KOMİSYON KONUŞMASI

NESLİHAN HANCIOĞLU (Samsun) - Sayın Bakan, saygıdeğer bürokratlar, Komisyonumuzun değerli üyeleri; bugün bütçesini ve faaliyetlerini irdelediğimiz Bakanlık tek adam rejiminin ürünü torba bir Bakanlıktır. Tek adam rejiminin felsefesi, paradigması nedir? Her alanda yetkileri, sorumlulukları ve gücü bir torbaya doldurup tek bir merkezden, ortak aklı bir kenara atarak yönetme yaklaşımıdır. Bu Bakanlığa torba bakanlık diyoruz çünkü bu Bakanlık şiddete, istismara, tacize maruz kalan, hayatın her alanında eşitsizliklerle mücadele etmek zorunda olan 41 milyon kadınımıza hizmet sunmakla mükellef. Bu Bakanlığa torba bakanlık diyoruz çünkü emeğiyle, alın teriyle yaşayan, ödediği vergilerle ülke bütçesinin en önemli bir bölümünde pay ve hak sahibi olan işçiler ve üreticilerin her şeyinden bu Bakanlık sorumlu. Bu Bakanlığa torba bakanlık diyoruz çünkü milyonlarca engelli, milyonlarca çocuk, milyonlarca yaşlı, milyonlarca ihtiyaç sahibi yurttaşımız, gazi ve şehit ailelerinin yaşamı bu Bakanlığın belirlediği strateji ve uyguladığı politikalara endeksli. Bütün bir ülkenin kaderini tek bir kişinin aklına, iradesine, insafına terk etmiş bir sisteme de ancak böyle organize edilmiş bir Bakanlık yakışırdı.

Ancak icat edilen sistem o kadar sakat bir sistem ki büyük bir kaos içine girildi. Bunu biz söylemiyoruz, Bakanlığın denetimini yapan Sayıştay söylüyor. Örneğin evde bakım aylığına ilişkin başvuru, değerIendirme, karar, ödemeler, aylığın kesilmesi gibi konularda tam bir keşmekeş yaşanıyor. Neden? Çünkü engelli evde bakım ödemelerinin usul ve esaslarına ilişkin bir mevzuatımız yok. 2016 yılından bu yana yürürlükte böyle bir düzenleme yok. Ne zaman yürürlüğe girecek? Allah kerim. Ya da engelli sağlık raporlarına ilişkin kriterler, bakanlıklar arası veri paylaşımı tam bir kaos içinde. Sağlık Bakanlığı Engelli Sağlık Kurulu Raporu Veri Tabanı ile Bakanlığınızın veri tabanı birbirine entegre değil. Sağlık Bakanlığı veri tabanında kaydı olmayan kişilere Bakanlığınız ödeme yapmaya devam ediyor. Daha da vahimi, 2017 yılından bu yana yapılan gelir testi sonrasında, yersiz ödendiği tespit edilen ve geri alınması kanunen zorunlu olan 675 milyon 285 bin liralık bir para var ve bu alacakların takip ve tahsilinden ilgisiz bir kanuna dayanılarak valilik, kaymakamlık veya il müdürlüğü oluruyla vazgeçiliyor. Devletin hangi alacağından nasıl feragat edeceği 6183 sayılı Kanun'la belirli. Kanun diyor ki: "2018 yılı için alacağın para 20 liradan az ise bu alacaktan feragat edebilirsin." Peki, Bakanlığınız ne yaptı? 675 milyon liralık alacağından feragat etti. Bunun adı kaostur, keşmekeştir, yönetim krizidir. Belki de 5 ayrı bakanlık eliyle yürütülmesi gereken çalışmaların tek bir Bakanlığın sırtına yıkılması büyük bir hatadır, angaryadır ve bence sorunun ana kaynağıdır.

Bakanlığınızdan beklentimiz şudur: Böyle bir yönetim modeli ve Bakanlık yapılanmasıyla sistemin büyük bir çıkmaza girdiğini kabul edip Sayın Cumhurbaşkanını da bu yanlışta daha fazla ısrar etmemesi gerektiği konusunda uyarmanızdır.

Hepinize beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.