KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, sayın Komisyon üyelerimiz, değerli bürokratlar, Meclisimizin ve basınımızın değerli emekçileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, dünya genelinde kabaca son on yıldır, devlet aygıtında yürütmenin özerkleşip öne çıktığı bir eğilim yaşanıyor. Türkiye'de siyasal rejimin otoriter dönüşümü de bu temelde yaşanmakta. 12 Eylülden beri süregelen bu yönelim Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle tavan yapmış durumda. Yürütmenin yanında polis ve istihbarat, rejimin kalbi haline gelmiş durumda aynı zamanda. OHAL sürecinde bu yönelim katmerlenerek sürdü, üstüne üstlük, yargı da yürütmenin kontrolü altına alındı. Sadece Rahip Brunson örneği bunu kanıtlamaya yeter.

Rejimin otoriter karakteri çokça vurgulandı burada fakat merkezileşme boyutunu da özellikle vurgulamak lazım. Bu merkezileşme sürecinde siyasi aktörler bürokrasiye üstün kılındı. Merkezileşmenin odağında 2011 KHK'leriyle yeniden düzenlenen bakanlık örgütlenmesi yer alıyor. Bu süreçte AKP'nin siyasi merkezileşme eğilimi giderek kurumsallaştı.

Parlamento başta olmak üzere, temsili demokrasi kurumlarının, siyasal partilerin önceki dönemlere göre etkinlik ve işlevleri görece zayıfladı. Yürütme organı güçlenmekle kalmadı giderek yasamanın işlevini üstlendi. Bütün kamu yönetimi anlayışımızın geleneksel rolünün yerini işletme yönetimi ideolojisi aldı.

Cumhurbaşkanlığı yönetişim sistemi piyasa odaklı bir sistemdir. Bu sistemi şirket devlet olarak tanımlayabiliriz. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan 2015'te şöyle demişti: "Sizler bir iş adamı gibi bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir." İşte şirket devlet hayata geçirilerek Sayın Cumhurbaşkanının isteği de yerine getirilmiş oldu fakat Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım eğer karşımızda bir şirket yönetimi varsa bu başarısız bir şirkettir. Neden mi? 2013'te 950 milyar dolar olan gayrisafi yurtiçi hasıla 749 milyar dolara indi. Tüm makro göstergelere baktığımızda, Türkiye ekonomisinin son bir yıllık karnesi zayıflarla dolu. Bu kötü karnede geçmişten gelen yapısal sorunlar ve dış konjonktürün etkisi de olsa rejim değişikliğinin yarattığı sorunlar da ekonomideki kötü gidişat açısından belirleyici bir unsur oldu, kurallar bağlayıcı olmaktan çıktı. Başkanlık sistemi denilen sistemle birlikte kuvvetler ayrılığının rafa kaldırıldığını ve kamu bürokrasisinde kuralların bağlayıcı olmaktan çıktığını görüyoruz. Bunun vatandaşa yansıması nasıl oldu? Örneğin, daha dün yaşanan bir olay, İstanbul Çatalca'da -aldığımız bilgilere göre- pazar alışverişi yaparken çıkan tartışmada, Sayın Erdoğan ve AKP'yi eleştiren 63 yaşındaki bir kadın, şikâyet üzerine, misafirliğe gittiği arkadaşının evinde gözaltına alındı. Sabah on birde ilçe başkanımız ve avukatıyla birlikte gidildi. Savcılığa verilen ifadeden sonra vatandaşımız serbest bırakıldı.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, sizden ricamız, bu ülkede herkes Cumhurbaşkanını övmek zorunda değil. Lütfen biraz hoşgörü. Bunu özellikle rica ediyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, 16 Nisan 2017 referandumunun ardından hem devlet hem de Hükûmet Başkanı sıfatıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve 16 Bakandan oluşan yeni Kabineyi açıkladı. Eski sistemde Bakanlar Kurulunda olan yürütmenin ve bakanların yetkilerinin çok büyük bir kısmı da Cumhurbaşkanına aktarıldı. Cumhurbaşkanlığı örgütlenmesinde yetkileri itibarıyla Erdoğan'dan sonra gelen ve sistemin en tepesinde yer alan kurum Cumhurbaşkanı Yardımcılığıdır. Şirketlerde icra kurulu başkanının yetkisi ve rolü ne ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı da benzer yetkilerle donatılmıştır. Bu tanımlamayla beraber, şirket-devlet yönetiminden ne kastettiğim sanırım anlaşılmıştır Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız.

10 Temmuz 2018'den bu yana çıkarılan ve hâlen devam eden bir dizi yeni düzenlemeyle yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminin ana bileşenleri oluşturuldu. Sistem; ofisler, kurullar, başkanlıklar ve bakanlıklardan oluşuyor. Bu yapıların siyasi olduğu kadar idari birçok işlevi de bulunuyor. Bu noktada, yeni sistem, politik karar verme süreçleri açısından önemli muğlaklıklar içeriyor Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız. Politik karar verme süreçleri konusundaki netlik, hukuki, idari ve siyasi sorumluluklar açısından hayati önemdedir. Bu muğlaklığın merkezinde politika kurulları yer alıyor Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız. Anladığımız kadarıyla, önceki sistemde mevcut olan 65 kurul, komite ve konseyin ortadan kaldırılmasıyla oluşturulan ve bizzat Sayın Erdoğan'ın Başkanlık ettiği ve üyelerini doğrudan atadığı 9 kurulun temel işlevi ise yapısal politika önerileri geliştirmek ve icrai raporları incelemektir. Politika yapımında etkin olarak çalışacak bu kurullarda milletvekillerinin yanı sıra, akademi, iş dünyası, kültür, sanat, ekonomi ve benzeri alanlardan çeşitli uzmanlar da yer alabilecektir.

Burada temel sorum şu olacak: Bu 9 politika kurulu ile bakanlıkların ilişkisi nedir Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız? Plan ve Bütçe Komisyonunda birçok oturumda, burada vurgulandı; bakanlıkların sekretaryaya dönüştürüldüğü söylendi. Bu kurullar aracılığıyla bakanlıklar baypas mı ediliyor, yoksa bu kurulların görev ve yetkileri bilinçli olarak muğlak bırakılarak yeni sistemde karar verme süreci açısından iktidara bir politik manevra alanı mı bırakılıyor? Bu kurullar, bir nevi teknokratik zihniyeti yeniden diriltmek değil midir?

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, 4/B özelleştirme çalışanlarının tam 4/B haklarına sahip olması yönündeki taleplerini sizlere iletmek istiyorum.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 5 Aralık 2017 günü, bu konuyla ilgili "Kamuoyumuzda uzun zamandır tartışılan bu meseleyi çözmüş oluyoruz." şeklinde açıklamaları vardı, açıklamalar yapmıştı. Mülga Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Jülide Sarıeroğlu da yine 24 Aralık 2017'de "Daha önceki kadroya geçiş süreçlerinde uygulanan prosedür neyse aynen geçerli olacak. Yeni bir şey koymadık" şeklinde açıklamalar yapmıştı. 4/C'liler için bu açıklamalar umut olmuştu ancak bu söz ve açıklamalara rağmen yapılan haksızlık giderilmedi. 696 sayılı KHK'yle yapılan düzenlemede mevcut 4/B kadrosu içerisinde 4/C'liler için ayrıştırılmış 4/B kadrosu oluşturulduğu görüldü.

Sonuç olarak, normal 4/B değil de 4/B içerisinde 4/C icat edilmiştir. Bu haksızlık giderilmelidir.

4/B'lilerin talepleri şunlardır: Diplomalarına göre unvan verilmesi, ek ödeme oranlarının unvana göre verilmesi, mevcut 4/B haklarının tamamına sahip olmak,

mevcut 4/B kapsamında bulundukları için peşin maaş almak. Bu sorunun giderilmesi konusunda üzerinize düşeni yapmanızı bekliyoruz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız.

Diğer bir konu da şu: Meclisimizin değerli emekçilerinin durumu.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, Meclis personelimiz yetersiz olduğu için mevcut personelimiz çok uzun ve yoğun çalışmak zorunda kalıyor. Meclis emekçilerimiz 2.600 TL ortalama ücret alıyor, bu ücrete yemek ve yol da dâhil. Ayrıca, bu emekçilerimiz yüzde 20'Iik vergi dilimine girerek önemli miktarda vergi veriyorlar. Mecliste memurlarımızın 6-7 liraya yediği yemeği örneğin temizlik işçilerimiz 13-14 liraya yiyorlar. Bu konuda, Meclisimizin bütün yükünü sırtlanan bu değerli emekçilerimize gereken hassasiyetin gösterilerek gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız.

Sözlerimi Değerli Hocamız Oğuz Oyan'ın vergi üzerine yaptığı çalışmasına dayanarak 2020 yılı bütçesinin sınıfsal karakterini ortaya koyarak bitirmek istiyorum. Oğuz Hocamızın yaptığı çalışmaya göre 500 bin kazanan birinin ödediği gelir vergisi kazancının yüzde 19.6'sına tekabül eder iken 148 bin kazanan ücretli gelirinin yüzde 24,5'ini vergi olarak vermektedir. Diğer yandan, ücretlilerin gelirinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı dörtte 1 iken ücretliler toplam gelir vergisinin yarısından fazlasını ödemektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum, son cümlem Sayın Başkanım.

Bütçe üzerine yapacağımız her tartışma bu gerçeği göz önünde bulundurmak zorundadır. Bu ülkenin değeri emekçilerimizi gözeten bir bütçenin yapılacağı günlerin gelmesi dileğiyle 2020 bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum, herkese teşekkür ediyorum.