| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 26 .02.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yapılan düzenlemeyle İşsizlik Fonundan karşılanmak üzere işverene ödeyecekleri sigorta priminden düşülecek aylık 75 TL ödeme yapılması öngörülüyor. Şimdi, arkadaşlar elbette kriz dönemlerinde işverenlere destek olabilir ama bu el asla ve asla işçinin cebine girmemelidir diyorum.
Ben, İŞKUR'un yayınladığı 2017, 2018, 2019 yıllarının istatistiklerini kapsayan İşsizlik Sigortası Fonu gelir ve gider tablosu var, oradan konuşmak istiyorum müsaadenizle çünkü rakamlar bugün çok konuşuldu, belki kafalar da karıştı.
Aralık 2019 bülteninde diyor ki: "Teşvik ve destek ödemeleri" başlığı altında "İşverenlere 2017'de 2,5 milyar lira, 2019 Ocak- Aralık itibarıyla da 16 milyar lira destek sağlanmış." Şimdi, İŞKUR'un yayınladığı resmî istatistik yapılan düzenlemenin amacına ulaşamayacağını zaten çok net olarak ortaya koyuyor. Nasıl? Onu da örnekleyelim. Bakın, burada da 2017 yılında işverene verilen destek 6,5 artmasına rağmen... İşverene yapılan destek ne diye tarif edildi burada? "İstihdamı artırmak için düzenliyoruz." denildi. Pekâlâ, buna karşılık istihdam artmış mı? Yine elimde her ne kadar rakamlarına tam güvenmediğimiz anlar olsa da TÜİK'in rakamları var. Diyor ki TÜİK: 2019 ve 2017... 2017 yıllık enflasyon yüzde 10,9; 2019'da enflasyon yüzde 13,3 yani istihdama da baktığımızda herhangi bir artış olmamış. Bunu görmek için TÜİK'in rakamlarını baz almak bile yetiyor. 2017'de yıllık işsizlik oranı 11'den 2019'da 14'e yaklaştığına göre demek ki işverenlere 6,5 kat daha fazla destek verilmesine rağmen bunun işsizliği önlemede bir yararı da olmamış. "Diyelim ki işverenlere Hazineden değil de İşsizlik Fonu'ndan teşvik vermeyi kabul ettik." diyorum çünkü bunu da kabul etmiyoruz, İşsizlik Fonu amacına uygun olarak işsizler için kullanılmalı fakat gerekçede belirttiğiniz amaç maalesef hasıl olmuyor arkadaşlar.
Şimdi, devam etmek istiyorum. Yetmiş mi bununla? Hayır yetmemiş. 2019 yılında işverenler İşsizlik Fonu'na verdiği her 100 liranın karşılığında 140 lira almışlar arkadaşlar. Bu veriler şunu çok iyi ortaya koyuyor ki İşsizlik Fonu amacına uygun kullanılmıyor. Bu Fon işsizliğe çare olmuyor, işsizler bu Fon'dan yararlanamıyor. Peki, İşsizlik Fonu işçiye derman olmuyor da yanında iki üç işçi çalıştıran bakkala, manava, market sahibine yani küçük esnafa derman oluyor mu? Eğer olmuş olsaydı son beş buçuk yılda 470 bin esnafımız kepenk kapatmazdı. Ayrıca, herhâlde işverenler aylık 75 lira destekleme alacağım diye işçi çıkarmaktan da vazgeçmez diye düşünüyorum.
Şimdi, arkadaşlar, gelelim esas noktaya, bu düzenlemenin esas amacına: Eğer siz yanınızda 100, 200 ve daha fazla asgari ücretli çalıştırıyorsanız bu düzenleme sizin işinize yarar. Kısacası, bu düzenlemenin amacı işsizlerin fonunu büyük sermayeye aktarmaktır. Ben bu anlamda teklif sahibine burada bir soru da sormak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Tamamlayalım Sayın Vekilim.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Getirilen bu 27'nci maddenin İşsizlik Fonu'na toplam maliyeti ne kadardır, bunu da açıklamasını rica ediyorum.
Değerli arkadaşlar, hatırlarsınız asgari ücret belirleme sürecinde Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bu konuda bir jest yapabiliriz." sözleri gündeme gelmişti. 2.324 lira asgari geçim değil, asgari sefalet ücreti haline dönüştü bunu hepimiz kabul ediyoruz. Sayın Erdoğan'ın jestiyle "Asgari ücret 2.400 lira mı oldu?" diye kamuoyunda bir yanılsama da oldu ama görüldü ki jest, asgari ücretliye değil sermayeymiş. "Geçinemiyoruz." diye kendini ateşe veren, çocuğuna okul harçlığı veremeyen, cebinde parası olmadığı için pazar alışverişine gidemeyen asgari ücretliler yeni yılda da umutsuzluğa ve çaresizliğe terk edildiler. Jest işçilere iyi bir yeni yıl hediyesi değil, yeni yıl kabusu olarak da âdeta geri döndü.
Değerli arkadaşlar, İşsizlik Fonu dâhil olmak üzere bütün tartışmaların odağında asgari ücret yer almaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Sayın Vekilim, tamamlayalım lütfen.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkan.
Türkiye'de bugün 10 milyona yakın asgari ücretli var. Asgari ücretli konularında şunları tekrar vurgulamalıyız.
Bir: Sosyal diyalogdan, adaletten bahseden iktidar yetkilileri, sendikaların taleplerine her zamanki gibi kulak tıkamıştır. Yaşanan bu süreç "Ben yaptım, oldu." mantığıyla yürümüştür.
İki: Asgari Ücret Tespit Komisyonunun belirlenmesi tekrar İş Kanunu'yla olmalıdır. Komisyon, Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısı içinden çıkartılmalıdır.
Üç: Türkiye'de asgari ücretin belirlenmesi hem uluslararası hukuka hem de anayasaya aykırılık barındırmaktadır.
Dört: Asgari ücret belirlenirken sadece işçinin değil, geçindirmekle yükümlü olduğu ailesinin de durumu hesaba katılmalıdır.
Beş: Asgari ücretin yarısı vergi ve kesintilere gitmektedir, asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Kanal İstanbul'a 110 milyar lira gömmek isteyenler asgari ücretten vergi almamayı çok görmüştür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Son cümlem Sayın Başkanım.
Asgari ücreti jest olarak değil arkadaşlar, asgari ücreti bir hak olarak görelim. İşçinin İsviçre bankalarında hesap açtıracak bir gücü olmadığına göre, alacak olduğu ücreti bakkalda, kasapta, manavda harcayacağına göre ve mutlaka bu da ekonomiye geri döneceğine göre asgari ücretten vergiyi almayalım ve insanca, insan onuruna yaraşır bir şekilde insanların geçinmesine bu ülkede vesile olalım.
Teşekkür ediyorum.