| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | On Birinci Kalkınma Planının (2019-2023) Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi (3/777) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 15 .07.2019 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, değerli bürokratlar, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye'de planlamanın geçmişi çok eskidir. Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren planlı çalışmalar yapılmıştır ve kalkınma planları hazırlanmıştır. Daha 1930'lu yıllarda 2 adet beşer yıllık sanayi planları hazırlanmıştır ve bu dönem Türk tarihinin ilk başarılı sanayileşme hamlesi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, 1963 sonrasında, planlı kalkınma dönemi başlamış ve bu dönemde de 11 plan hazırlanmıştır. Bu planlarla ilgili çok yoğun çalışmalar yapılmıştır. Bir taraftan kamuda görev alan bürokratlar ve kamu görevlileri, diğer tarafta da özel sektörün birikimlerinden, deneyimlerinden ve katılımından yararlanmak suretiyle bu planlar Türkiye'nin geleceğini dokumaya çalışmıştır.
Son 3 plan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde hazırlanmıştır ve önceki planlarda olduğu gibi bu planda da büyük çabalar harcanmıştır. Ama öyle zannediyorum ki -Sayın Paylan'a katılıyorum- özellikle şu anda görüşmekte olduğumuz On Birinci Plan nedeniyle bürokratlarımızın ve ilgililerin çalışmaları öncekilerden çok daha yoğun olmuştur diye düşünüyorum. "Neden?" diyecek olursanız, önceki plandaki çalışmalara ilave olarak, değerli bürokratlarımızın ve kamu görevlilerimizin bu plan üzerinde farklı bir ikinci mesai yaptıklarını düşünüyorum. "Nedir bu farklı ikinci mesai?" derseniz, yaşanan ekonomik sorunları hissettirecek tek bir kelime kullanılmaması için siyaset yani Hükûmet, değerli bürokratlarımıza ve kamu görevlilerimize talimatlarını öylesine sıkı vermiş ki durum tespitiyle ilgili bölümü tekrar tekrar okudum ve gerçekten, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu yansıtmamak için özel çaba harcandığı açık ve nettir.
Değerli arkadaşlar, "plan" dediğiniz şey samimi bir baza dayanır. Siz tespitlerinizi samimi yapmazsanız, politik çıkar mülahazalarıyla birtakım verileri gizlerseniz, olan durumu saklamaya çalışırsanız, negatif şeylere hep pozitif kılıflar icat ederseniz, daha bu planın dayanağı zayıftır, zayıf bir dayanak üzerinden gelecekle ilgili beş yılı planlayamazsınız. Ama böyle ikinci bir mesai harcatmak suretiyle değerli kamu görevlilerimizi çok fazla yormuş oldukları ve Sayın Paylan'ın belirttiği gibi, çok mesai harcamış oldukları da anlaşılmaktadır.
Hükûmet bir kere kendi getirdiği plana inanmamaktadır, işin en garip ve vahim tarafı da budur. Planın birinci yılı 2019. 2019-2023 arasındaki beş yılı kapsayan bir plan ve biz 2019'un ikinci yarısına girmiş vaziyetteyiz. Nasıl oluyor da 2019'u planlıyorsunuz yılın yarısından sonra? Plana saygısı olan, "Bu plan benim önümdeki beş yılı diğer mevzuatla birlikte belirleyecektir." diyen bir Hükûmetin, yılın ortasında bir plan getirmesi mümkün değildir arkadaşlar, olmaz böyle bir şey. Bütçe Meclisten geçti, hâlbuki bütçenin plana uyması lazım. Yıllık program yayınlandı, 2019 Yıllık Programı, onun da plana uygun olması lazım. Yani işleri tamamen tersine sararak ve plana uyması gereken metinleri plandan önce yayınlamak suretiyle, yürürlüğe sokmak suretiyle bu Hükûmet, kendi Meclise getirdiği On Birinci Plan'a inanmadığını açık, net bir şekilde ilan etmiştir. Olmaz böyle bir şey. Planın uygulanmasıyla ilgili kanun var, bu kanunun 3'üncü maddesi var, Anayasa'nın 166'ncı maddesi var. Tüm bunlar, hem Anayasa hem ilgili yürürlükteki kanun diyor ki: Komisyonlara gelen yasa teklifleri dahi plana uymadığı takdirde o komisyonun o yasa teklifini ele almaması gerekir. Onlarca yasa geçmiştir Meclisten, bunların hiçbiri -ortada plan olmadığı için- önümüzdeki döneme uygun mu, değil mi tartışılmamıştır bile. O hâlde, bu niteliğiyle, bu özelliğiyle bu planın 2019 için ne değeri var? Anayasa'ya aykırı, planın uygulanmasıyla ilgili kanuna aykırı ve işi tersten sayan bir planlama anlayışıyla gelmişiz burada biz bunu tartışıyoruz. Buna aslında "beş yıllık plan" demek yerine artık "dört yıllık plan" demek lazım. Eskiden de buna benzer gecikmeler olurdu, zaman zaman olmuştur ve o yıl hep "geçiş dönemi" diye anılmıştır plan, sonraki yıldan itibaren hazırlanmıştır ama burada yılın ortasını tutuyorsunuz, plan yılı olarak kabul ediyorsunuz. Bu, planlama mantığına aykırıdır.
Bunun da ötesinde, durum tespitiyle ilgili samimiyet yok bu planda arkadaşlar yani bir kere samimi olması lazım. Durumu samimi, içten bir şekilde belirleyeceksiniz, onun üzerine planı inşa edeceksiniz. Geçmiş plan dönemi, 2014-2018 dönemi anlatılıyor ve ben satır satır okuyorum; aman, harika bir dönem yaşamışız, her şey güllük gülistanlık, Hükûmetimiz büyük çabalar harcamış, işsizler hâlinden memnun, "Mutfakta yangın var." diye bağıranlar hâlinden memnun, yatırımcı memnun, çiftçi memnun, emekli, memur, işçi, öğrenciler, hepsi hayatından memnun, Türkiye uçuyor. Böyle bir talimatı verirsiniz bürokrasiye... Bu metni yazmak için gerçekten çok çaba harcadıklarını zannediyorum. Böyle bir şey olmaz değerli arkadaşlar. "Kriz" kelimesi var mı diye baktım, inceledim, 3-4 yerde "kriz" geçiyor. Ne diye geçiyor biliyor musunuz? "2008'deki ulusal finans krizi" diye geçiyor. Yahu bir kere siz ülke ekonomisini 2009'da bir krize soktunuz, şimdi ikinci krizi yaşıyoruz. O günden bugüne kadar Türkiye'ye ikinci krizi yaşattınız. Şu anda dünyada kriz yok ki, kriz sadece Türkiye'de var. İki dönemdir ekonomi küçülüyor, iki çeyrektir ekonomi küçülüyor. Sanayi üretim endeksi on aydır bir önceki yılın aynı ayına göre eksi yazıyor. Tarihimizin en yüksek işsizlik oranlarından birini yaşıyoruz, yüzde 15'e vurmuş. Bunu görmemezlikten gelerek, işsizin derdini hissetmeyerek, ülkede işsizlik sorunu olmadığını varsayan bir planın plan olarak görülmesi, düşünülmesi, kabul edilmesi ve ona göre bir netice alınabileceğini düşünmek mümkün değildir. Enflasyon fırlamış. Enflasyon rakamlarıyla oynadığınız da açık. Aslında bütün ekonomik göstergelerle oynuyorsunuz, bütün. Ekonomik sorunları çözemeyen Hükûmet bir çözüm yolu bulmuş. Nedir o çözüm yolu? Ekonomik göstergeleri ayarlayacaksınız. Sizin göreviniz ekonomik göstergeleri ayarlamak değil, bırakacaksınız özgürce -o rakamları kimler hazırlıyorsa- görevlileri; sizin göreviniz planlarınızı düzgünce yapmak, programlarınızı düzgünce yapmak, ekonomi politikalarınızı da düzgünce uygulamak ve de ekonomik sorunları aşmak, Türkiye'yi dış risklere karşı dayanıklı hâle getirmek, sizin göreviniz bu. Hiçbirini yapmıyorsunuz, ekonomiyi rant ekonomisine çevirmişsiniz, her tarafta yağma, israf, lüks almış başını gidiyor, bu ekonomi yönetimiyle de çöküyor ekonomi. Ekonomi çökerken Hükûmet "Her taraf güllük gülistanlık, hiçbir sorunumuz yok." diye bir plan getiriyor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu değerli Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleriyle alay ediyor bu şekliyle ve Genel Kurulda da tüm üyelerle ve tüm milletle alay ediyor. Ülkeyle alay ederek plan hazırlanmaz değerli arkadaşlar. Allah aşkına, yani iktidardaki arkadaşlara söylüyorum, Hükûmetin partisindeki milletvekili arkadaşlarıma söylüyorum; şu planın durum tespitiyle ilgili yani 2014-2018 arasındaki dönemi anlatan bölümünü bir okuyun, fazla değil, 5 sayfa. Ya biz başka bir dünyada yaşıyoruz ya bu Hükûmet başka bir dünyada yaşıyor. Biz bu dünyada yaşadığımıza göre Hükûmetin başka bir dünyada yaşadığı kesin ama hangi dünyada yaşadığınızı bize bir anlatın. Bana kalırsa bu planı çekeceksiniz, geri götüreceksiniz; bu Meclise doğru, düzgün, samimi hazırladığınız plana saygı duyduğunuzu gösterecek bir metinle tekrar getirin. Bunun görüşülecek tarafı yok değerli arkadaşlar.
Rakamlara bakıyorum, hayretler... Bilmem "Gayrisafi yurt içi hasıla 1 trilyon 80 milyar dolar olacak." Hani "2 trilyon dolar olacak." diyordunuz? Ne zaman söylediniz bunu? 2013 yılında Onuncu Plan'ı hazırlarken bunu söylediniz. Onuncu Plan'a baktığınızda 2023'te gayrisafi yurt içi hasılanın yani millî gelirin 2 trilyon dolar olacağını söylediniz, beş yıl önce. Şimdi beş yıl sonra diyorsunuz ki: "Hayır, bu 1 trilyon dolar olacak." Ve bunu da Sayın Cumhurbaşkanı "2023 hedeflerimiz." diye açıkladı. Ne oldu, Sayın Cumhurbaşkanının açıkladığı 2023 hedefleri ne oldu, çamura mı battı, bunu bir izah edin. Bakın, bu 1 trilyon 80 milyar dolar dediğiniz rakam 2013'teki gayrisafi yurt içi hasıla rakamına eşit neredeyse, o da 1 trilyon dolar civarında. Yani beş yıl önce gerçekleşmiş rakamı siz beş yıl sonrasının hedefi olarak buraya getiriyorsunuz, yazık değil mi bu ülkenin on yılına ya?
Yani bunu buraya getirirken insan bir bakar. Herhâlde Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız nasıl yazacaklarıyla ilgili talimatı verdi, siyaseten gözden geçirmemiş. Bir de mesai harcasanız da şunu okusanız olmaz mı? Hiçbir şeyi okumadığınızı, ciddiye almadığınızı biliyorum. Nereden biliyorum? Ne zaman bir yazılı soru önergesi verdiysem Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısından cevap geliyor: "Falan kitabın falan sayfasına bakınız." Değerli arkadaşlar, bu, Meclise hakarettir, Hükûmetin milletvekillerine hakarettir. Yazılı soru önergelerine öyle cevap verilmez Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı. Ne sorduysak oturacaksınız, iki memuru görevlendireceksiniz, düzgünce bir şey yazacak. Biz kitaptaki rakamları istemiyoruz, bakışınızı istiyoruz; niye, nasıl olduğunu istiyoruz. Yatırım cetvelindeki rakamların olduğu sayfayı gösteriyor. Aynı ciddiyetsizlik planda da var değerli arkadaşlar, böyle plan olmaz.
Bakın, bir başka şey var. 2013 yılında Onuncu Plan hazırlanırken ne denmiş biliyor musunuz? "2023 yılında gayrisafi yurt içi hasıla 1 trilyon 285,5 milyar dolar olacak." denmiş. Yani bir önceki planda yer alan, 2018 yılına ait hedef gösterilen rakam neredeyse 220 milyar dolar daha düşük şimdi, 2018 hedefinin gerisinde kalıyorsunuz ya.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Sayın Bakanım, revize edildiyse bunun sıkıntısı ne?
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Revize edildi. Sıkıntısı var, sıkıntısı var; nereden nereye geldiğinizi gösteriyor.
(Oturum Başkanlığına Kâtip Şirin Ünal geçti)
BAŞKAN - Sayın Çelebi, lütfen müdahale etmeyin.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sen de konuş, kesme sözümü!
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - "Sen" deme, kendi önüne bak! Bak ben sana "siz" diyorum. Böyle bir şey olmaz!
BAŞKAN - Sayın Çelebi, lütfen...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Konuşma! Kesme!
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Siz de talimat verir gibi yapmayın!
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Alışmışsın, alışmışsın!
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Ne yani böyle talimat verir gibi "Şunu yap, böyle yap." Bu doğru bir şey değil!
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Doğru bir şey!
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Bu doğru bir şey değil!
BAŞKAN - Sayın Çelebi, lütfen...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Meclisle dalga geçeceksin doğru bir şey olacak da kelimeleri mi ayıklamaya çalışıyorsun?
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Bakın, siz bir Cumhurbaşkanına veya bir hükûmete "Bunu böyle yapın..." Bu doğru bir şey değil. Bakın, demin konuşmacılar da söyledi.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Doğru, biz de plan yaptık, biz de plan yaptık.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Şunu yapabilirsiniz, şunu edebilirsiniz ama böyle talimat verir gibi, kendinizi başka bir yere sokup da... Bu doğru bir şey değil yani.
BAŞKAN - Sayın Çelebi...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Çok doğru bir şey! Asıl senin araya girmen doğru bir şey değil.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - "Sen" değil, "siz" diyeceksin!
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - "Siz" demiyorum, "sen" diyorum, araya girene "siz" denmez, "sen" denir. Biri araya girerse "sen" denir.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Ben de sana söylüyorum, o zaman sen talimat veremezsin!
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Veririm.
Verdim, düzelt bakayım o zaman.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Bu bizim On Birinci Kalkınma Planı'mız...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ben de size On Birinci Kalkınma Planı'ndaki encamınızı gösteriyorum, perişanlığınızı gösteriyorum.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - Bunu daha nazik yapabilirsiniz ama bu cümleler...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Nasıl konuşacağımı senden öğrenmeyeceğim.
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) - O zaman benden öğrenmiyorsan, kendi öğrendiğine...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Başka bir daha var: Bakın "2023 yılında kişi başına millî gelir 12.484 dolar olacak." diyor. 2023 yılında.
Değerli arkadaşlar, 2013 yılında zaten kişi başına millî gelir 12.480 dolar olmuş aynı sizin yazdığınız gibi. 2013 yılında gerçekleşen rakamı tutmuşsunuz 2023 hedefi yapmışsınız. On sene sonrayı, on sene öncenin gerçekleşen rakamıyla hedef hâline getiriyorsunuz. Türkiye'yi ne hâle getirdiğiniz belli buradan. Ne hâle gelmiş bu memleket sizin elinizde ya! Ciddiyet yok, samimiyet yok, araştırma yok, çalışma yok. Böyle bir şey olmaz!
DURMUŞ YILMAZ (Ankara) - DPT'yi darmadağın ettiniz.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 2013 yılı kişi başına millî geliri söylüyorum.
CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) - 2013'e de AK PARTİ getirdi.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Nasıl getirdiğini söyleyeyim.
Bakın, değerli arkadaşlar, nasıl getirdiğini söyleyeyim: Hep 2002'yle kıyaslanıyor değil mi? 3.500 dolardı kişi başına gelir. Hâlbuki 2000 yılına baktığınız zaman 4.500 dolara yakındır kişi başına gelir. Bir depremden, bir de 2001'den kriz vardır, özel olarak seçiliyor; o 3.500'ü değil, 4.500'ü baz almak lazım, madde bir.
İkincisi, 2008'de hesaplama yöntemini değiştirdiniz, geriye doğru işletmediniz. 2016 yılında millî gelir ve büyüme hesaplarını değiştirdiniz, 2010'dan geriye işletmediniz; sadece 2016'da hesaplama yöntemini değiştirmenizden dolayı 2010'a kadarki yıllık büyüme oranına yüzde 2.72 ilave yaptınız.
BAŞKAN - Sayın Şener, son iki dakikanız.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O ilaveleri çıkardığınız zaman hâliniz perişandır. Bu ülkenin nasıl mahvolduğu, nasıl perişan olduğu rakamlardan bellidir, gelişmelerden bellidir, hedeflerinizden bellidir ve maalesef, bunları söylediğimiz zaman da rahatsız oluyorsunuz. Uyanmadığınız için, uyanasınız diye sert söylüyoruz, yoksa sevgimizde bir eksiklik yok yani hepiniz kardeşimizsiniz, bu ülkenin yurttaşısınız, bu ülkenin hükûmetisiniz, siz iyi yapacaksınız ki biz de rahat edelim, millet de rahat etsin, milletin rahatını kaçırdığınız için uyarmaya çalışıyorum.
Bakın, kişi başına millî gelir hani 25 bin dolar olacaktı, dediğim gibi 25 bin dolar olmasından vazgeçtiler ve sonunda 2013'ün rakamını hedef olarak koydular.
Yine, aynı şekilde işsizlik oranı arkadaşlar. İşsizlik ya, işsizlik! Daha önce hedef olarak yüzde 7,2 olacak demişsiniz 2018'de, 2013 yılındaki yüzde 18 hedefinin de gerisine düşerek 9,9 hâline getirmişsiniz, şimdi 2023'ün 5 olacağını söylüyorsunuz.
"İhracat 500 milyar dolar olacak." diyorsunuz, 2013 yılında Onuncu Kalkınma Planı'nda, şimdi "2023 yılında 226 milyar dolar olacak." diyorsunuz.
Bir şey söyleyeyim mi? Onuncu Kalkınma Planı'nda "2018 yılında 277 milyar dolar olacak." yazıyor ihracat. Yani 2018 için öngördüğünüz ihracat miktarından daha düşük bir ihracat miktarını, hatta 50 milyar dolar daha düşük bir ihracat miktarını 2023 hedefi olarak koyuyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Şener, tamamlayın lütfen, süre bitti.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu bir plan değil Sayın Başkan. Bu plan müzakere edilecek bir metin de değil.
Onun için, önerim şudur: Bu planı Hükûmet geri çeksin, tekrar çalışıp gelsin, nasıl olsa 2019 gitti.
Teşekkür ediyorum.
Sağ olun.