| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Gaziantep Milletvekili Mehmet Sait Kirazoğlu ve 56 Milletvekilinin Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3002) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 06 .07.2020 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bu kanun, biliyorsunuz, 2011 yılında çıktı ve bu kanun çıktıktan sonra, özellikle, bu, birliklerden dışarı çıkamamayla ilgili çok ciddi sorunlar yaşandı. Örneğin, eşleri hamile -belki 1 kilometre bile uzakta değil- yanlarına gidip destek olamadılar. Aileleri tehdit aldı, tehdit alan eşinin ve çocuğunun yanına gidemedi. Bununla ilgili ve diğer Silahlı Kuvvetler personeli hak olarak eksiklikleriyle ilgili birçok konudaki düşüncelerini ve taleplerini bize ulaştırdılar ve yüzlerce mesaj geldi. Bakın, burası dolu; özellikle dernekler vasıtasıyla bizlere ulaştılar, burada yüzlerce mesaj var.
Ben, bir tane, hamile olan sözleşmeli er eşinin mesajını okumak isterim: "Sayın Vekilim, ben de asker eşiyim, hamileyim, inanın, her gün ağlamakla geçiyor günlerim. Tek kalıyorum, çok zor, anlatılmaz; yaşayan bilir. Allah'ım sizin gibileri vesile kıldı, inşallah gözyaşlarımızın bitmesine az kaldı."
Bir tane daha okumak istiyorum, bu çok önemli: "Sayın Vekilim, öncelikle sizden Allah razı olsun sözleşmeli erlerin adını duyurduğunuz için ama bu mesleğin sıkıntıları bitmez Başkanım. Türk Silahlı Kuvvetlerinde üvey evlat muamelesi görüyoruz. Yedi yıl sonra tekrar zaten kapı önündeyiz. Tekrar iş arama derdi, çok sorunumuz var. Başkanım, 7/24 kışladayız, kendimize ait bir silahımız yok. Normal askerle aynıyız. Bizi belirten bir rütbemiz yok. İnşallah bu sorunlarımız düzelir Başkanım. Sözleşmeli erlerin hepsi zaten sizi tanıyor. İyi ki varsınız Başkanım. Hayırlı günler dilerim. İnşallah bu sorunlar bir gün düzelecek. Ekmek parası ve vatan sevgisi için çıktığımız bu yolda bir hatamızla bazen kapı önünde kalabiliyoruz. Bizi meslekten soğutmasınlar. Bizlere hakkınızı helal edin. Bizler sizlerin evlatları olarak hem ülkemizi hem de milletimizi korumaya devam edeceğiz, son nefesimize kadar." Bu Salih Altuntaş, geçtiğimiz ağustos ayında maalesef şehit oldu, bize bu sorunları getiren kardeşlerimizden biriydi. Ordu'nun Aybastı ilçesinde toprağa verdik. Bu sorunlarla ilgili bunun gibi yüzlerce mesaj var. Bu konuyu, sizin döneminizde bu kanun çıktığı için özellikle yakinen biliyorsunuz.
Şimdi, ben bu ilgili madde konusunda değil de burada zaten mevcut olan fakat uygulanmayan bir maddeden başlamak istiyorum. 2011'de çıkan bu kanuna 2013'te ek bir madde ihdas edildi; 13/7/2013, 6496/5. En az yedi yıl görevden sonra kamu kurumlarında istihdamla ilgili bir yönetmelik çıkararak yedi yıldan sonra bu sözleşmeli askerî personelin kamuda istihdamına olanak sağlamış idiniz fakat bununla ilgili bu yönetmelik çıkmadığından 1'inci, 2'nci ve 3'üncü dönemlerinden 400 kişi o kadar emeğine rağmen, vatani görevine rağmen şu anda boşa düşmüş durumdalar; evliler, çocukları var, geçindirmek zorunda oldukları aileleri var. Bununla ilgili yönetmeliğin derhâl -zaten bu kanun var, dolayısıyla burada bir kanuna ihtiyaç yok- gereğinin yapılması lazım. Sizden de özellikle bu işi takip ettiğiniz ve baştan beri bu işin içinde olduğunuz için bunu takip etmenizi istirham ediyorum.
Bu konuya gelince, biraz önce Mehmet Ali Çelebi Vekilimin de söylediği gibi, burada eğer o öndeki cümleyle beraber kalırsa burası kullanılabilir çünkü bize gelen şikâyetlerden, durum tespitlerinden anladığımız kadarıyla izin isterken bazen ast-üst ilişkisinden askeriyede bunlar olabiliyor. Yani sırf onunla problem yaşayan bir üstü yüzünden, mesela aşağılanmalar, işte "Eşin gelsin, alsın." gibi böyle tahrik edici şeyler yaşanabiliyor. Yani bu askerî personel, askerî personel değil mi? Evet. Aynı diğer uzman personelde olduğu gibi bunu lâmı cimi olmadan, üste herhangi bir kıyaslama koymadan, tabii ki askerî bazı öncelikleri, Mehmet Ali Çelebi'nin dediği gibi koruyarak bu izni daha net hâle koymamızda fayda var.
Diğer bir konu, 25'inci maddede gündeme gelecek ama orada konuşmayacağım için burada söylemek istiyorum. Bu aile yardımı konusu da çok güzel. Bunu destekliyoruz ancak bunun yanında çocuk yardımı, asgari geçim indirimi, refakat izni, yol harcırahı, mehil izni gibi diğer kamu personeline verilen izinler yok. Bunlar elimizden bir şey götürmez. Burada, lütfen, Genel Kurula gelmeden bunları da buraya eklersek... Bunlar kamu personeli ve önemlerini söylememe gerek yok; şu anda sınırı onlar bekliyor, evimizi, ocağımızı onlar bekliyor, yurt dışında operasyon yaptığımızda en öndekiler bunlar. Dolayısıyla bu kardeşlerimize her açıdan sahip çıkmak bizim burada vekiller olarak da millî bir görevimiz.
Yine sözleşmeli erlerin belli bir süre sonra uzman erbaşlık, astsubaylık veya subaylığa geçişlerinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılırken bir tazminat meselesi var. Sadece Jandarma sınıfına geçerken tazminatlarını alabiliyorlar ama istiyorlar ki Kara Kuvvetlerine geçerken de alalım. Neden bu alınmıyor? Ben bunların bilinçli yapıldığını asla düşünmüyorum. Bununla ilgili sadece size talep gelmemiş olabilir. Burada biz bu işi düzeltirsek yeniden daha sonra bu işler şey yapılmaz. Bakın, dokuz sene sonra tekrar aklımıza geldi bu iş. Bir dokuz yıl daha beklememek için, bunları hemen burada -bir cümledir, bir on dakikamızı alır- bu kardeşlerimize sahip çıkmak adına...
Yine uzman erbaşlık, astsubaylık ve subaylığa geçişte yaş sınırı 29 olarak söylenmiş. Bunun mesela 32'ye yumuşak bir esnetebiliriz. Burada 60 yaşla ilgili bazı düzenlemeler yapmışsınız, bazı askerî personel için yani 29'dan 32'ye çok bir şey değişmez diye düşünüyorum.
Yine çok önemli, sözleşmeli erlerin şehit ve gazi durumlarında konut kira yardımından faydalanmaları sağlanmalıdır, yani arkalarında gözünün kalmaması lazım. Şehit Salih Altuntaş'ın evini görmenizi isterdim; sadece tuğla, sıvası bile yok ve bir yıl oldu, ben hâlâ bütün girişimlerime rağmen yaptıramadım o evi, o da benim içimde bir yaradır.
Diğer bir konu, üç yılı bitiren sözleşmeli personele tabanca hakkı tanınmalıdır. Bakın, değerli vekillerim, sevgili bürokratlar; Bekçi Kanunu'nu çıkardık geçenlerde, çok kısa bir süre bir iki ders eğitimle o gençlerin eline, beline silah verdik ama bu kardeşlerimiz hem bölücü terör örgütüyle hem de yurt dışında uluslararası askerlerle savaşıyorlar, üç yıl tecrübe kazanıyorlar. Bunlara biz silahı çok görüyoruz. Şimdi, mesaj atmış bir tanesi, mesajını okuyarak söylemek istiyorum: "Korucuya silah veren devlet, Silahlı Kuvvetler personelinden silah esirgiyor." diyor. Bunu da takdirlerinize sunuyorum.
Yani, bunları bile yapsanız çok büyük bir şey yaparsınız. Şu anda sizleri dinliyorlar, yayın yapıyorum ve mesajlarına yetişemiyorum, aşağıya doğru diziliyorlar yani buradan vereceğiniz şeyler çok önemli. Bir sitemimi de burada belirtmek istiyorum değerli komutanlarım buradayken. Pandemi sürecinde bu çocuklar kışlalarında kalmaya devam ettiler ki o zaman -ben hekim bir vekilim, benim bile endişe ettiğim bir süreçte- onların aileleri evde yalnız kaldı. Sizler muvazzaf subaylarınıza izin verdiniz, vardiyalı çalıştırdınız, farkında değilsinizdir dedim. Ben Savunma Bakan Yardımcınızı 2 defa aradım fakat hiçbir gelişme olmadı, o çocuklar bütün pandemi süresince kışlalarında kaldılar ve evlerinde çocukları ve eşleri yalnız kaldı, bir gün bile gidemediler. Bu hassasiyeti herkese eşit derecede göstermeniz lazım, bu çocuklar Silahlı Kuvvetlerin üvey evlatları değil.
Teşekkür ediyorum.