KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, bazı gelişmeleri doğal bir süreçmiş gibi takdim etmekle birlikte bunların çok da doğal olmadığını düşünüyoruz. Yani bu sene bir mazereti var Sayın Meclis Başkanın, geçen sene niye vardı, ondan önceki seneler niye vardı? Benim gördüğüm hadise şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve komisyonlarının ağırlığını ve özgün konumunu sürdürmek istemeyen bir yapı var. Maalesef bu nedenle muhalefetin sesi kısılmak isteniyor ve temsil de en alt düzeyde gerçekleştirilmeye çalışılıyor. İleride belki bu süreç böyle devam ederse, hızını burada kesmezsek Meclis başkanlarını veya bakanları temsilen ne bakanların ne Meclis Başkanının ne yardımcılarının gelmediği oturumlar yapmak zorunda kalacaktır bu komisyonlar. Onun için, ilk günden bunu bir kurala bağlamak lazım. Meclis başkanları veya bakanlar programlarını öncelikle Komisyondaki ve Genel Kuruldaki bütçe görüşmelerine göre ayarlamak zorundadır.

Bütçeler her zaman önemli olmuştur. İnsanlık tarihinde demokrasilerin ortaya çıkışıyla, parlamentoların doğuşuyla, anayasal devletlerin kuruluşuyla bağlantılı özgün bir niteliğe sahiptir. Bir bakan, bir meclis başkanı kendi bütçesi görüşülürken bulunmayacak da ondan daha ne önemli şey var ki onu takip ediyor? Böyle bir şey olmaz. O bakımdan, bunun ayrı bir oturumda, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleriyle birlikte, gerekirse kapalı, aramızda değerlendirilmesi ve bir prensibe bağlanması ve belli düzeyden aşağı temsil edildiği takdirde bu Komisyonun o gün, o konuyu konuşmamasına karar verilmesi lazım diye düşünüyorum.

İkinci konu ise, yani bütçe Meclis açısından son derece de önemlidir. Ben öteden beri bilirim, otuz senedir bu Meclisteyim -91 yılından beri- böyle bir dönem hiç görmedim. Sadece TRT'nin olduğu yıllarda bile, 90'lı yıllarda bile tek bir televizyon vardı, TRT çekimini yapardı ve her akşam Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşan her milletvekilinin konuşmasını ağzından ve özet olarak televizyonda verirdi. Televizyon izleyen herkes Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşan milletvekillerinin ne dediğini duyardı. "Halktan toplanacak vergiler hakkında şu milletvekili bunu söylemiş, halktan toplanan vergilerin harcanmasıyla ilgili olarak şu vekilimiz şu sözü söylemiş." diye kahvelerde, köy odalarında konuşulur, tartışılırdı. Şimdi öyle bir döneme geldik ki milletvekillerini susturacaksınız, ne söylediklerini kamuoyuna yansıtmayacaksınız ve bütçe görüşmelerini idarenin propagandasına dönüştüreceksiniz. Hâlbuki dünyada bütçeleme sürecinin ortaya çıkışı idareyi dizginlemek içindir. Halkın temsilcilerinin padişahı, o günkü yönetimi dizginleyen, sınırlayan, halk adına kararın halk temsilcileri tarafından verilmesini sağlayan sürecin sonrasında "bütçe" dediğimiz şey ortaya çıkmıştır "Anayasa" dediğimiz şey ortaya çıkmıştır, demokrasi buradan doğmuştur. Şimdi bu temel mantığı yıkan, tahrip eden, ne doktrinde ne pratikte kabul edilemeyecek bir müzakere usulü olamaz. Ne olacak şimdi bu kameralar? Sayın Paylan'a aynen katılıyorum, ne olacak bu kameralar? İdarenin propagandası için hepsi çekim yapacak ama bütçenin esası idarenin propagandası değil, idarenin sınırlandırılmasıdır, yanlışlarının ortaya dökülmesidir, halka mal edilmesidir, bunu engelleyeceksiniz.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Sizin propagandanız çekiliyor işte.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hayır, çekilmiyor.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Usul konuşuyoruz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Prensip önemli, prensip. Münferit olaylar genel kuralları değiştirmez.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Usul değil mi bunlar?

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şu anda çekilip çekilmemesi de önemli değil.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi burada yapılması gereken şey şudur: Ya kameralar müzakerelerin tamamını çeker veya ilgili bütçe sahipleri konuşmalarını yaptıktan sonra gideceklerse şimdiden dışarı çıkarlar, yalnız TRT hem orayı hem konuşan milletvekillerini çeker. Zaten vermiyorsunuz.