| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Cumhuriyeti ile Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Arasındaki Ticaretin Geliştirilmesi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/1600) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 15 .05.2019 |
AHMET HALUK KOÇ (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Ben ufak bir yan değerlendirme yapmak istedim.
1950 sonrası Amerika Birleşik Devletleri ile Latin Amerika ülkelerinin amansız mücadeleleriyle geçti. Amerika Birleşik Devletleri kendi arka bahçesi olarak gördüğü güney kıtayı hep kendine bağlı olan yönetimlerle yönetmek istedi, bugün de aynı politikası devam ediyor; bu, küçüklü büyüklü bütün Latin Amerika ülkelerini kapsıyor. Ben şunu söylemek istiyorum, burada arkadaşlarımızdan bir tanesi söyledi, hangisiydi unuttum: "Biz ne Maduro'cuyuz, ne Guaido'cuyuz, şucuyuz bucuyuz." Biz Latin Amerika tarihine baktığımız zaman -ülke ayırt etmeden söylüyorum- Allende'den başlayan, Peron'la gelen, daha sonra Lula da Silva'yla Brezilya'da devam eden, daha son dönemde Morales'le, Michelle'yle devam eden, hem Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi ülkelerine karşı politikalarını engelleyen ama kendi ülkelerinde de demokrasiyi koruyan, kendi halkını koruyan, medyasıyla, yargısıyla bir diktatörlük oluşturmayan, baskı oluşturmayan bir sürü Latin Amerika liderine tanıklık etti dünya. Şimdi, Venezuela'ya geldiğimiz zaman, Venezuela'da çizgi saptı biraz. Yani Amerika Birleşik Devletlerinin güdümünde, isteğinde bir yönetim oluşturmak hiç kimsenin içine sinmiyor, benim kendi siyasi görüşümün bugüne uzantısı bakımından da asla sinmiyor, antiemperyalist bir tavır içerisinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela halkının kaderine etki etmesini benim görüşüm kabul etmiyor, mümkün değil ama yani Maduro'nun yönettiği, demin verdiğim liderler çerçevesinde değerlendirecek olursak kendi ülkesinde yargısını, medyasını allak bullak ederek bir başka diktatörlük oluşturmasını da Amerika'ya karşıyım diye kabul etmek mümkün değil diğer örnekleri gördüğümüzde. Ya bu bir kenara koyacağımız bir tablo. Sonuçta Venezuela halkı umarım kendi kaderini kendi tayin edecek olgunluk ve şartlara ulaşır ve bunu gerçekleştirir.
Bu anlaşmaya gelince, Sayın Çeviköz'ün ve Çakırözer'in söylediği noktalara ben de katılıyorum. Ulusal çıkarlarımız tabii ki ön planda, ticarette de ön planda ama burada Venezuela'yla bu kapsamda bir ilişkiye geçmemiz, her ne kadar görünen kısmı var altın ticaretinin, görünmeyen kısmı var, petrol ticaretinin, ambargo, ambargo dışı seviyesi söz konusu olacak. Sıfır gümrüğe tabi olan birtakım ithal kalemlerinin yurt içindeki üreticiye olan olumsuz etkisi, tarım ürünleri ve hayvancılık bakımından bunlar etkili olabilecek. Bütün bunları da birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. Geniş kapsamlı, telekonferansla yapılan bir şey. Venezuela'ya acil yardım şeyi uzatıyoruz. Bence çok dikkatli olunması gereken bir nokta diye değerlendirmek istiyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.