| Komisyon Adı | : | (10 / 242, 349, 392, 394, 397, 401) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Prof. Dr. Atilla Cavkaytar, Prof. Dr. Emine Rüya Özmen, Dr. Arzu Doğanay Bilgi ve TBB Genel Sekreteri Doç. Dr. Birol Ekici'nin yaptıkları sunumlara ilişkin görüşmeler |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 23 .10.2019 |
METİN İLHAN (Kırşehir) - Ben de öncelikle sunumları için teşekkür ediyorum. Atilla Hocam, Emine Hocam ve Arzu Hocama. Mükemmel sunumlar yaptılar. Bu herhâlde 17 ya da 18'inci toplantı. Bu toplantıda da gerçekten akademik olarak mükemmel bilgiler verdiniz. Ya, inşallah, biz bu bilgilerle kalmayalım da bu bilgileri hayata geçirmek önemli çünkü daha önceki sunumlarda da güzel şeyler söylendi, sistematik olarak anlatıldı. Tabii ki ben de tıp doktoruyum, dahiliye uzmanıyım. Tabii, bu anlatımlar sanki böyle tıp öğrencisine anlatılır gibi anlatıldığı için bize çok da yabancı gelmiyor, harika sunumlardı. Az önce, tabii, siz anlattınız, zihinsel engelli kısmında zekâ testini kaç yaşında yapıyorsunuz, yani hangi yaş aralığında yapıyorsunuz, onu sormak istedim.
DR. ARZU DOĞANAY BİLGİ - Okul öncesinde uygulanabilen, bildiğim kadarıyla, bir tane Stanford Binet Zekâ Testimiz var ama standardizasyonun en son ne zaman yapıldığına bir bakmam lazım. Onun dışında okul öncesinde aslında gelişimsel olarak taranması ve gelişimsel yetersizliklerin ortaya konması lazım. Yani zekâdan çok bu çocuğun hangi gelişim alanlarında sorunlarının olduğunun tespitine yönelik gelişim tarama testlerinin yaygınlaşması, sayısının artması gerekiyor.
METİN İLHAN (Kırşehir) - İkincisi de şöyle: Az önce konuştuk, işte, bu işe sadece özel eğitimcilerin değil ya da işte, sınıf öğretmeninin değil herkesin dâhil olduğu, ailelerin de dâhil olduğu bir eğitim sisteminin olduğunu söyledik, hep beraber de buna inandık. Şimdi rehabilitasyon merkezlerinde haftada iki saat bu çocuklara ders veriyorlar. Yani bu çocukların eğitimi için tutup da bunlara özel eğitim mi verilsin, yoksa konuşma terapisi mi yapılsın, yoksa, işte, işitme testleri mi yapılsın, hangisi yapılsın? Bu iki saat zaten kesinlikle yetersiz.
Bir de şunu söylemek istiyorum: Bu ergoterapidir, onun dışında, işte, konuşma terapisi, bunların rehabilitasyon merkezlerine, özel eğitim merkezlerine mutlaka konulması gerekiyor. Yani bunlar özel eğitim kanunlarına göre herhâlde kapsam dışıymış, bunları isteyenler çocuklarına gidip ücretli bir şekilde alabiliyorlarmış. Bu şekilde bir söylem var. Çok doğru bir söylem değil çünkü sonuçta hepimiz bu çocuklar için bir şeyler yapmak istiyoruz. Yani bu iş artık maddi kısmının ikinci planda olduğu bir iş olmalı. Yani Ankara'da konuşma terapisti arıyorsunuz, toplam 3-4 tane yerde konuşma terapisti var. Ona ulaşabilmek ayrı bir dert, çocuğuna o dersi aldırabilmek ayrı bir dert. Onun için, bunun bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor.
Bir de, az önce Çetin Bey de söyledi, rehabilitasyon merkezlerinde 300 öğrenci var, 3 özel eğitim uzmanı var. Tabii, Kırşehir benim zaten memleketim, Komisyonu da ben davet etmiştim, beraber gezdik. Kırşehir yine çoğu yerden çok daha iyi yani diğer yerleri ben düşünemiyorum. 300 öğrenci, 3 özel eğitim mezunu öğretmen tarafından yürütülüyor. Büyük bir kısmı da sertifikalarla yürütülüyor. Yani bunun bir an önce durdurulması lazım. Sertifika ne kadar yeterli olabilir? Çünkü o sertifikaların nasıl verildiğini hepimiz biliyoruz. Yani sonuçta o toplantıya katıldığınız zaman, ne kadar bilgi olursa olsun ya da olmasın o sertifikalar bir şekilde imzalanıp insanların ellerine veriliyor. Yani bunlara mutlaka dikkat etmek gerekiyor. Özellikle bizlere ve akademisyenlere çok iş düşüyor bu konuda.
Bir de, az önce yine konuştuk, üniversitelerde gerçekten artık fizyoterapistler o kadar birikmiş durumda ki bu insanları bir an önce topluma kazandırmak lazım. Yani bu çocuklar üzerinden mi olur, artık bunlara bir şekilde istihdam alanı yarattırmamız lazım çünkü fizyoterapinin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Ve Kırşehir'deki yaptığımız gezilerde de fizyoterapistlerin çok yetersiz olduğunu, bu işi bilmeyen insanların da bu işe soyunduğunu gördük. Çok da doğru değil. Bu işin uzmanı olanlar var, o insanlar mutlaka bu işi yapmalılar.
Bir de belediyeler için bir şey söyleyeceğim. Belediyeler bir an önce standardize edilmeli. Bazı belediyelerde bakıyorsunuz belli şeyler yapılmış, bazı belediyelerde hiçbirinin haberi bile yok, belediye başkanlarının haberi yok. Yani "otizm" diye bir konu var mı "Down sendromu" diye bir konu var mı? Mesela, biz kendi memleketimizde gördük, Başkanımız bir soru sordu ilçe belediye başkanına ve kaymakam beye; kaymakam bey bir ilçemizdeki otizm sayısının 1 olduğunu söyledi. Hâlbuki sadece 3 hastayı ben biliyorum. Yani biraz daha buna hazırlıklı olunması lazım, biraz daha bunun farkındalığının artırılması lazım, yönetimdeki insanların da biraz daha çaba göstermesi lazım.
Bir de istihdam edilen insanlara, özellikle engelli şahıslara bakıldığı zaman genelde kulağı yüzde 20-30 az duyanlar, gözü yüzde 20-30 görmeyenler yani bunlar değil de, ön planda otizmi olan, Down sendromu olan, işte serebral palsili olanlar tercih edilmeli. Yani bunlara bir yüzdelik oran verilmeli çünkü biz rehabilitasyon merkezlerini gezdiğimizde de 20 yaşına gelmiş otizmli, Down sendromlu çocuklar "Biz ne işi yapacağız?" diye bana soruyorlar çünkü beni tanıyorlardı orada ve oturduk onlarla konuştuk, bir istihdam alanı mutlaka yaratılması gerektiğini onlara anlattık.
Siz de bu konuda eğer birtakım şeylere önayak olursanız teşekkür ederim.