| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekilleri Denizli Milletvekili Cahit Özkan, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Tokat Milletvekili Özlem Zengin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilleri Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ile 182 Milletvekilinin Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2999) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 04 .07.2020 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, iki gündür gerçekten, bizler buradayız, çalışıyoruz, yoruluyoruz ama iki gündür gördüğüm bir tabloyu söylemek istiyorum: En büyük çileyi de bu seçilmiş baro başkanları yaşıyor. Biz milletvekilleri olarak onları bu Komisyonda ağırlayamadık ama daha acısını söyleyeyim, Meclisin bahçesinde bir sandalye de veremedik. Biz 5 milletvekili korsan bir şekilde, sanki bir suç işliyor gibi bank taşıdık omuzlarımızda. Neden? Oturabilsinler diye. Binlerce avukatın oyuyla seçilmiş 72 yaşındaki İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu yerde oturuyordu. Dün sadece Meclisten Adliyeye kadar yürümek için polislere yalvarmak zorunda kaldık. Adliyeye gittik, avukatlar geldi, basın açıklaması yapıldı. Orada, en başta milletvekili olarak değil avukat olarak ben gaz yedim, dayak yiyen avukatlar oldu. Toplantı, gösteri bittikten sonra Meclis bahçesine, kapısına tekrar alınmadı bu insanlar. Neden? Nedir bu? Biz neden avukatları dinlemiyoruz, baro başkanlarını dinlemiyoruz? Ben çok merak ediyorum. Türkiye'de 100 bini aşkın avukat var. Bakın, bunlarla ilgili bir sandık koysaydık, oylama yapsaydık, eğer yüzde 36 bu yasaya "evet" deseydi hiçbir şey demezdim. Yüzde 65'i, yüzde 70'i Türkiye'de bu yasaya "hayır" diyor. Ama siz bu avukatlarla ilgili bir kanunu buraya getiriyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi? Biz, yargının siyasallaşmasından, savunmanın güçlenmesinden, yargının bağımsız olmasından bahsederken nereye gidiyoruz?
Hepimiz avukatlık yaptık, bakın, vekâlet çıkarıyoruz değil mi? Bir avukata vekâlet çıkarıyorsunuz. Ön yüzünde "İstanbul Barosu avukatlarından Alpay Antmen" yazar. Şimdi ne yazacak? Grubun adı yazacak. Atıyorum...
ERKAN AYDIN (Bursa) - "Yandaş baro" yazacak.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - "Yandaş baro" olabilir "x baro" olabilir "paralel baro" olabilir "pelikan barosu" olabilir "özgürlükçü baro" olabilir, olabilir, olabilir, olabilir "kanarya sevenler derneği" bile olabilir, 20 tane baro olabilir.
ALİ ŞEKER (İstanbul) - "Paralel baro" kısaca.
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Arkadaşlar, müdahale etmeyelim.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Evet, biz "paralel baro" diyelim.
Diğer bir vatandaş da çıkartıyor; işte, o da "ilke" desin, "cumhuriyet" desin, "özgürlükçü" desin. Ya, bu 2 vekâlet hâkimin önüne geldiği zaman siz 2 barodan 1'ini fişlemiş oluyorsunuz. Bu hâkimleri kim atıyor? Saray atıyor. Bu üyeleri, HSK'nin üyelerini saray atıyor. Bu hâkimleri, savcıları siz seçiyorsunuz. Şimdi, bu iktidara yakın bir baro ki "yakın" demeyeyim... AKP'nin Grup Başkan Vekili Bülent Turan çıktı: "Bu baro kurulsun, ben yarından tezi yok oraya üye olacağım." dedi. Bakın, ne kadar acı bir açıklama bu. Daha ortada baro yok; bir baroya üye bu beyefendi, diyor ki: "Ben kurulacak baroya gideceğim." Belli, sizin Grup Başkan Vekiliniz bunu söylüyorsa bu baro AKP'nin barosu olacak; peki, bu hâkim nasıl karar verecek?
İSMAİL BİLEN (Manisa) - Siz kurun, belki oraya katılırız.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Turşu kurmuyoruz beyefendi, bir barodan bahsediyorsunuz siz, turşu kurmuyoruz! (CHP sıralarından alkışlar) Bak, ne güzel söyledin: "Siz kurun, biz kuralım, o kursun..." Biz barodan bahsediyoruz, barodan.
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Birlikten bahsediyoruz! Birlikten, dirlikten bahsediyoruz!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ben de tam bunu anlatmaya çalışıyorum.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Mesleki örgütlenmeden bahsediyoruz; siyasi örgütlenme değil, mesleki örgütlenme.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bakın, ne güzel söyledin: "Siz kurun." Biz kuralım, siz kurun...
Değerli milletvekillerim, bakın... (Gürültüler)
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Arkadaşlar, bir saniye... Karşılıklı olmasın arkadaşlar, konuşmacı devam etsin.
Devam edin Mahir Bey.
ALİ ŞEKER (İstanbul) - Anayasal kuruluş bu, isteyen kuramaz bunu.
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Sayın Şeker, müdahale etmeyin, arkadaşınız konuşuyor.
Buyurun Sayın Başarır.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Şimdi, bir vekâletten yola çıkarak ortaya çıkacak vahameti söylüyorum. Biz bekliyorduk ki avukat ile savcının arasındaki farkı kaldırın. Avukat da bu yargının bir ayağıdır. Siz avukatları, baroyu ne duruma düşürdünüz? Biz topluma bunu nasıl anlatacağız?
Şimdi, bir baro kuruldu -siz dediniz ya, öyle devam edeyim- siz bir baro kurdunuz; Bülent Turan'ın kaydolacağı baroya 5 bin -ben de gittim oraya üye oldum; diyelim ki ben de oraya üye olacağım- avukat da üye oldu. Ne olacak o seçim? Olamaz mı bu? Olur, değil mi? İşte, o baroda yönetim, disiplin, o avukatın hakları nasıl belirlenecek arkadaşlar? Yüz yıllık bir geleneği yok ediyorsunuz. Barodan bahsediyoruz, avukatlardan bahsediyoruz. Biz yargının siyasetten uzaklaşmasını beklerken avukatları da bunun göbeğine attınız. Değerli milletvekilleri, bakın, bir kez daha düşünün, düşünün, düşünün, düşünün. En son yargı atamalarını gördük. İstanbul'da, bakın, isim veriyorum... Niye isim veriyorum? Adam zaten 64,5 yaşında, yirmi yıldır da İstanbul'da görev yapıyor, Anadolu Adliyesinde asliye ceza hâkimi İbrahim Fikri Talman. Adamı Van'a yolladınız. Yahu, altı ay sonra emekli olacak bu adam. Van'a gitti, yerleşti, evini kurdu, eşini götürdü; emekli. Yargı bu hâldeyken, hâkimler bu hâldeyken bu mu tartışılacak? Bakın, isim veriyorum, lütfen bakın ya: İbrahim Fikri Talman. Ne yapmış bu adam, ne günah işlemiş bu adam? Biz bu hâkimlerin güvencesini, bağımsızlığını konuşurken baroyu ortadan 8'e, 9'a bölüyorsunuz. Her yasa yaptığınız zaman, teklif geldiği zaman bugünün sorumluluğunu hissediyorsunuz. Dört yıl içerisinde, bakın, 70 bin daha avukat gelecek. Yani, sadece 3 baro değil, Türkiye'nin belki en az 20 ilinde baro kurulacak. Siz o kadar homojen bir yapı olarak mı görüyorsunuz baroları, gerçekten böyle mi görüyorsunuz? Yarınlarda doğacak vahameti bire bir konuşmalarımızda hepimiz "Evet." diyoruz ama burada bu yasa Komisyondan geçiyor. Saraydan gelen yasalarla sizin iradenizin örtüşmediğini düşünüyorum ben. Onlar ayrı bir dünyada yaşıyor, biz ayrı bir dünyada yaşıyoruz. Hepiniz cübbe giyiyorsunuz, cübbe giyiyoruz, biz bu mesleği yaptık, yaptık, herkes... Gerçekten bu Komisyonun tüm üyelerinin iradesi olsaydı, serbest iradesi olsaydı aklımızdan bile geçmezdi bu. Ama Beyefendi kızıyor, kızdıktan sonra bir karar veriyor, onun kızgınlığı yasaya dönüşüyor. Olmaz, olmaz. Bakın, hâlâ vaktiniz var. Türkiye'deki avukatların sayısı, iradesi belli. Gelin, ortak bir uzlaşıyla bu sorunu çözelim. Eğer ki avukatların sorunlarını düşünüyorsanız, gidin Anadolu'ya bakın 1.500 lira maaşla çalışan avukatlar var. 2 bin lira kredi kartını ödeyemediği için takım elbisesini, kravatını giyip, ayakkabısının bağlarını ilikleyip intihar eden 26 yaşında avukatlar var. Staj yapacak yer bulamıyor bu avukatlar. Biz bunu düşünmüyoruz, baroyu nasıl daha çok böleriz diye düşünüyoruz. İktidarın yargısı, iktidarın barosu; e, peki oraya üye olmayan avukatlar daha fazla aç kalmayacaklar mı? Ne olacak? Daha fazla sefalet yaşamayacaklar mı? Ya bir boşanma davası, bir ceza davası, bir ticari davası olan insanlar, çekişmeli, gerçekten zor bir yargılamada neyi seçecek? İktidarın, AK PARTİ'nin avukatlarını. Niye? "Hâkim tanıyordur." diyecek, "Yargı onların, baro onların, devlet onların, her şey onların." diyecek. Olmaz arkadaşlar, olmaz. Avukatlık... Ya, biz bir kamu görevlisiyiz, kamu. Kanarya Sevenler Derneği değiliz biz, kulüp dernekleri değiliz biz. İş bu kadar sulandırılır mı? Ben hâlâ içinizde gerçekten sağduyulu olan, mesleği bilen, baroyu bilen arkadaşlarımızın olduğunu düşünüyorum. Gelmesin Genel Kurula bu, çıkmasın böyle bir yasa. Yarın, bakın 2010 referandumu kadar talihsiz sonuçlar görürsünüz, fazla değil beş yıl içerisinde. "Ne yaptık?" dersiniz. "Ne yaptık?" dersiniz. Bakın, yine söylüyorum.
BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) - "Aldatıldık." derler, ne yapacaklar?
ALPAY ANTMEN (Mersin) - Yok, biz anlattık, "Aldatıldık." yok artık, o iş bitti.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Burada konuşulanlar, Genel Kurulda konuşulanlar, tarihe tanıklık yapacak. Öyle "Aldatıldık." demekle olmuyor.
OTURUM BAŞKANI YILMAZ TUNÇ - Evet, toparlayalım Sayın Başarır.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - O yüzden hepimiz aklımızı başımıza alalım. Biz hukukçuyuz, biz hukuku biliriz. Anayasa'ya, Avukatlık Kanunu'na bu mesleğin onuruna dokunmayalım. Hâlâ vaktimiz varken bu yasayı çıkarmayalım buradan.
Teşekkür ediyorum.