| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Tokat Milletvekili Özlem Zengin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 182 Milletvekilinin, Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2999) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 05 .07.2020 |
MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada AKP'nin baroları kendileştirme operasyonunun bir aracı olan kanun teklifini görüşüyoruz. Bu kendileştirme uygulaması totaliter rejimlerin çok sevdiği, sık sık başvurduğu bir uygulamadır. AKP de bugüne kadar kurum, kuruluş, sendika, okul, gazete, televizyon, sermaye kısacası tüm alanlarda gücü eline geçirmek, her alanı kendileştirmek için ne varsa yaptı; bazen baskıyla, tehditle, bazen kanun değiştirerek, kimi zaman da kanunların arkasını dolaşarak yaptı. Peki, ne oldu, ne işe yaradı; bunlara tek tek bakalım.
Sermayeye hâkim olmak için Kamu İhale Yasası'nı on yedi yılda tam 190 kez değiştirdiniz. İhaleleri yandaşlarınıza verdiniz. Yandaş zenginler yarattınız. Ne oldu? Ne işe yaradı? Bu yaptıklarınız yeni fabrikalar mı açtı? Hayır. İstihdam mı yarattı? Hayır. Vergilerini ödeyip devlet gelirlerine katkı mı sağladı? Hayır. Bilakis ha bire vergi borçları sıfırlandı. Depremde, salgında milletin yaraları yandaşlarından değil milletten toplanan parayla sarıldı.
Yerelde iktidarını korumak, sağlamlaştırmak için Büyükşehir Yasası'nı çıkardınız. Mülki idare sınırlarını değiştirdiniz. Özel idareyi lağvettiniz. Belediyeleri kapattınız. Köyleri yok ettiniz. Sonuç ne oldu? Bugün yerelde iktidarı elinde bulunduran AKP değil millet ittifakı oldu.
Kendi genç nesillerinizi yaratmak istediniz. "Dindar nesil yetiştireceğiz." dediniz. Türk millî eğitim sistemini yazboz tahtasına çevirdiniz. Türkiye'nin en iyi beyinlerini yetiştiren fen liselerini, Anadolu liselerini hallaç pamuğuna çevirdiniz. İmam-hatiplerin sayısını artırdınız. Ne oldu? Hayaller dindar nesil, gerçekler ise deist nesil oldu.
Medya gücünü ele geçirmek için medya patronlarını müfettiş sopasıyla, afaki cezalarla yıldırdınız. Medyaya el değiştirttiniz. Kendi medyanızı yarattınız. Ne oldu? Yandaş gazeteleriniz satılmıyor, okunmuyor, tirajlarınız yerlerde. Yalan yanlış, yanlı yayın yapan yandaş televizyonlarınız izlenmiyor, reytingleriniz diplerde.
Sosyal medyada hâkimiyet kurmak için on binlerce kişiden oluşan trol ordusu kurdunuz. Bot hesaplar oluşturdunuz. Yalan, iftira yaymaları için bunlara maaş bağladınız. Ne oldu? Kendi aranızda çalıp kendi aranızda söylüyorsunuz. Halk artık aldanmıyor. Yaptığınız sosyal medya yayınları "dislike" rekorları kırıyor. O yüzden şimdi de "Sosyal medyayı nasıl karartırız?" derdine düştünüz.
Akademik alana egemen olmak için kişiye özel akademik ilanlar açtınız. Akademik kadrolara gelinleri, damatları, kızları, oğulları doldurdunuz. Kendi profesörlerinizi, doçentlerinizi yarattınız. Ne oldu? Bunlar ya intihallerle anılıyor ya bilim dışı, gerçek dışı, hayal dolu açıklamalarla konuşuluyor; makale üretemiyorlar, Türkiye'nin üniversitelerinin akademik başarısına katkı sağlayamıyorlar. O yüzden Türkiye makale başına yapılan atıfta Sudan, Etiyopya ve Malta'nın bile gerisine düştü.
En son, sistemi tamamıyla ele geçirmek için Anayasa değişikliği yaptınız. "Her şeye bir kişi karar verirse işler hızlı yürür, ekonomi uçar." dediniz. Ne oldu? Uçan, işsizlik oldu; uçan, zamlar, vergiler, yoksulluk oldu. İstihdam, refah, gelir artışı hayal oldu.
Bitmiyor, kendi kitaplarınızı yazıp bastınız, satmadı, okunmadı; kendi filmlerinizi çevirdiniz, izlenmedi, gişede hayal kırıklığı yarattı.
Şimdi hedefe baroları koydunuz. Güya baroları bölüp AKP'leştireceksiniz. Az önce tek tek saydığım hangi AKP'leştirdiğiniz şey işe yaradı ki bu işe yarasın. Yaratmayı düşündüğünüz AKP'li barolar da zarar verecek. O yüzden gelin Türkiye'yi böyle gereksiz, suni gündemlerle oyalamak yerine gerçek gündemimize dönelim. Gerçek işsiz sayımız 13 milyon 180 bine varmış, icra takibindeki dosya sayısı 26 milyon 154 bine dayanmış, bütçe açığı ilk beş ayda 90 milyar lira olmuş, hazinede para kalmamış, tarımdan kopan çiftçi sayısı Ağrı nüfusunu aşmış, ekilmeyen tarım arazisi büyüklüğü Belçika'nın yüz ölçümüne ulaşmış, borçlar almış başını yürümüş, turizm çökmüş, fabrikalar patır patır kapanıyor, üretim kapasitesi yerlerde, finans sektörü krizde, firmalar iflas ediyor, vatandaşın tenceresi boş. Hâl böyleyken bilgimizi, tecrübemizi, emeğimizi, enerjimizi, zamanımızı bu sorunları çözmeye kullanmak yerine baroları ele geçirme derdindesiniz.
Son söz olarak, kendine gel ey iktidar diyorum. Kendine gel ki çoğunluğa dayanarak gereksiz, suni gündemlerle ülkeyi de Meclisi de meşgul etmek yerine bir an önce halkın gerçek sorunlarına odaklanalım.
Teşekkür ederim.