KOMİSYON KONUŞMASI

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, sevgili arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Turizm Bakanlığıyla ilgili çok sayıda arkadaşımız konuştu. Ben de şimdi Kültür Bakanlığıyla ilgili kısımları konuşmak istiyorum çünkü gerçekten, İsmail Vekilimin de söylediği gibi, Kültür ve Turizm Bakanlığı birleştiğinde yüzde yarım bütçeyle, vadettikleri hiçbir şeyi gerçekleştiremeyecekleri açıktır. Kültürel zenginlikleri korumak ve yaşatmak maddiyatla olur, bir de inançla ve bilinçle olur. Şimdi, maddiyat yoksa, inanç ve bilinç de yoksa o zaman kültürel varlıkları koruma şansımız da yok.

Öncelikle, Türkiye'de Vakıflar Genel Müdürlüğüne sorduğumuz soruya bir türlü yanıt alamadık. Burada, sizlerin huzurunda Sayın Bakanımıza bir kez daha sormak istiyorum: 15 Temmuzda bir hain darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Şehitlerimiz oldu, gazilerimiz oldu. Şehitlerimizin yakınlarına ve gazilerimizin yakınlarına yardım amaçlı para toplandı. O dönem koşullarında 309 milyon lira para toplanı. O günkü koşullarda bu 100 milyon dolar ediyordu, bugün yaklaşık olarak 600 milyon liraya tekabül ediyor. Şimdi, bu vakfın yeri nerede, adresi nerede, yöneticileri kim? Bu vakfa ayrılan bizim bildiğimiz 309 milyon lira toplanan para var ama vakıf adına yatırılan paranın miktarı 10 milyon lira yani yaklaşık olarak o dönemin parasına göre 300 milyon da ortada yok. Bu konuda biz adresi Ankara olan, telefonu olmayan, yöneticileri belli olmayan ve hiçbir adresine ulaşamadığımız bu vakfı Ankara'da arıyoruz, aramaya devam edeceğiz. Lütfen Sayın Bakan, bu konuda bize yardımcı olun, şu şehit yakınları için toplanan para hak eden insanlara verilsin.

Kültür elçilerimiz var, sanatçılarımız var, yazarlarımız var, çizerlerimiz var, çalışanlarımız var. Bunların yaşadığı sorunları zaten Bakanlık sanırım yakından biliyordur ama ben bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Ortalama çalışma saatleri on sekiz saate kadar çıkan çalışanlar var. Yüzlerce kişinin çalıştığı, 300 kişinin çalıştığı yerde yemekhane yok. Özellikle de son yıllarda yurt içi turne başvurusunda "Sponsorunuzu bulun, sponsorunuzu bulduktan sonra istediğiniz yere gidebilirsiniz." diyorlar. Misafirhaneleri yok, lojmanları yok, kreşleri yok, personel giderleri yok. Kültür Bakanlığı denetimindeki otellerden dahi indirimden yararlanamıyorlar. Daha gülüncü, kendi eserlerini izlemeye gittiklerinde bilet alıp girmek zorundalar. Eğer gerçekten böyle bir adil yaklaşım varsa alkışlarız ama bu da içe sinen bir durum değildir.

Biraz önce Sayın Bekaroğlu da sordu, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Binası hakikaten yılan hikâyesine döndü. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelmeden temeli atılmıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - İlave süre veriyorum.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Bıraktık Adalet Partisi öncesini, on yedi yıllık iktidarı döneminde bunun yapılmama nedenini... Bakanımız da "Bu sorunu çözeceğiz, kangren olmaktan kurtulacağız" dedi. Bir Ankara Milletvekili olarak da bu işin takipçisi olacağım.

Değerli arkadaşlar, yıllardır kamuya ait kütüphanelerde yazarların eserleri okuyuculara veriliyor. Bu bir sosyal yarar, bunda hiçbir problem yok ama bu eserleri yazanların bir sosyal hakkı da var, bu hakkın ödenmesinin devlet tarafından sağlanması gerekir diye düşünüyorum.

Bir de özel kopyalama sistemi Avrupa'da uygulanan bir sistem. Türkiye'de özel kopyalama sisteminden kaynaklı, yüzde 5'i geçmeyecek şekilde kesintiler yapılmış. Bu kesintilerden biriken paranın miktarı 400 milyon lira. Kültür Bakanlığı bütçesinde bu para duruyor. Bu paranın hak sahiplerine iade edilmediği ve onlara geri dönüşü sağlanmadığı açık. Meslek birlikleri vasıtasıyla yapabilirsiniz ya da doğrudan yazara, sanatçıya, senariste bu paraların aktarılmasında fayda var. Bunlar yapılmadığı sürece, gerçekten, ne sanat ne sanatçı ne de kültürel bir zenginliğin ilerlemesi mümkün değildir.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Adalet ve Kalkınma Partisinden bir milletvekili arkadaşımız dedi ki: "Faruk Bildirici ideolojik davrandığı için RTÜK'teki görevinden alınmıştır." Şimdi, Faruk Bildirici'nin yaptığı işe bir bakalım. RTÜK Başkanının haksız yere bir başka yerden yönetim kurulu üyeliğinden para almasını açığa çıkarmış. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmak ideolojik bir yaklaşımsa Faruk Bildirici'yi burada alkışlamak isterim çünkü o tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını savundu. RTÜK Başkanlık koltuğunu işgal eden kişi de bu açıklamadan on beş gün sonra o haksız yere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Bahşi...

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Bitiriyorum Sayın Başkan. İki kez kestiniz sözümü...

BAŞKAN - Şimdi, Sayın Yıldırım, bakın lütfen, iyi niyetimi...

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Ama bakın, ben de iyi niyetle söylüyorum. İki kere gereksiz yere uyarı yapmak maksadıyla sözümü kestiniz.

BAŞKAN - Ama ilave süre verdim size, farkında değilsiniz, ilave süre verdim, diğer arkadaşlar gibi yapmadım size.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Altı dakika konuştum.