KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli arkadaşlar; Paris Anlaşması'nı gelişmekte olan bir ülke olarak imzaladık ancak onlarca çağrı ve talebe rağmen Parlamentomuzdan geçirip onaylamadık. Avrupa Birliği ve 186 ülkenin parlamentosu tarafından onaylanmış, tarihin en geniş katılımlı anlaşmasını onaylamayarak Angola, Güney Sudan, Irak, İran, Lübnan, Libya, Yemen gibi ülkelerin yanındaki yerimizi aldık.

Diğer taraftan, Cumhurbaşkanı gitti, Birleşmiş Milletler İklim Eylem Zirvesi'nde şahsi PR'ını yaptı ve eşinin Sıfır Atık Projesi'yle övündü, 2050'ye kadar yapacağınız yeni binalarla sıfır karbonu hedeflediğinizi, sera gazı emisyonunu metro hatlarıyla düşüreceğinizi anlattı ama sera gazı emisyonunu düşürerek küresel sıcaklık artışını yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutmayı hedefleyen Paris Anlaşması'nı ağzına bile almadı.

Sıcaklıklardaki 1,5 ile 2,5 derece arasındaki artış, bitki ve hayvan türlerinin yaklaşık yüzde 20 ila 30'unun yok olması demek. Aşırı doğa olayları, yangınlar, hastalıklar, yok olan türler... Yaklaşan tehlikenin farkında mısınız Sayın Bakan bilemiyorum. İklim krizi; hava, su, toprak krizi demek. İklim krizi, gıda krizi demek. İklim krizi, ekonomik kriz demek. İklim krizi, sağlık krizi demek. Gerçek beka sorunu, küresel iklim krizidir çünkü ölü gezegende gelecek olmaz arkadaşlar.

Ülkemizin ulusal itibarı düşünüldüğünde, Paris Anlaşması'nı bu yıl içinde onaylamazsak Türkiye bundan sonra uluslararası iklim müzakerelerinde etkin bir rol oynayamayacak ve yoluna sadece gözlemci olarak devam etmek zorunda kalacak. Bu konuda ne düşündüğünüzü merak ediyorum.

Sayın Bakan, iklim değişikliğinin bir başka etkisi de kıyı ve deniz alanlarına ilişkin. Birçok ülke bu etkileri azaltmak ve denizel biyolojik çeşitliliğinin korumasını sağlamak için deniz ve kıyı koruma alanları kurmuşlar. Bu doğrultuda biz de Türkiye'nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Ulusal Stratejisi'ni hazırlandık ancak bu stratejik plan yıllardır onay beklemekte. Ne zaman onaylanacak? Bu zamana kadar onaylanmamasının sebebi nedir?

AKP iktidara geldiği günden beridir ülkemizi devasa bir şantiyeye dönüştürdü. Sit alanları yok sayılmakta, yeşil alanlar talan edilmekte, tarihî alanlarda taş ocağı veya maden ocağına "ÇED Olumlu" raporu verilmekte, cennet ülkemizin doğası her geçen gün göz göre göre katledilmekte.

Geçtiğimiz haftalar Cumhurbaşkanı kararnamesiyle dünya mirası listesinde yer alan Göreme'nin koruma statüsü kaldırıldı. Tüm dünya gözünü üzerimize çevirmiş, bir ülkenin sahip olduğu en kıymetli doğal hazinelerinden birini yok etme kararını şaşkınlıkla izliyor.

2004'ten bu yana Maden Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle doğal alanlarda maden arama ve madencilik faaliyetleri kolaylaştırıldı. Ne yazık ki Türkiye genelinde taş ve kum ocakları en güzel ormanlarımıza ve değerli akarsu yataklarımıza kanser gibi yayılmıştır.

Sayın Bakan, çevreyle ilgili hemen hemen tüm sivil toplum kuruluşlarının çağrısına kulak verilmelidir. Yeni başlayacak tüm kömürlü termik santrali projeleri durdurulmalı, mevcut santraller kademeli olarak kapatılmalıdır. Ormansızlaşma ve tarım alanlarının kentleşme, sanayi ve madenciliğe açılmasından kaynaklanan emisyonların önüne geçilmesini sağlayacak politikalar acilen Meclise getirilmelidir, Meclisten geçirilmelidir. Karbon emisyonlarının azaltılması için fosil yakıt kullanımı kademeli olarak azaltılmalı ve hatta sonlandırılmalıdır. 30 büyükşehrin tamamında uygulanması planlanan yerel iklim değişikliği eylem planlarına uyum planları mutlaka dâhil edilmelidir. Türkiye'nin iklim hareketinde etkili olabilmesi, ancak azaltım ve uyum alanında birbirini tamamlayan ulusal ve yerel politikaların eş zamanlı gerçekleştirilmesiyle mümkün olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen konuşmanızı tamamlayınız efendim.

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, Komisyon Sözcüsüyüm, biraz süre verin lütfen, Çevre Komisyonu.

BAŞKAN - Veremem maalesef. Maalesef, herkese eşit muamele etmek durumundayım.

Buyurun lütfen.

MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Bakan, Cumhurbaşkanlığı kararname taslağıyla Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğünün kapatılarak Orman Genel Müdürlüğü altında daire başkanlığı olarak yeniden düzenlenmek istenmesinin sebebini bizzat bugün burada sizden duymak, öğrenmek istiyoruz.

Zira, Türkiye yeryüzündeki en önemli 7 gen merkezinden biridir ve bulunduğu coğrafyanın biyolojik çeşitlilik bakımından en önemli ülkesidir. Burada yapılması gereken, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ve Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı, bünyesinde faaliyet gösteren Doğa Koruma Millî Parklar Genel Müdürlüğünün -her iki kurumun- birleştirilmesi, bir çerçeve doğa koruma yasasının çıkarılmasıdır.

Bir diğer önemli konu ise plastik. Kapitalizm bir madde olsa plastik olurdu herhâlde. Sahile vuran deniz canlılarının midesinden binlerce parça plastik atık çıkıyor. Yağmur sularının yüzde 90'ından fazlasında plastik parçalar tespit ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT BAKAN (İzmir) - Son cümlelerim, bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Evet, lütfen efendim.

MURAT BAKAN (İzmir) - Dünyanın farklı yerlerinden alınan çeşme suyu ve içme suyu örneklerinin ortalama yüzde 90'ında plastik parçacıklar çıkıyor. Marmara, Ege ve Akdeniz'den toplanıp analiz edilen balıkların yüzde 44,3'ünde mikroplastik saptanıyor. Şu an Türkiye plastik atık ithalatında en önemli ülkelerden birisi. Bu çöpler ülkemize geliyor ve bir yerlerde depolanıyor. Nasıl depolanıyor? Geri kazandırılamayan ithal çöplere neler oluyor? Bu sorulara yanıt arıyoruz.

Türkiye son beş yılda ne kadar çöp ithal etti? Bu veriler yoksa, sadece 2019 yılında ne kadar çöp ithal ettik? Yanıtı varsa paylaşmanızı bekliyoruz. Bununla ilgili soru önergeleri verdik, tatmin edici bir yanıt alamadık.

Bir de bununla ilgili bir tebliğ yayınlanmıştı Bakanlığınızca. Sayın Bakanın, Mustafa Varank'ın baskısıyla bu tebliğin geri çekildiği iddia edildi. Bu doğru mudur? Bununla ilgili de soru sordum size soru önergesiyle, cevap alamadım.