| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | 2/2985 Esas Numaralı Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 30 .06.2020 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Gene istirham ediyorum. Tabii, sizlerin, hitabetiniz kuvvetli ve uzundur.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Kısaltacağız Hocam.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Ondan ilerleyen zamanlarda yine yararlanacağız, merak etmeyin.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - İnşallah Sayın Başkanım.
Şimdi, arkadaşlar, Tarım Kanunu da var gündemde, tarımı konuşuyoruz, doğru. Tarım Kanunu'na bakarsak eğer, tarımsal destekler tebliğinin şu ana kadar yayınlanmış olması gerekiyor. Eğer kanuna uyuyorsak, kanuna göre hareket ediyorsak Tarım Kanunu'ndaki 19'uncu maddede tarımsal destekleme tebliğinin ocak ayı içerisinde, en geç şubat ayının başında yayınlanmış olması gerekiyor ama geldiğimiz dönemde geçen yıl ve bu yıl... Geçen yıl 23 Ekim olması lazım, yanlış hatırlamıyorsam, bu yıl hâlâ daha -haziranı bitirdik sayılır, temmuz geldi- tarımsal destekleme tebliğinden ses seda yok. Herhâlde sarayın 1.100 odası var, sarayın odalarında Bakanlığın hazırlamış olduğu tebliğ kayboldu diye düşünüyorum. İnşallah, bir an evvel Cumhurbaşkanı tebliği bulur ve yayınlar diye temenni ediyorum.
Şimdi, arkadaşlar, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonundayız, hep çelişkilerle yürüyoruz. Ya, desteğin niçin verildiğini ben merak ediyorum. Çiftçiye tarımsal destekler niçin verilir? Sayın Bakan Yardımcısı bakıyor bana, göz göze geldik. Tarımsal destek niçin verilir? O ürünün, o çiftçinin desteklenmesi yolunda verilir, üretimin yapılması anlamında verilir ve kolaylaştırılması, özendirilmesi için verilir. Sayın Başkanım, tarımsal desteklerden vergi, stopaj alınır mı? Evet, kanunda "Yüzde 25'e kadar stopaj ve gelir vergisi alınabilir." diyor. Ya, siz destek veriyorsunuz, sağ cepten verip sol cepten kesiyorsunuz. Devlet, Bakanlık üretsin diye çiftçisine destek veriyor ama kalkıp vergi almaya çalışıyor. Yani gözü dike dike Türk çiftçisine dikmişsiniz, maşallahınız var, nazar değmesin.
Orada, Sayın Vekilimin dediği gibi 5'li bir çete var, siz onların, kanunen çıkmış olan vergi borcunu sileceksiniz amma velakin alın teriyle toprağı işleyen, ekmeyi işleyecek olan çiftçimize vermiş olduğunuz tarımsal destekten kalkacaksınız gelir vergisi, stopaj keseceksiniz. Pes doğrusu size, pes doğrusu diyorum. Evet, bir an evvel bu yanlıştan vazgeçilmesi gerekiyor. Sayın Komisyon üyeleri, Sayın Başkanım, sayın Bakanlık temsilcisi arkadaşlar, Bakan Yardımcım; döndükten sonra bir bakın kanuna. Bir de insaflısınız ha, merak etmeyin, yine insaflısınız diyorum, kanun size yüzde 25'e kadar yetki veriyor. Utanın diyorum. Hem destek veriyorsunuz hem de o verdiğiniz destekten para kesiyorsunuz.
Yine, bakınız, geçtiğimiz günlerde Bakanlık temsilcileri Sayın Cumhurbaşkanımıza çok güzel gaf yaptırdınız. Çıktı pandemi döneminde "Ulusa Sesleniş"te dedi ki: "2020 yılı tarımsal desteklerinin yarısından fazlasını ödedik." Arkadaşlar, siz bizim aklımızla dalga mı geçiyorsunuz? Sizin bizi hakikaten ne yerine koyduğunuzu merak ediyorum. Daha tebliği çıkmamış olan bir desteği Sayın Cumhurbaşkanına "Ödedik." diye söyletiyorsunuz.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - 2020'de ödenecek olanları dedi.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, bakarsınız. Lütfen, ben tamamlayayım, bakarsınız. Çünkü biliyorsunuz, benim söylemlerimde, daha önce de sizinle bir şeyimiz oldu, belge sundum. Bu konuda da...
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Sen hep haklı çıkmışsındır.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Çorum, Alim Gürsu -ismini de söylüyorum- Ziraat Bankası Alaca Şubesi. Bakın, hatırlıyorum çok net.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Evet, tamam.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yine, burada da Cumhurbaşkanına yanlış bilgi verdiniz. Bu da yetmedi, Sayın Cumhurbaşkanına bir de dedirtiniz ki: "CHP Genel Başkanı saman ithal edildiğini söylüyordu." Evet, bunu söylettiniz ama biz de ne yaptık? Gittik ispat ettik.
Şimdi, arkadaşlar, işin daha da kötüsü var: Ayçiçeği kabuğu geliyor, evet, ayçiçeği kabuğu geliyor. Ama bir de Ukrayna ve Rusya'daki fabrikalarda çıkan ayçiçeği kabuğundaki yağ oranı yüzde 20'lerde. Evet, arkadaşlar, sizin o getiren yandaşlarınız o yağları sıkıyorlar, kabuğunun tonunu da benim çiftçime 670 liradan satıyorlar. Evet, KDV yok, vergi muafiyeti yok -oh ne âlâ dünya- getir yüzde 20'lerde olan ayçiçeği kabuğu yağını. Ve devleti vergi yönünden de zafiyete uğratıyorsunuz. Bir an evvel bu konunun da gözden geçirilmesi... Çünkü bakıyorum, ilk dört ayda müthiş bir ayçiçeği kabuğu ithalatı olmuş ve adam utanmadan SMS atıyor, "İthal pelet ayçiçeği kabuğunu 670 liradan satıyorum." diyor benim kendi seçim bölgemde. Ve daha neler var, neler!
Bakınız, ben beklerdim ki bugün bu kanunun içerisinde... Geçtiğimiz günlerde ve daha öncesinde pandemiyle beraber başlayan süreç var ve tarımda Türkiye'nin her bölgesinde neredeyse doğal afetle baş başa kaldık. Pandemiyle beraber doğal afetin birleşmiş olduğu bu süreçte çiftçilerimizin Tarım Kredi Kooperatiflerine, Ziraat Bankasına olan borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili maddeleri de bu kanun teklifinin içerisinde görmeyi beklerdim; Sayın Milletvekilim, bu beni mutlu ederdi, onurlandırırdı ve yüreğim rahat bir şekilde elimi de kaldırırdım ama bakıyoruz, olmayacak şeylerle uğraşıyoruz.
Yine, bakınız, gelin çiftçinin önünü açalım diyoruz, hem tarım sigortasında hem de diğer konularda, tarımsal desteklerde sıkıntılar var diyoruz ve çiftçi artık dönemez hâle geldi. Sayın Hatay Vekilimiz diyor ki: "Arazi varlığı arttı." Sayın Vekilim, sizin zihniyetinizi ben size gönderiyorum. Ben, o topraktan çıkan buğdaya, oradan çıkan arpaya, oradan çıkan yulafa, oradan çıkan ayçiçeğine bakarım, pamuğa bakarım. Amik Ovası'nı su bastığında çiftçinin feryadını da... Bizim arkadaşlarımız o bölgedeydiler, doğal afet bölgesinde. Tüm Türkiye'yi gezdik. İsterdim ki sizlerin de o şekilde sahada olmanızı; çiftçileri, tarım arazilerindeki fiyat artışıyla değil, çiftçinin üretmiş olduğu üründen daha fazla kazanç sağladığını söylemenizi beklerdim. Bu konuda sözü iade ediyorum size, bilginiz olsun.
Diğer bir konu da arkadaşlar, Konya Şekerimiz varmış, PANKOBİRLİK'in iştiraki Konya Şekerimiz varmış! Pandemiyle beraber birden kolonya ihtiyacımız çıktı yani etanol çıktı. Ne yaptı Hükûmet? Hemen operasyon yaptı; petroldeki, işte, benzindeki etanol oranını aşağıya düşürdü, işi kotarmayla ilgili. Konya Şekerin fabrikası olmasaydı vay hâlimize diyorum. Şimdi ben buradan Komisyon aracılığıyla hem Sanayi Bakanına hem de Hazine Bakanına sesleniyorum: Ya, gelin şu işten bir vazgeçin de -15 tane şeker fabrikası özelleştirme kapsamında- şu fabrikaları şu PANKOBİRLİK'e verelim de, çiftçinin ortak olduğu kuruluş gelsin bu fabrikayı işletsin de etanol için ele avuç açmayalım bir sıkıntı olduğunda, hem de şeker pancarı üretimini de artıralım. Biliyorsunuz, şeker pancarı sadece şeker ihtiyacı değil, birçok alanda da tarımın ve sanayinin ham maddesidir.
Yine, bakınız -sabahki konuşmamda da ifade ettim- övünerek açıklanan bir taban fiyatı var. Ya, ben merak ediyorum: Bu ülkede kaliteli ürün üreten çiftçiye, üreticiye ceza mı veriyorsunuz sizler? Evet, daha önce bakarsanız... Hiç mi bakmadınız sevgili bürokrat arkadaşlar veya Bakanlıktaki yetkili arkadaşlarım? Toprak Mahsulleri Ofisinin bir sistemi vardı, prim usulü vardı; kim kaliteli üretiyorsa ona ilave prim veriliyordu. Ya, iki yıldan beri bunu da yok ettiniz. Yani, kaliteli ürün üreten çiftçinin primine dahi göz diktiniz. Yahu, gelin, şu yanlıştan vazgeçin. Bizim derdimiz, kaliteli ürün üretmek. Ülkeyi zaten yemliğe çevirdiniz. Dışarıdan bir avuç Rusya, Ukrayna ve Azerbaycan'daki sanayiciye veya tüccara, oradakilere ithalatla dövizleri akıtıyorsunuz. Ya, siz gidin gerçek üreticiyi, çiftçiyi primle destekleyin ki kaliteli üretene o zaman destek vermiş olursunuz, üretmesini sağlarsınız. Ama siz ne yapıyorsunuz? "Kaliteli üretmesin, ben ithal edeyim." Ondan sonra kalkıp diyorsunuz ki: "Onda ihracatçıyız." Evet, merak ediyorum ben şimdi: Dâhilî işlemde gelen, o Sayın Başkanımızın ifade ettiği rakamlar vardı, geçen yıl 9,8 milyon tondu. Acaba bu dâhilî işlemcilere üç aydı, altı aydı... Arkadaşlar, bu ceza işi ne olacak? Bu mallar çıkmadı, bu malların hepsi iç piyasada tüketildi. Şimdi, ben merak ediyorum, bir vekil olarak da soruyorum: Birilerine gene mi peşkeş çekildi, yine rant mı sağlandı? Evet, onlar ne zaman çıkacak? Cezası var mı arkadaşlar, merak ediyorum.
Şimdi, arkadaşlar, Tekirdağ'da -birazcık da bilgi vereyim, Sayın Başkanla da paylaştım aslında- kendi ilimde de güzel işler oluyor, merak etmeyin. Devletin yapmadığı mera ıslahını benim Büyükşehir Belediyem şu anda üçte 1 tamamladı. 330 bin dönümden 110 bin dekarlık arazinin ıslahını tamamladık. Büyükşehir Belediyesi bunu yaptı. Yine, bakınız, 22 bin küsur tane, 22.500 taneye yakın arı kovanı dağıttık; daha yeni, dün arı kovanı dağıtımımız vardı. Ve ne kadar güzel ki ilimizde üretilen baldan dünya 2'nciliği çıkardık. Ergene köylülerimizin üretmiş olduğu bal 2020'de dünya 2'nciliğini aldı, bu onur bize yeter. Demek ki doğru proje yapmışız. Şimdi, Bakalığın bir zamanlar bedava yaptığı şap aşısı vardı, hatırlarsanız, aşılarımız vardı; sonra kalktınız -demek ki hazinede para bitti- geldiniz, gene çiftçiye, çiftçinin aşısına göz diktiniz. Ama Genel Başkanımızın talimatıyla bütün belediyelerimize yazı gönderdik; işte, örneği de burada. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi de 26/6/2020 tarihinde Tarım İl Müdürlüğüne Valilik kanalıyla yazı gönderdi "Bütün küçükbaş, büyükbaş hayvanlara yapılacak aşıların -koyundan tut ineğe, ne aklınıza geliyorsa- çiçek aşısından brusellasına kadar, kuduzuna kadar ne varsa hepsinin parasını ben ödeyeceğim, eğer izin verirseniz tabii." diyor. Ben izin vereceğini ümit ediyorum, olumlu düşünüyorum çünkü doğru iş yapılırsa... Biliyorsunuz, aynı şey pandemi sürecinde büyükşehir belediyelerimize, belediyelerimizin yapmış olduğu yardım kampanyasında "paralel devlet" de söylendi. Burada da herhâlde "Bu belediyelere 'paralel devlet' dersiniz." diye korkuyorum. Bütün aşıların bedelini Büyükşehir Tarımsal Hizmetler Dairesi karşılayacak. Rakamları, fizibilitesi de bitti, hazır. İnşallah, buna izin çıkar.
Yine, bakınız, hafta sonu bir tören vardı Tekirdağ'da Ergene'yle ilgili. Tekirdağ şu anda kanserden ölümlerde birinci sırada; ikilerde, üçlerdeydik birlere geldik. Geçenlerde de yine Sayın Edirne Milletvekilimizle de karşılıklı olarak söylemiştik, konuşmuştuk. Şimdi, bugün, kalkmış, eski Sayın Bakan diyor ki: "Suçlu belediyeler. DSİ yaptı." Sayın Bakan -daha önce de ifade ettim- bilmiyorsa da ben buradan, Komisyondan ona göndereyim. Burada değerli Devlet Su İşlerinde görevli bürokrat arkadaşımız var, vekil arkadaşımız şu anda ama... DSİ bütün paraları belediyelerden tahsil etti arkadaşlar, ediyorlar. Yani kimse kimseye mal bağışlamadı. Eski Sayın Bakanımız çıkmış, bugün, mal bağışlamış gibi açıklama yapıyor, Trakya'daki bütün belediyeleri, Edirne'deki, Kırklareli'deki, Tekirdağ'daki belediyeleri suçluyor.
Şimdi ben o zaman soruyorum Ergene havzasıyla ilgili. Su profesörü hocamız da var. eğer Hasan Hocam bizi dinlerse... Hocam, biliyorsunuz çok önemli bu konular, sizin su konusu.
Değerli arkadaşlar, Ergene'yle ilgili merak ettiğim soru şu: Sanayi atıkları biyolojik arıtmayla çözülür mü? Hocam, çözülür mü?
HASAN KALYONCU (İzmir) - Atığın tipine bağlı olarak uygulanacak sistem belli.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bir dakika... Ben bitireceğim.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Bitsin, vereceğim size.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Arkadaşlar, evsel atıklarla biyolojik arıtma yapmışız, eyvallah. Oradaki sanayi atıklarında kadmiyum, lityum, bir sürü ağır metaller var, tuz var, renk var. Ya, biyolojik arıtmayla bunu çözebilir misiniz? Çözemediler zaten, çözülemeyecek ama geldiğiniz noktada Marmara'yı altı ayda bitireceğiz çünkü ne tuzu ne rengi çözdüler. Belediyelerin evsel atıklarının arıtmaları zaten yapılıyor, bitecek -bitiyor da bitenler de var- ve sanayi atıklarını olduğu gibi Marmara'ya basacağız. Aynı Haliç'te yaptığımız gibi, temizledik ama maalesef, geldiğimiz noktada yine kirlilik artmaya başladı. Marmara'yı en kısa sürede yok edeceğiz.
HASAN KALYONCU (İzmir) - Dediğin sistem farklı bir sistem.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Hocam, her neyse, bakacağız.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Arkadaşlar, kanuna dönersek...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Hocam, ben devam edeyim.
HASAN KALYONCU (İzmir) - Soru sordun, cevap veriyorum.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - İlhami Bey...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bitiriyorum Hocam.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Özür dilerim, bitireceksiniz.
Genellikle, tarım ve hayvancılığın, bütün sektörün birikmiş problemlerini bu Komisyon halledemez, burada hallolmaz zaten.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, şu anda gündemde güncel bir konu. Ben Tekirdağ Milletvekili olarak ve Mecliste de benim siyasi görüşüm yazılmıyor "Tekirdağ Milletvekili" olarak yazar. Şey yazmışlar işte "Güneşi göreceğiz, ışığı göreceğiz." diye. Bir bakıyorsunuz, sadece AK PARTİ milletvekilleri, belediye başkanları. Oradaki diğer belediye başkanlarının da olması gereken bir programa dahi dâhil edilmemesini ben burada esefle kınıyorum.
HASAN KALYONCU (İzmir) - Şimdi, İzmir'i de ben anlatmaya başlarım.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sırası geldiğinde anlatırsınız Hocam, ben sözümü bitireyim.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Buyurun.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Biyogüvenlik Kuruluyla ilgili sabah da konuşuldu. Ya, bir Biyogüvenlik Kurulu vardı, lağvettik.
Arkadaşlar, GDO almış başını gitmiş, GDO'lu bir sürü ürün var. Dünyada, Avrupa'da GDO'lu ürünlerin üretilmesi ve pazarlanması yasaklanıyor, biz gene GDO'lu ürünlerin kontrolünü sağlayan Biyogüvenlik Kurulunu iyice lağvettik, boş ettik. Biyogüvenlik Kuruluyla ilgili, Bakanlığın bana göre bir an evvel tekrar, eskisi gibi sorumluluk alması lazım. İşte, bakınız, kanserden ölümler. Ben, yeğenimi kaybettim, 41 yaşında kanserden kaybettim -meslektaşınız, veteriner hekim- ve içimiz yanıyor
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Biliyorum. Allah rahmet etsin.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yine, bakınız, daha önce dediğim gibi, şeker fabrikalarını lütfen, lütfen diyorum... Ülkenin, tarımın geleceği ve ülkenin kalkınmasının geleceği. İnşallah bir daha pandemi süreci yaşamayız etanol ihtiyacımız olmaz ve bunun için de dua ediyoruz ama geldiğimiz noktada Sayın Başkanımızın söylediği bir cümle vardı çayla ilgili, beraber gittik çayı ziyaret ettik, dolaştık oralarda, dinledik. Sayın Cumhurbaşkanının bir sözünü ben size, kulaklarınıza şöyle tatlı bir şekilde sesleneyim: "Ya, Allah'ın verdiği çaya kota ve kontenjan konulmuş." Bunu söyleyen Recep Tayyip Erdoğan. Tam on sekiz yıl geçmiş arkadaşlar, on sekiz yıldan beri ne kota değişmiş ne kontenjan. Ya, elinizi tutan mı var? İktidardasınız, tek başına iktidardasınız, söyleyen lideriniz, Cumhurbaşkanı veya Başbakan. On sekiz yıldan beri çayda kota devam ediyor, "Allah'ın verdiği çaya kota, kontenjan mı olurmuş." diyor. Evet, on sekiz yıldan beri bu devam ediyor. Yine, bakınız, geldiğimiz noktada ülkenin tarımını konuşacağımız yerde, çiftçiye destek olacağımız yerde biz olmayacak şeyleri konuşuyoruz ve ne kadar güzel ki yapboz tahtasına dönmüş bu iş, aynı diğer kanunlarda olduğu gibi. Maden Kanunu ben geldiğimden bu tarafa 3-4 kere değişti, iki yıllık vekil oldum; Tarım Kanunu'nda da yok işte komşu parselle ilgili olsun, artı satamazsın yetkisi veya küçük parçaları satamazsın... Konjonktürü görmeden işte kanunlar bunları buraya getiriyor. Eğer siz sahaya çıkıp bu STK'leri, bu işle iştigal eden kurumları, temsilcilerini, sahadaki insanı dinleseniz böyle hatalar yapmayız; ondan sonra tekrar düzeltmeye çalışıyoruz. Geldiğimiz noktada, bir an evvel, bana göre, kanun yaparken sadece belli, kapalı kapılar arkasında değil, birçok görüşü alarak yapılması doğru olacaktır diye düşünüyorum. En azından bu kanun Tarım Komisyonuna geldi yani başka komisyona da gidebilirdi; genelde tali komisyon oluyoruz, ilk defa ana komisyon olduk, bu da bir başarı diye düşünüyorum ama bunların artmasını bekliyoruz.
Şimdi, içkiyle ilgili ilginç bir anıyı da anlatayım, ondan sonra toparlayacağım Başkanım. Şimdi arkadaşlar, gülün gülün, Ankara'da da restoranlara gittiğiniz zaman yanınızda artık alkol götürüyorsunuz, evet kendi alkolünüzle gidiyorsunuz, çantanızda alkolle.
HASAN KALYONCU (İzmir) - Ne diye?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Neden acaba? Fiyatlardan dolayı, insanlar artık çekinmeye... Amma velakin kaçakçılığı da arttırdınız. Bak, hiç aklınıza geliyor mu o sahte içkilerden ölen insanlar, kör olanlar?
HASAN KALYONCU (İzmir) - Yani, serbest mi oldu?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Hocam, bakınız, cezayla hiçbir yere gidemezsiniz. Ne kadar çok ceza yaparsanız paralel bir yol bulunur, insanlar bir yol bulurlar. Bakınız, insanlar buluyorlar bir yolunu.
HASAN KALYONCU (İzmir) - Hiçbir konuda cezaya gerek yok.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ben, şimdi, bakınız, iyi niyetle ilgili bir şey bekliyorum. Şekerle ilgili, orada nişasta bazlı şekerle ilgili çok şey bir madde var. Valla ben bu madde içerisinde bir bit yeniği, bir şey bekliyorum ne çıkacak ilerleyen saatlerde. İnanın, artık her şeyden korkmaya başladık. Bu ülkeyi düşünmüyorsunuz, bu ülkenin sağlığını düşünmüyorsunuz. Kalkıyorsunuz, işte "Paramız varda, ithal ediyoruz." dediniz. Bir yerden Bakan diyor ki: "Biz hayvan ithalatını durdurduk." Bir bakıyorsunuz Mersin'den, Tekirdağ'dan Türkiye'ye hayvan ithalatı var. Ne oldu? O dün dündür, bu bugün hesabı... Aynı, Süleyman Demirel'in sözü var: "Dün dündür, bugün bugündür." Ya, arkadaşlar, devlette bir yönetim sistemi vardır -devlette böyle sistem olmaz- karar alırsın, uygularsın. Ama bizde nedir? Karar anlık. Nasılsa Bakanlar karar alıyor, Cumhurbaşkanı nasılsa, sanki danışıklı dövüş var, ardından olaya müdahale ediyor. Ama burada Cumhurbaşkanı da aldandı, o da dedi ki: "İthalatı kestik." Onun da 26 Ekim 2019 olması lazım, tam tarihi hatırlamıyorum, 26 Ekim 2019. Sayın Bakan Yardımcım kafa sallıyor, o da o gün deklare etti ama daha bitmeden ülkeye besilik hayvan da getirdiniz, her şey getirdiniz. Ondan sonra kalkıyorsunuz millîlikten, yerlilikten bahsediyorsunuz. Arkadaşlar, gerçekçi olalım. Lütfen, millîysek, yerliysek yerliliği destekleyelim. Şimdi, ben merak ediyorum, sizin hangi çiftçiyi desteklediğinizi, hangi ülkeyi desteklediğinizi anlayamıyorum. Olmayacak sıfır gümrüklerle birçok ürünü Türkiye'ye açtınız. Yani bu ülkede her şey üretiliyor idi, bu ülkede her şey fazlasıyla üretilip yurt dışına gönderiliyor idi; ne oldu da birden ithalatçı konumuna geldik? Evet, ithalatçı konumuna geldik, dünyanın her yerinden ne varsa Türkiye'ye geliyor. Yahu ülkeyi çöplüğe çevirdiniz, ithalat cenneti oldu ülke.
Bakınız, hâlâ daha tarımsal destekler açıklanmıyor dedik, çiftçi pamuğunu da ekti, ayçiçeğini ekti.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - İlhami Bey, bir daha başa döneceksen...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yok Hocam, bitiriyorum ben.
Çiftçi ürününü sattı, hâlâ daha 2019 ürününün prim desteği ortada yok. Ya o zaman nasıl iş yapacağız merak ediyorum. Şimdi bunları söyleyince de kusura kalmayın, acı gelmesin arkadaşlar. Mızrak çuvala sığmazmış biliyorsunuz, bunlar da -gerçekler- mızrak gibi ortaya çıkıyor bir şekilde. Bir an evvel tarımsal destekleri ve dört yıldan beri artmayan ayçiçek prim desteğini, pamuk desteğini artıralım. Gidip biz Rusya'daki, Ukrayna'daki çiftçileri desteklemeyelim arkadaşlar; ithalatı desteklemeyelim, biz içerideki üreticiyi destekleyelim.
Bakınız, sulamayla ilgili ve elektrik borcuyla ilgili Danıştay 10. Dairesinin kararı var, ona rağmen uygulamıyorsunuz. Tebliğ çıkartıyorsunuz "Biz uygularız." Şimdi onunla ilgili kanun teklifi de verdik Sayın Başkanım, gelin hep beraber onların da önünü açalım. Çiftçinin hiçbir ürününe, hiçbir şekilde alet ekipmanına, hırdavatına, desteğine haciz konulamaz. Nasıl yaşlıların maaşına haciz konulamıyorsa çiftçinin de karnını doyurduğu, ailesine baktığını, ülkesini doyurduğu -o fabrikası onun- kendi fabrikasının üretiminden onu men etmeyelim, onların önünü açalım diyorum.
Sabrınıza teşekkür ediyorum. Daha konuşacağımız maddeler var ama benim kafama takılı bir madde var, ilerleyen saatlerde inşallah arkadan bir madde gelip önümüze çıkmaz diye temenni ediyorum.
Teşekkür ederim.