KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)- Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, Adıyaman ve diğer bölge Tokat'taki çiftçilerimizin durumu yine evlere şenlik bu maddeye göre. Biz de sevindik, dedik herhâlde yerli üretim deyince bizim Şark tütünüyle ilgili bir çalışma yapıldığını düşündük fakat yine sıkıntı ortaya çıktı. Zaten Virginia tipi dediğimiz o bizim "labada yaprağı" diyoruz, geniş, kocaman bir yaprak, işte lezzeti olmayan, kokusu, aroması olmayan. Tütünleri yetiştirebileceğimiz klima yerleri belli ve bu bağlamda zaten maddenin 2021, 2022, 2023 gibi 2024'e doğru gitmesinin ana sebeplerinden bir tanesi belki bu. Yine hayalle yola çıkmışız bana göre. Elimizde gerçekler var, bizim Şark tütünü ürettiğimiz yerler var, onları yasakladık geçen hafta çıkan kanunla ama şimdi geldik satışını yasakladık. 7 liraya makaronla sigara alırlarken insanların satışını, üretimini engelledik. İşte yok internetten, bu maddelerde de vardı, daha önceki maddelerde de. Şimdi geldiğimiz noktada Amerika'nın o Virginia tipi geniş yapraklı, lezzeti, aroması olmayan bitkiyi Türkiye'ye enjekte etmeye çalışıyoruz. Bizim kendi ıslahımızdan, kendi kültürümüzden, kökenimizden gelen çeşitlerimiz varken onlara "Hadi sen git, dışarıdan yeni ırklar getireceğiz." diyoruz. Başka bir şey daha soracağım şimdi. Bu çeşitler Türkiye'ye gelirken ıslahatçı hakkını yine Amerika alacak veya yine o getiren firmalar kazanacak. Ya benim araştırma enstitülerim var orada, işte tütün araştırmaları var, onların çeşitlerini biz ektiremeyeceğiz çünkü bir de dekardan aldığı miktar da önemli, verim de önemli. Fiyat politikasında zaten çarpışamayacaklar. O zaman diyeceğiz ki biz geçtiğimiz haftaya satışını yasakladığımız bölgedeki Adıyaman ve o bölgedeki üreticilere "Siz artık tütün ekmeyin." Madde oraya götürüyor işi. Aslında bu göz boyama. Cumhurbaşkanına yetki veriyoruz. İşte, yine her şeyde olduğu gibi son sözü yine Cumhurbaşkanı söyleyecek, yüzde 45'e çıkaracak, yüzde 15 indirecek. Ya indirmek nedir, ben merak ediyorum? Yukarı çıkar, geri gelmez. Zaten o indirme yetkisi diye bir şey yok. O zaman yine bu Philip Morris gibi birkaç firmaya bir şeyler yaptırılmış veya kabul ettirilmiş anlamı çıkıyor ortaya.

Şimdi, anlamakta zorlanıyoruz, gecenin şu anda 01.03'ü. Geldiğimiz noktada biz sevinirken vallaha yine bir gol yedik bu saatte, bizim gerçek tütün üreticilerimize biz şu anda ilaç, merhem olamıyoruz. Yeni bir ekim bölgesi çıkaracak, yeni bir havza oluşturulacak, bu yeni havzada bu tütünleri üreteceğiz ileriye dönük tabii, hemen de değil, iki üç yıl sonra zaten bu sistem de devreye giriyor. Direkt girmemesinin ana sebebi de bu çıktı zaten. Eğer şu andaki bizim çiftçimizin, üreticimizin, köylümüzün üretmiş olduğu tütün olsaydı elimizde, sıkıntı yok ama geldiğimiz noktada maalesef tablo yine karanlık, yine bizim bu kendi popülasyonlarımızdan üretim yapan tütün üreticilerine "Siz hâlinize bakın, yeni bir bitki türü bulun kendinize, yeni bir ürün ekmeye başlayın, yeni bir ürün deseni bulun." demekten başka bir şey yapmıyoruz. Arkadaşlar, biz kimi destekliyoruz ben merak ettim? Yerli ve millîlikte kimseye pay bırakmıyorsunuz ama geldiğimiz noktada gidip elin Amerikalısının en kalitesiz tütününü benim ülkemin topraklarına bulaştırıyorsunuz, üretimini teşvikliyorsunuz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Eyvallah.

Şimdi, tabii, ben de uzatmak istemiyorum ama aslında İlhami Bey bu şu anda yapılan bir yiğitlik bak. Şu anda böyle bir şey yok, adam senin ülkenden kullanmıyor. Ha, nasıl geldi, buraya kim getirdi falan, elbet bir sürü eleştiri yapılabilir ama şu anda hâlihazırdaki duruma bakalım. Şu anda bu adam senin bu ürününü kullanmıyor. Biz bu kanunla alakalı çalışma yaparken en büyük tehdit neydi biliyor musunuz? Dünya buna itiraz eder, buralar özelleşirken bu maddeler içerisinde yoktu, siz buradan almak zorundasınız falan, Dünya Ticaret Örgütüne şikâyet edecekler, ülkeye bir sürü ceza, şudur budur. Ya buna rağmen biz üreticimizi korumak adına tabiri caizse bir yiğitlik yapıyoruz. Bunu Virginia tütünü veya her neyse bizim derdimiz, tekrar ediyorum, elbette kendi biyoçeşitliliğimizi korumak çok önemli bir şey ama bunun yanında bir taraftan da biz kendi ülkemizde bir üretici kitlesini yeniden yeşertmeye çalışıyoruz yani böyle de bir iyilik tarafı var.

Şimdi, diyorsunuz ki hemen bu yıl başlasın. Ya gelecek yıl başlayamamasının da bir sebebi var. Neticede üretimi yapan üretici topluluğu dükkândan satın alınan bir şey değil ki bu bir kültür, onlara yavaş yavaş teşvik vereceksiniz, sözleşmeler yaptıracaksınız ki o yavaş yavaş çıkacak. Yani bu yıl siz yüzde 30'u yarın uygulayalım deseniz yetiştiremeyecek bunu insanlarımız, bunlar hep çalışıldı.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, hemfikiriz; bakınız, ona bir şey demedim ben, zaten olay aydınlandı. Benim söylemek istediğim farklı. Şimdi, Dünya Ticaret Örgütünden bahsettiniz, ben de o zaman size başka bir konudan bahsedeyim. Yıl 2012, ithalat tebliğine bakın arkadaşlar, tohum sanayisinin başkanlığını yapıyoruz o zamanlar. May Tohum Bursa, bizim yerli firmamız ve telefon ediyor bana "Sayın Başkanım İsrail'e tohum satamıyoruz." diyor. Evet, Türkiye'den almak istemiyormuş İsrail. Neyse dönemin o ismini söylemek istemiyorum, dört bakan vardı, biri de benim de mensup olduğum Ticaret Ve Sanayi Odasından geçme bir bakan vardı. Çünkü sıkıntılı isim, Sayın Dal da anlamıştır kim olduğunu.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Saatleri geri alınacakmış

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Saatleri geri alınacak, evet.

Aradık, neyse İhracat Genel Müdürüyle görüştük, yaptığımız sistem, arkadaşlar, bana ne yapıyorsa ben de ona, ondan sonra ithalat tebliğine. Mehdi Eker de kulakları çınlasın hemşehriniz, bir kanun çıkardık biz de -Tarım Bakanlığı bürokrat arkadaşlara teşekkür ediyorum- ama dedik ki Almanya benden ne istiyorsa ihracat için ben de onlardan Türkiye'ye ithalatla ilgili aynı belgeleri isteyeceğim, OECD ıslah sertifikası. Sayın Başkanım, OECD ıslah istedik, yüzde 80 sebze ve tohumları Türkiye'ye giremedi. Çünkü helvacı kâğıdında buraya tohum gönderiyorlardı, helvacı kâğıdında. Bir tane bulmuşlar laboratuvar. Bakın, tarihi söylüyorum 2012, ithalat tebliğine bakın. Amma velakin geçenlerde de bahsettik, beraber konuştuk patates tohumuyla ilgili. Şimdi övünüyoruz işte birkaç tane patates tohumumuz olduğuyla. O zaman atılan tohumlar evet, toprağa attığımız tohumlar yerli, millî olarak attığımız tohumlar sıkıştırıp da... Ama birileri de Tarım Bakanlığına yazı yazıyordu Şuhut'tan. O da bugün sabahki programda da kendisine buradan Ergene'yle ilgili bir söylemde Sayın Eroğlu'na bir şey söylemiştim. Eroğlu, Tarım Bakanına "Sorunu çözün." diyor. Arkadaşlar, dedim ki Eroğlu çevre suyu halletti, gelip o mu halledecek? Tebliğ değişmedi ve o çeşitler ortaya çıktı.

Şimdi, biz burada duruş yapacağız Dünya Ticaret Örgütü evet, doğrudur ama bürokratlar ne işe yarıyor sistemde yol bulmakla ilgili. Bu yolu bulacaklar. Benim de burada söylemek istediğim şu: Neden ben Virginia tütününe bağlı kalacağım? Neden diyorum. Adıyaman'daki çiftçileri ne yapacaksınız? Orada üretilen ürünleri ne yapacaksınız?

Geldiğimiz noktada engeller olacaktır. Arkadaşlar, biz büyük devletiz diyoruz. Büyük devlet burada ortaya çıkar, kendini ortaya koyar, gövdesini ortaya koyar ve geldiği noktada da millîlik açısından ne gerekiyorsa onu yapar.

Şimdi, bakınız, ıslahatçı hakkı diyorum, o çeşitlere ben ıslahatçı hakkı ödeyeceğim ve Tarım Bakanlığına buradan soruyorum: Bizim yurt dışına tohumlarla ilgili ödemiş olduğumuz ıslahatçı hakkı bedelini bilen var mı? Kayıtlarda var mı Sayın Başkanım?

BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Muhakkak vardır, tohumcusun, sen biliyorsundur.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - O yoktur. Neden olmadığını söylüyorum. Transferle yapıyorsun çünkü gümrükte işlem yok, kayıtlara girmiyor. İki firma arasındaki anlaşma hiçbir zaman orada görünmedi, dünya kadar para yurt dışına kaçıyor. Burada da aynı şekilde o firmalar bizi gene kullanacaklar. Aynen davul bizde, tokmak onlarda olacak ve çiftçi ezilecek, doğru dürüst para kazanmadan yine biz, o 2-3 tane sigara fabrikasının veya firmasının, global firmaların burada askerliğini yapacağız diyorum.

Teşekkür ediyorum.