KOMİSYON KONUŞMASI

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Değerli Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, değerli Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanımız ve üyelerimiz ve basın mensupları; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Öncelikle olumlu değerlendirmelerimi söyleyeyim, sonra olumsuzlarımı söyleyeyim. Şimdi ilgili raporda genel hatlarla 2019 yılı özetlenmiş, birçok sayısal veri belirtilmiş, bazı faaliyetler hakkında bilgi verilmiştir.

Olumlu değerlendirmelerimiz şunlardır: Özellikle raporun giriş kısmında belirtilen sayısal veriler yıl yıl gruplanmış, bu sebeple başvuru sayıları ve sonuçlandırma biçimleri hakkında dönemlere göre bilgi edinmemiz mümkün. Hazırlanan raporlar isim isim belirtilmiş. "Kurumsal işleyişe yönelik faaliyetler ve eğitimler" başlığında çalışanlara işaret dili eğitimi verilmiş, vatandaşların erişiminin önünü açan bir uygulama. Vatandaşların kuruma başvurusu için birçok imkân bulunmakta, özellikle e-devlet başvurusu sistemi son derece kolaylaştırıcı. Başvurular için ciddi şekil şartlarının aranmaması, eksik evrakların kurumca tamamlanması ve başvurunun ücretsiz olması vatandaşlar için son derece önemli olmaktadır. Bu sebeple Kurum vatandaşlara hak arama hürriyeti kapsamında destek olmaktadır. Kuruma yapılan başvuruların değerlendirilmesi idari yargı işleyişinden daha farklıdır. Vatandaşın lehine uygulamalar getirilmiştir, örneğin tanık dinlenilmesi, idari yargı başvuru süresinin durması nedeniyle sürelerin uzaması gibi. Birçok farklı konuda da başvuru yapılmış ve Kurumca çeşitli kararlar verilmiştir. Raporda çeşitliliğe yer verilmiştir. Bütçe kullanımıyla ilgili sayısal veriye dayalı açıklamalar yapılmıştır ama bütçeleri de yetersizdir, personelleri de yetersizdir. Tabii ben bunu bütçede gayet rahat söyledim, iktidar partisi dinlemedi. Keşke dinlemiş olsaydınız. Yani hakikaten hem bir yandan Kurumun verimli çalışmasını istiyoruz hem faydalı olmasını istiyoruz hem de bütçeyi yeteri kadar vermiyorsunuz, personel sayısını yeteri kadar vermiyorsunuz. Yani ben aynı şekilde burada, bu Komisyondaki tüm arkadaşlarımıza geçmişte Türkiye Eşitlik Kurumunu, hepsini söyledim.

Sayın Başkanlar dinliyoruz değil mi?

Keşke Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu da Ombudsman kadar Türkiye'de görünürlüğünü kanıtlamış olsaydı, Ombudsman kadar Türkiye Eşitlik Kurumu da ülkede faaliyetlerini yaygınlaştırmış olsaydı, Türkiye'de hak ihlalleri belki bu kadar da fazla olmazdı. Türkiye Eşitlik Kurumu, Ombudsmanla karşılaştırdığımız zaman sınıfta kalmıştır arkadaşlar. Ben orada söylediğim zaman oradaki arkadaşlarımız alınıyor, bu sefer siz de onları savunuyorsunuz. Yani, ne olur doğrularla karşı karşıya kalalım. Biz iyiye iyi, kötüye kötü demeliyiz.

Devam ediyorum; birçok farklı konuda başvuru yapılmış, Kurumca çeşitli kararlar verilmiş, raporda bu çeşitliliğe yer verilmiştir.

Bütçe kullanımını söyledik. Kamu denetçilerinin tek tek faaliyetlerine ilişkin açıklama yapması, görünürlük açısından önemli bir bilgilendirme olmuştur. Ancak sizden önceki dönemlerde söyledim, tekrar söylüyorum: Arkadaşlar, bu Kurumun verdiği kararlar tavsiye mahiyetinde, bağlayıcı değil. Kanun teklifi verdik, Mecliste bekliyor. Eğer, bunu Cumhuriyet Halk Partisi kimliğiyle verdiğimiz için kabul etmiyorsanız, geri çekelim, siz verin ya, bağlayıcı olsun bu kararlar. Aynı zamanda, Kurumun resen hareket etme kabiliyeti yok. Resen hareket etme kabiliyetini de kanun teklifinde verdik. Bunu da kabul etmiyorsanız yine biz geri çekelim, siz verin, bu Kurum resen hareket etsin. Yani, bir yandan övüyorsunuz ama hakkını da teslim etmiyorsunuz.

Olumsuz değerlendirmelere ve sorulara gelelim. Raporda, "hak arama kültürünün yaygınlaştırılması" başlığı altında, 2019 yılında verilen 21.170 kararla hak arama kültürünün yaygınlaştığı, idare aleyhine açılacak on binlerce davanın Kamu Denetçiliği Kurumu aracılığıyla önlendiği ifade ediliyor. Fakat, amaç yalnızca idare aleyhine dava açılmasının önlenmesi olmamalıdır. Burada asıl amaçlardan bir tanesi de Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen tavsiye kararlarının, idarenin hukuka ve hakkaniyete aykırı işlemi hiç yapmama kültürünün de oluşturulmasıdır.

Aynı zamanda bu kararlarla ilgili hak ve hukukun tecelli etmesine hizmet etmeli, kamu kurumlarının tamamına olan güvenin artmasına hizmet etmelidir. Yani, biz tek başına: "İdare aleyhine bu kadar davanın açılmasını engelledik." demiş olursak sanki burada vatandaşı ekarte etmiş oluyoruz, idarenin lehine bir işlem yapmış oluyoruz. Burada Kurumun amacı zaten eşitliktir. Hak, hukuk ve nesafeti olduğu gibi tüm ilkelerle egemen kılmaktır.

"Kurumsal işleyişe yönelik faaliyetler ve eğitimler" başlığında, çalışan personele eğitim verildiği ifade edilmiştir. Personele bu eğitimi kim vermiş? Eğitimciler ve eğitim başlıkları nasıl seçilmiş? Kaç saat eğitim alınmış? Eğitimlerin pratiğe yönelik bir çalışma içerip içermediği belli mi? Belli ise paylaşılmalıdır, bu sorulardan biri hakkında boşluk bulunması hâlinde açıklama yapılmalıdır.

BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Mahmut Bey, biliyorsunuz pandemi var. Fazla kapalı yerde kalmamalıyız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Arkadaşlar, 2 paragraf kaldı, sabrınız için... 2 paragraf... Bitiyor ya.

BAŞKAN MİHRİMAH BELMA SATIR - Biraz hızlanalım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Peki, anlayışınız için teşekkür ederim. 2 paragraf kaldı.

Ombudsmanlık kurumunun bizzat kendisine, kendi işleyişine dair gelen şikâyetler var mıdır? Yani diyoruz ya... Ombudsmanlığın bizzat kendi işleyişine... Efendim, yüz seksen günlük süre... Niye yüz seksen bekleniyor, doksan günde, otuz günde olmuyor veyahut Kurumun kararları objektif mi? Vatandaştan, Kurumun kendisine yönelik herhangi bir şikâyet var mıdır? Örneğin, vatandaşlar bu müessesenin uygulamalarını şikâyet edebilmiş midir? Bu şikâyetler, kim tarafından incelenip çözüme kavuşturulmuştur? Kurumun ilkelerine uyum sağlayıp sağlamadığının denetimi yapılmış mıdır?

Raporda tavsiye kararlarına ilişkin, 2019 yılı sonu itibarıyla yüzde 75 uyum tespit edilmiş. Kalan yüzde 25'lik kısmı, tavsiye kararlarının bağlayıcılığı -işte söyledik- tavsiye mahiyetindedir. Bence, bu konuda bir an önce, bu kanunun çıkması gerekmektedir.

"Tavsiye kararlarıyla sağlanan katma değer" başlığında, aile ara buluculuğu müessesi kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu, Anayasa'mıza aykırıdır. Aile kurumunda ara buluculuk kabul edilemez. Sayın Başkanımız, Türkiye'de kadının üzerine yapılan baskıları da çok iyi bilir ki kadın hakikaten baskı altında, yani zor durumda. Biz, burada aile kurumunda, boşanmada eğer ara buluculuğu kabul edersek zor durumda bulunan kadını, gittikçe tüm haklarından mahrum bırakmış oluruz. Arkadaşlar, her kadın Ankara, İstanbul, İzmir'dekiler gibi değil. Güneydoğu'da, Doğu Anadolu'da kadınımızın okuma yazması yok, hakkını hukukunu savunamıyor. Biz, bu ara buluculuğu, doğuda, güneydoğuda aşiret reislerine teslim etmiş olacağız, şeyhlere teslim etmiş olacağız. Yani burada, boşanma hukukunda ara buluculuğu getirmek hakikaten kabul edilecek bir durum değildir.

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Kabul etmiyorum. Güneydoğu vekili olarak kabul etmiyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Söz sırası size geldiği zaman cevap verirsiniz. Ben düşüncelerimi söyledim, katılmayabilirsiniz. Ben de sizin düşüncelerinize katılmıyorum ama Voltaire'in çok güzel bir sözü var: "Ben sizin düşüncelerinize katılmıyorum ama düşüncelerinizi ifade etmek için sonuna kadar hakkınızı savunurum." Böyle bir gelenekten geldim.

Teşekkür ederim, saygılarımı sunarım.