| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2596) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 11 .02.2020 |
LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; ekonominin, bildiğimiz gibi, önemli sorunları var ve bu sorunlar geçici pansumanlarla da çözülemiyor, bunu gördük. Aslında ekonomide, üretimde, eğitimde reformlara ihtiyaç var, bunları da biliyoruz. İşsizliğin geldiği nokta da işte ortada.
Kısa vadeli tedbirler artık sadece torba yasalarla gelmiyor, bir de baskıcı bir rejim uygulanıyor, bazı kesimlere baskı getiriliyor. İşte, şu anda da, hani, bankalar üzerine de bir baskı geldiği kesin. Bir finans akademisyeni olarak yıllardır bankaların gereksiz ve fazla komisyon aldıklarını dile getirmişimdir. Evet, bunların bir şekle sokulması gerekiyor ama biz samimiyet görüyor muyuz? Buralara baktığımız zaman maddelere, samimi görmediğimiz ifadeler o kadar çok ki, hani, bunun altında da piyasa tabii ki bir şeyler arıyor.
Şimdi, bir bakıyorsunuz, tam sekiz yıl sonra Kanal İstanbul yeniden devreye sokulmuş, gündeme gelmiş, yaklaşık 130-140 milyarlık da bir finansman ihtiyacı var. Tam da bu sırada Varlık Fonu yasadaki tüm kısıtlamalarından arındırılmış olarak sınırsız bir finansman olanağına kavuşturulmak isteniyor.
Şimdi, değerli milletvekilleri, biliyoruz ki, aslında mevcutta bir banka, bir kamu kuruluşu olsa bile, müşterisine bir kredi vereceği zaman teminat arar, döviz gelirine bakar, öz kaynak sınırlaması ve ödeme kabiliyeti gibi noktalarda hassas davranır. Hani, çok bildiğimiz klasik şeyler var: "İşte, öz kaynakların yüzde 25'inden fazlasını veremezsiniz kredi olarak, verdiğiniz kredinin yüzde 20'sini teminat olarak alırsınız veya döviz kredisi verecekseniz üç yıllık döviz gelirlerinden daha fazlasını veremezsiniz..." falan filan gibi. Ama bakıyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanı ve Maliye Bakanının tam yetkili olduğu bu Türkiye Varlık Fonunda, işte, alacağı krediler, sağlayacağı finansman olanaklarının hepsini yasadaki sınırlandırmalardan arındırıyorsunuz. Şimdi, tabii, bunda bir samimiyet görmek gerçekten mümkün değil.
Diğer taraftan, bakıyorsunuz, BDDK ve SPK özerk düzenleyici ve denetleyici kurullarında artık devre dışı bırakılıyor bu kurullar bu konumlarından. Hani, yetki ve regülasyon sorumluluklarını Merkez Bankasına aktarıyorsunuz ama buradaki anlamsızlık ve niyet, hani, çok da ilginç geliyor açıkçası, bunu da söylemeden edemeyeceğim.
Şimdi, manipülasyon ve yanıltıcı işlemler, hani, SPK'da da vardı "insider trading-insider information" Bunların cezaları vardı, tamam, olması da doğal ama bir samimiyet arıyorsak "gelmesin" demiyorum. Tabii ki bu tür işlem yapanlara ceza uygulansın çünkü piyasayı alt üst ediyor, manipülasyon özellikle. Ama, hani, bunun bir tanımı olur değerli vekiller, yani, bir tanımı olur, nedir; "Yanıltıcı işlemler şudur." der, işte, "Manipülasyon budur." der. Ama bakıyorsunuz, tanım yok, ne olacakmış; tanım daha sonra Resmî Gazetede yayımlanacakmış.
Şimdi, Meclisten çıkmayacak o zaman. Meclisten çıkmayan bir tanımlama, hani, rahatça tehdit ve şantaj unsuru aracı olarak kullanılabilir mi? Piyasanın şu anda böyle bir soru işareti var. Yani, neden böyle şeylere mahal verme ihtiyacı duyulur, bunu gerçekten anlamış değilim. Yoksa, "yapılmasın" demiyoruz ama tanımı getirilsin. Ciddi olarak "Şu suçu yapanlar şu cezayı alır." densin. Niye arkadan dolanıyoruz, neden Meclisten geçmesini istemiyoruz? Sonra, nasıl kullanacağımız konusunda bir soru işareti tabii bizde oluşuyor.
Şimdi, tabii, kamu bankalarına talimat veriliyor, diğer bankalara da baskı rejimi uygulanıyor, bunun farkındayız, son uygulamalarda da gördük ama bazı gerçeklerimiz de var değerli Komisyon üyeleri. Bakın, iktidarın talimatıyla Bankalar Birliği ve yönetiminde TOBB'unda yer aldığı Kredi Garanti Fonunu hatırlayalım. Onlar arasında varılan protokolde bu donmuş krediler vardı, biliyorsunuz. Bu donmuş kredilerin 88 milyar lirası yeniden yapılandırıldı ama 172 milyar liralık donuk kredi için henüz hiçbir şey yapılamadı. Yani böyle bir şey daha bekliyor ama bir taraftan da iktidar bunları bildiği hâlde bankaları, hani, batıracak şekilde yeni krediler vermeye de zorluyor ve baskı yapıyor.
Şimdi, bunlar ekonomi için nasıl bir yarar sağlayabilir? Yani, ona baskı yapacaksınız, buna baskı yapacaksınız, daha önce de istihdam sorununu çözmek için firmalara, şirketlere dediniz ki: "Şu kadar eleman alacaksın."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI LÜTFİ ELVAN - Buyurun.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Ne oldu, çözüldü mü sorun, istihdam arttı mı? Hayır, her gün işsizlik oranı daha fazla arttı. Demek ki bunlar sorun çözen yöntemler değil, bunlar, hani, artık, eski bir cümlemiz vardı, "yaraya pansuman" diyorduk, o bile değil çünkü yaraya pansuman yaptığınızda o kanı durduruyorsunuz ama bunlarla başka yaralar açabiliyorsunuz. Bunlar, düşünülmeden yapılan, çalakalem yapılan çalışmalardır. Yoksa, güzel maddeleri var Sayın Tatlıoğlu Hocamızın da söylediği gibi ama öyle bir samimiyetsizlik var ki, her şeye soru işaretiyle bakma gereğini bize hissettiriyorsunuz.
Teşekkür ediyorum.