| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ile 2 Milletvekilinin İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3037) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 16 .07.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, 3'üncü maddeyi görüşüyoruz. Burada da önceki maddede iddia ettiğim gibi bir Anayasa'ya aykırılık var; tutanaklara bunu geçirmek istiyorum çünkü Cumhurbaşkanına verilen bu yetkinin hiçbir dayanağı yoktur Anayasa'da.
İkincisi: Daha önceki bir kanun teklifi nedeniyle Genel Kurul görüşmeleri sırasında anlatmış olduğum bir olayı burada tekrar edeceğim. Benden daha yaşlı olan bir kanun var, maliyeciler bilir, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun. 1953 yılında yasalaşmıştır ve o günden bugüne kadar tüm kamu kurumlarında, sadece vergiler açısından değil, tüm kamu kurumlarında kamu alacaklarının tahsiliyle ilgili usul hükümlerini düzenleyen bu yasa bugüne kadar çok az değişikliğe uğramıştır, birtakım teknik gelişmelere bağlı değişiklikler dışında fazla bir değişikliğe uğramamıştır. Doktora yaparken bir hocamız vardı, Maliyede genel müdürlük yapmış, "Şerif Ercan" adında, daha sonra 1991 yılında 19'uncu Dönemde Milletvekilliği de yaptı, o anlatmıştı. Bu Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un hazırlanmasında en büyük emek Ayaşlı Mehmet Efendi mi dedi, Hasan Efendi mi dedi, birine aitmiş; bir görevli, daire başkanı düzeyinde vesaire. Her gün Ayaş'tan merkebiyle gelirmiş, 50'li yıllar veya 40'lı yıllarda da çalışmıştır muhtemelen. Merkebini Ulus'taki Maliye Bakanlığının orada münasip bir yere park eder, sonra gelir, mesaisini harcar, yoğun bir şekilde çalışırmış. Bu Ayaşlı Mehmet Efendi'nin veya Hasan Efendi'nin titizliği burada yok arkadaşlar. (Gülüşmeler)
Ya, Allah aşkına şu 6183 sayılı Kanun'u alın, bugünün gözüyle bir okuyun, bir de şu düzenlediğimiz tekliflere bir bakın; inanın utanırsınız. Yani ben bu metne baktığım zaman sıkılıyorum. Çok basit yani bütün maddelerini, fıkralarını anlatmaya gerek yok. Şimdi, muhasebecilik yapanlar bilir, maliyeden anlayanlar bilir, sigortayla uğraşanlar da bilir; bir işçinin ücreti hesaplanırken brüt ücret yazarsınız, sonra net ücrete ulaşırsınız ve o net ücreti eline verirsiniz işçinin. Net ücrete ulaşmak için muhasebecinin brüt ücretten düştüğü kalemler arasında işveren sigorta primi vardır. Neden düşer? Çünkü işçinin brüt ücretinden kesilerek işveren tarafından stopaj yoluyla sigortaya ödenen bir kalemdir o. Netice itibarıyla bu işçinin ücretinden ödenen bir kalem olduğu hâlde net ücretin hesaplanması dikkate alındığı hâlde buraya bir düzenleme getiriliyor 3'üncü maddeye, deniliyor ki: "İşçinin de işverenin de sigorta primi İşsizlik Fonu'ndan karşılanacak." İşsizlik Fonu'ndan karşılanacaksa brüt ücretinden siz işveren sigorta primini keserek net ücrete ulaşamazsınız çünkü işveren stopaj yapmadığına göre de net ücretin hesaplanmasında o kalemi çıkarsınız, yani o kalem kadar sigorta, işçi sigorta primi kadar net ücreti artmış olur. Ama olmaz, niye olmaz? Hemen bir fıkra yazılmış. Bu fıkrada deniliyor ki: "Bu kesilmeyen, kesinti yapılmayan işçi sigorta primini işçi işverenden isteyemez." Arkadaşlar, buraya bu fıkrayı yazmış olmak suretiyle işçinin hakkını almanız mümkün değil. Bu, yasalaşma tekniğine aykırı zaten. Net ücretle ilgili kırk yerde kanun maddesi var. Siz bunu buraya yazdınız diye, işçiye devletin verdiği işsizlik sigortasından hem de işçinin parasından verdiğiniz şeyi, işçi sigorta ücretini keserek önleyemezsiniz.
CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Ya, bir düzeltme yapabilir miyim? İşsizlik Fonu'na işveren de prim ödüyor ama.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya, bordroda ne var biliyor musunuz? Bordroda şu var: İşveren primini işveren kendi cebinden öder. İşçinin primini ise işçinin brüt ücretinden keserek öder. Aradaki fark bu. Sen tutup da hem işçi hem işveren primini devlet olarak işsizlik sigortasından vereceksin, sonra da diyeceksin ki "Bundan işçi yararlanamaz." Nasıl yararlanamaz? Yararlanır arkadaş.
CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - Hayır, benim anlatmak istediğim işveren de ona para veriyor, işveren ödüyor ama.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ama deminki açıklamalardan anlıyorum ki bu teklifi düzenleyenler buraya böyle çalakalem bir şey yazmakla işi hallettik zannediyorlar. Böyle bir düzenleme olmaz, bu maddenin baştan sonra mantıklı olması lazım. İşçinin hakkını sen nasıl gasbedeceksin? Yani her şeyde bir düzensizlik, bir özensizlik, bir rastgele davranış... Yani biraz Komisyona da Genel Kurula da topyekûn Türkiye Büyük Millet Meclisine de saygı duyarak insanlar bir metin hazırlar getirir buraya.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Nasılsa amele var, düzeltir Sayın Başkanım düzenlemeleri, nasılsa amele var!