir işçi, birden fazla işverenin yanında her bir ayda on günün altında çalıştığında 25 yaşını doldurana kadar çalıştığı süreler emeklilik hakkı için dikkate alınmayacaktır. Yani, güvencesiz ve emeklilik hakkı ötelenmiş bir çalışma ilişkisi yaşayacaktır arkadaşlar. 25 yaş altı için getirilen bu düzenleme tuzaklarla doludur. Maddi bakımdan zayıf, çaresiz insanların durumunu daha da kötüye götürecektir. Genç işsizliğin çözümü bu değildir. Elinizi vicdanınıza koyun, genç işsizliği önlemek, fabrika açmaktır; fabrika kapatmak değildir.

Saygılar sunuyorum.