KOMİSYON KONUŞMASI

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, torpil yapmış gibi oldun Başkanım bana, herhâlde biz aradan girdik. Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN - Şöyle...

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Grup Başkan Vekili geliyordu zaman zaman sizi ziyarete.

BAŞKAN - Evet.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Evet, sizi ziyarete geldim. Kolay gelsin diyorum, çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Benim, daha doğrusu Komisyonumuzun özel misafirisiniz bugün.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sağ olun, sağ olun, teşekkür ederim.

Bütçe hayırlı olsun, çok hayırlı görmüyoruz ama hayırlı olsun diyeceğiz. Burada bulunan bütün sayın milletvekilleri bu ülke için, bu millet için çaba sarf ediyor, ter akıtıyor, emek veriyor; hakeza, kamuda çalışan bütün yöneticiler, alt-üst çalışanlar da aynı. Yani, esasen hepimiz aynı geminin içindeyiz. Toplumun ve devletin, yürürlükteki mevzuatın bize yüklediği görevler var, rollerimiz var; hepimiz üstlendiğimiz görevleri de bihakkın yapmak için buralardayız.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi kanun koyan yerdir; kanun koymakla birlikte, denetleyen yerdir; bütçeyi yapan, sonra da denetleyen yerdir. Dolayısıyla, böyle olunca, bütçeyi yapan Meclisin, yaptığı bütçenin harcamalarını kör kuruşa kadar denetlemesi çok tabii ve doğaldır. Benim gönlüm arzu eder ki AK PARTİ'nin saygıdeğer milletvekilleri de diğer partilerle aynı yaklaşım ve anlayış içinde olsunlar. Hiç şüphesiz, yürütmeyi destekleyen bir parti olarak toleranslı olmalarını saygıyla, anlayışla karşılarız ama eğriye eğri, doğruya doğru demek, diyebilmek lazım.

Ben gelmeden önce biraz gerilimin yükseldiğine dair bir bilgi de verildi bana. Arkadaşlarımızın bu konudaki refleksleri oldukça haklıdır ama bana ait bir söz vardır, hep söylerim: Siyaset nezaket ve vicdan işidir; siyaset, müzakere ve münakaşanın atbaşı götürülmesi gereken bir yerdir. Muhalefet partilerinin, özelde de Cumhuriyet Halk Partimizin en ağır eleştirileri yapması görevi ve hakkıdır ama bir hakaret varsa biz bunu doğru bulmayız, öyle bir şey olduğunu da zannetmiyorum.

Bu konuyla ilgili ben de kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum, çok uzatmayacağım.

Radyo ve Televizyon Üst Kuruluyla ilgili bir tartışma yaşadı Türkiye. Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesiyle orada her ne kadar partiler tarafından, partilere düşen kontenjan noktasında aday gösterilmiş olsa da oraya giden bütün üyelerin -Sayın Başkan dâhil- RTÜK Kanunu'na uygun, Anayasa'ya uygun hareket etmeleri bir zorunluluk. Bizim kontenjanımızdan giden bir sayın üyenin azalığını, üyeliğini düşüren gerekçe 38'inci maddedeki gerekçedir ve diğerleri. Aynı şekilde, Sayın Başkanın da bu gerekçeyle, bu maddedeki gerekçeyle düşmüş olması gerekir ve biz Sayın Başkanı düşmüş sayıyoruz, RTÜK üyesi saymıyoruz. Yasal mevzuat yönünden şimdilik orada oturuyor, olabilir ama kamu vicdanı bakımından... Eğer biz burada kanun koyan yerin çalışanları ve sorumlularıysak, kanun koyansak kanuna uyulmasını da istemek tabii hakkımız. Nitekim, Sayın Başkan, bizim ve Sayın Genel Başkanın uyarılarından sonra bu hatadan döndü. Faruk Bey de bir daha Meclise gelip basın toplantısı yapmazdı. Yani, Faruk Bey'i düşürüp Sayın Başkanı orada oturtmak vicdana, ahlaka sığmaz; doğru değil. Takdiridir, Meclisin takdiridir, bunları sonra konuşacağız yani çoğunluk partisiyle de konuşacağız ama bu yakışık almamıştır; bunu söylemeye çalışıyorum.

Öte yandan, RTÜK'ü sadece bu dönem için değil, kurulduğu günden beri eleştirmeye kalkarsak sabahlara kadar konuşsak yetmez. Ben hep şunu söylüyorum: İster siyasetçi ister bürokrat, biraz Allah'tan korkmak, biraz vicdan sahibi olmak lazım. Havuz medyasına, yandaş medyaya, teslim alınmış medyaya yönelik toleransların onda 1'i satın alınmamış ve yandaş olmayan medyaya gösterilse bize yeter; bakın, onda 1'i diyorum. Burada bir hakkaniyet yok, bir ölçü yok, bir terazi yok. Yani, bir televizyona, bir gazeteye pat diye ceza verirken, tereddütsüz, çok daha basit, sudan bir şey için cezayı basan ya da yayın yasağı koyan RTÜK'ün çok daha ağır, vahim tabloları serdeden havuz medyasına, yandaş medyaya ya da teslim alınmış medyaya bu kadar tolerans göstermesini şık bulmuyoruz, ahlaki bulmuyoruz. Bu mesele böyle.

Arkadaşlarımız gerekli değerlendirmeyi yapacaklar, onların hakkını da çalmak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hemen toparlayacağım efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, burada 5 siyasi parti var; bu 5 siyasi partinin -görünen tablo bakımından- 2 parti grubu bütçeye daha müspet bir yaklaşım sergilerken 3 siyasi parti grubunun da bütçeye eleştirileri var. Aslında partiye, bizim eleştirilerimize gerek yok; Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı çalışan Sayıştay raporları her şeyi söylüyor ve bu Sayıştay raporlarından da devleti sevk ve idare edenlerin biraz utanması lazım. Evet, bunun yaptırımları noktasında, Parlamentodaki AK PARTİ'nin sayısal çoğunluğuyla Meclis çok işlevsel olamıyor ama Sayıştay raporlarının biraz yüz kızartması lazım. Ancak biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sayısal olarak diğer muhalefet partilerine oranla yoğun bir grup olduğumuzdan, milletvekillerimizin, milletin kör kuruşunun hesabının peşinde, Plan ve Bütçe Komisyonunda rol ve görev alma isteklerinin, diğer 2 muhalefet partimizin buradaki çalışma ve manevra alanını daralttığını görüyoruz. Bu konuda, zaten, bütçe başlamadan diğer 2 siyasi parti grubuyla da biz bu konuda bir istişare yapmış idik. Muhtemelen yarından itibaren diğer bütün partileri -sadece İYİ PARTİ ve HDP'yi de katmıyorum- MHP'nin ve AK PARTİ'nin de buradaki çalışma alanının, zamanının hak ettikleri kadar olabilmesi için bazı tasarruflarda da bulunacağız, arkadaşlarımızla konuşacağız. Muhalefet sadece biz değiliz, milletin hakkını koruyacak olan sadece biz değiliz, buradaki herkestir. Bu yaklaşım içinde olacağımızı da hem İYİ PARTİ'ye hem HDP'ye buradan söylemek istiyorum.

Evet, ben, böyle... Özellikle tekrar altını çizerek şunu söyleyeyim: Kanun koyan yerin üyelerinin, kanunlara uyulmasını istemesinden daha doğal bir şey olamaz; Sayın Başkanla ilgili yüksek tartışmaların sebebinin de bu olduğunu görüyorum, bunu da anlayışla karşılamak lazım diye düşünüyorum.

Teşekkürler.