| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 24 .02.2020 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifinin 4'üncü maddesi gerçekten üzerinde düşünmemiz gereken bir düzenlemedir çünkü adalet duygusu toplumda her şeyin önündedir. Birtakım haklar verebilirsiniz, imkânlar sağlayabilirsiniz ama bu, hakkaniyete uygun olmazsa, kamu vicdanında "Burada adalet vardır." dedirtemiyorsanız bu sürekli problem olur, yeni talepleri gündeme getirir ve bunun kamu vicdanını tatmin eder bir biçime kavuşturulmasında da zorlanırsınız.
Ben, bu kanun maddesinin aslının hakkaniyet ilkelerine uygun olmadığını düşünüyorum. Özellikle iktidar kanadındaki milletvekili arkadaşlarımız "İki maaş var, dolayısıyla, bunları birbirine karıştırmayalım." diyor ama kanunun kendisi bu iki maaşı birbirine karıştırmış zaten yani bir malullük maaşı var, bir de gazimiz çalışıyorsa, belli bir işi varsa ve çalışmaya devam etmek istiyorsa belli bir gün sayısı ve prim ödeme sonrasında yaşlılık maaşına hak kazanmış olacak yani bir malullük maaşı var, bir yaşlılık maaşı var. Düzenleme şöyle varsayılıyor: Bir gazimiz, olayın vuku tarihi öncesinde yirmi yıl çalışmış olabilir, on yıl çalışmış olabilir veya bir yıl çalışmış olabilir, bir malullük maaşına hak kazanıyor. Dolayısıyla, daha öncesinde farklı çalışma süreleri olanlara, malullük maaşı açısından eşit gözle bakıyorsak ve buna göre maaşı bağlıyorsak bu, önceki çalışma sürelerinin malullük maaşıyla ilgilendirilmesi yanlıştır; bu, doğru değildir çünkü bir yıl çalışmış olanı da yirmi yıl çalışmış olanı da aynı kefeye koyuyorsunuz. Bunun, doğrudan doğruya çalışma süresiyle ilişki kurulmaksızın bağlanan bir maaş olarak kabul edilmesi lazım. Dolayısıyla, çalışan gazilerimiz açısından malullüğün vuku bulduğu tarih itibarıyla bir yıl çalışmışsa, on yıl çalışmışsa, yirmi yıl çalışmışsa yaşlılık aylığı için de sürecin devam ettiğini kabul etmemiz gerekir. Dolayısıyla, yirmi yıl çalışmışsa -bilmem- beş yıl veya on yıl çalıştıktan sonra buna hak kazanabilmeli. Siz, bunu "Aman, zaten malullük maaşı vardı, olayın vuku tarihi öncesi itibarıyla biz bunu malullük maaşının içerisinde eritiyoruz." derseniz bir hakkı gasbetmiş olursunuz, yanlış bir düzenleme yapmış olursunuz. Bir yanlış düzenleme daha önce yapıldıysa da onu düzeltmek lazım diye bakıyorum.
İkincisi: Tabii, malullük maaşıyla ilgili bir hata var yani burada yasama süreçlerinin rastgele yapılmış olmasından doğan sorunları tartışıyoruz. Daha önce yapılan yasa doğru olsaydı bunu burada tartışmayacaktık. Şimdi, yine yanlış bir düzenlemeye doğru gidiyoruz ve bu, bu şekliyle çıkarsa bu tartışmalar hiç bitmeyecektir. Bu tartışmayı bitirecek düzgünce bir düzenleme yapılması lazım.
Malullük maaşı açısından yanlış nedir? İşte, 1'inci dereceden malule de aynı parayı veriyorsunuz, 5'inci, 6'ncı dereceden malule de aynı parayı veriyorsunuz; bu da yanlış. Onun için, malullük derecesine göre... Pardon, "malullük maaşı açısından" diye yanlış ifade ettim onu, yine yaşlılık maaşıyla ilgili ama malullükle bağlantı kurulmadan, doğrudan doğruya, durumu ne olursa olsun eşit verilmiştir, bunda da bir farklılık yapılmasının hakkaniyete uygun olabileceğini düşünüyorum.
Bu bakımdan, bu maddenin bu hâliyle oylanmaması, gerekirse bir alt komisyon kurulmak suretiyle tekrar gözden geçirilip yeni tartışmalara meydan vermeyecek bir hâle kavuşturulması ve ondan sonra Komisyonumuza getirilerek oylanması gerektiği kanaatindeyim. İş, Genel Kurula giderse yine rastgele bir şey çıkar ve tartışmalar bitmez. Benim gördüğüm tablo budur.
Saygılar sunuyorum.