| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 25 .02.2020 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli Komisyon üyeleri, sayın bürokratlar, değerli basın emekçilerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, dün geneli üzerinde yaptığım konuşmada belirtmiştim, dile getirmiştim, derneklerle ilgili yapılmakta olan bu düzenleme Anayasa madde 33 bağlamında örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmektir; üyelik kişisel veri niteliğinde bulunduğundan, kişisel verilerin korunması bağlamında Anayasa 17 ve 20'ye de aykırıdır. Bu düzenlemedeki amaç, vatandaşı fişlemektir.
Şimdi, teklif sahibi Sayın Nilgün Ök değerlendirme yaparken üyeliklerin e-devlet üzerinden yapılmasını olumlu şekilde açıkladı. Ben Sayın Ök'e ve Komisyon üyelerine farklı bir değerlendirmede bulunmak istiyorum: Sendikalara da e-devlet üzerinden üyelik getirildi, bazı uygulamaları duyuyoruz kamuoyunda, basında ve bizzat yaşadıklarımız da var; şaşırıyor muyuz? Hayır, şaşırmıyoruz. Bazı patronlar işçilerden e-devlet şifrelerini alıp sendikaya üye olmalarını engelliyor veya işçileri kendi istedikleri sendikalara üye yapıyor veyahut da sendikadan istifa ettiriyorlar. Eğer bir dernek üyeliğinizi sonlandırmıyorsa suç duyurusunda bulunursunuz ve üyeliğiniz sonlanır.
Şimdi, değerli Komisyon üyeleri, elimizdeki Dernekler Kanunu düzenlemesini örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele almak gerekiyor aslında. Bu noktada karşımızda iki soru var, bir: Yasal düzenleme yaparken örgütlenme özgürlüğünü Anayasa'mızın 33'üncü maddesindeki gibi mi ele alacağız? Hatırlayalım, ne diyor Anayasa'nın 33'üncü maddesi: "Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir." diyor.
İki: Yoksa her türlü örgütlenmeyi bir güvenlik sorunu olarak mı ele alacağız? Bu soruyu teknik anlamda değil, sendikal örgütlenme mücadelesi vermiş eski bir madenci olarak yanıtlamak isterim sizlere: Değerli arkadaşlar, bir örgütlenme yürütmek, bir örgütlenmeye dâhil olmak yurttaşlık bağını güçlendiren bir olgudur. Bunu son zamanlarda artan intiharlar üzerinden ele almak istiyorum. Bugün, memleketin farklı köşelerinde "Geçinemiyoruz." diyen yurttaşlarımızın intiharları ne yazık ki arttı. Dün, yine Mersin'de bir intihar vakası yaşandı ve kriz artık sosyal boyut bir bunalıma doğru gidiyor. Bu intiharlarda elbette ekonomik sıkıntılar önemli bir etken, bu kesin fakat intiharları sadece ekonomik problemlere bağlamak da yanıltıcı olabilir. Daha temelde, yaşanan bu intiharların yurttaşlık bağını kaybetmemizle ilgili olduğunu düşünüyorum. Ekonomik kriz hep vardı ama insanların yanı başında güvenecekleri birileri ve dernekleri oluyordu. İşte bunlar bu toplumu ayakta tutan örgütlenmelerdir. Bu düzenlemenin ima ettiği gibi her türlü örgütlenme, dernek faaliyeti kriminal bir olgu değildir. Tam tersine, insanlar derneklere üye olmalı ve bunları bizler teşvik etmeliyiz.
Değerli arkadaşlar, yurttaşlık bağını yitirmek demek, toplumun bir parçası olma hissini yitirmemiz demektir. Bunu hazırlayanın da mevcut siyasal rejimin insani olan ne varsa ona düşman olmasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yaşadığı sıkıntılardan dolayı sadece homurdansınlar ama homurdanmaları örgütlü bir tepkiye dönüşmesin, bunu istiyorsunuz ama bu mümkün değil, hayatın olağan akışına da ters. Etki varsa mutlaka tepki de olacaktır. Şimdi, insanların birbirlerinin gestaposu olduğu, kendi eşini Cumhurbaşkanına hakaretten ihbar ettiği bir çürüme yaşıyoruz. Bu çürüme, dayanışma duygumuzu da alaşağı etmiş vaziyettedir. Bunun üzerine, hak arayanı engelleyelim, konuşanı içeri tıkalım, kriz var diyeni terörist ilan edelim, "tweet" atanı soruşturalım, kim hangi derneğe, kim hangi partiye üye, fişleyelim, karşısındakini dinlemeyen, farklılığına saygı duymayan bir ruh hâli hepimizi, maalesef, etki altına alıyor. Büyük siyasal dönüşümleri hazırlayacak olan da arkadaşlar, temeldeki bu kayıplarımızı aslında onarmaktan geçmektedir. Her şeyden önce iş arkadaşımıza, komşumuza, akrabamıza sahip çıkacak bir duygudaşlığı yeniden üretmemiz lazım. Bu anlamda derneklerle ilgili yapılan bu düzenlemenin mutlaka geri çekilmesi lazım. Harcına dayanışma kattığımız bir yurttaşlık bağını inşa ettiğimizde herkes diğerinin sorununa sahip çıkacak, yeniden bir toplum olacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Tamamlayalım.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Tamamlıyorum Başkanım.
İşçiler ölüyorsa, geçinemiyorsa, çiftçinin tarlasına ipotek gelmişse, esnaf kepenk indiriyorsa bunların doğrudan bizim yaşamımızda etki etmediği durumlarda bile bu sorunlara sahip çıkacak bir yurttaşlık bağı, dayanışma duygusu, ortaklaştırıcı bir haysiyet duygusu yaratabiliyor muyuz? Mesele bu. İntiharların önüne geçirecek olan da bu. Dolayısıyla örgütlenme sorunu vatandaşlık hukukunun bir parçası olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla bu düzenlemeden vazgeçmenizi öneriyorum.
Teşekkür ediyorum.