| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2214) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 07 .10.2019 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, teşekkür ediyorum.
Şimdi, tarımla devamlı iç içe olduğum için bu sıkıntıları biliyorum, yaşıyorum. Bir dönem de Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Birliğinin Başkanlığını yaptım ben geçmişte. Sayın Bakan Yardımcısına da anlattım arada; şimdi, 2010-2012; dönerseniz geriye, sevgili milletvekilim ve Sayın Bakanım da Orman ve Su İşleri Bakanlığından gelmişler, Veysel Eroğlu'nu çok iyi tanıyorlar, ben de çok iyi tanıyorum, Müsteşarını da çok iyi tanıyorum. Nasıl tanıyorum biliyor musunuz? 2011'de bir tebliğ çıkardık biz ülkeyi düşünerek...
Hocamın da dinlemesini tavsiye ediyorum, telefonu bırakıp dinlersen hocam, çok önemli bir konu.
HASAN KALYONCU (İzmir) - Su ürünlerinin derslerine bakıyorum.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Hocam, bir saniye, dinlerseniz bir şeye geleceğim.
HASAN KALYONCU (İzmir) - Bir şey sordun, ben de cevap verdim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ama dinlerseniz konunun nereden...
HASAN KALYONCU (İzmir) - Tamam, dinliyorum.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bizim milliyetçiliğimizi, ülkücülüğümüzü o zaman tartışırız.
2011 yılında tebliğ çıkardık, Sayın Eroğlu yırtınıyor, Afyon'dan tarım kredilere boyuna yazı yazıyor, patates tohumu bulamıyoruz. Ondan önce de biz sektörü topladık, dedik ki: "Arkadaşlar, bu işe bir neşter vurmamız lazım." Sebebini de söylüyorum: Şimdi, Fransız suyu kullanıyoruz Türk Hava Yollarında ama Fransa'ya bir seyahat yaptık patates sertifikasyon sistemiyle ilgili ve orada aynı masanın başında böyle dinliyoruz, uyur gibi bakıyoruz sözde, geldi biri, anlatıyor bir şeyler; dikkatimi çeken bir konu: Dedi ki: "Biz Avrupa'ya satarken 3 birim hastalıklı satıyoruz." Alırken ise nasıl alıyoruz, söylemedi. Ondan sonra tabii biz de aptal aptal duruyorduk orada, soru-cevap kısmına geçtik "Bir şey sorabilir miyiz?" dedim. Sorduğum soru aynen şöyle: "Alırken nasıl yapıyorsunuz?" 1 birimle, korumaya bakın. Ya, bana 3 birim hastalıklı patates tohumunu satarsanız eğer ben nasıl size 1 birim hastalıklı iade satacağım?" Var mı böyle ticaret? "Aç gözünü İlhami." dedim, döndük ülkeye, tebliğ çıkardık ve benim bir arkadaşım vardı Bakanlıkta, istifa noktasına geldi. Ali Karaca'yı hatırlar mısınız? O zaman Sayın Genel Müdürdü, Ali Karaca Genel Müdürüm Sayın Mehdi Eker'e bir şey vermiş, genelde o zaman Bakanlar Kurulu toplantısında "unutmayınız" yazan bilgi notu verilirdi, Veysel Bey yazmış "Şu patatesi çözün." diye. Arkadaşım istifa noktasına kadar geldi, biz arkasında durduk, şu anda ülkede millî sertifikalı patates tohumu var arkadaşlar. Bizim millîliğimiz budur ve bu bağlamda da bakınız o dönem Amerika Elçiliği de Almanya'dan şeker pancarıyla gelemedi ama üretimi yaptık biz. Derdimiz, dışarıdan gelen ebeveynin direkt çiftçiye satışı değil, bunun, bir şekilde kontrol edilerek, sertifikalandırılarak, karantina içerisinde işleme tabi tutulmasıydı. Şimdi, Nevşehir, Niğde topraklarını kaybettik. Doğru mu? Birçok bölgede patates üretemiyoruz. Bunun sebepleri nedir acaba? Buna bakmamız lazım. Şimdi, biz bu konuda yırtınırken geldiğimiz noktaya bakıyoruz, sorun üstüne sorun yaşıyoruz.
Hiç unutmuyorum Sayın Müsteşara verdiğim cevabı. Tesadüfen Mirmahmutoğlu'nun odasındayım, telefon açtı, dinliyoruz -diğer taraftan Orman ve Su Bakanının Müsteşarı, burada da Tarım Bakanının Müsteşarı- "Bu işi çözün." dedi. Aynen girdim şeye, hatta Mirmahmutoğlu kızardı "Sayın Bakana söylüyorsunuz, bu kanunu değiştirdiğiniz takdirde çıkıyorum ulusal basına, millîliğinizi, yerliliğinizi sorguluyorum" ve tebliğ kaldı, geldiğimiz nokta bu. Birçok sebze tohumu... Çünkü biz ihracat yapıyoruz, May Tohumu biliyorsunuz, duymuşsunuzdur, Bursa'da yerli tohum firması; İsrail engel koyuyor. O zaman Zafer Çağlayan Bakan, Sayın Bakanla bir ekonomi muhabirleri toplantısında görüşüyoruz, İhracat Genel Müdürümüz uçaktaymış, onunla irtibat kurduk, görüştük, pazartesi de makama gittik ve dedik ki: "Bizimle ne yapıyorlarsa biz de aynısını yapacağız." Benden OECD sertifikası istiyordu tohum ihracatı için, Bulgaristan, Romanya'sı, herkes, aklınıza ne geliyorsa ama arkadaşlar biz bir helvacı kâğıdıyla ülkeye tohum sokuyorduk. Biz bunu engelledik ve yüzde 80'i gümrükte kaldı. Bağırdılar çağırdılar, dedik ki: "O zaman TTSM gelen tohumları alsın, OECD ISA sertifikasına baksın." Baktığı zaman yüzde 80'i gümrükte kaldı. Biz bunları ülkemiz için yapıyoruz, ülke tarımı için yapıyoruz.
Sabah da anlattım, hayvan ithalatına bakın yani ülkeye canlı hayvan ithalatı yapıyoruz ve veteriner kontrollerinin düzenlenmesine dair yönelik yönetmeliğe göre ithal edilen canlı hayvanlara yirmi bir gün karantina var. "Yönetmelik" dedik ya, faso fiso. Şimdi, yönetmeliğe göre yirmi bir gün karantina yapılması lazım ama karantinaya uyan yok, kayıt altına alınma yok, küpeleri takıyoruz ve bu, Sayıştay raporunda... Ben söylemiyorum, bunu Sayıştay raporu söylüyor: 2018 yılında ithalatı yapılan damızlık hayvanlardan 33.880 büyükbaş, 834.176 küçükbaş hayvan yirmi bir günlük karantinayı beklemeden ülkeye giriyor. Ondan sonra da asıl piyango başlıyor. Bu ithalatı yapanlardan bir tanesi de Tarım Bakanlığının yan kuruluşu; kim? Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü. Kime bağlı? Sayın Bakana bağlı. 2018'de Romanya'dan ülkeye giriş yapan 13.420 büyükbaş hayvandan tam tamına 1.637 tanesi telef olmuş, evet. Karantina süresi beklenmediği için bunlar ölmüşler. Hiçbir tetkik yapmamışız, inceleme yapmamışız; bu hastalıklı hayvanları ülkeye sokuyoruz, benim yetiştiricimi mahvediyoruz ondan sonra.
Yine, bakın, "TİGEM'deki görev zararı ne olacak?" diyoruz, sabah da söyledim, bir daha söylüyorum: Sayın Bakan çıktı, bizim gözümüze baka baka yalan söyledi, dedi ki: "TİGEM 10 milyon lira kâr etti." dedi. Doğru mu? Duydunuz değil mi? Hatırlarsınız bu rakamı. Sonra ne oldu? Takke düştü, kel göründü; rakam 7,5 milyon zarar.
Şimdi, sabah sulamayla ilgili söylediniz, sulamayla ilgili, pamukla ilgili Sayın Bakanım da söyledi, biz de biliyoruz pamuğun sulayarak kullanıldığını. Sayın Bakanım, Ceylânpınar'da sulama tesisleri yaptınız, kaynakları harcadınız, heba ettiniz diyorum çünkü kullanamıyorsunuz, çalıştıramıyorsunuz. Neden çalıştıramıyorsunuz? Liyakat sahibi insanlar olmadığı için. Sadakatliler geldi... İmamdan, ilahiyattan yetkilileri koyarsanız eğer oralara maalesef yürümez.
Şimdi, bakınız, bir ata tohum muhabbeti çıktı bugünlerde; ya, bizim İbrahim Saraçoğlu'na kalmış. Ben 2012'de savcılığa gittim, suç duyurusunda bulundum İbrahim Saraçoğlu hakkında. Bana ne dedi biliyor musunuz savcı? "Ya, çok muhterem biri." Ama bu muhterem biri bilir misiniz kimyacı ve Avusturya'ya giremiyor. Neden acaba? İki tane ayet okumakla mı bu işleri çözdü? Ben de nereden bu kadar bilgi aldım, biliyor musunuz? Kayınbiraderiyle işi ortak yapmaya başlamışlar, Aspirin ile çamı kaynatmışlar, şaşala koymuşlar, 100 dolara satmışlar. Eski eşi Arzu Hanım medyumdu, kimin medyumu? Bülent Ersoy'un medyumu. Bakınız, bilin, düne kadar rakı çeken İbrahim Saraçoğlu şu anda Cumhurbaşkanına danışmanlık yapıyor, ata tohumculukları... Geldi, TİGEM'de, burada tohumların hepsi karıştı hocam; Sayın Bakanım, tohumların hepsi birbirine girmiş, ata tohumu diye bir şey yok. tohumların hepsini bir yere ekmişler, neyin ne olduğu belli değil, sözde... Ya, kim kime ders veriyor. İşte, aynı şekilde siz kimyacıyı tarımın başına danışman yaparsanız ve işte, "millî" "yerli" deyip de kendi düne kadar aç olan, şu anda sermayesi bilinmeyen, ne olduğu bilinmiyor sermayesinin... Bunları bilin, bunlar böyle net bilgiler. Hepimiz için anne değerlidir, doğru mu? Annesi Burdur...
FATMA AKSAL (Edirne) - Buraya nereden geldik?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Vekilim, hiç kızmaya gerek yok, bunları bilin.
FATMA AKSAL (Edirne) - Saraçoğlu'na nereden geldiniz?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Nereden geldim? Geliyoruz, işimiz...
Bakınız, kime bıraktığımıza örnek veriyorum, sektörü kime bıraktık, sektörü; sektörü kime bırakmışız?
Sayın Vekilim, siz...
FATMA AKSAL (Edirne) - "Dinlemiyorsunuz." diyorsunuz ama konuyu o kadar dağıtıyorsunuz ki...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yok, dağıtmadım. İbrahim Saraçoğlu eğer tarımla ilgili konuşabiliyorsa su ürünlerinde de herhâlde su ürünleri mühendisine gerek olmadığına geleceğim, merak etmeyin!
Bu arkadaşımız annesinin cenazesine kadar gitmeyen... Kayıtları da var arkadaşlar.
AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Kim, hangisi o?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - İbrahim Saraçoğlu.
AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) - Ha, tamam; annesinin cenazesine gitmemiş!
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Diyor ki: "Para göndereyim, defin işlemlerini yapın." diyen bir muhterem şu anda tarımla ilgili ahkâm kesiyor. Bakınız, evet, buna da Sayın Cumhurbaşkanımız, çanak açmış, onu orada danışman olarak oturtuyor. Yazıktır, günahtır. Avusturya'daki bir bilim adamının almış olduğu kitabı gelmiş burada pazarlamaya çalışıyor. Ha, "Ahmet Maranki kim?" derseniz, tütün eksperi, o da aynı şekilde. Evet, gülüyorsunuz ama sayın hukukçum şimdi size geleceğim.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Konuya gelirseniz çok memnun olurum.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Evet, size de geleceğim.
Şimdi, Sayın Bakanım, tohumu müsadere ettiniz, aldınız. Tarım il müdürlüğü ve ilçe müdürlüğü mahkemeye gönderir, valiye göndermez. Yetkiyi valiye veremezsiniz. Bunu maddede yazmıştınız ya "Vali yetkilidir." diye. Vali yetkili değildir orada, olması gereken... Mahkemeler ne yapılacağına karar verir. Mahkemeye yönlendirirsiniz.
BAŞKAN - Mahkeme var orada.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Yargıtay kararı var onunla ilgili.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - "Bu kanunla düzenlenen mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararları vali tarafından yapılabilir."
BAŞKAN - İtirazı var.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Yargıtayın o konuda kararları var, eğer şeyse onu da izah ederiz.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Vallaha ben maddeye bakıyorum, maddedeki şeye göre soruyorum.
Şimdi, o zaman birine analık, birine babalık mı yapılacak? Diğer birimlerde, tohumculuk sektöründe, başka yine Tarım Bakanlığının birimlerinde bunu mahkemeye gönderiyorsunuz, bunu da vali...
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Cevap vereyim mi?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - O zaman biz kanun yapmasını bilmiyoruz işte, süreç çelişkili gidiyor.
BAŞKAN - Evet, İlhami Bey, teşekkür ederim. Cevap versin sana.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bitmedi başkanım daha.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Kabahatler Kanunu'ndaki birçok düzenleme aslında yeni kanuna geçirmemize normal şartlarda gerek yoktu ama Kabahatler Kanunu'yla uyum sağlanmadığı için Yargıtayın bir kararı var, "Bu kanunu içerisindeki hükümleri mahkeme uygulayamaz." diye. Dolayısıyla biz o yüzden idareye geçirdik. Yani Yargıtay kararının gereğince bu işlemi yapıyoruz çünkü öbür türlü, mahkemelere atıf var, karşılaştırabiliriz. "Mahkeme karar verir." denilen yerler için de Yargıtay diyor ki: Mahkeme karar veremez.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - O zaman diğer kanundaki şeyleri değiştirmesi lazım Bakanlığın.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Onunla ilgili farklı bir durum vardır, onunla ilgili yorum yapmayayım. Bu kanunun uygulanabilir hâle getirilmesi için idareye bu yetkileri veriyoruz. Bu yetki verme işlemi de Yargıtayın kararı gereğince oluyor.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Şimdi, ben size bir şey soracağım: Yargıtay A kanuna farklı, B kanuna farklı mı uygulama yapıyor? Aynı bakanlığın şeyini söylüyorum.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Şöyle...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bakınız Sayın Vekilim, aynı bakanlığın uygulamasını söylüyorum.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Önüne gitmemiştir, başka bir düzenleme vardır, orası Kabahatler Kanunu'na dâhil değildir. Dolayısıyla orayı değil de burayı isterseniz ben anlatayım size.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ama ben de size söylüyorum bakın, Tarım Bakanlığının, doğru mu?
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Öbür tarafı bilemem ki yani.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Bakan Yardımcım, siz hangi Bakanlıktan geldiniz?
BAŞKAN - Ormandan.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Aynı Tarım Bakanlığının şeyini tartışıyoruz burada. Bu dediğim de Tarım Bakanlığının diğer bir seksiyonunun karşılaştığı sorun.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Şimdi, onun detaylarını bilmiyoruz.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - İşte, bak ben bildiğim için size söylüyorum.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Hayır, siz de bilmiyorsunuz yani.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ben çok iyi biliyorum.
Bak, tohumla ilgili konuşuyorum dedim.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Tamam da tohumun uygulaması, yaptırımı Kabahatler Kanunu'na mı dâhil, Ceza Kanunu'na mı dâhil? O zaman biliyorsanız söyleyin, ben de bir yorum yapayım yani.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Değerli arkadaşım, ben Kabahatler Kanunu'nu söyleyeyim: Arabanın içi özel mülk müdür?
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Ya, ne alakası var?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Geleceğim. Kabahatler Kanunu'nda özel mülktür, özel mülkte siz sigaraya ceza kesiyorsunuz bugünlerde.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Ben Su Ürünleri Kanunu'yla ilgili kısma ceza vereyim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Kabahatler Kanunu'nu bana anlatıyorsunuz ama ben de size diyorum ki: Kabahatler Kanunu'nda şu anda özel mülk araba içerisinde...
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Sizin uzmanlığınız neydi, hukuk muydu; ben bilemedim. Sizin uzmanlığınız neydi?
ZAFER IŞIK (Bursa) - Kamusal alanda dolaşan bir özel mülk, şey gibi düşünme.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ya, Sayın Vekilim, yapmayın, anlayış işte bu, bakış açısı bu.
İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) - Sizin uzmanlığınız hukuk mu? Yani ben şimdi kimle tartışıyorum, ben anlayayım da.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Anlamak istediğiniz gibi yorumluyorsunuz.
BAŞKAN - Karşılıklı konuşmaktan ziyade...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Vekilim, bir farklılık olmaz. kanunlar her şey için geçerlidir.
İkinci bir konu da, Kabahatler Kanunu diyorsunuz, adama biz şu anda Cumhurbaşkanımız söyledi diye arabası içerisinde özel mülkü, kendi şahsına ait olan mülkün içerisinde polisler kalkıp ceza kesiyor, böyle bir şey olamaz, bu da aykırılık.
ZAFER IŞIK (Bursa) - Yıllar önce çıkan kanun var.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Çok açık okursanız. Arabanın içi benim kendi arabam, sizin arabanız değil.
ZAFER IŞIK (Bursa) - Kamusal alanda kullanıyor.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Kamusal alanda nerede dolaşıyor, yapmayın sayın vekilim.