KOMİSYON KONUŞMASI

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu yasa teklifinin geliş şekliyle ilgili eleştiriler oldu ama ben de bir kere daha katkı koymak istiyorum. Sabah öğrendim, bu kanunun satır aralarında ne olduğunu anlayabilmek için hukukçularla falan görüş alışverişinde bulunmanız gerekiyor, bu şekliyle geldi. Sanki böyle, yangından mal kaçırırcasına, bu kadar kısa sürede, kırk sekiz saati bile beklemeden bunun getirilmesi kaygı uyandırdı, sektörde de kaygı uyandırdı. Tabii, sabahki görüşmelerin içinde yoktum, hızla bütün sektör temsilcileriyle, ticaret odaları başkanlarıyla, aynı zamanda da derneklerle, birliklerle telefon görüşmesi yaptım, hiçbirinin haberi yok. Sanıyorum şöyle bir açıklama yapılmış: "Sektörle oturuldu, bu kanun teklifi üzerinde çalışıldı." denilmiş fakat sadece geçmiş aylarda istişare edilmiş. Yani "Öyle olursa iyi olur, böyle olursa iyi olur." gibi bugün sabah yaptığım görüşmede... Ege Bölgesi'nden de var, Akdeniz Bölgesi'nden Antalya'dan da var, İstanbul'dan da var, hatta TYD'nin Başkanı da burada. Hoş geldiniz siz de. Bilmiyorum, nasıl yetiştiniz çünkü sabah belli oldu bugün Komisyona geleceği; yıldırım hızıyla da gelmişsiniz, sağ olun.

Birincisi: Ajans gerekli "fon" diyebilirsiniz adına, "ajans" diyebilirsiniz. Yıllarca tanıtımla ilgili bir bütçenin oluşturulması zaten hep gündemdeydi, sektörde gündemdeydi fakat bir türlü bu oluşturulamamıştı. Sonuç itibarıyla, temsilcilerin seçiliş şekliyle ilgili de birtakım görüşlerimiz vardı bizim geçmişte de fakat bugün geldiği şekliyle baktığımız zaman -biraz önce milletvekili arkadaşlarımız da söyledi- burada aslında sektör temsil edilmiyor. Ben bir örnek vermek istiyorum "DEİK" diye bir kurumumuz vardı, tamamen sivil toplum örgütlerinin ya da odaların temsilcileri DEİK'teydi, bir gecede DEİK kapatıldı -Dış Ekonomik İlişkiler Kurulundan bahsediyorum- ve sonra başkanının bakan tarafından ataması söz konusuydu, birilerini işaret edip orada yönetim kurulu oluşturuldu. Şu anda ben etkinliğini tartışırım ama konumuz bu değil.

İkincisi: Kalkınma ajansları var Türkiye'de. Kalkınma ajanslarında belediye başkanları, kentin valisi, aynı zamanda ticaret ve sanayi odaları vardı, aynı zamanda da eğer varsa il genel meclisi başkanları da orada temsilciydi. Şimdi, birincisi, belediyeler; turizmin bütün yükünü kaldıran belediyelerdir. Belediyeler oradaki bütün atıkları toplarlar, altyapısını yaparlar, yolları bozulduysa yollarını yaparlar -biraz önce söylendi- susuz kalırlarsa su yetiştirirler, çöplerini toplarlar. Örneğin Antalya'da 2 milyon nüfus var, 16 milyon turist geliyor Antalya'ya, 16 milyon turist Antalya'da konaklıyor, yiyor, içiyor, otelinden de dışarı çıkmıyor. Onları içeriye yani kent merkezlerine alacak bir yöntemin geliştirilmesi gerekiyor, belki bu kanun teklifinde ona bile yer verilmesi gerekiyordu.

Bu arada tabii, sektörün haberi yok, aynı zamanda, basının da haberi yok, basına da haber verilmemiş. Sanıyorum sadece Anadolu Ajansı var burada. Daha sonra haber alıp buraya geliyorlar, aynı bizim gibi, milletvekiliyiz...

BAŞKAN - Gökan Bey yüzünden çok hızlı toplandık.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bilemiyorum. Yani yarına da kalabilirdi, biz de kalırdık yarına.

Onun için, özellikle burada bunu ifade etmek istiyorum, belediyelerin mutlaka bir temsilcisinin olması gerekir. Ticaret odaları, eğer birleşikse ticaret ve sanayi odalarının birer temsilcisinin olması gerekir. Sebep şu: Ticaret odalarında komiteler vardır, acenteler de var, yatırımcılar da var, esnaf da var. Kalkınma ajanslarında bu dikkate alınıyor da niye Turizm Tanıtım Ajansında bu dikkate alınmıyor, ana sorulardan bir tanesi bu. Dâhil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bir de buna değineceğim, ondan sonra sanıyorum siz söz alacaksınız. 1980'li yılların sonunda, 1990'lı yıllarda bir otel yatırımı üç dört yıl içinde kendini amorti ediyordu; şimdi otel yatırımlarının kendini amorti etme süresi on beş on yedi senelere çıktı, on beş on yedi senede de oteller eskir, o yüzden de renovasyona gitmeleri gerekir. Gelir elde edemedikleri için de oteller yenilemeye falan gitmiyor. Şimdi, direkt cirodan yüzde 1 alınması da son derece adaletsizdir. Yüzde 1 büyük bir rakamdır, devletin kurumlarının verilerine göre otellerin ortalama kârları yüzde 4'tür. Yani siz "Kârının -eğer kâr ederse- yüzde 25'ini ben bu fona alıyorum." diyorsunuz ama ona söz hakkı da tanımıyorsunuz. Peki, nereden anlıyoruz ona söz hakkı tanınmadığını? İcra kurulu burada aktif olarak çalışır, yönetim kurulu temsilîdir, icra kurulu yoğun çalışacaktır, oradaki üyelerin içinden, seçilen üyelerin içinden bakan atamasıyla icra kuruluna isim verilecek. İki bakan temsilcisi yani devletin temsilcisi, kalan üç üye olarak da bakanın sevdiği isimlerin seçilmesi burada temsilde adaleti sağlamıyor maalesef.

Bu katkıları koymak istedim, teşekkür ederim söz verdiğiniz için.