KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben kısaca ama kanun tekniği açısından kimi eleştirilerde bulunacağım, bence önemli konular, dikkat edilmesinde yarar görüyorum. Bir defa, 9'uncu maddedeki, bu meşhur "sadakat, bağlılık..." diye giden ve Sayın Kuşoğlu'nun biraz önce değindiği konu.

Bir defa, oradan biraz daha ilerlersek burada bahsedilen konuların hepsi Terörle Mücadele Kanunu'nun 2'nci maddesi kapsamında zaten suç. Dolayısıyla burada şunu da düşünmemiz lazım: Bir devlet memuru, görevi dolayısıyla muttali olduğu bir suç olursa bunu ilgililere bildirmek durumundadır. Dolayısıyla aslında bu, aynı zamanda, yepyeni hukuki durumların ve adli soruşturmaların önünü de açıyor olabilir. Bu konuda dikkatinizi çekmekte yarar görürüm.

SALİH CORA (Trabzon) - Hangisi? Devlet memuru mu?

MURAT EMİR (Ankara) - Hayır, devlet memurunun suçla muttali olması durumu. Çünkü bunların hepsi suç aslında; bir

SALİH CORA (Trabzon) - Çıkarılma nedeni, aynı zamanda, güvenlik soruşturulması nedeni.

MURAT EMİR (Ankara) - Evet, zaten öyle ama siz araştırıyorsunuz ya birini, ayrıca soruşturma yaptırtıyorsunuz; bu bir.

İkincisi: Aceleniz varmış belli -zaten gecenin bir vakti çalıştığımıza göre- o da anlaşılıyor ama bu kadar hata olmamalıydı. Bakın, bu madde şöyle başlıyor, diyor ki: "Anayasaya ve devlete sadakat ve bağlılık, terör örgütleriyle eylem birliği içinde olmama..." Olumsuz anlamda fiillerle gidiyor. Şimdi buradan şunu anlıyoruz: Virgül olduğuna göre, sadakat ve bağlılık içinde olmamayı anlıyoruz. Yanlış, düzeltmeniz lazım, böyle bir cümle olmaz. Bu, böyle çıkarsa hukuk fakültelerinde "yanlış kanun yazımı" diye örnek olarak gösterir hocalar, bu hiçbirimize yakışmaz. Dikkatinizi çekerim bu önemli bir nokta.

Şimdi devam ediyoruz. Biraz önce bahsetmiştim değerli arkadaşlar, Anayasa Mahkemesinin pısırık, korkak ve eksik bir karar verdiğini buradan, bu maddeden tekrar anlıyoruz. Bakın, teknik konuşuyorum. Şimdi, ne dedi Anayasa Mahkemesi? "Kişisel verilerin nasıl kullanılacağı belli değil, bunu düzenleyin." dedi. Siz de düzenlediniz. Oysa zaten bizim, biliyorsunuz, bir Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'muz var. Bakın, bunların hiçbiri olmasaydı yani şu paragrafta yazdığınız hiçbiri olmasaydı, diyor ki "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapmakla görevli birimlerle, değerlendirme komisyonları veri güvenliğine ilişkin mevzuatta belirtilen önlemleri alır." cümlesi olmasaydı bu komisyon bugün bu tedbirleri almayacak mıydı? Zaten kanun var, niye yazıyorsunuz, niye yazıyorsunuz? Yazamazsınız, yazmamalısınız, kanun var zaten.

SALİH CORA (Trabzon) - Var, doğru diyorsunuz.

MURAT EMİR (Ankara) - O zaman niye yazıyorsunuz? Amacınız ne? Hangi ihtiyacı karşılıyorsunuz? Çünkü Anayasa Mahkemesi bir şey söyledi, yanlış işte. Zaten yeteri kadar açık. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nu açın bakın, yeteri kadar açık.

Devam ediyoruz. Mesela, burada diyor ki: "Kişisel veriler yalnızca amacına yönelik aktarılır, işlenebilir..." vesaire. Hepsi tamam. Zaten bu bilgileri toplayan kurumlar yani MİT, Millî Savunma Bakanlığı, kolluk kuvvetleri, mülki amirler zaten veri sorumlusu bulundurmak zorunda değiller mi? Bu sorumlulukları bu kanunla mı ortaya çıkacak? Yanlış.

Devam ediyoruz. Değerlendirme komisyonundan bahsediyorsunuz. Kim bunlar? Kim? Bilmiyoruz. Kim? Kaç kişiler? Görevlerini nasıl biliyorlar? Neye göre çalışacaklar? Bakın, burada her meslekten insanlar var. Mesela akademisyenler var -bende kısa bir süre yaptım- gençlere bir sınav yaparsınız ama cevap anahtarı belirlersiniz yani birinin hakkını yemeyeyim diye, öyledir yani değil mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - Bunun anahtarı kim? Daha garibini söyleyeyim: Şimdi bu resmî teklif. Resmî teklifte yönetmelikten bahsetmiyor ama karşılaştırmalı verilende "Yönetmelikle düzenlenecek." diyor. Şimdi, bu neyin korkaklığı? Yani birincide, o resmî olmayan şeyde "Yönetmelikle düzenlenir." demişsiniz, sonra, buradan yönetmeliği de çıkarmışsınız. Yani keyfîlik var burada. Yasama olarak burada, hem de Komisyon olarak, bu değerlendirme komisyonunun nasıl oluşacağını bilmeden biz böyle bir yetkiyi nasıl verebiliriz idareye? Üstelik bu, işe girme, kamuda görev alma, ifade ve düşünce hürriyeti gibi bir sürü anayasal hakkın düzenlendiği bir şey değil mi? Bunların hepsi aslında normal bir hukuk devletinde olamayacak işler. Hiç yakışmıyor böyle bir teklif, anlatmaya çalıştığım bu. Bir defa şunu açıklığa kavuşturun, yönetmelikle mi düzenleyeceksiniz başka türlü mü?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Lütfen, tamamlayalım.

MURAT EMİR (Ankara) - O zaman, niye çıkardınız? Neyin çekingenliği bu? Artı, yönetmelikle düzenleyecekseniz... Bunu asla ve kata yönetmelikle düzenleyemezsiniz, idareye geniş ve sınırsız yetki tanımak olur.

Devam ediyorum, Sayın Başkanın sabrından dolayı teşekkür ediyorum ve devam ediyorum. Şimdi, bakın, burada yine hızını alamamış bu maddeyi yazanlar, diyor ki: "En geç yedi gün içinde davaya bakmakta olan mahkemeye bildirilir." diyor, idareye talimat veriyor. Olabilir, olabilir çünkü bu bir kanun nihayetinde. Ama durmuyor orada "Mahkemece bu bildirim üzerine altı ay süreyle davanın geri bırakılmasına karar verilir." Bu ne şimdi, bu ne şimdi arkadaşlar? Bir kanunda idari yargı usulünü bir özel durum için değiştiriyoruz. Bu nasıl bir iştir? Bunu nasıl yapabiliriz? Yani Sayın Genel Müdür Yardımcısı da aynı şeyi söyledi, ağzından kaçırdı diye düşünüyorum, diyor ki: "Bekletici sorun yaptık." Bekletici sorun nerede olur? Bir hâkimin gördüğü bir davada Anayasa'ya aykırılık iddiası vardır, Anayasa Mahkemesinin önündeki bir dosyadır dolayısıyla yargı orada durur, durmak zorundadır. Burada hangisi var Allah aşkınıza? Bunun neresi bekletici sorun? Siz bu kanunla nasıl idari yargıya "Altı ay beni bekle." diyorsunuz? Üstelik, siz de yapamayacağınızı bildiğiniz için son paragrafta demiş ki: "Mahkemece işin esasına karar verilinceye kadar (1)'inci fıkranın (a) ve (b) bentleri uyarınca idare tarafından bildirimde bulunulması hâlinde uyuşmazlık ilgili bentler uyarınca sonuçlandırılır." Yani idarenin gecikeceğini de zaten önceden varsaymış. Diyor ki: "Bu idare hemen soruşturma başlatamaz." Başlatsa ne olur? Çifte kavrulmuş soruşturma olur, iki defa soruşturmuş oluyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Ne olur, bence yararlı oluyor.

BAŞKAN LÜTFİ ELVAN - Buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - Niye? Çünkü birinci soruşturmanız hukuki dayanağını kaybetmiş ama aynı işlemi yapıyorsunuz, aynı kişiye yaptırıyorsunuz ve aynı işlemden dolayı bu kişiyi yıllarca mağdur etmişsiniz ve tekrar o kişiyi aynı idari yargının önüne bırakıyorsunuz. Bu açılardan hepsi sakat, siyaseten zaten sakat. Bence bunu Komisyonda doğru dürüst konuşmalıyız, doğru dürüst, kelime kelime değerlendirmeliyiz. Burada çalışalım, acele etmeyelim, doğru dürüst bir yasa çıksın. Elbette ki devlet kendini belli organları açısından korumak zorundadır. Bu hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde hem bizim Anayasa'mızda zaten vardır ama bu değil arkadaşlar. Bu konuda hepinizi duyarlı olmaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim.