KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim, öncelikle şunu söylemek lazım: Arkadaşlar, AKP iktidara geldiğinden beri içki ve tütündeki vergilerden dolayı -her gün anket yaptırıyorsunuz, her gün ülkenin sosyolojik ve ekonomik koşulları üzerinden değerlendirmeler yapıyorsunuz- buna dayalı olarak acaba Türkiye'de uyuşturucu bağımlılığı üzerinde bir analiziniz var mı? Yani alkol üzerinde, tütün üzerinde uyguladığınız bu vergilerin toplumsal yaşam, sosyal yaşam üzerindeki etkileri üzerinden bir analiziniz var mı Sayın Başkan? Böyle bir değerlendirmeniz var mı Sayın Bakan Yardımcısı, var mı? Yasayı getiren Sayın Vekil, var mı? Ben, size söyleyeyim birkaç örnek: Rekor kırıyorsunuz, evet, bunu yazın. "AKP yapar, halk bakar." diyorsunuz ya evet AKP yaptı. Türkiye, tarihinin en büyük uyuşturucu ticaretinin olduğu dönemleri yaşıyor. Madde bağımlılığı yaşı 7 yaşına kadar düştü ve hızla artıyor. Yani bir tarafta alkolü, sigarayı içmesinler tüketmesinler diye sadece vergi ve ceza yaptırımları uygulanırken öbür tarafta ne yazık ki madde bağımlılığı meselesi toplumun en büyük sorunu hâline gelmiş durumda. Üniversite öğrencilerinde, işsizlikten tutun da her şeye, bütün sorunlara karşı ne yazık ki uyuşturucu madde kullanma süreci başlamış, bunu bir değerlendirin. Yine, en başta söylediğimi tekrar söylüyorum: Yasaklayın arkadaşlar, deyin ki "AKP bu ülkede tütün ve tütün ürünlerinin kullanılmasını yasaklıyor." aslında. Deyin ki "Alkol ve alkol tüketimini yasaklıyor." Bunun bir anlamı olur ama parasal ceza ve hapis cezası meselesi üzerinden sürdürdüğünüz süreç insan hakları gasbı ya, açık ve net. İç piyasaya arz meselesi üzerinden iki örnek vereyim size: İktidara geldiğinizde nüfus 66.4 milyon, rakı 44 milyon litre tüketiliyormuş, 2019 nüfusu 83 milyon ve tüketim 27 milyon litreye düşmüş. Aynı şekilde, iktidara geldiğiniz 2004 yılında 1 milyon 800 bin litre olan viski tüketimi, şu anda 10 milyon 176 bin litre olmuş. Kaç kat artmış? 8 kat. Yani aslında, statü olarak toplumda ekonomik seviyesi yüksek olanlar için uygun bir kullanım oranı açmışsınız çünkü yerli içkilerde vergi sürekli arttı, arttı, arttı rakı da yüzde 10, 15, 20, 30, 40, 50 arttırdınız.

METİN YAVUZ (Aydın) - Toplam da tüketim azaldı.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Tüketim azalmadı, yanlış bakıyorsunuz halk evde üretiyor. Ben, çiftçiyim.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) - Ben fiyatları söyledim size.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Viski ve rakı üretmek için benden talep edilen armudu size göndereyim. Gelin, gelin tarlaya.

EBUBEKİR BAL (Diyarbakır) - Senin armutlar o kadar güzel mi?

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Evet, o kadar güzel. Bu mantık doğru değil. Şu dürüstlüğü bekliyoruz: Çıkın deyin: "Biz aslında bunun kullanılmasını istemiyoruz ama tarımda toplumu nasıl ithalatla terbiye etmeye çalıştıysak bugüne kadar, olmadı, işte, cezalarla da toplumu terbiye etmek istiyoruz. Aslında bizim bakış açımızda, ideolojik olarak ve sosyal yaşam açısından, biz rakıya da içkiye de tütüne de tütün mamullerine de karşıyız ama bunu doğrudan söyleyemiyoruz. Toplumda sosyal, siyasal ya da oysal bir tepkiyle karşılaşabiliriz ancak böyle ceza müeyyideleri uygulayarak, ceza rakamlarını artırarak, hapis cezaları koyarak bunu yapmaya çalışıyoruz."

Şu anda TEKEL bayileri bitik arkadaşlar. Değerli bir gruba kalacak bu. O grup belki şimdi alkışlıyordur siz bu kanunu buradan çıkarmaya çalıştığınızdan dolayı ama onlar merak etmesinler, baskı, otoriter yapılaşma ya da kafanızın arkasındaki o ideoloji eninde sonunda gidecektir bu tartışmasız. Ama bir arkadaşımız çok önemli bir şey söyledi. Arkadaşlar, işsizlik var bu topraklarda, işsizlik. 2 milyon küçük esnaf var, küçük esnaf bu ülkenin en büyük istihdam alanı. Bu bayilerde, baba oğuldan başka kimse çalışmıyor ki ya baba 50-60-70 yaşında, emekli olmuş orada duruyor ya da oğlu başka iş bulamıyor, üniversite mezunu çocuklar, o bayilerde o sattıkları şeylerden ekmek kazanıyor. Ne kadar sizi ilgilendirir, dikkatinizi çeker, çekmez bilmem ama aslında bu, bir insanlık sorununa, bir vicdan sorununa dönmüş durumda. Birikmiş cezaların iptal edilmesi lazım. Sayın Başkan, birikmiş cezalar var. Bu adamlar işlerini kapatıyorlar. İtibardan tasarruf etmiyorsunuz farkındayız. Şu Meclisi düşünün, yeri göğü harcama ama orada o insanlar 6 liralık, 10 liralık bira satacak 30 bin lira ceza yiyecek. Neresinde bunun vicdan, neresinde bunun hukuk, neresinde bunun adalet, neresinde bunun insanlık, neresinde bunun siyaset? Olacak iş mi?

Ne yaparsanız yapın, içiyor halk. Daha da bastırın, hiç almasınlar o marketlerden falan, o TEKEL'i yok pahasına sattığınız o yamyam kuruluşlar da batsın, ben ona razıyım. Hatta yine bulup içecektir bu yoksul halk, bu kadim halk kendi ihtiyacını giderecek bir metot bulacaktır. Onlar için de patates ve soğan depolarını bastığınız gibi -artık sıra oraya geldi- halkın evini basarsınız çünkü tüccarlar o zaman diyecek ki... Hazine ben para istiyorum diyecek, vergi dairesi ben para istiyorum diyecek; o büyük şirketler de "Yeter artık ya, bu evlerden bu rakıları çıkarın, biz oraya girelim." diyecek. Buyurun, ne yapıyorsanız yapın, reddediyoruz bu maddeyi, olumsuz buluyoruz.